KPSS 2014 KPSS TERCiHLERi BAŞVURULARI SINAV TARiHi SORULARI 2014 kpss,kpss 2014,2014 kpss başvuruları,kpss soruları,2014 kpss sonuçları,kpss sınavı,kpss başvuru formları,kpss başvuru formu
Bulmaca Sözlüğü n
- N -
Nabız atışlarını kaydeden alet.: SFİGMOGRAF
Naiplik.: NİYABET
Nakitler,paralar. : NUKUT
Nalıncı çivisi. : KABARA
Namaz. : SALAT
Namazda ayakta durma.:KIYAM
Namazlar.: SALAVAT
Namlusu ince, sivri ve hafifçe eğik uzun İspanyol bıçağı. Keskin İspanyol bıçağı. : NAVAHARİ : NAVAJA
Namlusu genellikle yivli,kısa ve hafif bir tüfek.: KARABİNA
Namlusu kısa,kurşun atan bir çeşit küçük tüfek.: FİLİNTA
Namuslu,iffetli kadın.: AFİFE
Namuslu,iffetli. Temiz.: SİLİ
Namuslu.: DAVER
Napoli balıkçılarının söylediği halk türküleri.: NAPOLİTEN
Napoli mafyasına verilen ad. : CAMORRA
Napolyon döneminde Fransada ve Avrupada yaygın olan yapı,mobilya ve giyim biçemi.: AMPİR
Nar çiçeği rengi.: VERMİYON
Nar çiçeği renginde bir süs taşı. : GRENA
Nar,erik,kızılcık gibi yemişlerden yapılan pekmez. : NARDENK
Nargile ile içilen bir tütün cinsi. : TÖMBEKİ
Nargileyi kolayca içmeyi sağlayan ve nargileye takılan hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru.: MARPUÇ
Narin,nazenin. : YEPELEK
Nasıl,niçin.: NİTE
Nazım Hikmetin Akşam gazetesine yazdığı yazılarda kullandığı takma ad.: ORHAN SELİM
Nazım Hikmetin soyadı. : RAN
Nazi hücum kıtası. :SA
Nazi partisinin askeri polis örgütünü simgeleyen harfler. : SS
Negatif uç. : KATOT
Neonun simgesi. : NE
Nepal ve Tibette silah olarak kullanılan ağır pala.: KUKRİ
Nesne,şey. : NEN
Nesnel. : AFAKİ
Neşeli olmak. : ŞETARET
Neşeli,hareketli,sokulgan.: CİVELEK
Neyzen Tevfikin bir şiir kitabı. : HİÇ
Nezle. : NEVAZİL= İNGİN = DUMAĞI
Nijerya para birimi. : NAİRA
Nikaragua plakası. : NİC
Nilüfer cinsinden bir çok bitkiye verilen genel ad.: LOTUS
Nişasta,süt ve su karışımının önce pişirilmesi,buz dolabında katılaşmasından sonra ceviz büyüklüğünde kesilip şeker ve gül suyu içinde üzerine fıstık serpilerek sunulan bir tatlı türü.: SU MUHALLEBİSİ
Nişasta,şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tür tatlı.: PELTE
Nişasta.: KET
Nişastanın sindirilmesine yarayan,tükürükte bulunan bir enzim.: PTİYALİN
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren enzim. : AMİLAZ
Nitelik,özellik,ölçü.: UZANIM
Niteliksiz odun kömürü.: MARSIK
Nitrik asidin halk arasındaki adı. : KEZZAP
Noel Baba olduğuna inanılan efsanevi aziz.: AYANİKOLA
Noel yortusu. : NATİVİTAS
Nohut,patates,tahin ve soğanla yapılan bir tür meze.: TOPİK
Nohutla yapılan bir yemek. : FALAFEL
Nokta ve çizgilerden oluşan bir alfabe kullanan telgraf sistemi.:MORS
Noktalar. : NUKAT
Normal olarak yalnızca şizofrenlerde,düş görenlerde ve dinsel coşkuyla kendinden geçen kişilerde görülen ruh durumuna benzer etkiler yaratan maddelerin ortak adı,psikomimetik.:HALÜSİNOJEN
Norveç,İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında buzulların oluşturdukları dik yamaçlı,derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez.:FİYORT
Norveçte kent. : STAVANGER
Notada bir sesin yarım ton inceltildiğini gösteren işaret.:DİYEZ
Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması.:SOLFEJ
Noter. : KATİBİADİL
nuca bağlanmamış.:MUALLAK
Nurdan varlık.:MELEK
Nuri Bilge Ceylanın bir filmi.:KASABA: MAYIS SIKINTISI: UZAK
Nüans. : ANAT
Nükleer bir bombanın veya merminin gücünü ölçmeye yarayan birim.:MEGATON
Nükleer birleşme. : FÜZYON
Nükleer bölünme. : FİZYON
Nyobyumun simgesi. : NB
Devamını Oku
Nabız atışlarını kaydeden alet.: SFİGMOGRAF
Naiplik.: NİYABET
Nakitler,paralar. : NUKUT
Nalıncı çivisi. : KABARA
Namaz. : SALAT
Namazda ayakta durma.:KIYAM
Namazlar.: SALAVAT
Namlusu ince, sivri ve hafifçe eğik uzun İspanyol bıçağı. Keskin İspanyol bıçağı. : NAVAHARİ : NAVAJA
Namlusu genellikle yivli,kısa ve hafif bir tüfek.: KARABİNA
Namlusu kısa,kurşun atan bir çeşit küçük tüfek.: FİLİNTA
Namuslu,iffetli kadın.: AFİFE
Namuslu,iffetli. Temiz.: SİLİ
Namuslu.: DAVER
Napoli balıkçılarının söylediği halk türküleri.: NAPOLİTEN
Napoli mafyasına verilen ad. : CAMORRA
Napolyon döneminde Fransada ve Avrupada yaygın olan yapı,mobilya ve giyim biçemi.: AMPİR
Nar çiçeği rengi.: VERMİYON
Nar çiçeği renginde bir süs taşı. : GRENA
Nar,erik,kızılcık gibi yemişlerden yapılan pekmez. : NARDENK
Nargile ile içilen bir tütün cinsi. : TÖMBEKİ
Nargileyi kolayca içmeyi sağlayan ve nargileye takılan hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru.: MARPUÇ
Narin,nazenin. : YEPELEK
Nasıl,niçin.: NİTE
Nazım Hikmetin Akşam gazetesine yazdığı yazılarda kullandığı takma ad.: ORHAN SELİM
Nazım Hikmetin soyadı. : RAN
Nazi hücum kıtası. :SA
Nazi partisinin askeri polis örgütünü simgeleyen harfler. : SS
Negatif uç. : KATOT
Neonun simgesi. : NE
Nepal ve Tibette silah olarak kullanılan ağır pala.: KUKRİ
Nesne,şey. : NEN
Nesnel. : AFAKİ
Neşeli olmak. : ŞETARET
Neşeli,hareketli,sokulgan.: CİVELEK
Neyzen Tevfikin bir şiir kitabı. : HİÇ
Nezle. : NEVAZİL= İNGİN = DUMAĞI
Nijerya para birimi. : NAİRA
Nikaragua plakası. : NİC
Nilüfer cinsinden bir çok bitkiye verilen genel ad.: LOTUS
Nişasta,süt ve su karışımının önce pişirilmesi,buz dolabında katılaşmasından sonra ceviz büyüklüğünde kesilip şeker ve gül suyu içinde üzerine fıstık serpilerek sunulan bir tatlı türü.: SU MUHALLEBİSİ
Nişasta,şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tür tatlı.: PELTE
Nişasta.: KET
Nişastanın sindirilmesine yarayan,tükürükte bulunan bir enzim.: PTİYALİN
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren enzim. : AMİLAZ
Nitelik,özellik,ölçü.: UZANIM
Niteliksiz odun kömürü.: MARSIK
Nitrik asidin halk arasındaki adı. : KEZZAP
Noel Baba olduğuna inanılan efsanevi aziz.: AYANİKOLA
Noel yortusu. : NATİVİTAS
Nohut,patates,tahin ve soğanla yapılan bir tür meze.: TOPİK
Nohutla yapılan bir yemek. : FALAFEL
Nokta ve çizgilerden oluşan bir alfabe kullanan telgraf sistemi.:MORS
Noktalar. : NUKAT
Normal olarak yalnızca şizofrenlerde,düş görenlerde ve dinsel coşkuyla kendinden geçen kişilerde görülen ruh durumuna benzer etkiler yaratan maddelerin ortak adı,psikomimetik.:HALÜSİNOJEN
Norveç,İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında buzulların oluşturdukları dik yamaçlı,derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez.:FİYORT
Norveçte kent. : STAVANGER
Notada bir sesin yarım ton inceltildiğini gösteren işaret.:DİYEZ
Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması.:SOLFEJ
Noter. : KATİBİADİL
nuca bağlanmamış.:MUALLAK
Nurdan varlık.:MELEK
Nuri Bilge Ceylanın bir filmi.:KASABA: MAYIS SIKINTISI: UZAK
Nüans. : ANAT
Nükleer bir bombanın veya merminin gücünü ölçmeye yarayan birim.:MEGATON
Nükleer birleşme. : FÜZYON
Nükleer bölünme. : FİZYON
Nyobyumun simgesi. : NB
Bulmaca Sözlüğü m
-M-
Maaş,aylık. : RATİBE
Macar göçebesi.: ÇİGAN
Macun.: KİT
Madagaskar plakası. : RM
Madagaskarda yaşayan bir cins maymun. : VARİ = AKUMBE
Madagaskarın başkenti. : TANANARİVA
Maden bilimi.:MİNERALOJİ
Maden eşya üzerine vurulan bir cins cila.:EMAY
Maden fırını. : KÜRE
Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen antiseptik bir hidrokarbon.: NAFTALİN
Maden külçelerinin eritilip arındırılması. : KAL
Maden ocağında kazı yerini ilerleme yönünden sınırlayan yüzey. Kazı yerleri. : ARIN
Maden parlaklığı verilmiş deri veya kumaş.,simli kumaş. : LAME
Maden pisliği,balmumu. : RİM
Maden posası. : CÜRUF
Maden yada kağıt para üzerindeki kafa resmi. : EFİJİ
Maden yeri.: ERGENE
Madeni para.: SİKKE
Madeni paranın resimli yüzü. : TURA
Madenleri sıvılaştırma,ergitme. : İZABE
Madenlerle birleşince tuz verebilen elementlere verilen ad. : HALOJEN
Madridde bulunan,dünyanın en ünlü müzelerinden biri.:PRADO
Mafyada suskunluk yasası.:OMERTA
Mağara.: KEHF
Mağaraları inceleyen bilim dalı. : SPELEOLOJİ
Mahkeme davetiyesi.: CELP
Makam,kat,özel yer.: ORUN
Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatmak işi. : TİRAMOL
Makarna üretiminde kullanılan bir buğday türü.: DURUM
Makedonyada yaşayan etnik bir grup. : TORBEŞLER
Makedonyanın başkenti.:ÜSKÜP ( SKOPJE )
Maki de denilen bir maymun cinsi. : LEMUR
Makine yağı. : GRES
Makinede yapılan işleme,dikiş. : PİKO
Maksim Gorkinin bir romanı. : FOMA
Mal değişimi,trampa.:TROK
Mal olarak verilen. : AYNİ
Mal,mallar. : EMTİA
Malak. : BALAK
Malavi para birimi. : KIVACA
Malaya dilinde delirme. : AMOK
Maldivlerin başkenti.:MALE
Malezyanın başkenti.:KUALA LUMPUR
Malezyanın para birimi. : RİNGGİT
Malın satış değeri. : RAYİÇ
Mali plakası.: RMM
Malinin başkenti. : BAMAKO
Malta humması.: KALAAZAR
Maltalıların altı düz,pruva tarafında bir direği olan,küçük teknelerine verilen ad.:SİPARONER
Manavadharmaşastra diye de adlandırılan Hindu yasalarının en önemli metnine verilen ad. : MANU SMRİTİ
Manda bağırması.:BÖĞÜRME
Manda pastırması. / Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek: KAKAÇ
Manda yavrusu. : MALAK
Mangal. : KORLUK
Manganezin simgesi. : MN
Manisadaki Ağlayan Kayanın o olduğuna inanılan, doğurganlığıyla ünlü Frigya Kraliçesi. : NİOBE
Manisadaki Spil Dağı Milli Parkında bir yayla.: ATALAN
Mankafa , sersem.: SEME
Mantar bilimi. : MİKOLOJİ
Mantar enzim karışımı. : SAMA
Mantar meşesi.Mantar katmanı çok gelişen bir tür meşe.:SEZÜ
Mantar.:MİKOZ
Mantık. : ESEME
Mantıkta önerilerinin biri veya her ikisi kanıtıyla ileri sürülen tasım. : EPİKEREM
Mantıkta ve felsefede küçük önerme.:MİNÖR
Mantıkta,birbirine bağlı iki önermeden sonraki.: SONURTU
Marangozların dört köşe delik açmakta kullandıkları alet.: ECENE
Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan,kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal.: KİNİŞ
Maranta adlı kamıştan elde edilen ve bebek maması yapılan un. : ARAROT
Mardin ilinde yaşayan Hıristiyan Nasturilere verilen ad. : ASURİLER
Mardinin geleneksel sokaklarındaki kemerli geçitlere verilen ad.: ABBARA
Marksist terminolojide , proletaryanın sınıf bilincinden yoksun alt tabakasına verilen ad. : LUMPEN
Marksist terminolojide,dünyayı dönüştürmeyi amaçlayan etkinliklerin tümü.:PRAKSİS
Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde yer alan Yıldız dağlarının eski adı.:ISTRANCA
Marmara denizinde turistik bir ada. : AVŞA
Martıya benzer bir deniz kuşu. : FULMAR
Masaj aktiviteli havuzlu banyo,sağlık havuzu. : JAKUZİ
Masif. : SOM
Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi. : DOMİNO
Mason.: FARMASON
Matbaacılıkta sürtme yoluyla kağıt veya düzgün bir yüzeye aktarılan grafik karakteri. : LETRASET
Matematiğin sayıları,bunların arasındaki bağıntıları ve işlemleri konu alan dalı.:ARİTMETİK
Matematik. : RİYAZİYE
Matematikte çizgilerle ilgili olan.:LİNEER
Matematikte,aynı cinsten onluk bir küme.:DESTE
Matematikte,bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru.:TEĞET
Matematikte,herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.:ASKAT
Matematikte,karmaşık geometrik şekillerin ortak adı. : FAKTAL
Matematikte,türevi bilinmeyen fonksiyon.:İNTEGRAL
Maun da denilen bir ağaç. : AKAJU
Mavi hareli ela göz. :ÇAKIR
Mavi ile yeşil arası bir renk.:CAM GÖBEĞİ
Mavi kantaron,peygamber çiçeği.:BELEMİR
Mavi peri kuşu.:İRENA
Mavi renkli değerli bir taş. : FİRUZE
Mavi. : MAİ
Mavimsi beyaz renkte parlak yüzlü bir maden veya bu madenden yapılmış eşya.:ÇİNKO
Mavimsi bir göz rengi.:ÇAKIR
Mavimtırak esmer renkte katı bir element.:İYOT
Maya. :FERMENT
Mayakovskinin başını çektiği eski Sovyet edebiyat grubu. : LEF
Mayakovskinin sevgilisi.: LİLİBRİK
Mayalanma. : FERMANTASYON
Mayalanmış pirincin süzülüp arındırılmasıyla yapılan alkollü Japon içkisi.: SAKE
Mayalarda yağmur tanrısı. : CHAC
Mayalı hamurdan,içine çeşitli katkılar konarak hazırlanan bir tür kokulu çörek.:NOKUL
Mayasız hamurdan yapılan,peynirli veya peynirsiz pide,yufka.:KATLAMA
Maydanozgillerden 20-60 cm boyunda bir bitki,kara kimyon.:KİŞNİŞ
Maydanozgillerden bir bitki ve bunun kokulu tohumu.:ÇEMEN
Maydanozgillerden bir bitki.:REZENE : NARDİN
Maydanozgillerden uyuşturucu ve zehirli bir bitki.:BALDIRAN
Maydanozgillerden,hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan bir bitki.:ANASON
Maydanozgillerden,ince yapraklı,bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki.: DEREOTU
Maydanozgillerden,kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:KEREVİZ
Maymun türü. : LANGUR
Maymunlar dahil memeliler takımı. : PRİMAT
Mecazen beceriksiz,başarısız,dikkate alınmayan.: TATARAĞASI
Mecazen serserilerin,külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.Kaba konuşma.: ARGO
Meclis,toplantı.:NADİ
Mehter müziğinde yer alan ve iki değnekle vurularak çalınan davul, bir tür kös. :NAKKARE
Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile dişliler arasına yerleştirilen parça.Bilyalı yatak.:RULMAN
Mekanik. : MİHANİKİ
Mekansız. : LAMEKAN : BİMEKAN
Mekke ve Medinede oturan ileri gelenlere dağıtılmak üzere törenle gönderilen parayı taşıyan topluluk. : SÜRRE ALAYI
Mekkede kutsal tepe.:MERVE
Mekkenin kuzeydoğusunda Hz Muhammedin Allahtan ilk buyruğu aldığı dağ.: HİRA
Mekkeye giden yollarda hacıların ihrama geldikleri noktalar. : NİKAT
Meksikada mısır unuyla yapılan ekmeğe verilen ad. : TORTİLLA
Meksikada yabani olarak yetişen bir ağacın yapraklarından çıkarılan bitkisel lif.:TAMPİKO
Meksikada yetişen ve tohumlarından elde edilen yağı kozmetik sanayinde kullanılan bir bitki. : JOJOBA
Meksikaya özgü bir tür mısır ekmeği.:TAKO
Meksikaya özgü sert bir içki.:TEKİLA
Meksikaya özgü,bir tür mısır ekmeği.: TAKO
Meleke.: YETİ
Melez bir koyun cinsi.:DAĞLIÇ
Melez,kırma. : METİS : AZMA: KIRIK
Melodi. : EZGİ
Melun ,kovulmuş,lanetlenmiş,istenmeyen. : LAİN
Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç. : TİRLE
Meme emen çocuk. : REDİ
Meme. : EMCEK
Memleket. : SILA
Memur maaş,derece ve miktarını gösteren cetvel.:BAREM
Menteşe. : REZE
Menzil,amaç. : EREK
Mercan köşk.: ŞİLE
Mercimekten az büyük ,buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç,melengiç.: ÇİTLEMBİK
Merdiven basamağı. : AYAKÇAK
Merdiven biçiminde çıkıntıları olan kubbe.:MUKARNAS
Merdiven parmaklığı. : TRABZAN
Merkez. :ÖZEK
Merkür.Güneşe en yakın gezegen. : UTARİT
Mermi olarak çakıl taşı atan bir tür top.:ÇAKALOZ
Mermilerin namlu içinde veya dışındaki hareketlerini inceleyen bilim dalı.:BALİSTİK
Mersin ağacının nohut büyüklüğünde ve morumsu siyah renkli meyvesi. :HAMBELES
Mersin balığı türü. : ÇIĞA
Mersindeki antik bir kent.:URA
Mersinin Çamlıyayla ilçesinin eski adı.:NAMRUN
Mersinin Silifke ilçesinde antik bir kent.:OLBA
Mesir macununu bulan ve bunun dağıtımıyla ilgili törenler düzenleyen 16.yy Türk mutasavvıfı ve hekimi. : MERKEZ EFENDİ
Mesleğini sadece kazanç için kullanan kimse.: BEZİRGAN
Meslek,uzmanlık. : KARİYER
Meşe palamudu. : PELİT
Meşime,son. : ETENE
Meşin keskisi. TEBER :
Meşin torba.:DAĞARCIK
Meşinden yapılan döşek, sofra örtüsü. : NAT
Meşru olmayan çocuk.:ANSIZ
Metal büyük tepsi.:SİNİ
Metal çubuk ve borulara diş açan aygıt.: PAFTA
Metal paranın resimli yanı.:TURA
Metal parlatma aracı. : MISKALA
Metal saplama. : PİM
Metal yada tahta üzerine kazıldıktan sonra basılan resim.:ESTAMP
Metal,toprak gibi şeylerden yapılmış,ağzı açık,kulplu,bardağa benzeyen küçük kap.:MAŞRAPA
Metalleri birleştirmede kullanılan,kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı.:LEHİM
Metrekare de 1 kandelaya eşdeğer ışıltı birimi. : NİT
Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi. : ANGSTRÖM
Mevlevi dervişlerinin ney,nısfiye gibi çalgılar eşliğinde,kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin.: SEMA
Meydan korkusu. : AGORAFOBİ
Meyhane. : HARABAT: HANUT
Meyve koparmak için ucuna üçlü yada dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık.:LALE
Meyve kurusu. : KAK
Meyve posası. : CİBRE
Meyve salkımlarına verilen ad.:UNKUD
Meyve sebze satmak için yapılmış eğreti dükkan.:SALAŞ
Meyve şekeri,früktoz.:LEVÜLOZ
Meyve ve böceklerle beslenen ötücü bir kuş.:KARATAVUK
Mezar anıt taşı.:BALBAL
Mezar,gömüt.:KABİR : SİN
Mezar,kabir. : MERKAT
Mezar. : SİN
Mezhebini gizleme. : TAKİYE
Mezopotamya tanrısı Enkiye verilen bir ad.:EA
Mezopotamyada gök tanrısı.:ANU
Mezopotamyada kullanılan eski bir hacim ölçüsü.: NEF
Mezuniyet plakası. : BRÖVE
Mıknatıs.:DEMİRKAPAN
Mısır Güneş Tanrısı : . ATON
Mısır hava tanrısı.: ŞU: SHU
Mısır inanışında gök tanrısı. : NUT
Mısır mitolojisinde ölülerin koruyucusu olan tanrı. : OSİRİS
Mısır tanrısı. : SETH
Mısır turnası.:İBİS
Mısır unu yemeği. : MAMALİKA
Mısır unuyla yapılan yağlı bir yemek. : KAÇAMAK
Mısır ve Suriyedeki geleneksel konutlarda sofa benzeri mekan. : KAA
Mısır. : KOKOROZ : LAZUT
Mısırda eski Mısırlılar çağından kalma kadın başlı aslan vücutlu heykel.:SFENKS
Mısırda ölüler tanrısı. : ANUBİS
Mısırın plakası. : ET
Mısırlıların ölüler ülkesine verdikleri ad.:İALU
Mızmız,sevimsiz. : SİNAMEKİ
Mızrak. : CIDA
Mızrap,çalgıç. : PENA: TEZENE
Mihrace.: MAHARANİ
Miken kralı. : ORESTES
Mikrobik hastalıklar.:İNTANİYE
Mikrobiyoloji.:BAKTERİYOLOJİ
Mikropla oluşan,mikroplu. : İNTANİ
Mikroptan ileri gelen hastalık.:İNTAN
Milas ovasında bir dağ.:SODRA
Milasın eski adı. : MYLASA
Milli yada mahalli konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik eseri. : RAPSODİ
Milliyetçi ve terörist,1929da kurulan Hırvat derneği.:USTAŞA
Mimarlığın şehir düzeni ile uğraşan kolu. Şehircilik.: URBANİZM
Mimarlıkta sahın anlamında kullanılan sözcük.:NEF
Miras,bırakıt. : TEREKE
Mirasçılar arasında mirası paylaştıran ve yetimlerin hakkını koruyup idare eden şeriat memuru.:KASSAM
Mis keçisine benzer bir hayvan. : LERCİ
Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu.:MADİK
Miskin,aptal,mıymıntı. : SÜMSÜK
Misvak ağacı. : ERKE
Mitoloji. : ESATİR
Mobilya kasası.: BAZA
Mobilya koruyucu madde.:VERNİK
Mobilyacılıkta dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan,dış etkenlere dayanıklı plastik bir malzeme. : LAMİNAT
Mobilyaların ve otomobil koltuklarının kaplanmasında kullanılan döşemelik bir kumaş cinsi.: ALKANTARA
Modacılıkta ve dekorasyonda kullanılan,deri taklidi sentetik malzeme.:SKAY
Modern mantık.:LOJİSTİK
Modern Yunanca. : ELENİKA
Moğolistanın başkenti.: ULANBATOR
Moğollarda vergi toplamakla görevli devlet memuru.:AVAN
Molibdenin simgesi. : MO
Monist.:TEKÇİ
Mora çalan kırmızı renk. : BORDO.: GALİBARDA
Mora dönük canlı kırmızı renk:. RUBİ
Mora yarımadasını Yunanistandan ayıran boğaz.: KORENT
Moral gerçeği ve değerleri reddeden bir öğreti.Her türlü siyasal düzeni inkar eden ve toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş. : NİHİLİZM
Moritanyanın para birimi. : UGİYA
Motif. : ÖRGE
Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.: BALATA
Motorlu araçlarda sarsıntıyı en aza indirmeye yarayan düzen. :AMORTİSÖR
Motorlu kara taşıtlarında direksiyon ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk. : ROT
Motorlu taşıtlarda yedek olarak bulundurulan tekerlek. : STEPNE
Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet.:JİKLE
Motorlu tulumba : MOTOPOMP
Motorsuz büyük tekne. : MAVNA
Mozambikin başkenti. : MAPUTO
Mozartın,Türk müziğinden esinlenerek bestelediği ilk operası.:ZAİDE
Mucizeler. Bacakların yere basan bölümü. : AYAT
Muğla ilinde antik bir Likya kenti. : TLOS
Muğlada koy. : KATRANCI
Muğlanın Köyceğiz ilçesine bağlı Dalyan köyü yakınlarındaki antik kent.:KAUNOS
Muhasebeci,sayman.:AMAREGİR
Mum.: ŞEM
Muma batırılmış fitil.:ŞAMA
Mumlu boya ile yapılmış aziz resimlerine Hıristiyanların verdikleri ad.: İKON
Mumun hammaddesi.:PARAFİN
Musanın gönderdiği 12 kaşiften biri. : KALEB
Musevi din adamı. : HAHAM
Musluksuz su borusu.: LÜLE
Musul bölgesinde yaygın bulunan,Tanrının iyiliği,şeytanın kötülüğü temsil ettiğine,Tanrı ile Şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir İslam mezhebi.:YEZİDİ
Mutfakta bulaşık teknesi. : EVİYE
Mutlaka.:LACEREM
Mutlu,dileğine ulaşmış.:BERHÜDAR
Mücevher.:CEVAHİR
Mühendis cetveli.: TE
Müjde,iyi haber.:BEŞARET
Müjde.: SAVA
Mükemmel. : OFLAS
Münazara.:CEDEL
Mürekkep balığından elde edilen koyu siyah boyaya ve bu boya ile yapılan resimlere verilen ad./ Mürekkep balığı. : SEPYA
Mürekkep hokkalarına konan ham ipek. : LİKA
Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kağıt üzerine serpilen çok ince ve renkli kum. : RIH
Müridin tarikata girerken Şeyhe verdiği söz./Ant. : AHİT
Müslüman egemenliği altındaki Doğu Hıristiyanlarına verilen ad. : NASRANİ
Müslüman olmayanlar. : KEFERE
Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse.:RUM
Müslümanların bir çocuğun doğumundan yedi gün sonra Allaha şükretmek amacıyla kestikleri kurban. : AFİKA
Müslümanlık öncesi Kabede bulunan üç puttan biri. : LAT: MENAT: UZZA
Müstahkem mevki. : OR
Müşteri yıldızı.: ERENDİZ
Müzik eşliğinde ve kadın erkek birlikte gerçekleştirilen,temelinde dinsel duyguların egemen olduğu coşkulu oyunlara Alevilerce verilen ad.: SEMAH
Müzikli ve konuşmalı bölümlerin bir arada olduğu hafif konulu sahne gösterisi. : OPERET
Müzikte armoni kurallarına göre üst üste bindirilmiş sesler.Üç yada daha çok sesin bir arada tınlaması. : AKOR
Müzikte beşli.:KENTET
Müzikte bir akor oluşturan seslerin birbiri ardına çalınması. : ARPEJ
Müzikte bir sesin yarım ses kalınlaşacağını belirten nota işareti : BEMOL
Müzikte dörtlü.:KUARTET
Müzikte geceden esinlenen veya geceyi çağrıştıran beste: NOKTÜRN
Müzikte ikili.:DUO
Müzikte makam. : TONALİTE
Müzikte sus işareti. : ES
Müzikte üçlü. : TRİO
Müzikte yapıt. : OPUS
Müzikte yarı yavaş,orta hızda.:ANDANTE
Müzikte,ana motifin tekrarlandığı hareketli bölümlerin ana parçadan ayrılarak tekrarlanmasından elde edilen soyut parça. : RERONDO
Müzisyenlerin topladığı bahşiş. :ALATURA
Devamını Oku
Maaş,aylık. : RATİBE
Macar göçebesi.: ÇİGAN
Macun.: KİT
Madagaskar plakası. : RM
Madagaskarda yaşayan bir cins maymun. : VARİ = AKUMBE
Madagaskarın başkenti. : TANANARİVA
Maden bilimi.:MİNERALOJİ
Maden eşya üzerine vurulan bir cins cila.:EMAY
Maden fırını. : KÜRE
Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen antiseptik bir hidrokarbon.: NAFTALİN
Maden külçelerinin eritilip arındırılması. : KAL
Maden ocağında kazı yerini ilerleme yönünden sınırlayan yüzey. Kazı yerleri. : ARIN
Maden parlaklığı verilmiş deri veya kumaş.,simli kumaş. : LAME
Maden pisliği,balmumu. : RİM
Maden posası. : CÜRUF
Maden yada kağıt para üzerindeki kafa resmi. : EFİJİ
Maden yeri.: ERGENE
Madeni para.: SİKKE
Madeni paranın resimli yüzü. : TURA
Madenleri sıvılaştırma,ergitme. : İZABE
Madenlerle birleşince tuz verebilen elementlere verilen ad. : HALOJEN
Madridde bulunan,dünyanın en ünlü müzelerinden biri.:PRADO
Mafyada suskunluk yasası.:OMERTA
Mağara.: KEHF
Mağaraları inceleyen bilim dalı. : SPELEOLOJİ
Mahkeme davetiyesi.: CELP
Makam,kat,özel yer.: ORUN
Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatmak işi. : TİRAMOL
Makarna üretiminde kullanılan bir buğday türü.: DURUM
Makedonyada yaşayan etnik bir grup. : TORBEŞLER
Makedonyanın başkenti.:ÜSKÜP ( SKOPJE )
Maki de denilen bir maymun cinsi. : LEMUR
Makine yağı. : GRES
Makinede yapılan işleme,dikiş. : PİKO
Maksim Gorkinin bir romanı. : FOMA
Mal değişimi,trampa.:TROK
Mal olarak verilen. : AYNİ
Mal,mallar. : EMTİA
Malak. : BALAK
Malavi para birimi. : KIVACA
Malaya dilinde delirme. : AMOK
Maldivlerin başkenti.:MALE
Malezyanın başkenti.:KUALA LUMPUR
Malezyanın para birimi. : RİNGGİT
Malın satış değeri. : RAYİÇ
Mali plakası.: RMM
Malinin başkenti. : BAMAKO
Malta humması.: KALAAZAR
Maltalıların altı düz,pruva tarafında bir direği olan,küçük teknelerine verilen ad.:SİPARONER
Manavadharmaşastra diye de adlandırılan Hindu yasalarının en önemli metnine verilen ad. : MANU SMRİTİ
Manda bağırması.:BÖĞÜRME
Manda pastırması. / Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek: KAKAÇ
Manda yavrusu. : MALAK
Mangal. : KORLUK
Manganezin simgesi. : MN
Manisadaki Ağlayan Kayanın o olduğuna inanılan, doğurganlığıyla ünlü Frigya Kraliçesi. : NİOBE
Manisadaki Spil Dağı Milli Parkında bir yayla.: ATALAN
Mankafa , sersem.: SEME
Mantar bilimi. : MİKOLOJİ
Mantar enzim karışımı. : SAMA
Mantar meşesi.Mantar katmanı çok gelişen bir tür meşe.:SEZÜ
Mantar.:MİKOZ
Mantık. : ESEME
Mantıkta önerilerinin biri veya her ikisi kanıtıyla ileri sürülen tasım. : EPİKEREM
Mantıkta ve felsefede küçük önerme.:MİNÖR
Mantıkta,birbirine bağlı iki önermeden sonraki.: SONURTU
Marangozların dört köşe delik açmakta kullandıkları alet.: ECENE
Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan,kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal.: KİNİŞ
Maranta adlı kamıştan elde edilen ve bebek maması yapılan un. : ARAROT
Mardin ilinde yaşayan Hıristiyan Nasturilere verilen ad. : ASURİLER
Mardinin geleneksel sokaklarındaki kemerli geçitlere verilen ad.: ABBARA
Marksist terminolojide , proletaryanın sınıf bilincinden yoksun alt tabakasına verilen ad. : LUMPEN
Marksist terminolojide,dünyayı dönüştürmeyi amaçlayan etkinliklerin tümü.:PRAKSİS
Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde yer alan Yıldız dağlarının eski adı.:ISTRANCA
Marmara denizinde turistik bir ada. : AVŞA
Martıya benzer bir deniz kuşu. : FULMAR
Masaj aktiviteli havuzlu banyo,sağlık havuzu. : JAKUZİ
Masif. : SOM
Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi. : DOMİNO
Mason.: FARMASON
Matbaacılıkta sürtme yoluyla kağıt veya düzgün bir yüzeye aktarılan grafik karakteri. : LETRASET
Matematiğin sayıları,bunların arasındaki bağıntıları ve işlemleri konu alan dalı.:ARİTMETİK
Matematik. : RİYAZİYE
Matematikte çizgilerle ilgili olan.:LİNEER
Matematikte,aynı cinsten onluk bir küme.:DESTE
Matematikte,bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru.:TEĞET
Matematikte,herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.:ASKAT
Matematikte,karmaşık geometrik şekillerin ortak adı. : FAKTAL
Matematikte,türevi bilinmeyen fonksiyon.:İNTEGRAL
Maun da denilen bir ağaç. : AKAJU
Mavi hareli ela göz. :ÇAKIR
Mavi ile yeşil arası bir renk.:CAM GÖBEĞİ
Mavi kantaron,peygamber çiçeği.:BELEMİR
Mavi peri kuşu.:İRENA
Mavi renkli değerli bir taş. : FİRUZE
Mavi. : MAİ
Mavimsi beyaz renkte parlak yüzlü bir maden veya bu madenden yapılmış eşya.:ÇİNKO
Mavimsi bir göz rengi.:ÇAKIR
Mavimtırak esmer renkte katı bir element.:İYOT
Maya. :FERMENT
Mayakovskinin başını çektiği eski Sovyet edebiyat grubu. : LEF
Mayakovskinin sevgilisi.: LİLİBRİK
Mayalanma. : FERMANTASYON
Mayalanmış pirincin süzülüp arındırılmasıyla yapılan alkollü Japon içkisi.: SAKE
Mayalarda yağmur tanrısı. : CHAC
Mayalı hamurdan,içine çeşitli katkılar konarak hazırlanan bir tür kokulu çörek.:NOKUL
Mayasız hamurdan yapılan,peynirli veya peynirsiz pide,yufka.:KATLAMA
Maydanozgillerden 20-60 cm boyunda bir bitki,kara kimyon.:KİŞNİŞ
Maydanozgillerden bir bitki ve bunun kokulu tohumu.:ÇEMEN
Maydanozgillerden bir bitki.:REZENE : NARDİN
Maydanozgillerden uyuşturucu ve zehirli bir bitki.:BALDIRAN
Maydanozgillerden,hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan bir bitki.:ANASON
Maydanozgillerden,ince yapraklı,bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki.: DEREOTU
Maydanozgillerden,kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:KEREVİZ
Maymun türü. : LANGUR
Maymunlar dahil memeliler takımı. : PRİMAT
Mecazen beceriksiz,başarısız,dikkate alınmayan.: TATARAĞASI
Mecazen serserilerin,külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.Kaba konuşma.: ARGO
Meclis,toplantı.:NADİ
Mehter müziğinde yer alan ve iki değnekle vurularak çalınan davul, bir tür kös. :NAKKARE
Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile dişliler arasına yerleştirilen parça.Bilyalı yatak.:RULMAN
Mekanik. : MİHANİKİ
Mekansız. : LAMEKAN : BİMEKAN
Mekke ve Medinede oturan ileri gelenlere dağıtılmak üzere törenle gönderilen parayı taşıyan topluluk. : SÜRRE ALAYI
Mekkede kutsal tepe.:MERVE
Mekkenin kuzeydoğusunda Hz Muhammedin Allahtan ilk buyruğu aldığı dağ.: HİRA
Mekkeye giden yollarda hacıların ihrama geldikleri noktalar. : NİKAT
Meksikada mısır unuyla yapılan ekmeğe verilen ad. : TORTİLLA
Meksikada yabani olarak yetişen bir ağacın yapraklarından çıkarılan bitkisel lif.:TAMPİKO
Meksikada yetişen ve tohumlarından elde edilen yağı kozmetik sanayinde kullanılan bir bitki. : JOJOBA
Meksikaya özgü bir tür mısır ekmeği.:TAKO
Meksikaya özgü sert bir içki.:TEKİLA
Meksikaya özgü,bir tür mısır ekmeği.: TAKO
Meleke.: YETİ
Melez bir koyun cinsi.:DAĞLIÇ
Melez,kırma. : METİS : AZMA: KIRIK
Melodi. : EZGİ
Melun ,kovulmuş,lanetlenmiş,istenmeyen. : LAİN
Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç. : TİRLE
Meme emen çocuk. : REDİ
Meme. : EMCEK
Memleket. : SILA
Memur maaş,derece ve miktarını gösteren cetvel.:BAREM
Menteşe. : REZE
Menzil,amaç. : EREK
Mercan köşk.: ŞİLE
Mercimekten az büyük ,buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç,melengiç.: ÇİTLEMBİK
Merdiven basamağı. : AYAKÇAK
Merdiven biçiminde çıkıntıları olan kubbe.:MUKARNAS
Merdiven parmaklığı. : TRABZAN
Merkez. :ÖZEK
Merkür.Güneşe en yakın gezegen. : UTARİT
Mermi olarak çakıl taşı atan bir tür top.:ÇAKALOZ
Mermilerin namlu içinde veya dışındaki hareketlerini inceleyen bilim dalı.:BALİSTİK
Mersin ağacının nohut büyüklüğünde ve morumsu siyah renkli meyvesi. :HAMBELES
Mersin balığı türü. : ÇIĞA
Mersindeki antik bir kent.:URA
Mersinin Çamlıyayla ilçesinin eski adı.:NAMRUN
Mersinin Silifke ilçesinde antik bir kent.:OLBA
Mesir macununu bulan ve bunun dağıtımıyla ilgili törenler düzenleyen 16.yy Türk mutasavvıfı ve hekimi. : MERKEZ EFENDİ
Mesleğini sadece kazanç için kullanan kimse.: BEZİRGAN
Meslek,uzmanlık. : KARİYER
Meşe palamudu. : PELİT
Meşime,son. : ETENE
Meşin keskisi. TEBER :
Meşin torba.:DAĞARCIK
Meşinden yapılan döşek, sofra örtüsü. : NAT
Meşru olmayan çocuk.:ANSIZ
Metal büyük tepsi.:SİNİ
Metal çubuk ve borulara diş açan aygıt.: PAFTA
Metal paranın resimli yanı.:TURA
Metal parlatma aracı. : MISKALA
Metal saplama. : PİM
Metal yada tahta üzerine kazıldıktan sonra basılan resim.:ESTAMP
Metal,toprak gibi şeylerden yapılmış,ağzı açık,kulplu,bardağa benzeyen küçük kap.:MAŞRAPA
Metalleri birleştirmede kullanılan,kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı.:LEHİM
Metrekare de 1 kandelaya eşdeğer ışıltı birimi. : NİT
Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi. : ANGSTRÖM
Mevlevi dervişlerinin ney,nısfiye gibi çalgılar eşliğinde,kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin.: SEMA
Meydan korkusu. : AGORAFOBİ
Meyhane. : HARABAT: HANUT
Meyve koparmak için ucuna üçlü yada dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık.:LALE
Meyve kurusu. : KAK
Meyve posası. : CİBRE
Meyve salkımlarına verilen ad.:UNKUD
Meyve sebze satmak için yapılmış eğreti dükkan.:SALAŞ
Meyve şekeri,früktoz.:LEVÜLOZ
Meyve ve böceklerle beslenen ötücü bir kuş.:KARATAVUK
Mezar anıt taşı.:BALBAL
Mezar,gömüt.:KABİR : SİN
Mezar,kabir. : MERKAT
Mezar. : SİN
Mezhebini gizleme. : TAKİYE
Mezopotamya tanrısı Enkiye verilen bir ad.:EA
Mezopotamyada gök tanrısı.:ANU
Mezopotamyada kullanılan eski bir hacim ölçüsü.: NEF
Mezuniyet plakası. : BRÖVE
Mıknatıs.:DEMİRKAPAN
Mısır Güneş Tanrısı : . ATON
Mısır hava tanrısı.: ŞU: SHU
Mısır inanışında gök tanrısı. : NUT
Mısır mitolojisinde ölülerin koruyucusu olan tanrı. : OSİRİS
Mısır tanrısı. : SETH
Mısır turnası.:İBİS
Mısır unu yemeği. : MAMALİKA
Mısır unuyla yapılan yağlı bir yemek. : KAÇAMAK
Mısır ve Suriyedeki geleneksel konutlarda sofa benzeri mekan. : KAA
Mısır. : KOKOROZ : LAZUT
Mısırda eski Mısırlılar çağından kalma kadın başlı aslan vücutlu heykel.:SFENKS
Mısırda ölüler tanrısı. : ANUBİS
Mısırın plakası. : ET
Mısırlıların ölüler ülkesine verdikleri ad.:İALU
Mızmız,sevimsiz. : SİNAMEKİ
Mızrak. : CIDA
Mızrap,çalgıç. : PENA: TEZENE
Mihrace.: MAHARANİ
Miken kralı. : ORESTES
Mikrobik hastalıklar.:İNTANİYE
Mikrobiyoloji.:BAKTERİYOLOJİ
Mikropla oluşan,mikroplu. : İNTANİ
Mikroptan ileri gelen hastalık.:İNTAN
Milas ovasında bir dağ.:SODRA
Milasın eski adı. : MYLASA
Milli yada mahalli konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik eseri. : RAPSODİ
Milliyetçi ve terörist,1929da kurulan Hırvat derneği.:USTAŞA
Mimarlığın şehir düzeni ile uğraşan kolu. Şehircilik.: URBANİZM
Mimarlıkta sahın anlamında kullanılan sözcük.:NEF
Miras,bırakıt. : TEREKE
Mirasçılar arasında mirası paylaştıran ve yetimlerin hakkını koruyup idare eden şeriat memuru.:KASSAM
Mis keçisine benzer bir hayvan. : LERCİ
Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu.:MADİK
Miskin,aptal,mıymıntı. : SÜMSÜK
Misvak ağacı. : ERKE
Mitoloji. : ESATİR
Mobilya kasası.: BAZA
Mobilya koruyucu madde.:VERNİK
Mobilyacılıkta dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan,dış etkenlere dayanıklı plastik bir malzeme. : LAMİNAT
Mobilyaların ve otomobil koltuklarının kaplanmasında kullanılan döşemelik bir kumaş cinsi.: ALKANTARA
Modacılıkta ve dekorasyonda kullanılan,deri taklidi sentetik malzeme.:SKAY
Modern mantık.:LOJİSTİK
Modern Yunanca. : ELENİKA
Moğolistanın başkenti.: ULANBATOR
Moğollarda vergi toplamakla görevli devlet memuru.:AVAN
Molibdenin simgesi. : MO
Monist.:TEKÇİ
Mora çalan kırmızı renk. : BORDO.: GALİBARDA
Mora dönük canlı kırmızı renk:. RUBİ
Mora yarımadasını Yunanistandan ayıran boğaz.: KORENT
Moral gerçeği ve değerleri reddeden bir öğreti.Her türlü siyasal düzeni inkar eden ve toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş. : NİHİLİZM
Moritanyanın para birimi. : UGİYA
Motif. : ÖRGE
Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.: BALATA
Motorlu araçlarda sarsıntıyı en aza indirmeye yarayan düzen. :AMORTİSÖR
Motorlu kara taşıtlarında direksiyon ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk. : ROT
Motorlu taşıtlarda yedek olarak bulundurulan tekerlek. : STEPNE
Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet.:JİKLE
Motorlu tulumba : MOTOPOMP
Motorsuz büyük tekne. : MAVNA
Mozambikin başkenti. : MAPUTO
Mozartın,Türk müziğinden esinlenerek bestelediği ilk operası.:ZAİDE
Mucizeler. Bacakların yere basan bölümü. : AYAT
Muğla ilinde antik bir Likya kenti. : TLOS
Muğlada koy. : KATRANCI
Muğlanın Köyceğiz ilçesine bağlı Dalyan köyü yakınlarındaki antik kent.:KAUNOS
Muhasebeci,sayman.:AMAREGİR
Mum.: ŞEM
Muma batırılmış fitil.:ŞAMA
Mumlu boya ile yapılmış aziz resimlerine Hıristiyanların verdikleri ad.: İKON
Mumun hammaddesi.:PARAFİN
Musanın gönderdiği 12 kaşiften biri. : KALEB
Musevi din adamı. : HAHAM
Musluksuz su borusu.: LÜLE
Musul bölgesinde yaygın bulunan,Tanrının iyiliği,şeytanın kötülüğü temsil ettiğine,Tanrı ile Şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir İslam mezhebi.:YEZİDİ
Mutfakta bulaşık teknesi. : EVİYE
Mutlaka.:LACEREM
Mutlu,dileğine ulaşmış.:BERHÜDAR
Mücevher.:CEVAHİR
Mühendis cetveli.: TE
Müjde,iyi haber.:BEŞARET
Müjde.: SAVA
Mükemmel. : OFLAS
Münazara.:CEDEL
Mürekkep balığından elde edilen koyu siyah boyaya ve bu boya ile yapılan resimlere verilen ad./ Mürekkep balığı. : SEPYA
Mürekkep hokkalarına konan ham ipek. : LİKA
Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kağıt üzerine serpilen çok ince ve renkli kum. : RIH
Müridin tarikata girerken Şeyhe verdiği söz./Ant. : AHİT
Müslüman egemenliği altındaki Doğu Hıristiyanlarına verilen ad. : NASRANİ
Müslüman olmayanlar. : KEFERE
Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse.:RUM
Müslümanların bir çocuğun doğumundan yedi gün sonra Allaha şükretmek amacıyla kestikleri kurban. : AFİKA
Müslümanlık öncesi Kabede bulunan üç puttan biri. : LAT: MENAT: UZZA
Müstahkem mevki. : OR
Müşteri yıldızı.: ERENDİZ
Müzik eşliğinde ve kadın erkek birlikte gerçekleştirilen,temelinde dinsel duyguların egemen olduğu coşkulu oyunlara Alevilerce verilen ad.: SEMAH
Müzikli ve konuşmalı bölümlerin bir arada olduğu hafif konulu sahne gösterisi. : OPERET
Müzikte armoni kurallarına göre üst üste bindirilmiş sesler.Üç yada daha çok sesin bir arada tınlaması. : AKOR
Müzikte beşli.:KENTET
Müzikte bir akor oluşturan seslerin birbiri ardına çalınması. : ARPEJ
Müzikte bir sesin yarım ses kalınlaşacağını belirten nota işareti : BEMOL
Müzikte dörtlü.:KUARTET
Müzikte geceden esinlenen veya geceyi çağrıştıran beste: NOKTÜRN
Müzikte ikili.:DUO
Müzikte makam. : TONALİTE
Müzikte sus işareti. : ES
Müzikte üçlü. : TRİO
Müzikte yapıt. : OPUS
Müzikte yarı yavaş,orta hızda.:ANDANTE
Müzikte,ana motifin tekrarlandığı hareketli bölümlerin ana parçadan ayrılarak tekrarlanmasından elde edilen soyut parça. : RERONDO
Müzisyenlerin topladığı bahşiş. :ALATURA
Bulmaca Sözlüğü o
- O -
Obur.. : HIRA
Oburlar.: EKELE
Ocak ayının 28inde başlayan fırtına. : AYANDON
Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaştırıcı mercek.: BÜYÜTEÇ
Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA
Odun kömürü. : ALAS
Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi.: RAFİNATÖR
Odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan,kömürü ile karakalem resim yapılan küçük bir ağaç.: İĞAĞACI
Odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç. : BAKAM
Odunundan tarak,kaşık yapılan çok sert kereste veren bir ağaç. : ŞİMŞİR
Oğlancı.:LUTİ
Oğul otu. : MELİSA
Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri. : EĞMÜR
Oğuzların Bozok kolundan bir Türkmen boyu olarak Selçuklularla birlikte Anadoluya gelen ve Osmanlı hanedanının kökenini oluşturan konar göçer topluluk.: KAYILAR
Ok atan,okçu.: TİRENDAZ
Ok torbası,kılıfı. : SADAK : GEDELEÇ
Ok. : TİR
Okuma yitimi. : ALEKSİ
Okun kirişe geçen ucundaki kertik.: GEZ
Okutman. : LEKTÖR
Okuyucu,okur. : KARİ
Okyanus bilimi. : OŞİNOGRAFİ
Okyanus rüzgarı. : ALİZE
Okyanusların çok derin yeri. : ABİS
Olağanüstülüğüne inanılan düşsel sıvı.Büyülü içki. : İKSİR
Olası,olabilir. : MUHTEMEL
Olay. : FENOMEN
Olgunlaşınca kendiliğinden çatlayıp açılmayan,tek odacıklı ve tek tek tohumlu kuru meyve.:AKEN
Olgunluk sınavı. : BAKALORYA
Olta veya tuzağa konulan yem.:BEN
Oltaya yerleştirilen düzenek.:MASARA
Oluntu. : EPİZOT
Omlet . : KAYGANA
Omurgalıların karaciğerinden salgılanan kahverengimsi sarı renkte safra pigmentine verilen ad. : BİLİRUBİN
Omuzdan bele çapraz olarak inen kılıç askısı. : HAMAİL
Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ.:HAMAİL
Omuzluk. :APOLET
On beşinci asırda önce İtalyada başlayan sonra Avrupaya yayılan sanat ve bilim. : RÖNESANS
On dokuzuncu asırda Fransada ortaya çıkan ve iki kişiyle oynanan bir kağıt oyununa verilen ad. : EKARTE
On altı taşla oynanan bir zeka oyunu.:DAMA
On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda İskoçya ve Kuzey İngilterede,on sekizinci yüzyıldan başlayarak da İrlandada yaygın olan ve genellikle tek başına yapılan halk dansı.:JİG
On beş beyitten az olmayan,bütün beyitlerin ikinci dizeleri en baştaki beyit ile uyaklı bulunan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı manzumesi.:KASİDE
On birinci yüzyılın ikinci yarısında İzmire egemen olarak Anadolu kıyılarında ilk Türk donanmasını kuran Türk Beyi. : ÇAKABEY
On dokuzuncu asır sonlarında Fransada natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçılara verilen ad.:DEKADAN
On dokuzuncu asırda İstanbul tiyatrolarında ortaya çıkan eğlendirici şarkı. : KANTO
On dokuzuncu asırdan başlayarak İstanbulda gerçekleştirilen renkli çizgili ve hareli cam eşyaya verilen ad.Noktalı yada dumanlı sırça,işlemeli cam işi. :ÇEŞMİBÜLBÜL
On dördüncü asırda Fransada kullanılmaya başlanan,taşınabilir ateşli silah. : ARKEBÜZ
On dördüncü asırda kullanılan ince,uzun çoğu kez üç köşeli hançer.: ALENAS
On dördüncü asırda Orta Anadoluda kurulmuş Türk beyliği. : ERETNA
On iki düzine. : GROSA
On iki hayvanlı eski Türk takviminde timsah yılına verilen ad.: NEK
On iki imamdan biri. : TAKİ
On iki parmak bağırsağının şişkince olan başlangıç bölümü. : BULBUS
On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İranın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik.:LAKABİ
On para değerinde olan sikke.:METELİK
On sekizinci asırdan başlayarak Fransada gelişen bir edebi tür.:FANTASTİK
On tabanlı logaritmanın kısaltması.:LOG
On üçüncü asırda İngilterede despot kralların yetkilerini büyük oranda daraltan siyasal bir anlaşmaya ve belgeye verilen ad. : MAGNACARTA
On yedinci asırdan On dokuzuncu asra kadar kıyı taşımacılığında ve iç sularda kullanılan küçük Hollanda yelkenlisi. : KAAG
Onbeş ve bazen elli altmış kilo çeken sinagrite benzer bir balık. : AKYA
Ondan sonra.:BADEHU
Ongun. TOTEM :
Onun için.:BİNAENALEYH
Onurlu,şerefli.: ALİCENAP
Onurlu,yüce gönüllü. : ALİCENAP
Operada tek solist tarafından söylenen şarkı.: ARYA
Operada,perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça.: UVERTÜR
Operalarda baş kadın rolünü oynayan oyuncu. : PRİMADONNA
Operatör.:CERRAH
Optik aletlerde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi. : OKÜLER
Optik kaydırma. : ZUM
Ordu ili yöresinde lokma tatlısına verilen ad.:ZİRİTLA
Organ aktarımı.:TRANSPLANTASYON
Organ katılaşması. : SKLEROZ
Organik kimyada bir önek. : NOR
Organizmada darbeyle oluşan bozukluk. : TRAVMA
Organizmada oluşan bir sıvının akışının durması. : STAZ
Organizmanın 24 saatlik madde ve enerji ihtiyacını karşılayan besinlerin çeşidi ve miktarı.:RASYON
Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalık olayının organizmanın başka bir yerine sıçraması. : METASTAZ
Orhan Boranın yarattığı radyo oyunu tipi.:YUKİ
Orhan Hançerlioğlunun bir romanı.: ALİ
Orman gülü. : AÇELYA
Ormanlara zararlı bir böcek. : KESE
Ormanlarda oldukça yaygın bir mantar türü.:AMANİTA
Orta çağda Fransada derebeyinin maddi ve manevi esareti altında bulunan kimse. : VASSAL
Orta Karadeniz yöresinde dokunan kalın ve dayanıklı bir tür kumaşa: KAZAKA
Orta ve doğu Avrupalı Yahudilere verilen ad. : ESKENAZİ
Orta Anadoluda bir göl.:EBER
Orta Anadoluda bir ilk çağ yerleşmesi.:ABARNA
Orta Anadoluda Kızılırmak kıvrımı içinde kalan bölgenin eski çağlardaki adı. : HATTİ
Orta Asya Türkleri ve Hintliler arasında yaygın olan telli bir çalgı. : DUTAR
Orta Asyada eski Türk mezarlarının üzerindeki türbe türü yapılara verilen ad. : BARK
Orta Avrupada bir göl. : BALATON
Orta boylu,düşük kulaklı,tüyleri kısa bir tür av köpeği.:KOPOY
Orta çağda okyanusta kullanılmış yelkenli büyük gemi. : NEF
Orta çağdaki Breton saz şairlerinin aracılığıyla ortaya çıkan,biri anlatımsal,diğeri de lirik iki şiir türünün adı. : LAİ
Orta irilikte bir deniz kuşu.:YELKOVAN
Orta kaldırım.: REFÜJ
Orta oyunu ve Karagözde Yahudi tiplemesine verilen ad. : CUD
Orta oyununda ,Karagözde Rum tipi. : BALAMA
Orta oyununda Kavuklu ile konuşarak oyunu açan oyuncu. : PİŞEKAR
Orta oyununda taklitçi.: ZUHURİ
Orta oyununun sergilendiği genellikle oval biçimli alan. : PALANKA
Orta ve Doğu Avrupa kökenli Yahudilere verilen ad.:ASKENAZİ
Orta,ara. : MEYAN
Ortaçağda Avrupada kullanılmış bir tür eğri hançer.:ALENAS
Ortaçağda nakliye gemisi.:BARÇA
Ortaçağda Slav ülkelerinde,bugün Batı ülkelerindeki kontun karşılığı.:ZUPAN
Ortaçağda,şövalyelerin savaşta ve avda kullandığı,çoğu zaman zengin oymalarla işlenmiş fildişi boru.: OLİFANT
Ortaçağın en önemli atış silahı.:ARBALET
Ortadan kaldırma,yok etme. : İZALE
Ortadoğuda doğmuş Avrupalı. : LEVANTEN
Ortadoğuda ve Afrikada görülen yerel frengi.:BEJEL
Ortaklar. : ŞÜREKA
Ortalama.:VASATİ
Ortasında lagün bulunan Mercanada. : ATOL
Ortodoks Hıristiyanların bağlı olduğu kilisenin başkanlarına verilen san. : PATRİK
Ortodoks resmi.: İKON
Oruç tutan,oruçlu.:SAİM
Oryantalizm.:ŞARKİYAT
Osman Gazinin kayınpederi.:EDEBALİ
Osmaniye ilinde antik bir kent.:KASTABALA
Osmaniye ilinde,ulusal park kapsamına alınan ünlü Hitit yerleşmesi.:KARATEPE
Osmanlı devletinin yargı sisteminde Şeyhülislamdan sonra gelen en yüksek görevliye verilen ad. : KAZASKER
Osmanlı mimarlığında çatı arasında veya dükkanların üstünde yer alan alçak tavanlı asma kat. : ŞİRVANİ
Osmanlı borçları yönetimi. : DÜYUNU UMUMİYE
Osmanlı da devlet malı otlaklardan alınan vergi. : OTLAKİYE
Osmanlı devlet ileri gelenlerinin kullandığı bir bıçak türü.:AKVA
Osmanlı Devletinde 1840 yılında basılmış 20 kuruş değerinde gümüş sikke.:MECİDİYE
Osmanlı devletinde celeplik yapanlara verilen ad. : İZLATKO
Osmanlı devletinde din,yargı ve öğretim işleriyle uğraşan devlet görevlileri sınıfı ve bunların mesleği.:İLMİYE
Osmanlı Devletinde has ahırın en büyük yöneticisi.:MİRAHUR
Osmanlı devletinde iki alaydan oluşan askeri birlik.:LİVA
Osmanlı Devletinde kadılara ve müderrislere verilen ad.: ULEMA
Osmanlı devletinde kamu gelirlerini kiralamaya dayanan vergi toplama sistemi.:İLTİZAM
Osmanlı devletinde padişahların hükümet anlayışları bakımından yönetiminden sorumlu oldukları halk. : EMANETULLAH
Osmanlı Devletinde,Rumelide tutulan tevzi defterlerine verilen ad.:PURUZ
Osmanlı devletinin ilk döneminde postacılık,kuryelik ve muhafızlık yapan,daha sonraki dönemlerde törenlerde yer alan asker sınıfı. : PEYK
Osmanlı Devletinin Karadenizin kuzeyinde kalan sınır eyaleti.: ÖZİ
Osmanlı Devletinin son saray ressamı olan İtalyan ressam. : FAUSTO ZONARO
Osmanlı donanması askeri. : LEVENT
Osmanlı donanmasında tümgenerale eş bir rütbe. : RİYALA
Osmanlı döneminde kazaskerlere verilen san.:SADIR
Osmanlı idaresinde sancak beylerine verilen ad veya unvan.:BEYLERBEYİ
Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa kıtasında kalan topraklarımıza verilen ad.:RUMELİ
Osmanlı İmparatorluğunda , saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen gençlere verilen ad. : İÇOĞLANI
Osmanlı İmparatorluğunda başbakan.:SADRAZAM
Osmanlı İmparatorluğunda deniz subay ve erlerine verilen ad.: TERSANELİ
Osmanlı imparatorluğunda okul kitaplarının genel adı. : SUPARA
Osmanlı İmparatorluğunda okul kitaplarının genel adı.: SUPARA
Osmanlı imparatorluğunda Rumelide gece bekçilerine verilen ad. : PAZVANT
Osmanlı İmparatorluğunda sipahilerin aldığı en büyük tımar.:ZEAMET
Osmanlı İmparatorluğunun Trablus ve Bingazideki hurma ve zeytin ağaçlarıyla kuyulardan aldığı vergi.: LEZ
Osmanlı imparatorluğunun yedi saltanat sancağından biri.:AKALEM
Osmanlı mimarlığında,mukarnaslı başlıkların en üst bölümü. : ASABA
Osmanlı padişahlarının her yıl yeniçeri ağası başta olmak üzere ocak ağalarına dağıttıkları yazlık giysi veya kumaş. : BAHARİYE
Osmanlı sarayında bir lalanın altındaki acemilerin birbirine hitap biçimi.:LALADAŞ
Osmanlı Sarayında bostancı,baltacı ve kapıcıların giydikleri kırmızı çuhadan veya keçeden yapılmış,yukarısı geniş ve kıvrık,boyu uzunca başlık.: BARATA
Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi.:HASEKİ
Osmanlı toprak düzeninde yıllık geliri yüz bin akçeyi aşan dirlik.:HAS
Osmanlıda gece bekçisi. : ASES
Osmanlıca nasipsiz,kısmetsiz anlamında. : BİVAYE
Osmanlıda ,Padişahın bir miktar toprağı birine mülki olarak veya gelirinden yararlanmak üzere vermesi. :IKTA
Osmanlılar zamanında vergi ve haraç vermeyen Müslüman ahaliye verilen ad.:BERAYA
Osmanlılarca Avusturyaya ve halkına verilen ad.: NEMSE
Osmanlılarda Rumelideki büyük toprak sahipleri.: GOSPODAR
Osmanlılarda başkomutan.: SERDAR
Osmanlılarda eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker: SARICA
Osmanlılarda gümrük vergisi.:BAÇ
Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi.: RİKABDAR
Osmanlılarda önceleri olağanüstü durumlarda,sonraları ise sürekli olarak toplanan vergiye verilen ad. : AVARIZ
Osmanlılarda sancak beylerine verilen unvan:. BAN
Osmanlılarda saraylarda hizmet eden hadımların genel adı,hadım ağası.:TAVAŞİ
Osmanlılarda sınır nişanı. : URA
Osmanlılarda topraksız köylüden alınan kazanç vergisi. : BADIHAVA
Osmanlılarda vergi denetimi ve tahsili ile Maliyeye ilişkin soruşturmaları yapan memura verilen ad. :BAKIKULU
Osmanlılarda yaygınlık kazanmış bir yazı türü.:DİVANİ
Osmanlılarda yeni evlenen erkeklerden alınan vergi. :ARUSİYE
Osmanlıların Avrupalılara,özellikle de Fransızlara verdikleri ad. : FRENK
Osmanlıların Avusturyaya verdikleri ad.:NEMÇE
Osmanlıların Cenova Cumhuriyetine verdikleri ad.:CENEVİZ
Osmanlı-Rus savaşında Aziziye tabyalarındaki yararlılıklarıyla ün kazanmış Türk kadın kahraman.(1877-1978).:NENE HATUN
Osmiyumun simgesi. : OS
Otlak. : ÖRÜ
Otlar,otlak.:ERA
Otları inceleyen bilim dalı. : HERBOLOJ İ
Otlatmak.:OTARMAK
Otomobilin ön düzeninde yer alan parça.: ROTİL
Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi.: TRİPTİK
Otsu bir bitki. : RAVENT
Oturum.:CELSE
Oturuş.Namazda,rekat sonlarında belli bir süre oturma. : KADE
Ova. : YAZI
Oval. : BEYZİ
Ovarak sürülen ilaç. : LİNİMENT
Oymacı,hak işleri yapan sanatçı.: HAKKAK
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi. : ANKİLOZ
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi.:ANKİLOZ
Oynayan (kuşbaz,kumarbaz,cambaz).: BAZ
Oyun.:BAZİÇE
Oyuna komiklik ve neşe katan beklenmedik söz veya hareket,gülüt.:GAG
Oyunda berabere kalma. : PATA
Oyunda kazanılan her parti.:KAMA
Ozanların çaldığı telli bir Türk sazı. : KOPUZ
Devamını Oku
Obur.. : HIRA
Oburlar.: EKELE
Ocak ayının 28inde başlayan fırtına. : AYANDON
Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaştırıcı mercek.: BÜYÜTEÇ
Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA
Odun kömürü. : ALAS
Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi.: RAFİNATÖR
Odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan,kömürü ile karakalem resim yapılan küçük bir ağaç.: İĞAĞACI
Odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç. : BAKAM
Odunundan tarak,kaşık yapılan çok sert kereste veren bir ağaç. : ŞİMŞİR
Oğlancı.:LUTİ
Oğul otu. : MELİSA
Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri. : EĞMÜR
Oğuzların Bozok kolundan bir Türkmen boyu olarak Selçuklularla birlikte Anadoluya gelen ve Osmanlı hanedanının kökenini oluşturan konar göçer topluluk.: KAYILAR
Ok atan,okçu.: TİRENDAZ
Ok torbası,kılıfı. : SADAK : GEDELEÇ
Ok. : TİR
Okuma yitimi. : ALEKSİ
Okun kirişe geçen ucundaki kertik.: GEZ
Okutman. : LEKTÖR
Okuyucu,okur. : KARİ
Okyanus bilimi. : OŞİNOGRAFİ
Okyanus rüzgarı. : ALİZE
Okyanusların çok derin yeri. : ABİS
Olağanüstülüğüne inanılan düşsel sıvı.Büyülü içki. : İKSİR
Olası,olabilir. : MUHTEMEL
Olay. : FENOMEN
Olgunlaşınca kendiliğinden çatlayıp açılmayan,tek odacıklı ve tek tek tohumlu kuru meyve.:AKEN
Olgunluk sınavı. : BAKALORYA
Olta veya tuzağa konulan yem.:BEN
Oltaya yerleştirilen düzenek.:MASARA
Oluntu. : EPİZOT
Omlet . : KAYGANA
Omurgalıların karaciğerinden salgılanan kahverengimsi sarı renkte safra pigmentine verilen ad. : BİLİRUBİN
Omuzdan bele çapraz olarak inen kılıç askısı. : HAMAİL
Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ.:HAMAİL
Omuzluk. :APOLET
On beşinci asırda önce İtalyada başlayan sonra Avrupaya yayılan sanat ve bilim. : RÖNESANS
On dokuzuncu asırda Fransada ortaya çıkan ve iki kişiyle oynanan bir kağıt oyununa verilen ad. : EKARTE
On altı taşla oynanan bir zeka oyunu.:DAMA
On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda İskoçya ve Kuzey İngilterede,on sekizinci yüzyıldan başlayarak da İrlandada yaygın olan ve genellikle tek başına yapılan halk dansı.:JİG
On beş beyitten az olmayan,bütün beyitlerin ikinci dizeleri en baştaki beyit ile uyaklı bulunan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı manzumesi.:KASİDE
On birinci yüzyılın ikinci yarısında İzmire egemen olarak Anadolu kıyılarında ilk Türk donanmasını kuran Türk Beyi. : ÇAKABEY
On dokuzuncu asır sonlarında Fransada natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçılara verilen ad.:DEKADAN
On dokuzuncu asırda İstanbul tiyatrolarında ortaya çıkan eğlendirici şarkı. : KANTO
On dokuzuncu asırdan başlayarak İstanbulda gerçekleştirilen renkli çizgili ve hareli cam eşyaya verilen ad.Noktalı yada dumanlı sırça,işlemeli cam işi. :ÇEŞMİBÜLBÜL
On dördüncü asırda Fransada kullanılmaya başlanan,taşınabilir ateşli silah. : ARKEBÜZ
On dördüncü asırda kullanılan ince,uzun çoğu kez üç köşeli hançer.: ALENAS
On dördüncü asırda Orta Anadoluda kurulmuş Türk beyliği. : ERETNA
On iki düzine. : GROSA
On iki hayvanlı eski Türk takviminde timsah yılına verilen ad.: NEK
On iki imamdan biri. : TAKİ
On iki parmak bağırsağının şişkince olan başlangıç bölümü. : BULBUS
On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İranın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik.:LAKABİ
On para değerinde olan sikke.:METELİK
On sekizinci asırdan başlayarak Fransada gelişen bir edebi tür.:FANTASTİK
On tabanlı logaritmanın kısaltması.:LOG
On üçüncü asırda İngilterede despot kralların yetkilerini büyük oranda daraltan siyasal bir anlaşmaya ve belgeye verilen ad. : MAGNACARTA
On yedinci asırdan On dokuzuncu asra kadar kıyı taşımacılığında ve iç sularda kullanılan küçük Hollanda yelkenlisi. : KAAG
Onbeş ve bazen elli altmış kilo çeken sinagrite benzer bir balık. : AKYA
Ondan sonra.:BADEHU
Ongun. TOTEM :
Onun için.:BİNAENALEYH
Onurlu,şerefli.: ALİCENAP
Onurlu,yüce gönüllü. : ALİCENAP
Operada tek solist tarafından söylenen şarkı.: ARYA
Operada,perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça.: UVERTÜR
Operalarda baş kadın rolünü oynayan oyuncu. : PRİMADONNA
Operatör.:CERRAH
Optik aletlerde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi. : OKÜLER
Optik kaydırma. : ZUM
Ordu ili yöresinde lokma tatlısına verilen ad.:ZİRİTLA
Organ aktarımı.:TRANSPLANTASYON
Organ katılaşması. : SKLEROZ
Organik kimyada bir önek. : NOR
Organizmada darbeyle oluşan bozukluk. : TRAVMA
Organizmada oluşan bir sıvının akışının durması. : STAZ
Organizmanın 24 saatlik madde ve enerji ihtiyacını karşılayan besinlerin çeşidi ve miktarı.:RASYON
Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalık olayının organizmanın başka bir yerine sıçraması. : METASTAZ
Orhan Boranın yarattığı radyo oyunu tipi.:YUKİ
Orhan Hançerlioğlunun bir romanı.: ALİ
Orman gülü. : AÇELYA
Ormanlara zararlı bir böcek. : KESE
Ormanlarda oldukça yaygın bir mantar türü.:AMANİTA
Orta çağda Fransada derebeyinin maddi ve manevi esareti altında bulunan kimse. : VASSAL
Orta Karadeniz yöresinde dokunan kalın ve dayanıklı bir tür kumaşa: KAZAKA
Orta ve doğu Avrupalı Yahudilere verilen ad. : ESKENAZİ
Orta Anadoluda bir göl.:EBER
Orta Anadoluda bir ilk çağ yerleşmesi.:ABARNA
Orta Anadoluda Kızılırmak kıvrımı içinde kalan bölgenin eski çağlardaki adı. : HATTİ
Orta Asya Türkleri ve Hintliler arasında yaygın olan telli bir çalgı. : DUTAR
Orta Asyada eski Türk mezarlarının üzerindeki türbe türü yapılara verilen ad. : BARK
Orta Avrupada bir göl. : BALATON
Orta boylu,düşük kulaklı,tüyleri kısa bir tür av köpeği.:KOPOY
Orta çağda okyanusta kullanılmış yelkenli büyük gemi. : NEF
Orta çağdaki Breton saz şairlerinin aracılığıyla ortaya çıkan,biri anlatımsal,diğeri de lirik iki şiir türünün adı. : LAİ
Orta irilikte bir deniz kuşu.:YELKOVAN
Orta kaldırım.: REFÜJ
Orta oyunu ve Karagözde Yahudi tiplemesine verilen ad. : CUD
Orta oyununda ,Karagözde Rum tipi. : BALAMA
Orta oyununda Kavuklu ile konuşarak oyunu açan oyuncu. : PİŞEKAR
Orta oyununda taklitçi.: ZUHURİ
Orta oyununun sergilendiği genellikle oval biçimli alan. : PALANKA
Orta ve Doğu Avrupa kökenli Yahudilere verilen ad.:ASKENAZİ
Orta,ara. : MEYAN
Ortaçağda Avrupada kullanılmış bir tür eğri hançer.:ALENAS
Ortaçağda nakliye gemisi.:BARÇA
Ortaçağda Slav ülkelerinde,bugün Batı ülkelerindeki kontun karşılığı.:ZUPAN
Ortaçağda,şövalyelerin savaşta ve avda kullandığı,çoğu zaman zengin oymalarla işlenmiş fildişi boru.: OLİFANT
Ortaçağın en önemli atış silahı.:ARBALET
Ortadan kaldırma,yok etme. : İZALE
Ortadoğuda doğmuş Avrupalı. : LEVANTEN
Ortadoğuda ve Afrikada görülen yerel frengi.:BEJEL
Ortaklar. : ŞÜREKA
Ortalama.:VASATİ
Ortasında lagün bulunan Mercanada. : ATOL
Ortodoks Hıristiyanların bağlı olduğu kilisenin başkanlarına verilen san. : PATRİK
Ortodoks resmi.: İKON
Oruç tutan,oruçlu.:SAİM
Oryantalizm.:ŞARKİYAT
Osman Gazinin kayınpederi.:EDEBALİ
Osmaniye ilinde antik bir kent.:KASTABALA
Osmaniye ilinde,ulusal park kapsamına alınan ünlü Hitit yerleşmesi.:KARATEPE
Osmanlı devletinin yargı sisteminde Şeyhülislamdan sonra gelen en yüksek görevliye verilen ad. : KAZASKER
Osmanlı mimarlığında çatı arasında veya dükkanların üstünde yer alan alçak tavanlı asma kat. : ŞİRVANİ
Osmanlı borçları yönetimi. : DÜYUNU UMUMİYE
Osmanlı da devlet malı otlaklardan alınan vergi. : OTLAKİYE
Osmanlı devlet ileri gelenlerinin kullandığı bir bıçak türü.:AKVA
Osmanlı Devletinde 1840 yılında basılmış 20 kuruş değerinde gümüş sikke.:MECİDİYE
Osmanlı devletinde celeplik yapanlara verilen ad. : İZLATKO
Osmanlı devletinde din,yargı ve öğretim işleriyle uğraşan devlet görevlileri sınıfı ve bunların mesleği.:İLMİYE
Osmanlı Devletinde has ahırın en büyük yöneticisi.:MİRAHUR
Osmanlı devletinde iki alaydan oluşan askeri birlik.:LİVA
Osmanlı Devletinde kadılara ve müderrislere verilen ad.: ULEMA
Osmanlı devletinde kamu gelirlerini kiralamaya dayanan vergi toplama sistemi.:İLTİZAM
Osmanlı devletinde padişahların hükümet anlayışları bakımından yönetiminden sorumlu oldukları halk. : EMANETULLAH
Osmanlı Devletinde,Rumelide tutulan tevzi defterlerine verilen ad.:PURUZ
Osmanlı devletinin ilk döneminde postacılık,kuryelik ve muhafızlık yapan,daha sonraki dönemlerde törenlerde yer alan asker sınıfı. : PEYK
Osmanlı Devletinin Karadenizin kuzeyinde kalan sınır eyaleti.: ÖZİ
Osmanlı Devletinin son saray ressamı olan İtalyan ressam. : FAUSTO ZONARO
Osmanlı donanması askeri. : LEVENT
Osmanlı donanmasında tümgenerale eş bir rütbe. : RİYALA
Osmanlı döneminde kazaskerlere verilen san.:SADIR
Osmanlı idaresinde sancak beylerine verilen ad veya unvan.:BEYLERBEYİ
Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa kıtasında kalan topraklarımıza verilen ad.:RUMELİ
Osmanlı İmparatorluğunda , saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen gençlere verilen ad. : İÇOĞLANI
Osmanlı İmparatorluğunda başbakan.:SADRAZAM
Osmanlı İmparatorluğunda deniz subay ve erlerine verilen ad.: TERSANELİ
Osmanlı imparatorluğunda okul kitaplarının genel adı. : SUPARA
Osmanlı İmparatorluğunda okul kitaplarının genel adı.: SUPARA
Osmanlı imparatorluğunda Rumelide gece bekçilerine verilen ad. : PAZVANT
Osmanlı İmparatorluğunda sipahilerin aldığı en büyük tımar.:ZEAMET
Osmanlı İmparatorluğunun Trablus ve Bingazideki hurma ve zeytin ağaçlarıyla kuyulardan aldığı vergi.: LEZ
Osmanlı imparatorluğunun yedi saltanat sancağından biri.:AKALEM
Osmanlı mimarlığında,mukarnaslı başlıkların en üst bölümü. : ASABA
Osmanlı padişahlarının her yıl yeniçeri ağası başta olmak üzere ocak ağalarına dağıttıkları yazlık giysi veya kumaş. : BAHARİYE
Osmanlı sarayında bir lalanın altındaki acemilerin birbirine hitap biçimi.:LALADAŞ
Osmanlı Sarayında bostancı,baltacı ve kapıcıların giydikleri kırmızı çuhadan veya keçeden yapılmış,yukarısı geniş ve kıvrık,boyu uzunca başlık.: BARATA
Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi.:HASEKİ
Osmanlı toprak düzeninde yıllık geliri yüz bin akçeyi aşan dirlik.:HAS
Osmanlıda gece bekçisi. : ASES
Osmanlıca nasipsiz,kısmetsiz anlamında. : BİVAYE
Osmanlıda ,Padişahın bir miktar toprağı birine mülki olarak veya gelirinden yararlanmak üzere vermesi. :IKTA
Osmanlılar zamanında vergi ve haraç vermeyen Müslüman ahaliye verilen ad.:BERAYA
Osmanlılarca Avusturyaya ve halkına verilen ad.: NEMSE
Osmanlılarda Rumelideki büyük toprak sahipleri.: GOSPODAR
Osmanlılarda başkomutan.: SERDAR
Osmanlılarda eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker: SARICA
Osmanlılarda gümrük vergisi.:BAÇ
Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi.: RİKABDAR
Osmanlılarda önceleri olağanüstü durumlarda,sonraları ise sürekli olarak toplanan vergiye verilen ad. : AVARIZ
Osmanlılarda sancak beylerine verilen unvan:. BAN
Osmanlılarda saraylarda hizmet eden hadımların genel adı,hadım ağası.:TAVAŞİ
Osmanlılarda sınır nişanı. : URA
Osmanlılarda topraksız köylüden alınan kazanç vergisi. : BADIHAVA
Osmanlılarda vergi denetimi ve tahsili ile Maliyeye ilişkin soruşturmaları yapan memura verilen ad. :BAKIKULU
Osmanlılarda yaygınlık kazanmış bir yazı türü.:DİVANİ
Osmanlılarda yeni evlenen erkeklerden alınan vergi. :ARUSİYE
Osmanlıların Avrupalılara,özellikle de Fransızlara verdikleri ad. : FRENK
Osmanlıların Avusturyaya verdikleri ad.:NEMÇE
Osmanlıların Cenova Cumhuriyetine verdikleri ad.:CENEVİZ
Osmanlı-Rus savaşında Aziziye tabyalarındaki yararlılıklarıyla ün kazanmış Türk kadın kahraman.(1877-1978).:NENE HATUN
Osmiyumun simgesi. : OS
Otlak. : ÖRÜ
Otlar,otlak.:ERA
Otları inceleyen bilim dalı. : HERBOLOJ İ
Otlatmak.:OTARMAK
Otomobilin ön düzeninde yer alan parça.: ROTİL
Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi.: TRİPTİK
Otsu bir bitki. : RAVENT
Oturum.:CELSE
Oturuş.Namazda,rekat sonlarında belli bir süre oturma. : KADE
Ova. : YAZI
Oval. : BEYZİ
Ovarak sürülen ilaç. : LİNİMENT
Oymacı,hak işleri yapan sanatçı.: HAKKAK
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi. : ANKİLOZ
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi.:ANKİLOZ
Oynayan (kuşbaz,kumarbaz,cambaz).: BAZ
Oyun.:BAZİÇE
Oyuna komiklik ve neşe katan beklenmedik söz veya hareket,gülüt.:GAG
Oyunda berabere kalma. : PATA
Oyunda kazanılan her parti.:KAMA
Ozanların çaldığı telli bir Türk sazı. : KOPUZ
Bulmaca Sözlüğü ö
-Ö-
Öbek. : İLE
Öbür dünya ile ilgili,ahret ile ilgili.:UHREVİ
Öbür dünya.:DARI BEKA
Öbür dünyada verilecek olan ceza.:UKUBET
Ödünç mal. : ARE
Ödünç verilmiş bir paranın,bir yıldan daha kısa bir dönem için hesaplanan faizlerinin ana paraya eklenmesi.:ANATOSİZM
Ödünç verme. : İARE
Ödünç,iğreti.,emanet. : ARİYET
Öfke,kızgınlık.:CELAL
Öfke,sinir.: HARAZA
Ögeler. : ANASIR
Öğrenim görmeyen,kendi kendini yetiştiren,çocuklara yönelik öyküler ve romanlarıyla tanınan,1996 yılında hayatını kaybeden yazarımız. : KEMALETTİN TUĞCU
Öğretici. : DİDAKTİK
Öğretim kuruluşlarında,öğrencilerin yönetmeliklere ve okul kurallarına göre söz ve karar sahibi olmaları ilkesine dayanan yönetim.:ÖZYÖNETİM
Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu. :TAHİN
Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç.: ŞIPIDIK
Öksürük otu da denilen ve sarı çiçekler açan otsu bir bitki.:KAVALAK
ökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp.: SAÇULA
Öküz yemliği: AKERE
Öküzgözü de denilen papatyaya benzer çiçek. : ARNİKA
Ölçek. : MİKYAS : EŞEL
Ölçü,kıstas. : KRİTER
Ölçülerin başına konulduğunda onda bir anlamını veren bir önek.:DESİ
Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam. : AZİR
Öldürme,telef etme,yok etme.: İTLAF
Öldürücü hastalık salgını. : ÖLET
Öldürülmüş.:MAKTUL
Ölen yeniçerilerin çocuklarına verilen ad. : NANHAR
Ölene yakılan ağıt.: SAĞU
Ölmüş kimselerle cinsel ilişki kurma biçiminde kendini gösteren cinsel sapıklık. :NEKROFİLİ
Ölü doğan kuzunun derisi.:BAĞAN
Ölü yıkama. : GASİL
Ölüler.:MEVTA
Ölülerin yakıldığı yer. : KREMATORYUM
Ölüm. : MEMAT: MEVT
Ölümsüz ,ölmez. : LAYEMUT
Ölümsüzlük suyu.:BENGİSU
Ölümün ve ölme olayının psikososyal boyutlarıyla incelenmesi.: TANATOLOJİ
Ölünün ruhunun azap çekmemesi için dağıtılan,ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka. : ISKAT
Ön taraf,cephe,karşı,yamaç. : ALNAÇ
Ön. :PİŞİGAH
Önalım. : ŞUFA
Öncecilik. : İNİSİYATİF
Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol.: STRATEJİ
Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgahı bağlama aleti.:MALAFA
Önceden ödemede bulunarak süreli yayınlara alıcı olma işi : ABONE
Önceden yazılmış ve gerekli süre içinde cevaplandırılmamış bir yazıyı yineleme.:TEKİT
Öncesiz. : EZELİ
Öncü.:AVANGARD
Öndelik. : PEY
Önel,vade . : MEHİL
Önerme.:KAZİYE
Önünde çelik kanadı bulunan paletli traktör.:DOZER
Ördeğe benzer bir su kuşu.,av kuşu. : MEKE
Ördeğe benzer,tüyleri kiremit renginde bir yaban kuşu.:ANGUT
Ördekgillerden bir yaban kuşu.:ANGUT
Örnek alınacak söz. : MESEL
Örnek veya temel olarak alınan tek biçim.:STANDART
Örnek,göstermelik,model.: MOSTRA
Örnek. : NÜMUNE
Örten,bağışlayan. : SETTAR
Örtme,kapatma. : SETR
Örtünme.:TESETTÜR
Öte. : MAVERA
Öteki dünya,ahiret.: UKBA
Ötürü,dolayı. : NAŞİ
Övendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi. : NODUL
Över gibi görünüp yerme,yeriyormuş gibi görünüp övme sanatı.:İSTİDRAK
Över gibi yerme,yeriyormuş gibi övme sanatı. : İSTİDRAK
Övme. : SENA : SİTAYİŞ
Özbek güreşi,yada ayakta judoda denilen spor dalı. : KURAŞ
Özdemir Asafın soyadı. : ARUN
Özdeş.: İDENTİK
Özdeyiş. : KELAMIKİBAR
Özel bir biçimleri olmayan maddeler için kullanılan sözcük.:AMORF
Özel bir cam kap içinde likör,şarap,meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içkiye verilen ad. : BOL
Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek.:KEFİR
Özel bir şiir diliyle yazılmış yazılan epik İzlanda şiiri türü.:RİMUR
Özel görev. : MİSYON
Özel olarak erkeklere hizmet için yetiştirilmiş Japon kadını. : GEYŞA
Özellikle Ayvalık yöresine özgü acıçaçada denilen bir balık.: PAPALİNA
Özellikle diş hekimliğinde dezenfektan olarak kullanılan benzalyum klorüre verilen ad.:ZEFİRAN
Özellikle İranda yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü.:TÖMBEKİ
Özellikle kafatası sinirlerinin denetlediği kas gruplarında çabuk yorulma ve zayıflık,halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan kronik hastalık.:MİYOSTENİ
Özellikle resim yapımında kullanılan sentetik bir boya./Suda ezilmiş pigmentlerin lateks içinde dağılımı sonucunda elde edilen emülsiyon boya. : AKRİLİK
Özellikle sığırların kanını emen bir cins sinek. : İVEZ : (İVİZ)
Özellikle Trakya yöresinde yetiştirilen sulu ve hoş kokulu bir kavun cinsi. : HASANBEY
Özgün çizim,harita,plan gibi şeylerin fotoğraf tekniğiyle çoğaltılması yöntemi.Kalıptan çekilen resim kopyası. : OZALİT
Öznel.:SÜBJEKTİF
Özsu. : USARE
Özümleme. : ANABOLİZMA
Özür dileme. : İTİZAR
Özür,kusur,bozukluk.: DEFO
Devamını Oku
Öbek. : İLE
Öbür dünya ile ilgili,ahret ile ilgili.:UHREVİ
Öbür dünya.:DARI BEKA
Öbür dünyada verilecek olan ceza.:UKUBET
Ödünç mal. : ARE
Ödünç verilmiş bir paranın,bir yıldan daha kısa bir dönem için hesaplanan faizlerinin ana paraya eklenmesi.:ANATOSİZM
Ödünç verme. : İARE
Ödünç,iğreti.,emanet. : ARİYET
Öfke,kızgınlık.:CELAL
Öfke,sinir.: HARAZA
Ögeler. : ANASIR
Öğrenim görmeyen,kendi kendini yetiştiren,çocuklara yönelik öyküler ve romanlarıyla tanınan,1996 yılında hayatını kaybeden yazarımız. : KEMALETTİN TUĞCU
Öğretici. : DİDAKTİK
Öğretim kuruluşlarında,öğrencilerin yönetmeliklere ve okul kurallarına göre söz ve karar sahibi olmaları ilkesine dayanan yönetim.:ÖZYÖNETİM
Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu. :TAHİN
Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç.: ŞIPIDIK
Öksürük otu da denilen ve sarı çiçekler açan otsu bir bitki.:KAVALAK
ökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp.: SAÇULA
Öküz yemliği: AKERE
Öküzgözü de denilen papatyaya benzer çiçek. : ARNİKA
Ölçek. : MİKYAS : EŞEL
Ölçü,kıstas. : KRİTER
Ölçülerin başına konulduğunda onda bir anlamını veren bir önek.:DESİ
Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam. : AZİR
Öldürme,telef etme,yok etme.: İTLAF
Öldürücü hastalık salgını. : ÖLET
Öldürülmüş.:MAKTUL
Ölen yeniçerilerin çocuklarına verilen ad. : NANHAR
Ölene yakılan ağıt.: SAĞU
Ölmüş kimselerle cinsel ilişki kurma biçiminde kendini gösteren cinsel sapıklık. :NEKROFİLİ
Ölü doğan kuzunun derisi.:BAĞAN
Ölü yıkama. : GASİL
Ölüler.:MEVTA
Ölülerin yakıldığı yer. : KREMATORYUM
Ölüm. : MEMAT: MEVT
Ölümsüz ,ölmez. : LAYEMUT
Ölümsüzlük suyu.:BENGİSU
Ölümün ve ölme olayının psikososyal boyutlarıyla incelenmesi.: TANATOLOJİ
Ölünün ruhunun azap çekmemesi için dağıtılan,ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka. : ISKAT
Ön taraf,cephe,karşı,yamaç. : ALNAÇ
Ön. :PİŞİGAH
Önalım. : ŞUFA
Öncecilik. : İNİSİYATİF
Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol.: STRATEJİ
Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgahı bağlama aleti.:MALAFA
Önceden ödemede bulunarak süreli yayınlara alıcı olma işi : ABONE
Önceden yazılmış ve gerekli süre içinde cevaplandırılmamış bir yazıyı yineleme.:TEKİT
Öncesiz. : EZELİ
Öncü.:AVANGARD
Öndelik. : PEY
Önel,vade . : MEHİL
Önerme.:KAZİYE
Önünde çelik kanadı bulunan paletli traktör.:DOZER
Ördeğe benzer bir su kuşu.,av kuşu. : MEKE
Ördeğe benzer,tüyleri kiremit renginde bir yaban kuşu.:ANGUT
Ördekgillerden bir yaban kuşu.:ANGUT
Örnek alınacak söz. : MESEL
Örnek veya temel olarak alınan tek biçim.:STANDART
Örnek,göstermelik,model.: MOSTRA
Örnek. : NÜMUNE
Örten,bağışlayan. : SETTAR
Örtme,kapatma. : SETR
Örtünme.:TESETTÜR
Öte. : MAVERA
Öteki dünya,ahiret.: UKBA
Ötürü,dolayı. : NAŞİ
Övendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi. : NODUL
Över gibi görünüp yerme,yeriyormuş gibi görünüp övme sanatı.:İSTİDRAK
Över gibi yerme,yeriyormuş gibi övme sanatı. : İSTİDRAK
Övme. : SENA : SİTAYİŞ
Özbek güreşi,yada ayakta judoda denilen spor dalı. : KURAŞ
Özdemir Asafın soyadı. : ARUN
Özdeş.: İDENTİK
Özdeyiş. : KELAMIKİBAR
Özel bir biçimleri olmayan maddeler için kullanılan sözcük.:AMORF
Özel bir cam kap içinde likör,şarap,meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içkiye verilen ad. : BOL
Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek.:KEFİR
Özel bir şiir diliyle yazılmış yazılan epik İzlanda şiiri türü.:RİMUR
Özel görev. : MİSYON
Özel olarak erkeklere hizmet için yetiştirilmiş Japon kadını. : GEYŞA
Özellikle Ayvalık yöresine özgü acıçaçada denilen bir balık.: PAPALİNA
Özellikle diş hekimliğinde dezenfektan olarak kullanılan benzalyum klorüre verilen ad.:ZEFİRAN
Özellikle İranda yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü.:TÖMBEKİ
Özellikle kafatası sinirlerinin denetlediği kas gruplarında çabuk yorulma ve zayıflık,halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan kronik hastalık.:MİYOSTENİ
Özellikle resim yapımında kullanılan sentetik bir boya./Suda ezilmiş pigmentlerin lateks içinde dağılımı sonucunda elde edilen emülsiyon boya. : AKRİLİK
Özellikle sığırların kanını emen bir cins sinek. : İVEZ : (İVİZ)
Özellikle Trakya yöresinde yetiştirilen sulu ve hoş kokulu bir kavun cinsi. : HASANBEY
Özgün çizim,harita,plan gibi şeylerin fotoğraf tekniğiyle çoğaltılması yöntemi.Kalıptan çekilen resim kopyası. : OZALİT
Öznel.:SÜBJEKTİF
Özsu. : USARE
Özümleme. : ANABOLİZMA
Özür dileme. : İTİZAR
Özür,kusur,bozukluk.: DEFO
Bulmaca Sözlüğü p
-P -
Padişah ve devlet ileri gelenlerinin seferden dönmeleri dolayısıyla yazılan şiire verilen ad. : KUDUMİYE
Padişah III. Selimin şiirlerinde kullandığı mahlas. : İLHAMİ
Padişah sarayında harem dairesi ile dış daireleri arasındaki bölüm.: MABEYİN
Padişah,sadrazam,vezirler ve yüksek dereceli devlet erkanının giydiği kavuk. : YUSUFİ
Padişaha yakın olan görevliler,mabeyinciler. : KURENA
Padişahın giyeceklerine bakan memur.:ÇUHADAR
Padişahların adına yaptırılan ve birden çok minaresi bulunan büyük camilere verilen ad,Sultanlar.SELATİN
Pafta.:YİVAÇAR
Pakistanda müzik eşliğinde ve koro halinde söylenen şiirlerden oluşan tasavvuf musikisi türü. :KAVVALİ
Palamut balığının bir türü. : ALTIPARMAK
Palamut balığının iki kilodan büyük olanına verilen ad. : ZİNDANDELEN
Palamut balığının iri bir türü.:PİÇUTA
Palamut balığının irisi. : TORİK
Palamut,torik gibi balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura.:LAKERDA
Palmiye türü.:LATANYA
Paltoya benzer bir tür üstlük. : SAKO
Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet.:ÇIRÇIR
Pamuk çeşidi:. AKALA
Pamuk ipliği.Dikiş ipliği. : TİRE
Pamuk ipliğinden dokunmuş havlu. : PEŞKİR
Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim. : SAVAN
Pamuk ipliğini saran el çıkrığı.: ALAMİT
Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi.: KASAR : KASTAR
Pamuk kalenin mitolojik dönemlerdeki adı. : HİERAPOLİS
Pamuk kozası. : ŞİF
Pamuk yada ipekle karışık,pamuktan kalın,ensiz kumaş çeşidi. : KUTNU
Pamuk,keten veya ipekten sık dokunmuş ince bir tür kumaş.:POPLİN
Pamuk,yün gibi şeylerden iplik eğirmek için kullanılan,ağaçtan yapılmış araç.: İĞ
Pamukkale örneğinde olduğu gibi,kimi kaynak sularının yığdığı kalker tortu.:TRAVERTEN
Pamuklu kumaş.:BASMA
Pamuktan düz dokuma. : AMERİKAN
Panamanın para birimi.:BALBAO
Panik. : ÜRKÜ
Panzehir. : ANTİDOT: TİRYAK
Papağan,kartal gibi kuşların kemerli gagası.:TUMŞUK
Papağan. : TUTİ
Papağana benzer bir kuş. : KAKADU
Papağanla akraba küçük bir kuş. -Yüzölçümü : 1.904.000 km2
-Nüfusu : 180 milyon kişi
-Başkenti : CAKARTA
13600 adadan meydana gelen dünyanın en büyük ada devleti... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="5" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Endonezya">Endonezya ve Yeni BAŞŞEHRİ .......................................................... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="6" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Gine">Ginede yaşayan bazı papağanların ortak adı. : LORİ
Papalığın simgesi olan üç katlı taç.:TİARA
Papua Yeni Ginenin para birimi. : KİNA
Para cüzdanı.:PORTFÖY
Parafinli veya plastikli kumaştan su geçirmez giysi. : SİRE
Paragraf başındaki büyük harf.: İNİSİYAL
Paraguay çayı. : MATE
Paraguayın başkenti. : ASUNCİON
Paraguayın para birimi. : GUARANİ
Paralel. : MUVAZİ
Paralı oyunlarda kar ve zarar olmadığını belirtmekte kullanılan sözcük.:TAPİ
Parça,lokma,dilim : TİKE
Parça. : LİME
Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleriyle olan ilgilerini araştıran yerbilim dalı. : TEKTONİK
Parçalardan oluşmuş bütün.:İNTEGRAL
Parçanın sevimli ve cana yakın çalınacağını anlatan müzik terimi. : AMABİLE
Parıldayan. : DİRAHŞAN: LAMİ
Parıltı. : LEMA
Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak.: FOYA
Parkinson hastalığının başlıca belirtisi olan hareket yeteneğinin kaybolması. :AKİNEZİ
Parlak deri. : RUGAN
Parlak pamuk ipliği. : PAMUKAKİ
Parlak perkal olarak da adlandırılan,çok ince pamuklu bez.: SİNTZ
Parlak renkli tüyleri olan çok küçük bir kuş.:MANDARİN
Parlak ve saydam bir çeşit kuvars billuru.:NECEF TAŞI
Parlak yıldız.:AYYUK
Parlak yüzlü ipekli kumaş. : ATLAS
Parlak,aydınlık. : RUŞEN
Parlak,kaymak kağıt. : KUŞE
Parlak,mavi renkli gündüz kelebeği. : ADONİS
Parlak.: RUŞEN
Parlak.:CELİ
Parlaklığı geçici olarak artarak patlayan yıldız. : NOVA
Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi.: DAKTİLOSKOPİ
Parmaklara takılarak çalınan bir tür zil.: KASTANYET
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı alet.:ÇALPARA
Parmaklarda oluşan iltihap.,tırnakta ağrılı şiş. : DOLAMA
Parmaklık,korkuluk.: CAĞ
Parola,işaret,alamet. : İM
Pas açıcı.:ZİDA
Pas.:KÜF
Pasaklı,kılıksız.:LOKA
Paskalya Adasındaki devasa heykellere verilen ad. : MOAİ
Pasta hamuru. : ŞU
Pasta,çörek. : GATO
Pastacıların,terzilerin kullandığı dişli,küçük demir çark.: RULET
Pastırmalı börek.:PAÇANGA
Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta.: FEKÜL
Patika. : YOLAK
Patlak çukur.: MAAR
Patlıcangillerden kötü kokulu bir bitki.:ADAMOTU
Patlıcangillerden,çeşitli renkte çiçekler açan,kokulu bir süs bitkisi.:PETUNYA
Patlıcangillerden,geniş yapraklı,kötü kokulu bir bitki,kankurutan.:ADAMOTU
Patlıcangillerden,kasların kasılmasını giderdiği için hekimlikte kullanılan bir bitki.:TATULA
Patolojide mantar.: MİKOZ
Pay,hisse,nasip.:BEHRE
Payı olmayan,pay almamış.: BİBEHRE
Paylama,azar. : İTAP
Pedro Almodovarın bir filmi.: ANNEM HAKKINDA HERŞEY:KONUŞ ONUNLA
Pehlivanları çeşitli övgü ve dualarla seyirciye tanıtan kimse.:CAZGIR
Pek bol,pek çok. : İBADULLAH
Pek bol,pek çok.: İBADULLAH
Pek çok bilgisayar ağını birbirine bağlayan ve kendine özgü bir adresleme sistemi ile iletişim protokolüne dayalı ağ;dünya ölçeğinde ağ.: İNTERNET
Pekmez toprağı da denilen ve üzüm şırasının tortularını çökeltmekte kullanılan kille karışık kireçli toprak. : MARN
Pekmezle kar karıştırılarak yapılan kar helvası. : KARSAMBAÇ
Pekmezle yapılan bir tür tatlı.:KEDİBATMAZ
Pelerin. : HARMANİ
Pelerinli bir çeşit palto.:REGLAN
Pembe dizi de denilen,gerçek yaşamdan kopuk TV dizilerine verilen ad. : SOAP-OPERA
Pembe renkli şarap. : ROZE
Pembe,beyaz çiçek açan,kışın yaprak dökmeyen,zehirli bir ağaççık. : ZAKKUM
Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan açılır kapanır bölüm.:VASİSTAS
Penye veya jarse tipi pamuklu örme kumaşlarda,genellikle tişört ve bluzlarda etek ve kol ağızlarını kapamada kullanılan dekoratif dikiş türü.:REÇME
Perçem. : KAKÜL
Perdeli bir üflemeli çalgı.:FAGOT
Perslerde il yöneticisi,vali.: SATRAP
Peru ve BAŞŞEHRİ .............................. .La Paz-Hükümet Merkezi S... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="7" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Bolivya">Bolivyada yünü için yetiştirilen evcil alpaka türü. : PAKO
Peru ve Patagonya arasında yaşayan bir geyik türü. : PUDU
Peruda mısırdan elde edilen bir içki. : ÇİÇA
Peruda yaşayan uzun tüylü bir memeli hayvan.:ALTES
Pervane balığına verilen bir ad.:AY BALIĞI
Pestil.:BASTIK
Peşinat. Bir kimseye, pazarlığında anlaşılmış bir paranın küçük bir bölümünü önceden vermek. : KAPARO
Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı.:GAYAKOL
Peygamber çiçeği.:BELEMİR
Peygamber. : YALVAÇ
Peygamberimizin hane halkı. : EHLİBEYT
Peygamberler. : ENBİYA
Pırıltılı kristallerden oluşan doğal demir sülfürü. : PİRİT
Pik. : FONT
Piliç. : FERİK
Piramit. : EHRAM
Pirinci kabuğundan ayırmak için kullanılan dibek.:DİNK
Pirinç ayıklamaya yarayan taş silindir. : DİNK
Pirinç.:ERZ
Pirinçli ve yoğurtlu ıspanak yemeği. : BORANİ
Pirzola. : KOTLET
Pis koku.:UFUNET
Piston kolu.:BİYEL
Pişirilmiş olan yemeğin üzerine parmesan,kaşar,dil peyniri gibi peynir çeşitlerinden birini rendeleyerek pişirmek. / Yemeğin üzerine beşamel sos dökerek yemek pişene ve sosun üzeri kızarana kadar fırında bekletmek.:GRATEN
Pişman. : NADİM
Pişmiş balçık.:ÇİNİ
Pişmiş hamurla yenen,özellikle tavuğun göğüs etiyle hazırlanan bir tür çorba. : ARABAŞI
Pişmiş toprak,cüruf ve beton karışımından yapılan kiriş,putrel ve nervürler arasına konulan delikli tuğla.: ASMOLEN
Piyale,ayaklı içki kadehi. :AYAG: (EYAG)
Plan. : TASAR
Plazma sıvısının deri altı dokusuna ve seroz zarlara yaygın biçimde sızması. : ANAZARK
Plili.:PLİSE
Po nehrinin kolu olan bir ırmak. : PANARA
Poker,konken gibi kimi oyunlarda aynı cins iki kağıda verilen ad.:PER
Pokerde aynı renkten oluşan ama sıra izlemeyen beş karta verilen ad.:FLOŞ
Pokerde kağıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin yere sürdükten sonra önünde fişi yada parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz.:TAPİ
Pokerde ortaya konulması zorunlu para,: POT
Pokerde rest. : SOLT
Pokerde,sırayla birbirini izleyen değişik renkten beş karta verilen ad.:KENT
Polonya para birimi. : ZLOTİ
Polonya,Litvanya,Belarus ve BAŞŞEHRİ ..................................................... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="8" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Ukrayna">Ukraynada siyasal erki üstlenen meclise verilen ad.:RADA
Polonyada millet meclisine verilen ad.: SEJM
Porselen yapımında kullanılan bir çeşit beyaz ve gevrek kil.:KAOLİN
Portekiz halk şarkısı.:FADO
Portekizde ağaçlı dağlık kütle. : GERES
Posta beygiri. : YAM
Posta havalesi. : MANDAPOST
Postu kaplan postu gibi çizgili bir tür Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="9" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Afrika">Afrika zebrası./Antilop. : DAV
Pozitif elektrot. : ANOT
Pörsümek.:SALKIMAK
Praseodimin simgesi. : PR
Pratik. : AMELİ : KILGIN
Prensip,umde,ilke,din ve felsefe temellerinden biri./ Hipostaz. : UKNUM
Prensip. : UMDE
Protein sentezine yardımcı olan bir asit türü. Ribonükleik asit. : RNA
Proton verebilen maddelerin genel adı.:ASİT
Psikolojide sözsel anlatım bozukluğu.:AKATAFAZİ
Puan,nokta. : BENEK
Pullu ve kılçıklı,küçük bir balık. : İZMARİT
Put,totem,çok güzel kadın. : SANEM
Pürüz alır. : RAYBA
Devamını Oku
Padişah ve devlet ileri gelenlerinin seferden dönmeleri dolayısıyla yazılan şiire verilen ad. : KUDUMİYE
Padişah III. Selimin şiirlerinde kullandığı mahlas. : İLHAMİ
Padişah sarayında harem dairesi ile dış daireleri arasındaki bölüm.: MABEYİN
Padişah,sadrazam,vezirler ve yüksek dereceli devlet erkanının giydiği kavuk. : YUSUFİ
Padişaha yakın olan görevliler,mabeyinciler. : KURENA
Padişahın giyeceklerine bakan memur.:ÇUHADAR
Padişahların adına yaptırılan ve birden çok minaresi bulunan büyük camilere verilen ad,Sultanlar.SELATİN
Pafta.:YİVAÇAR
Pakistanda müzik eşliğinde ve koro halinde söylenen şiirlerden oluşan tasavvuf musikisi türü. :KAVVALİ
Palamut balığının bir türü. : ALTIPARMAK
Palamut balığının iki kilodan büyük olanına verilen ad. : ZİNDANDELEN
Palamut balığının iri bir türü.:PİÇUTA
Palamut balığının irisi. : TORİK
Palamut,torik gibi balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura.:LAKERDA
Palmiye türü.:LATANYA
Paltoya benzer bir tür üstlük. : SAKO
Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet.:ÇIRÇIR
Pamuk çeşidi:. AKALA
Pamuk ipliği.Dikiş ipliği. : TİRE
Pamuk ipliğinden dokunmuş havlu. : PEŞKİR
Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim. : SAVAN
Pamuk ipliğini saran el çıkrığı.: ALAMİT
Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi.: KASAR : KASTAR
Pamuk kalenin mitolojik dönemlerdeki adı. : HİERAPOLİS
Pamuk kozası. : ŞİF
Pamuk yada ipekle karışık,pamuktan kalın,ensiz kumaş çeşidi. : KUTNU
Pamuk,keten veya ipekten sık dokunmuş ince bir tür kumaş.:POPLİN
Pamuk,yün gibi şeylerden iplik eğirmek için kullanılan,ağaçtan yapılmış araç.: İĞ
Pamukkale örneğinde olduğu gibi,kimi kaynak sularının yığdığı kalker tortu.:TRAVERTEN
Pamuklu kumaş.:BASMA
Pamuktan düz dokuma. : AMERİKAN
Panamanın para birimi.:BALBAO
Panik. : ÜRKÜ
Panzehir. : ANTİDOT: TİRYAK
Papağan,kartal gibi kuşların kemerli gagası.:TUMŞUK
Papağan. : TUTİ
Papağana benzer bir kuş. : KAKADU
Papağanla akraba küçük bir kuş. -Yüzölçümü : 1.904.000 km2
-Nüfusu : 180 milyon kişi
-Başkenti : CAKARTA
13600 adadan meydana gelen dünyanın en büyük ada devleti... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="5" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Endonezya">Endonezya ve Yeni BAŞŞEHRİ .......................................................... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="6" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Gine">Ginede yaşayan bazı papağanların ortak adı. : LORİ
Papalığın simgesi olan üç katlı taç.:TİARA
Papua Yeni Ginenin para birimi. : KİNA
Para cüzdanı.:PORTFÖY
Parafinli veya plastikli kumaştan su geçirmez giysi. : SİRE
Paragraf başındaki büyük harf.: İNİSİYAL
Paraguay çayı. : MATE
Paraguayın başkenti. : ASUNCİON
Paraguayın para birimi. : GUARANİ
Paralel. : MUVAZİ
Paralı oyunlarda kar ve zarar olmadığını belirtmekte kullanılan sözcük.:TAPİ
Parça,lokma,dilim : TİKE
Parça. : LİME
Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleriyle olan ilgilerini araştıran yerbilim dalı. : TEKTONİK
Parçalardan oluşmuş bütün.:İNTEGRAL
Parçanın sevimli ve cana yakın çalınacağını anlatan müzik terimi. : AMABİLE
Parıldayan. : DİRAHŞAN: LAMİ
Parıltı. : LEMA
Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak.: FOYA
Parkinson hastalığının başlıca belirtisi olan hareket yeteneğinin kaybolması. :AKİNEZİ
Parlak deri. : RUGAN
Parlak pamuk ipliği. : PAMUKAKİ
Parlak perkal olarak da adlandırılan,çok ince pamuklu bez.: SİNTZ
Parlak renkli tüyleri olan çok küçük bir kuş.:MANDARİN
Parlak ve saydam bir çeşit kuvars billuru.:NECEF TAŞI
Parlak yıldız.:AYYUK
Parlak yüzlü ipekli kumaş. : ATLAS
Parlak,aydınlık. : RUŞEN
Parlak,kaymak kağıt. : KUŞE
Parlak,mavi renkli gündüz kelebeği. : ADONİS
Parlak.: RUŞEN
Parlak.:CELİ
Parlaklığı geçici olarak artarak patlayan yıldız. : NOVA
Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi.: DAKTİLOSKOPİ
Parmaklara takılarak çalınan bir tür zil.: KASTANYET
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı alet.:ÇALPARA
Parmaklarda oluşan iltihap.,tırnakta ağrılı şiş. : DOLAMA
Parmaklık,korkuluk.: CAĞ
Parola,işaret,alamet. : İM
Pas açıcı.:ZİDA
Pas.:KÜF
Pasaklı,kılıksız.:LOKA
Paskalya Adasındaki devasa heykellere verilen ad. : MOAİ
Pasta hamuru. : ŞU
Pasta,çörek. : GATO
Pastacıların,terzilerin kullandığı dişli,küçük demir çark.: RULET
Pastırmalı börek.:PAÇANGA
Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta.: FEKÜL
Patika. : YOLAK
Patlak çukur.: MAAR
Patlıcangillerden kötü kokulu bir bitki.:ADAMOTU
Patlıcangillerden,çeşitli renkte çiçekler açan,kokulu bir süs bitkisi.:PETUNYA
Patlıcangillerden,geniş yapraklı,kötü kokulu bir bitki,kankurutan.:ADAMOTU
Patlıcangillerden,kasların kasılmasını giderdiği için hekimlikte kullanılan bir bitki.:TATULA
Patolojide mantar.: MİKOZ
Pay,hisse,nasip.:BEHRE
Payı olmayan,pay almamış.: BİBEHRE
Paylama,azar. : İTAP
Pedro Almodovarın bir filmi.: ANNEM HAKKINDA HERŞEY:KONUŞ ONUNLA
Pehlivanları çeşitli övgü ve dualarla seyirciye tanıtan kimse.:CAZGIR
Pek bol,pek çok. : İBADULLAH
Pek bol,pek çok.: İBADULLAH
Pek çok bilgisayar ağını birbirine bağlayan ve kendine özgü bir adresleme sistemi ile iletişim protokolüne dayalı ağ;dünya ölçeğinde ağ.: İNTERNET
Pekmez toprağı da denilen ve üzüm şırasının tortularını çökeltmekte kullanılan kille karışık kireçli toprak. : MARN
Pekmezle kar karıştırılarak yapılan kar helvası. : KARSAMBAÇ
Pekmezle yapılan bir tür tatlı.:KEDİBATMAZ
Pelerin. : HARMANİ
Pelerinli bir çeşit palto.:REGLAN
Pembe dizi de denilen,gerçek yaşamdan kopuk TV dizilerine verilen ad. : SOAP-OPERA
Pembe renkli şarap. : ROZE
Pembe,beyaz çiçek açan,kışın yaprak dökmeyen,zehirli bir ağaççık. : ZAKKUM
Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan açılır kapanır bölüm.:VASİSTAS
Penye veya jarse tipi pamuklu örme kumaşlarda,genellikle tişört ve bluzlarda etek ve kol ağızlarını kapamada kullanılan dekoratif dikiş türü.:REÇME
Perçem. : KAKÜL
Perdeli bir üflemeli çalgı.:FAGOT
Perslerde il yöneticisi,vali.: SATRAP
Peru ve BAŞŞEHRİ .............................. .La Paz-Hükümet Merkezi S... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="7" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Bolivya">Bolivyada yünü için yetiştirilen evcil alpaka türü. : PAKO
Peru ve Patagonya arasında yaşayan bir geyik türü. : PUDU
Peruda mısırdan elde edilen bir içki. : ÇİÇA
Peruda yaşayan uzun tüylü bir memeli hayvan.:ALTES
Pervane balığına verilen bir ad.:AY BALIĞI
Pestil.:BASTIK
Peşinat. Bir kimseye, pazarlığında anlaşılmış bir paranın küçük bir bölümünü önceden vermek. : KAPARO
Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı.:GAYAKOL
Peygamber çiçeği.:BELEMİR
Peygamber. : YALVAÇ
Peygamberimizin hane halkı. : EHLİBEYT
Peygamberler. : ENBİYA
Pırıltılı kristallerden oluşan doğal demir sülfürü. : PİRİT
Pik. : FONT
Piliç. : FERİK
Piramit. : EHRAM
Pirinci kabuğundan ayırmak için kullanılan dibek.:DİNK
Pirinç ayıklamaya yarayan taş silindir. : DİNK
Pirinç.:ERZ
Pirinçli ve yoğurtlu ıspanak yemeği. : BORANİ
Pirzola. : KOTLET
Pis koku.:UFUNET
Piston kolu.:BİYEL
Pişirilmiş olan yemeğin üzerine parmesan,kaşar,dil peyniri gibi peynir çeşitlerinden birini rendeleyerek pişirmek. / Yemeğin üzerine beşamel sos dökerek yemek pişene ve sosun üzeri kızarana kadar fırında bekletmek.:GRATEN
Pişman. : NADİM
Pişmiş balçık.:ÇİNİ
Pişmiş hamurla yenen,özellikle tavuğun göğüs etiyle hazırlanan bir tür çorba. : ARABAŞI
Pişmiş toprak,cüruf ve beton karışımından yapılan kiriş,putrel ve nervürler arasına konulan delikli tuğla.: ASMOLEN
Piyale,ayaklı içki kadehi. :AYAG: (EYAG)
Plan. : TASAR
Plazma sıvısının deri altı dokusuna ve seroz zarlara yaygın biçimde sızması. : ANAZARK
Plili.:PLİSE
Po nehrinin kolu olan bir ırmak. : PANARA
Poker,konken gibi kimi oyunlarda aynı cins iki kağıda verilen ad.:PER
Pokerde aynı renkten oluşan ama sıra izlemeyen beş karta verilen ad.:FLOŞ
Pokerde kağıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin yere sürdükten sonra önünde fişi yada parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz.:TAPİ
Pokerde ortaya konulması zorunlu para,: POT
Pokerde rest. : SOLT
Pokerde,sırayla birbirini izleyen değişik renkten beş karta verilen ad.:KENT
Polonya para birimi. : ZLOTİ
Polonya,Litvanya,Belarus ve BAŞŞEHRİ ..................................................... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="8" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Ukrayna">Ukraynada siyasal erki üstlenen meclise verilen ad.:RADA
Polonyada millet meclisine verilen ad.: SEJM
Porselen yapımında kullanılan bir çeşit beyaz ve gevrek kil.:KAOLİN
Portekiz halk şarkısı.:FADO
Portekizde ağaçlı dağlık kütle. : GERES
Posta beygiri. : YAM
Posta havalesi. : MANDAPOST
Postu kaplan postu gibi çizgili bir tür Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="9" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Afrika">Afrika zebrası./Antilop. : DAV
Pozitif elektrot. : ANOT
Pörsümek.:SALKIMAK
Praseodimin simgesi. : PR
Pratik. : AMELİ : KILGIN
Prensip,umde,ilke,din ve felsefe temellerinden biri./ Hipostaz. : UKNUM
Prensip. : UMDE
Protein sentezine yardımcı olan bir asit türü. Ribonükleik asit. : RNA
Proton verebilen maddelerin genel adı.:ASİT
Psikolojide sözsel anlatım bozukluğu.:AKATAFAZİ
Puan,nokta. : BENEK
Pullu ve kılçıklı,küçük bir balık. : İZMARİT
Put,totem,çok güzel kadın. : SANEM
Pürüz alır. : RAYBA
Bulmaca Sözlüğü r
-R-
Rabindranath Tagoreun ünlü romanı. : GORA
Raca. : MİHRACE
Radyasyon dozu birimi.:REM
Radyasyon ölçümlerinde kullanılan temel birim.:BEKEREL
Radyasyon.:IŞINIM
Radyo ve televizyon yayınlarında, film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.: EFEKT
Radyumun simgesi. : RA
Raf. : SERGEN
Rafadan. : ALAKOK
Rahat eden. : MÜSTERİH
Rahim,döl yatağı.:UTERUS
Rahip,keşiş. : KARABAŞ
Raket. : VURAÇ
Rakı içilen masa. : ÇİLİNGİR SOFRASI
Rakı konan 15- 20 cllik kulpsuz sürahilere verilen ad. : KARAFAKİ : KARAF
Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana yada arkaya savurma,devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu.:SALTO
Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek.:SAHUR
Rap başta olmak üzere 1980lerin siyah ABD müziğini ve Newyork popunu içine alan müzik türlerinin genel adı.: HİPHOP
Rapor. : YAZANAK
Rasathane.:OBSERVATUAR
Ray aralığı 60 cm eninde veya daha az olan,arabaları buhar,hayvan ve insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu.:DEKOVİL
Razı olma,uzlaşma. : MUVAFAKAT
Reasürans şirketlerine işveren şirket. : SEDAN
Recep ayının kandil olarak kutlanan ilk Cuma gecesi. : REGAİP
Reçine sakızı.:MIRRA
Reçine.Çam sakızı. : EDEMİK
Reçinesi hekimlikte kullanılan bir ağaççık. : LADEN
Refakat muhribi. : ESKORT
Refik Halit Karayın mizah yazılarında kullandığı takma ad. : KİRPİ
Rehin verme. : TERHİN
Rekoru ele geçirme.,skoru yenileme. : EGALE
Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı.:UMİAK
Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen doğal kurşun oksit.: MASİKO
Renk körlüğü. : DALTONİZM
Renk yuvarı,renk küre. : KROMOSFER
Renkler.Türlü renklerde olan. : ELVAN
Renkli cam parçalarından oluşan saydam pencere süslemesi veya resim.:VİTRAY
Renkser. : KROMATİK
Resim çizmekte kullanılan,taflan çubuklarından yapılan kalem.: FÜZEN
Resim ve heykel(yontu) sanatlarında varlıkların biçimi.:BETİ
Resimde bir nesne veya figürü derinlik duygusu içinde verme yöntemi.:RAKURSİ
Resimli. : MUSAVVER
Resmi bir daireye yazılan mektuplar. : TAHRİRAT
Resmi bir erkek ceketi. : REDİNGOT
Resmi temsilci heyeti.:DELEGASYON
Resmi törenlerde giyilen uzun etekli,eteğinin arkası beline kadar yırtmaçlı,siyah,resmi erkek ceketi.: FRAK
Resmi ziyafet ve davetlerde erkeklerin giydikleri,arkası yırtmaçlı,etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket. : JAKETATAY
Ressam Gürkan Coşkunun bilinen adı. : KOMET
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi. : PAT
Rezene bitkisine verilen bir ad.:RAZİYANE
Rezonans. : SESELİM
Rıhtımın su üstünde kalan bölümü.:SOM
Rivayet eden.:RAVİ
Rize ilinde balıyla ünlü bir yayla. : ANZER
Rize ilinde,aynı adlı balıyla ünlü bir yayla.:ANZER
Rize yöresinde dokunan ince bez.: FERETİKO
Rize-Erzurum karayolunda bir dağ ve geçit. : OVİT
Rodyumun simgesi. : RH
Roket atar.:BAZUKA
Roma iffet tanrıçası. : DİANA
Roma imparatorlarının tacı. : ATENA
Roma imparatoru Sezarın geldim,gördüm,yendim anlamındaki ünlü sözü.:VENİ-VİDİ-VİCİ
Roma mitolojisinde aşk tanrısı. : AMOR
Roma mitolojisinde bereket ve toprak ürünleri tanrıçası.:OPS
Roma mitolojisinde Jüpiter ve Marsın sıfatı. : ULTOR
Roma sanatında,tapınak yada mezarlarda Tanrı heykelinin,ölü heykelinin yada kutsal eşyanın konulduğu küçük niş. : AEDİCULA
Roma tanrısı. : LAR
Romanın eski adı. : RİM
Romayı tekrar görebilmek için,içine para atılması adet olan ünlü çeşme.:TREVİ
Romalılarda tanrı olarak düşünülen ölü ruhları.: MANES
Romanya para birimi. : LEY
Romanyanın plaka işareti. : RO
Romatizma hastalıklarını tedavi eden tıp dalı. : ROMATOLOJİ
Romen rakamında bin. : M
Ruandanın başkenti.:KİGALİ
Rubidyumun simgesi. : RB
Ruh biliminde nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.Uza devim. : TELEKİNEZİ
Ruh ve sinir hastalıklarıyla,kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme,teşhis ve tedavi etmeye uğraşan uzmanlık dalı.:PSİKİYATRİ
Ruh. : TİN
Ruhbilim.: PSİKOLOJİ
Ruhsal bunaltı. : ANGOR
Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi.:YOGA
Rulet oyununda 1-35 arasındaki tek sayılardan her biri.:EMPER
Rum asıllı Türk besteciler.:ALEKO BACANOS-YORGO BACANOS
Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar. : AYAZMA
Rus alfabesi. : KİRİL
Rus dilinde evet. : DA
Rus halk destanı veya rapsodisi. : BİLİNA
Rus imparatorluk ailesinin toprak olarak sahip olduğu mülkler.: UDEL
Rus komünisti.:BOLŞEVİK
Rus köylü kadınların giydiği uzun elbise.:SARAFAN
Rus köylü topluluğuna verilen ad. : MİR
Rus köylüsü.: MUJİK
Rus, Leh, Sırp, Hırvat, Bulgar ve Çek halklarına dillerindeki yakınlık dolayısıyla verilen ad. : SLAV
Rusların ünlü destanı. : İGOR
Rusya federasyonuna bağlı,doğu ucunda bir ada.:SAHALİN
Rusya ikinci meclisi. : DUMA
Rusyada bir ırmak. : LENA
Rusyada kıyı ırmağı. : TAZ
Rusyada yaklaşık 15 bin kişinin konuştuğu Aramca lehçesi. : AYSOR
Rusyada,bir kazaya karşılık gelen yönetim bölümünü belirten Rusça sözcük. : RAYON
Rusyanın St. Petersburg kentinde 1764 yılında kurulmuş ünlü saray müzesi.:ERMİTAJ
Rusyaya özgü,taze krema ile birlikte yada yahninin yanı sıra sunulan veya yağda pişirilmiş,ayıklanmış karabuğday irmiği.:KAŞA
Rutenyumun simgesi. : RU
Rüşvet verenle alan arasında aracılık eden.:RAİŞ
Rüyaları inceleyen bilim dalı. : ONİROLOJİ
Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur.:ÇIVGIN
Rüzgar,şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.:BORAN
Rüzgar,yel,hava,nefes, : BAD
Rüzgarın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki ağaç. : PİNEL
Rüzgarın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.:ANEMOMETRE
Devamını Oku
Rabindranath Tagoreun ünlü romanı. : GORA
Raca. : MİHRACE
Radyasyon dozu birimi.:REM
Radyasyon ölçümlerinde kullanılan temel birim.:BEKEREL
Radyasyon.:IŞINIM
Radyo ve televizyon yayınlarında, film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.: EFEKT
Radyumun simgesi. : RA
Raf. : SERGEN
Rafadan. : ALAKOK
Rahat eden. : MÜSTERİH
Rahim,döl yatağı.:UTERUS
Rahip,keşiş. : KARABAŞ
Raket. : VURAÇ
Rakı içilen masa. : ÇİLİNGİR SOFRASI
Rakı konan 15- 20 cllik kulpsuz sürahilere verilen ad. : KARAFAKİ : KARAF
Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana yada arkaya savurma,devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu.:SALTO
Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek.:SAHUR
Rap başta olmak üzere 1980lerin siyah ABD müziğini ve Newyork popunu içine alan müzik türlerinin genel adı.: HİPHOP
Rapor. : YAZANAK
Rasathane.:OBSERVATUAR
Ray aralığı 60 cm eninde veya daha az olan,arabaları buhar,hayvan ve insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu.:DEKOVİL
Razı olma,uzlaşma. : MUVAFAKAT
Reasürans şirketlerine işveren şirket. : SEDAN
Recep ayının kandil olarak kutlanan ilk Cuma gecesi. : REGAİP
Reçine sakızı.:MIRRA
Reçine.Çam sakızı. : EDEMİK
Reçinesi hekimlikte kullanılan bir ağaççık. : LADEN
Refakat muhribi. : ESKORT
Refik Halit Karayın mizah yazılarında kullandığı takma ad. : KİRPİ
Rehin verme. : TERHİN
Rekoru ele geçirme.,skoru yenileme. : EGALE
Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı.:UMİAK
Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen doğal kurşun oksit.: MASİKO
Renk körlüğü. : DALTONİZM
Renk yuvarı,renk küre. : KROMOSFER
Renkler.Türlü renklerde olan. : ELVAN
Renkli cam parçalarından oluşan saydam pencere süslemesi veya resim.:VİTRAY
Renkser. : KROMATİK
Resim çizmekte kullanılan,taflan çubuklarından yapılan kalem.: FÜZEN
Resim ve heykel(yontu) sanatlarında varlıkların biçimi.:BETİ
Resimde bir nesne veya figürü derinlik duygusu içinde verme yöntemi.:RAKURSİ
Resimli. : MUSAVVER
Resmi bir daireye yazılan mektuplar. : TAHRİRAT
Resmi bir erkek ceketi. : REDİNGOT
Resmi temsilci heyeti.:DELEGASYON
Resmi törenlerde giyilen uzun etekli,eteğinin arkası beline kadar yırtmaçlı,siyah,resmi erkek ceketi.: FRAK
Resmi ziyafet ve davetlerde erkeklerin giydikleri,arkası yırtmaçlı,etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket. : JAKETATAY
Ressam Gürkan Coşkunun bilinen adı. : KOMET
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi. : PAT
Rezene bitkisine verilen bir ad.:RAZİYANE
Rezonans. : SESELİM
Rıhtımın su üstünde kalan bölümü.:SOM
Rivayet eden.:RAVİ
Rize ilinde balıyla ünlü bir yayla. : ANZER
Rize ilinde,aynı adlı balıyla ünlü bir yayla.:ANZER
Rize yöresinde dokunan ince bez.: FERETİKO
Rize-Erzurum karayolunda bir dağ ve geçit. : OVİT
Rodyumun simgesi. : RH
Roket atar.:BAZUKA
Roma iffet tanrıçası. : DİANA
Roma imparatorlarının tacı. : ATENA
Roma imparatoru Sezarın geldim,gördüm,yendim anlamındaki ünlü sözü.:VENİ-VİDİ-VİCİ
Roma mitolojisinde aşk tanrısı. : AMOR
Roma mitolojisinde bereket ve toprak ürünleri tanrıçası.:OPS
Roma mitolojisinde Jüpiter ve Marsın sıfatı. : ULTOR
Roma sanatında,tapınak yada mezarlarda Tanrı heykelinin,ölü heykelinin yada kutsal eşyanın konulduğu küçük niş. : AEDİCULA
Roma tanrısı. : LAR
Romanın eski adı. : RİM
Romayı tekrar görebilmek için,içine para atılması adet olan ünlü çeşme.:TREVİ
Romalılarda tanrı olarak düşünülen ölü ruhları.: MANES
Romanya para birimi. : LEY
Romanyanın plaka işareti. : RO
Romatizma hastalıklarını tedavi eden tıp dalı. : ROMATOLOJİ
Romen rakamında bin. : M
Ruandanın başkenti.:KİGALİ
Rubidyumun simgesi. : RB
Ruh biliminde nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.Uza devim. : TELEKİNEZİ
Ruh ve sinir hastalıklarıyla,kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme,teşhis ve tedavi etmeye uğraşan uzmanlık dalı.:PSİKİYATRİ
Ruh. : TİN
Ruhbilim.: PSİKOLOJİ
Ruhsal bunaltı. : ANGOR
Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi.:YOGA
Rulet oyununda 1-35 arasındaki tek sayılardan her biri.:EMPER
Rum asıllı Türk besteciler.:ALEKO BACANOS-YORGO BACANOS
Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar. : AYAZMA
Rus alfabesi. : KİRİL
Rus dilinde evet. : DA
Rus halk destanı veya rapsodisi. : BİLİNA
Rus imparatorluk ailesinin toprak olarak sahip olduğu mülkler.: UDEL
Rus komünisti.:BOLŞEVİK
Rus köylü kadınların giydiği uzun elbise.:SARAFAN
Rus köylü topluluğuna verilen ad. : MİR
Rus köylüsü.: MUJİK
Rus, Leh, Sırp, Hırvat, Bulgar ve Çek halklarına dillerindeki yakınlık dolayısıyla verilen ad. : SLAV
Rusların ünlü destanı. : İGOR
Rusya federasyonuna bağlı,doğu ucunda bir ada.:SAHALİN
Rusya ikinci meclisi. : DUMA
Rusyada bir ırmak. : LENA
Rusyada kıyı ırmağı. : TAZ
Rusyada yaklaşık 15 bin kişinin konuştuğu Aramca lehçesi. : AYSOR
Rusyada,bir kazaya karşılık gelen yönetim bölümünü belirten Rusça sözcük. : RAYON
Rusyanın St. Petersburg kentinde 1764 yılında kurulmuş ünlü saray müzesi.:ERMİTAJ
Rusyaya özgü,taze krema ile birlikte yada yahninin yanı sıra sunulan veya yağda pişirilmiş,ayıklanmış karabuğday irmiği.:KAŞA
Rutenyumun simgesi. : RU
Rüşvet verenle alan arasında aracılık eden.:RAİŞ
Rüyaları inceleyen bilim dalı. : ONİROLOJİ
Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur.:ÇIVGIN
Rüzgar,şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.:BORAN
Rüzgar,yel,hava,nefes, : BAD
Rüzgarın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki ağaç. : PİNEL
Rüzgarın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.:ANEMOMETRE
Bulmaca Sözlüğü ş
- Ş -
Şah İsmailin şiirlerinde kullandığı mahlas.:HATAYİ
Şair bahşişi.:CAİZE
Şakaklardan sarkan saç lülesi. : ZÜLÜF
Şalgama benzeyen bir bitki.:ALABAŞ
Şalvarın üstüne giyilen ve önde uzun iki parçası olan bir giysi.:ÜÇETEK
Şaman. :KAM
Şamdan. : ÇIRAKMAN
Şampiyon : BÖKE
Şampiyon.Kahraman.Güçlü kimse. : BÖKE
Şanlıurfa yöresine özgü,dürüm gibi sarılmış yufka arasına ceviz doldurularak yapılan bir tür hamur tatlısı : ŞILLIK
Şanlıurfanın Hilvan ilçesinde antik bir yerleşim merkezi.: NEVALİÇORİ
Şapka. : KAPELA
Şapka.: KAPELA
Şapkasının altında ışınsı levhacıklar,sapının üst kısmında bir yaka ve dip kısmında bir etek bulunan mantar.:AMANİTA
Şarap mahzeni.:KAV
Şarap rengi. : ŞARABİ
Şarap tadıcısı.:DEGÜSTATÖR
Şarap üretiminde kullanılan yerli bir üzüm cinsi. : KARASAKIZ
Şarap.: ÇAKIR : BADE
Şarapları inceleyen bilim dalı. : ENOLOJİ
Şarbon. : KARAYANIK
Şarkı demeti.: POTPURİ
Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış,genellikle kıtalar biçiminde beste. : ROMANS
Şarkı,türkü,köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde,güftenin iki kıtası arasına,başına,sonuna da gelebilen,sözsüz çalınan parça.:ARANAĞME
Şarkılı kilise duası için bestelenmiş müzik parçası./Katolik kiliselerinde Hz İsanın çarmıha gerilmesini anmak için yapılan tören. : MİSSA
Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu.:RAP
Şarlatan,yalancı,hileci.: KALTABAN
Şartlar,içinde bulunulan koşullar. : ŞERAİT
Şaşma. : TAACCÜP
Şatafat.:CAFCAF
Şeftalili,kremalı bir çeşit dondurma.:PEŞMELBA
Şehir dışı yolların iki tarafındaki toprak veya çakıl yol.:BANKET
Şehir. : ŞAR
Şehirle ilgili.: BELEDİ
Şehirlerarası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol.: BANKET
Şehre yakın çevre.:BANLİYÖ
Şehvet.: BAH
Şehzadenin hükümdar olarak tahta çıkması.:CÜLÜS
Şeker hastalarının şeker yerine kullandığı,maden kömürü katranından elde edilen beyaz bir toz.:SAKARİN
Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen bir tür şeker.: SAKAROZ
Şeker kamışı. : NAL
Şeker kamışından elde edilen sert bir içki.:KALİTEA
Şeker kamışından yapılan bir içki.:ROM
Şeker karıştırılarak pişirilmiş meyve ezmesi.:MARMELAT
Şeker posası. : MELAS
Şeker ve nişasta ile yapılan bir tür tatlı. : REŞİDİYE
Şekerci boyası. : AMERİKAN ÜZÜMÜ
Şekeri çok bir tür yer elması.:BADAT
Şekerin yakılmasıyla yapılan şekerleme.:KARAMELA
Şekil,biçim bilgisi. : MORFOLOJİ
Şeriat gereği,nikahta erkeğin kadına verdiği mal yada para. : MİHR
Şeyh Abdülkadir Geylani tarafından on birinci yüzyılda kurulan bir tarikat.:KADİRİLİK
Şık,lüks ve gösterişli,bir törene,bir davete uygun giyim tarzı.Fantezi ve öğleden sonra giyilebilecek kadın giysisi biçimi. : ABİYE
Şiddetli acı ve sıkıntı.:EZİNÇ
Şiddetli yağmur. : BORAN
Şii mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı.: RAFIZİLİK
Şiir. : YIR : POEM
Şili plakası.: RCH
Şimşek. : BALKIR
Şişman,semiz. : SEMEN
Şişmanca,kısa boylu,yapılı. : TIKNAZ
Şom ağızlı,kara haberci. : NAİ
Şubat sonlarında,sırayla havaya,suya ve toprağa düşerek oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE
Şüphe,kuruntu.: VESVESE
Şüphe.: ŞEK
Şüpheli,kuşkulu. : MEŞKUK
Devamını Oku
Şah İsmailin şiirlerinde kullandığı mahlas.:HATAYİ
Şair bahşişi.:CAİZE
Şakaklardan sarkan saç lülesi. : ZÜLÜF
Şalgama benzeyen bir bitki.:ALABAŞ
Şalvarın üstüne giyilen ve önde uzun iki parçası olan bir giysi.:ÜÇETEK
Şaman. :KAM
Şamdan. : ÇIRAKMAN
Şampiyon : BÖKE
Şampiyon.Kahraman.Güçlü kimse. : BÖKE
Şanlıurfa yöresine özgü,dürüm gibi sarılmış yufka arasına ceviz doldurularak yapılan bir tür hamur tatlısı : ŞILLIK
Şanlıurfanın Hilvan ilçesinde antik bir yerleşim merkezi.: NEVALİÇORİ
Şapka. : KAPELA
Şapka.: KAPELA
Şapkasının altında ışınsı levhacıklar,sapının üst kısmında bir yaka ve dip kısmında bir etek bulunan mantar.:AMANİTA
Şarap mahzeni.:KAV
Şarap rengi. : ŞARABİ
Şarap tadıcısı.:DEGÜSTATÖR
Şarap üretiminde kullanılan yerli bir üzüm cinsi. : KARASAKIZ
Şarap.: ÇAKIR : BADE
Şarapları inceleyen bilim dalı. : ENOLOJİ
Şarbon. : KARAYANIK
Şarkı demeti.: POTPURİ
Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış,genellikle kıtalar biçiminde beste. : ROMANS
Şarkı,türkü,köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde,güftenin iki kıtası arasına,başına,sonuna da gelebilen,sözsüz çalınan parça.:ARANAĞME
Şarkılı kilise duası için bestelenmiş müzik parçası./Katolik kiliselerinde Hz İsanın çarmıha gerilmesini anmak için yapılan tören. : MİSSA
Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu.:RAP
Şarlatan,yalancı,hileci.: KALTABAN
Şartlar,içinde bulunulan koşullar. : ŞERAİT
Şaşma. : TAACCÜP
Şatafat.:CAFCAF
Şeftalili,kremalı bir çeşit dondurma.:PEŞMELBA
Şehir dışı yolların iki tarafındaki toprak veya çakıl yol.:BANKET
Şehir. : ŞAR
Şehirle ilgili.: BELEDİ
Şehirlerarası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol.: BANKET
Şehre yakın çevre.:BANLİYÖ
Şehvet.: BAH
Şehzadenin hükümdar olarak tahta çıkması.:CÜLÜS
Şeker hastalarının şeker yerine kullandığı,maden kömürü katranından elde edilen beyaz bir toz.:SAKARİN
Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen bir tür şeker.: SAKAROZ
Şeker kamışı. : NAL
Şeker kamışından elde edilen sert bir içki.:KALİTEA
Şeker kamışından yapılan bir içki.:ROM
Şeker karıştırılarak pişirilmiş meyve ezmesi.:MARMELAT
Şeker posası. : MELAS
Şeker ve nişasta ile yapılan bir tür tatlı. : REŞİDİYE
Şekerci boyası. : AMERİKAN ÜZÜMÜ
Şekeri çok bir tür yer elması.:BADAT
Şekerin yakılmasıyla yapılan şekerleme.:KARAMELA
Şekil,biçim bilgisi. : MORFOLOJİ
Şeriat gereği,nikahta erkeğin kadına verdiği mal yada para. : MİHR
Şeyh Abdülkadir Geylani tarafından on birinci yüzyılda kurulan bir tarikat.:KADİRİLİK
Şık,lüks ve gösterişli,bir törene,bir davete uygun giyim tarzı.Fantezi ve öğleden sonra giyilebilecek kadın giysisi biçimi. : ABİYE
Şiddetli acı ve sıkıntı.:EZİNÇ
Şiddetli yağmur. : BORAN
Şii mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı.: RAFIZİLİK
Şiir. : YIR : POEM
Şili plakası.: RCH
Şimşek. : BALKIR
Şişman,semiz. : SEMEN
Şişmanca,kısa boylu,yapılı. : TIKNAZ
Şom ağızlı,kara haberci. : NAİ
Şubat sonlarında,sırayla havaya,suya ve toprağa düşerek oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE
Şüphe,kuruntu.: VESVESE
Şüphe.: ŞEK
Şüpheli,kuşkulu. : MEŞKUK
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)