Bulmaca Sözlüğü k

- K -



Kaba ayakkabı. : KAZGAL

Kaba bir komedi türü. : FARS

Kaba dikiş.:LEKENDE

Kaba dokunmuş bir tür kalın yün kumaş : ŞAYAK

Kaba saba kimse.: HIRBO

Kaba sofu. : ZAHİT

Kaba ve çirkin,iğrenç.: GALİZ

Kaba,biçimsiz.:KUBAT

Kaba.:SAKİL

Kabadayı
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="5" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Rum">Rum delikanlısı. : PALİKARYA

Kabak kemaneye benzer bir Orta
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="6" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Asya">Asya çalgısı.: GİZEK

Kabak yapraklarını andıran geniş ve etli yaprakları olan bir kır bitkisi.:KABALAK

Kabakulak hastalığı.: YAZMA

Kabarıklık.:BOMBE

Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi.:TİPO.: TİPOGRAFİ

Kabartma. : RÖLYEF

Kabartmalı pamuklu kumaş. : PİKE

Kabe yakınında bulunan kuyu ve bu kuyunun
Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.:ZEMZEM

Kabe.:BEYTULLAH

Kabuğu ayıklanmamış pirinç. : ÇELTİK

Kabuğu ince,çekirdeği ufak,iri taneli bir tür beyaz üzüm.:ÇAVUŞ ÜZÜMÜ

Kabuğu kırmızı veya erguvani renkte olan ve tabaklamada kullanılan bir söğüt türü.:TAVULGA

Kabuğundan düğme ve süs eşyası yapılan deniz kabuklusu .:ABALON

Kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç.:KINAKINA

Kabuk. : KIŞIR

Kabuklu pirinç.:ÇELTİK

Kaburga altı. : DÖŞ

Kaburga ile kalça kemiği arasında kalan yer.:BÖĞÜR

Kaburga kemiği. : EĞE

Kaç,ne kadar anlamında bir belirteç.:NİCE

Kaçak tütün.:AYINGA

Kadeh.: KESİ

Kadeh.:PEYMANE

Kader,alınyazısı. : TECELLİ : FATALİTE

Kadercilik.:FATALİZM

Kadın arkadaş. : NEDİME

Kadın başörtüsü. : YAŞMAK

Kadın giysilerinin etek ucu,kol gibi yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.:VOLAN

Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı,nisaiye. : JİNEKOLOJİ

Kadın seslerinin en kalını ve sesi böyle olan sanatçı.: KONTRALTO

Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül.: VUALET

Kadın yeleği.:JİLE

Kadın. : ZEN

Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması. : UTEROMANİ

Kadında örtünme.:TESETTÜR

Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın. : NATIR

Kadınlar,kızlar anlamında eski sözcük. : İNAS

Kadınlarda doğurma yeteneğinin sona ermesi.:MENOPOZ

Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi veya tuvalet.: ABİYE

Kadınların sokağa çıkarken örtündükleri büyük ve dört köşe sınır.: CAR

Kadınların yüzlerine örttükleri peçe,yaşmak. : LİSAM

Kadınların yüzlerine sürdükleri allık:. GAZE

Kadınların,cildi pürüzsüz göstermesi,renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı,yarı boyalı krem.: FONDÖTEN

Kadınsı davranışları olan erkek.:EFEMİNE

Kadırga balığı. : BALİNA

Kadife.:VELUR

Kadifenin ince tüyü,kumaş tüyü. : HAV

Kafasının ön-art ekseni yan eksenine göre kısa olan kimse,kısakafalı.: BRAKİSEFAL

Kafatası kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölüm.:BINGILDAK

Kafatasının art bölümünde ve beynin altında,hareket dengesi merkezi olan organ.:BEYİNCİK

Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim dalı. : KRANİYOLOJİ

Kafes biçiminde bir tür el işi.:MUŞABAK

Kafkas çingenelerine verilen ad.: BOŞA

Kafkasyada sarp bölgelere kurulan dağ köyü.: AUL

Kafkasyada yaşayan Müslüman bir halk. : LEZGİLER

Kağıt cilası.Hattatların kağıt cilalamakta kullandıkları özel bir bileşim. : AHAR

Kağıt parçası.:VARAKPARE

Kağıt,kumaş veya plastik madde gibi değişik maddelerden yapılan ve deri üzerine gelecek yüzüne etken madde sıvanmış olan sargı.:SPARADRAP

Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil.:MAZI

Kahırlar. : SATAVAT

Kahraman,güçlü kimse : BÖKE

Kahramanlık yada din konularında yazılıp bestelenmiş şiir : KANTAT

Kahramanlık.:CELADET.:HAMASET

Kahve kreması.:MATE

Kahve tortusu. : TELVE

Kahveci tepsisi. : ASKI: FİNER

Kahverengiye çalan yeşil renkte olan.:KİMYONİ

Kahya.:KETHÜDA

Kakao,süt ve şekerden yapılan tatlı bir yiyecek türü.:ÇİKOLATA

Kaktüs. : ATLAS ÇİÇEĞİ

Kaktüsgillerden,yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki ve bu bitkinin kalın,dikenli kabuğu olan tatlı yemişi.:FRENKİNCİRİ

Kaktüslerde bulunan dikenli iğne.:SETULA

Kalabalık korkusu. : OKLOFOBİ : DEMOFOBİ

Kalabalık,yoğun insan topluluğu. : MAŞER : MAHŞER

Kalay oksit katılarak donuklaştırılmış veya kemik tozu katılarak yarı donuk hale getirilmiş cama verilen ad.:OPALİN

Kalayın simgesi. : SN

Kalb kasının kasılması. : SİSTOL

Kalbin atışlarını yavaşlatan,sindirim sistemini ve salgıları düzenleyen sinir sisteminin adı.:PARASEMPATİK

Kalbur ve elek üzerinde kalan iri taneler.:İRİNTİ

Kalça kemiği,bel kemiği. : OMA

Kaldıraç. : MANİVELA

Kaldırılmış. : MÜLGA

Kaldırma,giderme. : REF

Kale çukuru. : MELE

Kale muhafızı.:DİZDAR

Kale,duvar,: BAR

Kalenderler.: RİNDAN

Kalıba dökme. : İSAĞA

Kalıcılık,ölmezlik: BEKA

Kalımlı.:PAYİDAR

Kalın bağırsak iltihabı : KOLİT

Kalın biçilmiş uzun tahta. : KALAS

Kalın bir değnek üzerine monte edilmiş dört telli ve sesi yankılayan iki asmakabağı olan gitar.:VİNA

Kalın gözleme.:BAZLAMA

Kalın kafalı,anlayışsız. : GABİYE

Kalın öğütülmüş buğday. : İRMİK

Kalın sopa,değnek.:MATRAK

Kalın tüylü battaniye. : VELENSE

Kalın ve dar tahta. : LATA

Kalın,kısa ve düzgün sopa.:LOBUT

Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.:RAZAKI

Kalınca ve açık saman renginde ipekten yapılan yarı mat bir kağıt türü. : ABADİ

Kalıp çıkarma işi. : MULAJ

Kalıplaşmış,basmakalıp.:KLİŞE

Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta. : TART

Kalıtım bilimi.:GENETİK

Kalıtım,soya çekim. : İRS : GEN

Kalıtımın maddi temeli olan ve kromozomları oluşturan madde. : DNA

Kaliforniyada yetişen büyük bir orman ağacı.: SEKOYA

Kalite. : NİTELİK

Kalkan balığının yavrusu. : PARPA

Kalkerli ve jipsli kayaçlarda oluşan,huni yada çanak benzeri çöküntü. : DOLİN

Kalori. : ISIN

Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.:ARİTMİ

Kalp kası.: MİYOKART

Kalsiyum karbonat hamurundan yapılan bir tür renkli kalem.:PASTEL

Kalyon cinsinden küçük savaş gemisi. : BARÇA

Kamaralarla alt güverteyi aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere. : LOMBOZ

Kamboçya para birimi. : RİEL

Kamelya.:JAPON GÜLÜ

Kamış elek. : TEPİR

Kamıştan yapılmış kulübe. : HUĞ

Kampus. : YERLEŞKE

Kamu görevlilerinin işlem ve davranışlarının yasalara uygun olup olmadığını araştırmaya ve uygunluğu sağlayıcı yolları önermeye yetkili denetçi.: OMBUDSMAN

Kamuflaj.: ALALAMA

Kan aktarımı. : TRANSFÜZYON

Kan çökeltisi. : SEDİMANTASYON

Kan dinmezliği. : HEMOFİLİ

Kan grubunda sabit işaret.: RH

Kan hastalıkları bilimi. : HEMATOLOJİ

Kan işeme. : HEMATÜRİ

Kan kanseri: . LÖSEMİ

Kan kardeşi. : KANKA

Kan korkusu.: HEMATOFOBİ

Kan kurutan.: ADAMOTU

Kan oturması nedeniyle deride oluşan kızarıklık.Deri döküntüsü. : ERİTEM

Kan pıhtısı:. TROMBUS .: ALEKA

Kan ve lenf gibi vücut sıvılarında bulunan çekirdekli,yuvarlak hücre,lökosit.:AKYUVAR

Kan.:HUN

Kana kırmızı rengini veren çekirdeksiz,yuvarlak,küçük hücre.:ALYUVAR

Kanama. : NEZİF

Kanarya sevenler derneği.: SERİNOFİL

Kanatları küt olduğu için uçamayan,bacakları güçlü,Yeni Zelandada yaşayan bir kuş.:KİVİ.:APTERİKS

Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme.:GOBLEN

Kanaviçe,el işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi. : KANAVA

Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen,genellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ

Kanda asalak bulunması. : PARAZİTEMİ

Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.:SEPTİSEMİ

Kanda,lenfte,safrada v.s.de bulunan bir protein türü.:GAMAGLOBÜLİN

Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı. : HEMATİ

Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı.: HEMATİ

Kanıtlanabilen bilimsel önerme. : TEOREM

Kansızlık. : ANEMİ

Kantoda doğu giysileriyle yapılan dansın adı. : ARABİS

Kanun,santur gibi yatırılarak çalınan sazların ortak adı. : YATUK

Kanuna benzeyen bir çalgı.: SANTUR

Kanuni Sultan Süleymanın şiirlerinde kullandığı mahlas.:MUHİBBİ

Kanyon.:KAPIZ

Kapadokya bölgesinde bir ilk çağ kenti. : ANİSA

Kapalı formülleri aynı,açık formülleri farklı olan maddelerin başka başka özellikler göstermesi olayı.:İZOMERİ

Kapalı jimnastik ayakkabısı. : KES

Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.:ROZET

Kapı mandalı. : TIRKAZ

Kapı ve pencerelerin üst eşiği. : LENTO

Kapı ve pencerelerin üstüne atılan ağaç,taş veya beton destek.:ATKI

Kapı veya dolap kanatlarının kenarına çakılan çıta.: BİNİ

Kapı yada pencere gibi açıklıkların üzerine konulan ağaç,taş veya beton kiriş,lento.:BOYUNDURUK

Kapı,geçit,boğaz,:BAB: DER

Kapıcı.:BEVVAP

Kaplama olmayan.:SOM

Kaplama yada doldurma olmayan. : MASİF

Kaplıca,ılıca.: ÇERMİK

Kaplumbağa kabuğu.:BAĞA

Kapsam. : ŞÜMUL

Kapsama,içerme,içine alma. : TAZAMMUN : TEŞMİL

Kapsız yorgan. : MİTİL

Kaptanın ve tayfaların, gemi sahibine yada sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar: BARATARYA

Kar ayaklığı./Tokaçlı kar ayakkabısı. : LEKEN

Kara ordusu. : NİZAMİYE

Kara yemiş ağacı. Süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç. : TAFLAN

Kara yumuşakçası. : ENA

Karaağaçgillerden buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç türü.:ÇİTLEMBİK

Karabulut.:NİMBÜS

Karaciğerinden balık yağı çıkarılan bir balık. : MORİNA

Karadeniz yöresinde haşlanmış mısıra verilen ad.: KOLİVA

Karadeniz yöresinde kadınların kullandığı iki renk üzerine çubuklu pamuklu peştamal.:FUTA

Karadenizde kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.:İNEBOLU KÜTÜĞÜ

Karagöz balığına benzer bir
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="8" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Akdeniz">Akdeniz balığı. : ÇİPURA

Karagöz oynatan kimse.:HAYALİ

Karagöz oyununda
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="9" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Ermeni">Ermeni tipi.:HAY

Karagöz oyununda kullanılan tiz sesli kamış düdük.: NAREKE

Karagözün başlığı. : IŞKIRLAK

Karagözdeki kambur ve cüce tip. : BEBERUHİ

Karahindibanın sebze olarak yenen yaprakları. : RADİKA

Karakalem resimde çizgiyi yada pastel boyasını yaymak için kullanılan kendi üzerine sarılmış kağıt veya deri.:ESTOMP

Karakter çözümlemesi veya geleceği önceden bilmek amacıyla sayıların kullanılması.:NÜMEROLOJİ

Karakter,huy,yaratılış. : SECİYE

Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu.:ASTRAGAN

Karakul kuzusunun postu. : ASTRAGAN

Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri. : ŞELF

Karamanda Yörükler tarafından dokunan bir cins halı.:TÜLÜ

Karamanın Taşkale beldesinde,dik bir kaya kütlesine kat kat odacıklar biçiminde oyulmuş mağaralara verilen ad.:MANAZAN

Karamsarlık.:PESİMİZM

Karanlık. : ZİFİR

Karar veremeyen,mütereddit.: DURUKSUN

Kararsız. : MÜTEREDDİT

Karasevda. : MELANKOLİ

Karayla toprakla ilgili. : BERRİ

Karbon ,fosfor gibi maddelerin,fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.:ALOTROPİ

Karbonatlı kum taşı. : MOLAS

Kare : DÖRDÜL.

Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.:STRİKNİN

Kargagillerden,karnı beyaz,kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak,kara uzun kuyruklu kuş.: SAKSAĞAN

Karı kocanın baba ve analarının her biri.:DÜNÜR

Karın üstü kaslarının veya boğazın kasılmasına yol açan,paniğe kapılma şeklinde görülen ruhsal ve fiziksel rahatsızlık.: ANGUAZ

Karın zarı iltihabı. : PERİTONİT

Karın zarı. : PERİTON

Karınca yiyen hayvan. : TAPİR : NUMBAT

Karınca yuvası.: KÖRE

Karınca. : MUK

Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi. : RAPANA

Karışık durum.:CURCUNA

Karışık iş. :ÇAPARIZ

Karışık renkli,birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. : ALACA

Karma,karışık. : MUHTELİT

Karmaşık sorunların çözümünde ve incelemesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanması.: YÖNEYLEM

Karmaşık.:KOMPLEKS

Karnı şiş,altı düz su kabı. : FIÇI

Karnın açılması. : LAPARATOMİ

Kars yöresi halk oyunu. :ATABARI

Kars yöresinde oynanan bir halk oyunu.:TEREKEME

Kars yöresine özgü bir halk oyunu. : ASKERANİ

Kars,Ardahan ve
Yüzölçümü: 3539 km2

Nüfûsu: 142.601

İlçeleri: ... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="10" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/I%C4%9Fd%C4%B1r">Iğdır
yörelerinde yetiştirilen beyaz yünlü koyun cinsi.:TUJ

Kars,Erzurum ve
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="11" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/A%C4%9Fr%C4%B1">Ağrı yöresine özgü türkülü bir halk oyunu. : ENZELİ

Karşı koyan , karşı çıkan:. MUARIZ

Karşılıklı alıp verme. : TEATİ

Karşılıklı yer değiştirme. : BECAYİŞ

Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası.:MUŞTA

Karşıtlık. : TEZAT

Kartal,atmaca gibi yırtıcı kuşlara verilen ad.:ÇALAĞAN

Kartalgillerden,leşle beslenen bir kuş.:KERKENEZ

Kas faaliyeti. : KİNEZİ

Kas yapılı ur. : MİYOM

Kasap.:CEZZAR

Kasaplık hayvanların sırtında,dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et.:FİLETO

Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.: UYKULUK

Kasatura,bıçak gibi kesici silahların uzun ve keskin bölümü.: NAMLU

Kasık biti. : KIRKAYAK

Kasık.,: ANE

Kasım patına benzer bir çiçek. : PAT

Kasımpatına verilen bir başka ad.: KRİZANTEM

Kasların kasılmasını giderici,hekimlikte kullanılan bitki. : TATULA

Kasların,özellikle diz kaslarının iradesiz kasılması.: SPAZM

Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir tür nakış. : SÜZENİ

Kastamonunun Abana ilçesinde bir iskele.:İLİŞİ

Kastamonunun Pınarbaşı ilçesinde ünlü bir kanyon.:VALLA

Kaş boyası. : MASKARA

Kaş kemerinin altına sıkıştırılarak kullanılan gözlük camı. : MONOKL

Kaşındırıcı bir deri hastalığı.: UYUZ

Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.:YABRAK

Kat kat çakıl ve kumdan oluşmuş yer kıvrımı.: OS

Kat,makam. : ORUN

Katalog. : FİHRİST

Katarın başkenti.: DOHA

Kategori,zümre.:ULAM

Katılaşmakta olan bir sıvıda cisimler kristalleştikten sonra arta kalan çökelti. :ANASU

Katışıksız,saf. yalın. : MAHZ: RAİK

Katışıksız.:HALİS

Katip. : YAZMAN

Katmanlarında iç içe daireler bulunan billurlu bir kalker türü.:SİPOLİN

Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur ve alçak bölümü. : İNEÇ

Katolik Arnavutlar. : MALİSOR

Katolik din adamı.:PİSKOPOS

Katolik kilisesinde bağış karşılığında günahlardan kurtulma.:ENDÜLJANS

Katolik
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="12" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Kilis">Kilisesinin başkanı.: PAPA

Katoliklerde ölüler için yapılan dua, bu duaya özgü müzik .Ölünün hatırasına yapılan tören. : REQUİEM

Katoliklerde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın. : SÖR

Katotta toplanmış iyon. : KATYON

Katranla kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun.:BİLAR

Kauçuklu yağmurluk. : GAMSELE

Kavalılara mensup
Yüzölçümü :1 000 000 km2

Nüfusu :55 milyon kişi

Başkenti :KAHİRE



Nil ırmağının hayat verdiği... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="13" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/M%C4%B1s%C4%B1r">Mısır
valilerine babadan oğula geçmek üzere 1867de verilen resmi unvan.: HİDİV

Kavim. : BUDUN

Kavisli,kısa,uç bölümü geniş,kabzasına doğru daralan bir tür kılıç.: PALA

Kavram Kavram. : MEFHUM : NOSYON

Kavşak.: ÇATAK

Kavşak.İki yolun birleştiği yer. : ÇAT

Kavun ve ahududu karışımı bir tada sahip olan, C vitaminince zengin tropikal meyveye verilen ad. :PEPİNO

Kavun,karpuz,kabak gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.:KÖKEN

Kaya balığı. : TOKMAKBAŞ

Kaya hanisi. : LAGOS

Kaya lifi.Taş pamuğu. : ASBEST

Kaya ve ağaç kovuklarında su birikintisi. : KAK

Kayabalığının bir çeşidi. : AZMANKAYA

Kayaç. : LİPARİT

Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan kireç taşı ve dolomit bölgesi.:KARST

Kayak. : SKİ

Kayalık kıyılarda , sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda kırmızı benekli,mavi veya yeşil bir balık. : LAPİNA

Kaygı,üzüntü.: STRES

Kaygusuz Abdalın kimi şiirlerinde kullandığı mahlası. : SARAYİ

Kayı boyuna bağlı olan ve Anadolunun çeşitli yörelerinde yaşayan büyük bir aşiret.:KARAKEÇİLİ

Kayık,mavna,küçük gemilerin kıyıda çekildiği yer.:ÇEKEK

Kayıngillerden bir orman ağacı.:KESTANE

Kayısı,zerdali gibi meyvelerin kurusu. : ÇİR

Kaymakam : İLÇEBAY

Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı. : LİR

Kaynak,pınar.:BULAK

Kaynaklar,kaynakça.:BİBLİYOGRAFYA

Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği.: MAMALİGA

Kaz dağının mitolojideki adı. : İDA

Kaz dağlarında yaşayan yarı göçebe çobanların meskeni olan kollektif yapı. : İGERM

Kaza ile, rastgele.: EZKAZA

Kaza yada başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan,içinde mektup olan şişe.:POTKAL

Kazak reisi. : ATAMAN

Kazak
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="14" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/T%C3%BCrk">Türklerinin soyundan geldiklerine inandıkları,efsanevi Türk hakanı ve kahramanı.:ALAŞAHAN

Kazak_- Kırgız Türklerinin saz şairleri. : AKIN

Kazakistanın başkenti. : ASTANA

Kazakistanın para birimi. : TENGE

Kazanma,edinme,iş. : KİSB

Kazı.:HAFRİYAT

Kazları semirtmek için verilen mısır hamuru.:EVELEM

Kebaplık demir şiş.:SİH

Keçi kılından hayvan çulu,yem torbası gibi şeyler dokuyan kimse.: MUTAF

Keçi kılından yapılmış kumaş. : KEÇE

Keçi yavrusu : OĞLAK

Keçi yolu,patika,yolak.: İZLEK

Kediden aşırı derecede korkma.: AİLUROFOBİ

Kedigillerden,çakala benzer bir hayvan.: KARAKULAK

Kedigillerden,kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.:VAŞAK

Kefal balığına verilen bir başka ad.:TOPAN

Kefal türünden bir balık. : PAÇOZ

Kehribara verilen ad. : SAMANKAPAN

Kekelemek yada söyleyiş hatası yapmaktan çekinerek konuşmaktan korkma. : LALOFOBİ

Kekeme. : REKİK : KEKEÇ

Kelimesi kelimesine,hiç değiştirmeden,aynen.: MOTAMOT

Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı. : REBEK

Keman yayı. : KEMANE : ARŞE

Kemanla viyolonsel arası büyük keman,viyola. : ALTO

Kement. : LASO

Kemik bilye. : AKAT

Kemik veremi. : AKARCA

Kemiklerin toparlak ucu,: OM

Kemikli balıklardan, uzunluğu 40 cm kadar olan, sırtı pürtüklü,esmer renkli,yassı bir tür balık :PİSİ BALIĞI

Kemikli balıklardan,15-25 cm uzunluğunda,sırtı zeytuni bir tatlı su balığı. : PLATİNA

Kenar süsü.Mendil ve peçetelerde kenara yapılan işleme. : SU

Kenarları kagir,üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar.: LAHİT

Kendi biten,kendi kendine yetişen bitki.:HÜDAYİNABİT

Kendi kendini tatmin. : ONANİZM

Kendi türünün en iyi konuşanı sayılan ve
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="15" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Afrika">Afrikanın tropikal bölgelerinde yaşayan bir papağan. : JAKO

Kendine çekmek,ilgi toplamak.:CELBETMEK

Kendini becerikli,usta gösteren kimse.:OLÇUM

Kendini beğenmiş. : KAKAVAN

Kendir dokuma. : KETEN

Kendir tohumu : ÇEDENE

Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, ip, çuval gibi kaba örgüler yapılan bitkiye verilen ad. : KENEVİR

Kendisine bir çocuğun eğitim ve bakımı verilmiş olan kadın. : MÜREBBİYE

Kendisinin sebep olmadığı bir zararı ödeme.:CEREME

Kene. : SAKIRGA

Kenevirden yapılmış kalın ip : HALAT

Kent civarı yerleşim: . BANLİYÖ

Kent dışında kurulmuş bir üniversitenin alanı ve yapıları. : YERLEŞKE

Kent soylu. : BURJUVA

Kent veya kasabada dış mahalle. : VAROŞ

Kerestesi makbul bir Afrika ağacı. : OKUME

Kerestesinden yararlanılan bir tropikal bölge ağacı. : OBEŞE

Kerevet,divan.:SEDİR

Kertenkele derisi.: LEZAR

Keseli ayı.Amerika etçil memelisi. : KOALA

Kesenek. : İLTİZAM

Keser.: KERKİ

Kesilme,kesinti. : İNKITA

Kesilmiş ağaç kökü. : OMACA

Kesimevi.,mezbaha. : KANARA

Kesimi pantolona benzeyen bir tür şalvar.:ELİFİ

Kesin bilgi. : YAKİN

Kesin bilgi.:YAKİN

Kesinlikle uyulması gereken Kuran ve Hadis hükümleri.: NAS

Kesit. : MAKTA

Kesme,kesip ayırma. : HAZA

Kestane rengi.:MARON

Keşişleme karşıtı rüzgar. : KARAYEL

Keten dövmeye yarayan tokmak. : FİLARİZ

Keten tohumu. : BEZİR

Keten tohumundan çıkartılan bir yağ.:BEZİRYAĞI

Kıbrısa özgü iri ve pembe taneli bir üzüm cinsi.:VERİGO

Kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.:ÇEKELEVE

Kıdem bakımından başta gelen. : DUAYEN

Kıl dokuma.:ÇUL

Kıl elek. : LEÇER

Kıl ve saçların dökülmesi veya yokluğu.:ALOPESİ

Kıl.:MU

Kılıç kını.: NİYAM

Kılıç,bıçak gibi saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü. : PIRAZVANA

Kılıç.: TİG

Kılıçla yapılan spor. : ESKRİM

Kır hayatını ve törelerini anlatan. : PASTORAL

Kır renkli.:KIRÇIL

Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir.:İDİL

Kıranlar. : AFAT

Kırbaç kurdu. : TRİKOSEFAL : ARİKOSEFAL

Kırgızistan ve
- Başkenti Astana,

- Yüzölçümü 2.717.300 km2,

-Nüfusu 17 milyondur.

Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin en büyüğüdür.

Kazakistan to... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="16" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Kazakistan">Kazakistan
da bir ırmak. : ÇU

Kırgızistanın başkenti. : BİŞKEK

Kırgızistanın para birimi.: SOM

Kırgızların ünlü destanı. : MANAS

Kırık kemikleri bir arada tutmak amacıyla kullanılan tahta gibi düz nesne. : ATEL: CEBİRE

Kırık taş döşeli yol. : MAKADAM

Kırılma,parçalanma. : İNKİSAR

Kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral.:ASBEST

Kırım hanlarına ve prenslerine verilen san. : GİRAY

Kırıntı. : UFANTI

Kırk çeşit yiyecekli sofra. : ZEKERİYA SOFRASI

Kırkılmış koyun tüyü. : YAPAĞI

Kırklarelinde Demirköy ilçesinde
BAŞŞEHRİ ........................................................... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="17" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/T%C3%BCrkiye">Türkiyenin en uzun mağaralarından biri. : DUPNİSA

Kırklarelinin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde,tabiatı koruma alanı kapsamına alınan eşsiz bir orman alanı. : LONGOZ

Kırlangıç balığı küçüğü. : DERVİŞ

Kırmızı acı biberli sirkeli sos.:TABASKO

Kırmızı biber.:PAPRİKA

Kırmızı çuhadan yapılan,tepesinde püskülü olan bir tür başlık.: FES

Kırmızı mercimekle yapılan bir çorba. : EZO GELİN

Kırmızı mercimekle yapılan çorba veya pilav.: MALHITA

Kırmızı pancar.: ÇÖĞÜNDÜR

Kırmızı renkli bir elma cinsi.:STARKİNG

Kırmızı renkli,pis kokulu,zehirli sıvı bir element.: BROM

Kırmızı renkli,tatlı,sulu ve kokulu bir erik cinsi.: ALBARDAK

Kırmızı renkte olan.: LALİN

Kırmızı zırnık. : REALGAR

Kırmızıya çalan eflatun renk. : SİKLAMEN

Kırsal aşk şiiri. : İDİL

Kısa bacaklı köpek cinsi. : BASE

Kısa çizgi.:TİRE

Kısa çizme . : EDİK

Kısa çorap. : ŞOSET

Kısa hırka. : LİBADE

Kısa kepenek. : KEBE

Kısa kesilmiş saç. Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı. : ALAGARSON

Kısa ökçeli bağsız ayakkabı.: MOKASEN

Kısa saplı odun baltası.: NACAK

Kısa tüylü bir av köpeği cinsi.: BRAK

Kısa ve özlü söz,veciz.: LAKONİK

Kısa ve yalın işaretlerden oluşan bir yazı yönteminin kısa yazılışı.: STENO

Kısa veya özlü anlatımı olan komik öykü. : ANEKDOT

Kısa,güldürücü oyun.: SKEÇ

Kısa,kestirme yol.: KESE

Kısacası.: VELHASIL

Kısık sesli küçük keman. : KİT

Kısır döngü.: FASİT DAİRE

Kısır,hiç doğurmamış insan veya hayvan. : EREMİK

Kıskaç. : PENSE

Kıskançlık korkusu. : ZELOFOBİ

Kıskanma. : REŞK

Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan eski Türk içkisi. : KIMIZ

Kış. : ŞİTA : DEY

Kışın sisli havalarda ,ağaç dallarını,toprak yıkıntılarını kaplayan buz tabakası. : KIRÇ

Kışın en soğuk günleri.Karakış. : ZEMHERİ

Kışın yapraklarını dökmeyen mor çiçekli bir ağaççık. : KOMAR

Kışkırtma.:AJİTASYON

Kıvırcık saç.:CAD

Kıvrımları olan yün,pamuk veya ipek kumaş.:KREPON

Kıyamet günü bütün ölülerin dirilerek toplanacağı yer. : ARASAT

Kıyamet günü İsrafilin öttüreceği borunun adı.:SUR

Kıyı sağlık idaresince,gemilere verilen giriş-çıkış izni. : PRATİKA

Kıyıları koruyan gemilere verilen ad. : VARDAKOSTA

Kıyılmış,baharat katılmış etle,tütsüleme ve pişirme gibi işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk.: SOSİS

Kız evlat.: KERİME

Kız Kulesinin eski adı. : DAMALİS

Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek. : TİRİT

Kızgın,yakıcı. :HAR

Kızıl ötesi. : ENFRARUJ

Kızıl veya yeşil renkte sert bir mermer. : SOMAKİ

Kızıl,kırmızı. : AHMER

Kızılderililerin birbirlerine armağan verdikleri dinsel bayram. : POTLAÇ

Kızılyara adıyla da bilinen bir tür kan çıbanı. : ŞİRPENÇE

Kızlık zarı. : HİMEN

Kibirli.:KASALAK

Kil ve kum karışımı sarı renkli balçık.:LÖS

Kilidin dilinin yerleşmesi için açılan delik. : ZIVANA

Kilime benzer,renkli ve motifli uzun yolluk,yaygı. : ZİLİ : SİLİ

Kilise müziği : KORAL

Kilisede çan çalan kimse.:ZANGOÇ

Kiliselerde ana kapıdan koroya değin uzanan bölüm.:NEF

Kilit dili.: PERİCİK

Kimi su bitkilerinin, suyun altındaki organlarında bulunan ve hava boşlukları içeren dokusu.: AERANKİMA

Kimi akıl hastalarında yangın çıkarmaya duyulan aşırı istek.:PİROMANİ

Kimi bitkilerde ve özellikle çamlarda oluşan salgı maddesi.:REÇİNE

Kimi bitkilerden elde edilen yumuşak bir reçine. : ELEMİ

Kimi bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir çeşit şekerli özsu.: ÇİS

Kimi gemilerde,baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan ek yapı öğesi.:TALİMAR

Kimi giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası.:PEŞ

Kimi göçebe Türk boylarında birkaç aileye ait çadırdan oluşan topluluk. : AVUL

Kimi iskambil oyunlarında aynı cins iki karta verilen ad. : PER

Kimi kağıtların dokusunda bulunan ve ancak ışığa tutulunca görülen çizgi,resim veya yazı.:FİLİGRAN

Kimi mantarlarda üreme organı.:ASK

Kimi sesli harflerin üstüne konan yan yana iki nokta.: TREMA

Kimi ülkelerde profesör olmak için sınav veren kimse. : AGREJE

Kimi ülkelerde yarı asker siyasi kuruluşlara verilen ad.:FALANJ

Kimi yörelerde az kavrulmuş un ve tavuk eti ile dövülerek yapılan,pelte kıvamında bir tür yiyecek.: HERİSE

Kimi yörelerde kaput bezine verilen ad.:ÇAPAN

Kimi yörelerde mayası tutmamış hamur anlamında kullanılan sözcük : ANİK .

Kimi yörelerde uzun tüylü,güreşçi erkek deveye verilen ad.:TÜLÜ

Kimliği bilinemeyen gök cismi. : UFO

Kimononun üzerine bağlanan Japon kemeri.:OBİ

Kimsesiz : . BİKES

Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.: KİNETİK

Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.Devinim bilim. : KİNETİK

Kira geliri getiren mülk. : AKAR (AKARET)

Kiraya veren.:MUCİR

Kirazın mayalanması ve damıtılmasıyla yapılan bir tür içki.: KİRŞ

Kireç taşı. : KALKER

Kireç,sönmemiş kireç.: KİLS

Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karışımından elde edilen bir tür harç. : HORASAN

Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konan ince tahta. : HARTAMA

Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konulan ince tahta.:HARTAMA

Kirli yada donuk sarı renk. : NOHUDİ

Kirli,pis. : MUNDAR : MURDAR

Kişi. : ZEYD (ZEYT)

Kişiler,zatlar. : ZEVAT

Kişiliğin bir anlatımı olarak kabul edilen el yazısını yorumlama tekniği.:GRAMOFOLOJİ

Kişiliksiz,boş,serseri.: SAPISİLİK

Kişinin ağzının kokmasından duyduğu korku.:HALİTOFOBİ

Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.: LİRİZM

Kitap düşkünlüğü. : BİBLİYOMANİ

Kitap getirmemiş peygamber. : NEBİ

Kitap korkusu.:BİBLİYOFOBİ

Kitap,takip,patik,katip örneğinde olduğu gibi,bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad. : ANAGRAM

Kitap. : MECELLE

Kitapçı. : SAHAF

Kitre. : KESTERE

Klarnet. : GIRNATA

Klarnetin atası olan eski müzik aleti.: ŞALÜMO

Klasik şiirde bir kısa bir uzun iki heceden oluşan ayak. : İAMBOS

Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri. : SEMAİ

Klasör. : SIRALAÇ : CİLBENT

Klavsene benzer,telli,mızraplı,tuşlu bir çalgı. : EPİNET

Klavsene verilen bir ad. : ÇEMBALO

Klavyeli ve telli bir çalgı.: KLAVSEN

Kocabaş./ İspinoza benzer bir kuş. : FLURCUN

Kocaelinin Gebze ilçesinde,tabiat parkı kapsamına alınmış ünlü kanyon.:BALLIKAYALAR

Kocakarı.:CADALOZ

Koç burcu : HAMEL

Kokar ağaç. : AYLANDIZ

Kokmuş,çürümeye yüz tutmuş hayvan ölüsü.:LEVİN

Koku satıcısı.:AKTAR

Koku.:BU

Kokulandırılmış. : AROMATİK

Kokulu reçine. : PELESENK

Kolay düğüm. : İLMEK

Kolay.:ASAN

Kolayca bükülebilen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş,bir tür ak asbest.: AMYANT

Kolaylıklar. :TESHİLAT

Koleksiyon.:DERLEM

Kolları geriye sarkık cepken biçiminde,beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket : KOPARAN

Kolombiyanın para birimi.:PEZO

Kolsuz kadın giysisi.: JAPONE

Koltuk ve sandalye gibi eşyaların dikiş ve çivilerini gizlemekte kullanılan şerit.:FİTİL

Kolu çevrilerek çalınan,sandık biçiminde bir tür org.:LATERNA

Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü.:ARIŞ

Komisyon,komite : ENCÜMEN

Komisyoncu. : SİMSAR

Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak. : GİDON

Kompozisyon. : KİTABET

Konak hizmetçisi. : AYVAZ

Konak yeri : KONALGA

Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan,bağcıklı yada yan tarafı lastikli ayakkabı.:FOTİN

Konferans,konser veya tiyatro gösterilerinin yapılabileceği gibi düzenlenmiş büyük salon.:ODİTORYUM

Konforlu,lüks hayat,parlayan,parlatıcı. : LEYAN

Kongo Demokratik Cumhuriyetinin başkenti.: KİNŞASA

Kongo Demokratik Cumhuriyetinin eski adı.:ZAİRE

Kongo ilkellerinin inandıkları yeteneklilik gücü.:ELİMA

Kongonun yağmur ormanlarında yaşayan memeli bir hayvan. Bir cins antilop.: OKAPİ

Konik. : MAHRUTİ

Konsolos . : ŞEHBENDER

Konu,husus./Bölüm. : BAP

Konusal.: TEMATİK

Konusu cansız varlıklar veya nesneler olan resim. : NATÜRMORT

Konusu dansla anlatılan müzikli sahne gösterisi. : BALE

Konusunu efsanelerden veya tarihi olaylardan alan,acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri.:TRAJEDİ

Konuşma bozukluğu. : AFEMİ

Konuşmalı ve şarkılı bölümleri bir arada olan oyun.:OPERAKOMİK

Konuşulan dil,lisan.:ZEBAN

Konuşulan konu. : SADET

Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça.: SEREN

Konyada bir baraj.:MAY

Konyanın antik dönemlerdeki adı.:İKONİON

Konyanın Çumra ilçesinde bir göl. : HOTAMIŞ

Konyanın Çumra ilçesinde bir göl.:HOTAMIŞ

Konyanın Karapınar ilçesinde bir göl.: MEKE

Konyanın Meram ilçesinde,2.Kapadokya da denilen,tüf kayalara oyulmuş antik kent.:KİLİSTRA

Konyanın Meram ilçesinde,ikinci Kapadokya olarak da adlandırılan,tüf kayalara oyulmuş antik kent. : KİLİSTRA

Kopça,kanca. : AGRAF

Koridor.:DEHLİZ

Korkak.:CEBİN

Korkma. : TAHAŞİ

Korkmak,ürkmek,çekinmek.:OCUMAK

Korku,tehlike. : BİM

Korkulu yerler veya işler. : MEHALİK

Korkunç güzel ,erkek hemşire örneğinde olduğu gibi,birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad. : OKSİMORON

Korkunç hayal. : HEYULA

Korkusuz,gözü pek,yürekli,cesur.:BIÇKIN

Korkutucu. :MEHİP

Koroner damarları genişletici ilaç.: İMOLAMİN

Koruma,esirgeme,gözetme. : VİKAYE : SAHABET

Koşmaca . : JOGGİNG

Koşu hayvanlarına yardımcı olarak koşulan hayvan.:ÇIVGAR

Koşullar.: ŞERAİT

Kovma. : TARD

Koyu gri veya sarımsı kahverengi.:BARUDİ

Koyu pekmez. : BULAMA

Koyu renkli,sert,bir çeşit yanardağ kütlesi.:BAZALT

Koyu sarı veya açık kestane rengi.:KUMRAL

Koyun barınağı.:AĞIL

Koyun postundan kürk. : KEVEL

Koyun sütünden yapılan,mahzenler de olgunlaştırılan,içi özel küflü peynir.: ROKFOR

Koyun veya keçi postu.:PÖSTEKİ

Koyun veya kuzu kaburgası içine pirinç doldurularak yapılan bir yemek.:SURA

Koyun yada keçi sürüsü. : DAVAR

Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan.: RES

Koyun,keçi veya deve pisliği. : KIĞ

Koyunlarda görülen bir tür hastalık.:KARAMUK

Koyunların başlarındaki kabarık yün.:KEPEZ

Koza. : KORUNCAK

Kozadaki kurtçuk. : KRİZALİT

Kozalaklardan,boyu 40 m kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı.: SEDİR

Kök boyası. : ALİZARİN

Kök,asıl,cevher. : TÖZ

Kök,sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı.:TAL

Kök.:CEZR

Kökenbilim. : ETİMOLOJİ

Kökeni Orta Asyaya kadar uzanan,en eski,serbest biçimdeki Türk güreşi.:KARAKUCAK

Köklerinin kısaltılması,dal ve sürgünlerinin bağlanması ve biçimlendirilmesi suretiyle saksıda yetiştirilen bodur ağaç. : BONSAİ

Kökten dincilik. :FUNDAMENTALİZM

Kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir bitki.: RATANYA

Kökü yukarıda dalları aşağıda olduğuna inanılan cennet ağacı. : TUBA

Kölelik,kulluk.:UBUDİYET

Kömür kalem.:FÜZEN

Kömür kalemle yapılmış resim.:FÜZEN

Kömürleştirilecek ağaç veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet. : TORAK

Köpeğin arka ayakları üzerinde ayağa kalkması. : SALTA

Köpek ve ineklere yedirilmek üzere un ve kepekle hazırlanan yiyecek. : YAL

Köpek. : KELP

Köpekgillerden,postundan kürk yapılan bir memeli türü.:KARSAK

Köpekten aşırı korkmak. : SİNOFOBİ

Köpük kıvamında,tuzlu yada tatlı yiyecek.:MUS

Köpük.:KEF

Kör tırnak. : BAKANAK

Körelme. :ATROFİ

Körelme.:DUMUR

Köroğlunun gerçek adı.:RUŞEN ALİ

Körpelik,tazelik.: TARAVET

Köstebek. : AKUR

Köşe,kenar,uç.: İBİK

Köşegen.:DİYAGONAL

Köşk. : KAŞANE

Kötü dikiş sebebiyle kumaşta oluşan büzülme veya kıvrım.:POT

Kötü işlerde birine yardım eden kimse.:YARDAKÇI

Kötü kalpli.:BEDHAH

Kötü,çirkin. : ŞENİ

Kötü,sevimsiz. : MADARA

Kötücül bağ dokusu uru.: SARKOM

Kötüleme,yergi.:ZEM

Kötülük.:ŞER

Kötümser,karamsar. : PESİMİST : BEDBİN

Köy köy dolaşarak ufak tefek eşyalar satan gezgin esnaf.:ÇERÇİ

Köy muhtarı yardımcısı. : KİZİR

Köy oyunlarını yöneten kimse. : AYNAZ

Köy yada mahalle ihtiyar heyetindeki kişi. : AKSAKAL

Köyceğizin eski adı. : KAUNOS

Köyle ilgili,köylü.:RUSTAİ

Köylere para toplamak için çıkan din adamı veya medrese softası. : CER HOCASI

Köylü kadınların giydiği kollu veya kolsuz uzun elbise.: SARAFAN

Közlenmiş patlıcan,sarımsaklı yoğurt ve kıymayla yapılan bir çeşit yemek : ALİNAZİK

Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir meze.: BABAGANNUŞ

Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir tür meze. : BABAGANNOŞ

Közlenmiş patlıcanla yapılan bir tür yemek. : HÜNKAR BEĞENDİ

Kral karısı. : MELİKE

Kral sarayı. : BAZİLİKA

Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu.: RATİNG

Kredi kartlı alışverişlerde ödemenin daha sonra denetlenmesi için verilen fiş.:SLİP

Kristof Kolombun
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="18" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Amerika">Amerika seferi sırasında yönettiği üç gemiden biri. : NİNA

Kubbe. : KÜMBET

Kucak. : AGUŞ

Kucaktaki tombul çocuk. : APALAK

Kudret helvası. : ÇİS : MANNA

Kudret sahibi.:CEBBAR

Kuduz. : AKUR

Kul,köle.:BENDE

Kulağa asılan uzun küpe. : ASIRGA

Kulağı duymayan. : KER

Kulak iltihabı. : OTİT

Kulak yıkama aracı. : ENEMA

Kulak. : GUŞ

Kullanılacağı zaman hazırlanan losyon.:LUK

Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek yada topluluktaki insanların kullandığı özel dil yada sözcük dağarcığı. : ARGO

Kullanıldığı çağdan daha eski bir çağdan kalma bir biçimin,bir yapının özelliği.:ARKAİK

Kullanım alanına göre bir çok modeli olan sondalara verilen ortak ad.:KATETER

Kulplu ve ağzı kapaklı,bakırdan yapılmış su kabı,güğüm.:DEBBE

Kulplu ve emzikli su kabı. : İBRİK

Kulplu,geniş gövdeli,dar boğazlı,emzikli veya emziksiz olabilen toprak kap.: TESTİ

Kulpsuz toprak çömlek. : ÜZLÜK

Kuluçka.: GURK

Kum falı. : REMİL

Kum,çakıl,çimento ve su gibi maddelerin karışımıyla elde edilen yapı malzemesi.:BETON

Kuma gömülü olarak yaşayan bir balık. : VATOZ

Kumar oynatanın oynayanlardan,kazançtan aldığı para,pay. : MANO

Kumar oyununu yöneten. : KRUPİYE

Kumarda ortaya sürülen para.: MİZA

Kumarda sürülen para. : MİZA

Kumardan eşit kalkma. : TAPİ

Kumaş ve deri üzerine yapılan bir tür işleme. : AJUR

Kumaş ve kağıt süslemede kullanılan bir yöntem : BATİK

Kumaş veya deriden yapılan,genellikle belden kemerli,üstünde cepleri bulunan ,gömlek veya hırka üzerine giyilen kısa,hafif giysi.: MONT

Kumaş veya ince deriden,çoğunlukla düz topuklu,ayağı bütünüyle saran ayakkabı.: ŞOSON

Kumaş,kağıt v.b.de bir bölümün öbürünün üzerine gelmesiyle oluşan kıvrım.:PLİ : PİLE

Kumaşın veya derinin cilalanması. : APRE

Kumaşlara ve çinilere uygulanan bir süsleme motifi.:ÇİNTOMANİ

Kumluk yer.:KUMLA

Kumru. : HAKURAN

Kumtaşı. : GRE

Kumul.Kum yığını. : ERG.: EKSİBE

Kundak çocuklarının başlarında oluşan kepek tabakası.:KONAK

Kundak çocuklarının beline zıbının üzerinden sarılan geniş sargı. : FASKA

Kundaklama. : BELEME

Kunduracıların delik açmakta kullandıkları sivri uçlu çelik tığ./Mersin balığı türü. : BİZ

Kunduracıların,derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.:MUŞTA

Kunduz kürkü. : KASTOR

Kural olarak benimsenmiş,yerleşmiş ilke.:NORM

Kural. : DÜSTUR

Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.:AKADEMİCİ

Kuran surelerini oluşturan cümlelerin her biri.:AYET

Kuran ve hadislerin görünüşteki açık anlamlarından başka hiçbir yorum kabul etmeyen ve kıyasa yer vermeyen Sünni mezhep. : ZAHİRİYE

Kuranda adı geçen sekiz ce nnetten dördüncüsünün adı.: NAİM

Kurandan on ayet okuma : AŞİR.

Kuranın bölünmüş olduğu otuz kısımdan her biri.:CÜZ

Kuranın harflerinden bir takım anlam ve yargılar çıkaran bir mezhep.:HURUFİLİK

Kuranda bir sure. : ABESE : ALAK:TAHA:RAD:MAİDE

Kuranı düzgün ,usulünce ve yüksek sesle okumak. :TİLAVET

Kuranı ezberlemiş kişi. : HAFIZ

Kuranı Kerim,Kelamı Kadim.:MUSHAF

Kuranı usulüne göre ve güzel okuyan.:KARRA

Kurbağa kurtçuğu. : ARİBAS : İRİBAŞ

Kurbağaların bilimsel adı. : ANURA

Kurdeşen. : ÜRTİKER

Kurnaz,cin fikirli.:HİN

Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan ucu sivri takoz.: BAT

Kurşun. : RASAS

Kurt.:BÖRÜ

Kurtarıcı.:HALASKAR

Kurtçuk korkusu.: AKARFOBİ

Kurtulma. : NECAT

Kurtuluş,kurtulma. : REHA : SEHA

Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.:TABA

Kuru,sıska.:KAKNEM

Kurucu, Bina inşa eden. : BANİ

Kurul. : ASAMBLE

Kurultay. : KONGRE

Kurumuş ama devrilmemiş ağaç. : AYAĞAN

Kurumuş saplarından mobilya yapılan bambu türü. : HEZAREN

Kurumuş sığır gübresi. : TEZEK

Kuruntuya düşürme :İHAM

Kurutma kabı. : DESİKATÖR

Kurutulmuş meyveleri halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık. : GİLABURU

Kurutulmuş riga balığı.:FRİSA

Kurutulmuş su kabakları içine çakıl taşı doldurularak yapılan ritim sazı. : MARAKAS

Kusur,ayıp. : AVAR

Kusursuzluk.:CEVDET

Kuş başı doğranmış et ve baklava yufkasıyla yapılan bir tür kebap.:ALİ PAŞA KEBABI

Kuş başı etle yapılan bir tür börek. : KÖBETE

Kuş bilimi.: ORNİTOLOJİ

Kuş gagası. : NUL

Kuş kanadı.:CENAH

Kuş kanadının büyük tüyleri. : PER

Kuş tutmakta kullanılan,aynı adlı macunla bulanmış değnek.: ÖKSE

Kuş tuzağı.: KUŞMAR

Kuş üretmeye yarayan kafesli yer.: ÇİFTEHANE

Kuş yiyecek büfesi.:BÜVET

Kuş yuvası:. AŞİYAN. : UŞ : LANE

Kuş,tavuk yavrusu.:CÜCÜK

Kuş. : TAYR

Kuşatma,çevirme. : İHATA

Kuşatma.:ABLUKA

Kuşdili,hasalban gibi adlar da verilen ve Akdeniz yöresinde yetişen bir bitki.:BİBERİYE

Kuşku,sanı. : REYB

Kuşkucu,şüpheci.: SEPTİK

Kuşların taşlık,katı gibi adlar da verilen midesi.:KONSA;KURSAK

Kuşların tüy değiştirme zamanı.:KARINSA

Kuşluk yemeği. : BRUNCH ( BRANÇ)

Kuşun kanat tüyü. : TELEK

Kuşun yavrusuna taşıdığı yem. : BEN

Kutlu. : SAİD

Kutsal Hint destanı:. RAMAYANA

Kutsal Hint metinlerinin başında ve sonunda yinelenen büyülü ve mistik hece.: AUM

Kutsal kimse.: AYA

Kutsal Mısır öküzü. :APİS

Kutsal nitelikte müzik eseri.:ORATORYO

Kutuların katlama yeri. : RİL

Kutup Yıldızı. : DEMİRKAZIK

Kutup Yıldızına verilen bir başka ad.:POLARİS

Kutuplanma. : POLARİZASYON

Kuvars,mika ve feldspattan oluşmuş kayaç. : GNAYS

Kuyruğun iskeleti.:KEMİRDEK

Kuyruk sokumu kemiği. : PÖÇ : UCA

Kuyruklu biberde denilen ve karabibere benzer bir tür baharat.:KEBABE

Kuyruklu yıldız.:KOMET

Kuyruklular.:URODEL

Kuyruksokumu kemiği.:UCA

Kuyruksuz kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu.:İRİBAŞ

Kuytu ve sıcak yer: ARAN

Kuyuda pişen et. : TANDIR

Kuyumculara taslak hazırlayan kimse.:SADEKAR

Kuyumculukta kullanılan,yüzde 80 bakır,yüzde 20 çinkodan oluşan sarı renkli alaşım.:TOMBAK

Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan bir uyuşturucu madde.:KİF

Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan sarhoşluk verici toz.: KİF

Kuzey Afrikada kurulmuş bir tarikat. : TİCANİLİK

Kuzey Amerikanın beş büyük gölünden biri. : ERİE

Kuzey Anadolu dağlarında yetişen mor çiçekli bir ağaççık.:KOMAR

Kuzey Buz Denizinde yaşayan bir martı türü.:ALK

Kuzey buz denizinde yaşayan dalıcı bir martı türü. : ALK

Kuzey
-Yüzölçümü: 3.287.590 km2

-Nüfusu: 1 milyardan fazla

-Başkenti: YENİ DELHİ



Nüfus bakımından dünyanın ikinci büyük ülkesidir.

Himalay... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="19" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Hindistan">Hindistan
a özgü,lavta ailesinden telli çalgı.: SİTAR

Kuzey Hindistanlı şair.Kirişna Şarkısı adı verilen yapıtı,bugün de dinsel halk bayramlarında oynanan ve yatra adı verilen oyunlardan oluşmuştur.(12. yüzyıl).:JAYADEVA

Kuzey
BAŞŞEHRİ ...................................................... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238585130000="20" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/%C4%B0spanya">İspanyada tarih öncesi devirlere ait resimler bulunan mağaralardan ilki.:ALTAMİRA

Kuzey ispanyada,özellikle Aragonda yapılan geleneksel kur dansı.: JOTA

Kuzey kutbuyla ilgili,kuzey kutup yakınında olan. : ARKTİK

Kuzeydoğu ve Güney Anadoluda türkülü halk öykülerine verilen ad. : BOZLAK

Kuzeydoğu. : ŞİMALİŞARKİ

Kuzgun kılıcı da denilen çiçek. : GLAYÖL

Kuzu ağılı.: ÇİTEN

Kuzu derileri üzerindeki yağları ve fazlalıkları temizlemede kullanılan iki kulplu bıçağa verilen ad. : AŞKİ

Kuzu sesi. : ME

Küçük ada.:CAYO

Küçük ağıl. : KÜM

Küçük akarsu.:CAFER

Küçük bal teknesi. : LAZA

Küçük bir kelebek türü : FELFELEK

Küçük bitkilere verilen ad. : OT

Küçük bohça. :ÇIKIN

Küçük cariye. : KENİZEK

Küçük çan.:ÇINGIRAK

Küçük çocuğun yürümeye başlaması.:ADAKLAMAK

Küçük çocuk salıncağı.:ILINCAK

Küçük dana.:BUZAĞI

Küçük demiryolu treni. : DEKOVİL

Küçük fıçı.:VARİL

Küçük hediye.:BERGÜZAR

Küçük hıyar turşusu.:KORNİŞON

Küçük Hindistan cevizi.:MUSKAT

Küçük ispirto ocağı. : KAMİNETO

Küçük kareli kumaş.:PÖTİKARE

Küçük kertik.:ÇENTİK

Küçük kervan.:BARHANA

Küçük kıvrım.:BÜZGÜ

Küçük kova.:BAKRAÇ

Küçük kulaklı koyun yada keçi. : ÇOMU

Küçük lirik şiir türü. : BALAD

Küçük mavi çiçekler açan bir bitki.:UNUTMA BENİ

Küçük mızrak.:NİZEK

Küçük nesne. : ZERRE

Küçük ney. : NEYÇE

Küçük ok. :TİREK

Küçük orak. : ROSA

Küçük otel. : MOTEL

Küçük parçalar halinde doğranmış et ve sebzelerin kızgın yağda karıştırılarak kısa sürede pişirilmesi.:SOTE

Küçük parçalardan oluşan nakışlı ve ince bir kilim türü.:CİCİM

Küçük salkımlı bir üzüm çeşidi. : NEFERİYE

Küçük saray. : KASR

Küçük su birikintisi,gölcük.: AZMAK : BUGET

Küçük taneli bakla türü. : FUL

Küçük taneli bir tür çekirdeksiz siyah üzüm. : KİŞMİŞ

Küçük taneli fındık türü. : PİKOLA

Küçük tekke.: ZAVİYE

Küçük testi,çömlek.: KUMKUMA

Küçük testi.:DODURCUK

Küçük tonajlı yük gemisi. : KOSTER

Küçük vagon. : VAGONET

Küçük ve sevimli kimselere söylenen seslenme sözü.: MİNNOŞ

Küçük yayık. : ATIK

Küçük yokuş.:BAYIR

Küçük zurna. : ARAKİYE

Küçükbaş hayvan.:DAVAR

Küçümseme. : İSTİHFAF

Küfürbaz. : TAAN

Kükürt elementinin simgesi. : S

Kükürtle demir birleşimlerinden biri.:ZAÇ

Kül rengi.:BOZ

Külde pişen çörek. : KETE

Külhanbeyi,hayta. : APAŞ

Kültür. : EKİN : HARS

Küme,yığın. : LODA: TUDE

Kümes hayvanlarının en yaşlı ve iri olanı. : BABAÇ

Künk.:BÜZ

Küpe ve yüzük taşı gibi bezek işlerinde kullanılan,mavi renkli,saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.:FİRUZE

Küpeşte,korkuluk. : PARAPET

Küre biçimli flüt.:OKARİNA

Kürekle yürütülen dar,uzun,hafif tekne. : KANO

Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.: SİYA

Kürkü değerli bir hayvan,kakım,as.:ERMİN

Kütahyanın Simav ilçesinde bir kaplıca.: NAŞA
Devamını Oku

Bulmaca Sözlüğü n

- N -

Nabız atışlarını kaydeden alet.: SFİGMOGRAF
Naiplik.: NİYABET
Nakitler,paralar. : NUKUT
Nalıncı çivisi. : KABARA
Namaz. : SALAT
Namazda ayakta durma.:KIYAM
Namazlar.: SALAVAT
Namlusu ince, sivri ve hafifçe eğik uzun İspanyol bıçağı. Keskin İspanyol bıçağı. : NAVAHARİ : NAVAJA
Namlusu genellikle yivli,kısa ve hafif bir tüfek.: KARABİNA
Namlusu kısa,kurşun atan bir çeşit küçük tüfek.: FİLİNTA
Namuslu,iffetli kadın.: AFİFE
Namuslu,iffetli. Temiz.: SİLİ
Namuslu.: DAVER
Napoli balıkçılarının söylediği halk türküleri.: NAPOLİTEN
Napoli mafyasına verilen ad. : CAMORRA
Napolyon döneminde
Fransada ve Avrupada yaygın olan yapı,mobilya ve giyim biçemi.: AMPİR
Nar çiçeği rengi.: VERMİYON
Nar çiçeği renginde bir süs taşı. : GRENA
Nar,erik,kızılcık gibi yemişlerden yapılan pekmez. : NARDENK
Nargile ile içilen bir tütün cinsi. : TÖMBEKİ
Nargileyi kolayca içmeyi sağlayan ve nargileye takılan hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru.: MARPUÇ
Narin,nazenin. : YEPELEK
Nasıl,niçin.: NİTE
Nazım Hikmetin Akşam gazetesine yazdığı yazılarda kullandığı takma ad.: ORHAN SELİM
Nazım Hikmetin soyadı. : RAN
Nazi hücum kıtası. :SA
Nazi partisinin askeri polis örgütünü simgeleyen harfler. : SS
Negatif uç. : KATOT
Neonun simgesi. : NE
Nepal ve Tibette silah olarak kullanılan ağır pala.: KUKRİ
Nesne,şey. : NEN
Nesnel. : AFAKİ
Neşeli olmak. : ŞETARET
Neşeli,hareketli,sokulgan.: CİVELEK
Neyzen Tevfikin bir şiir kitabı. : HİÇ
Nezle. : NEVAZİL= İNGİN = DUMAĞI
Nijerya para birimi. : NAİRA
Nikaragua plakası. : NİC
Nilüfer cinsinden bir çok bitkiye verilen genel ad.: LOTUS
Nişasta,süt ve su karışımının önce pişirilmesi,buz dolabında katılaşmasından sonra ceviz büyüklüğünde kesilip şeker ve gül suyu içinde üzerine fıstık serpilerek sunulan bir tatlı türü.: SU MUHALLEBİSİ
Nişasta,şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tür tatlı.: PELTE
Nişasta.: KET
Nişastanın sindirilmesine yarayan,tükürükte bulunan bir enzim.: PTİYALİN
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren enzim. : AMİLAZ
Nitelik,özellik,ölçü.: UZANIM
Niteliksiz odun kömürü.: MARSIK
Nitrik asidin halk arasındaki adı. : KEZZAP
Noel Baba olduğuna inanılan efsanevi aziz.: AYANİKOLA
Noel yortusu. : NATİVİTAS
Nohut,patates,tahin ve soğanla yapılan bir tür meze.: TOPİK
Nohutla yapılan bir yemek. : FALAFEL
Nokta ve çizgilerden oluşan bir alfabe kullanan telgraf sistemi.:MORS
Noktalar. : NUKAT
Normal olarak yalnızca şizofrenlerde,düş görenlerde ve dinsel coşkuyla kendinden geçen kişilerde görülen ruh durumuna benzer etkiler yaratan maddelerin ortak adı,psikomimetik.:HALÜSİNOJEN
Norveç,İskoçya ve Kuzey
Amerika kıyılarında buzulların oluşturdukları dik yamaçlı,derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez.:FİYORT
Norveçte kent. : STAVANGER
Notada bir sesin yarım ton inceltildiğini gösteren işaret.:DİYEZ
Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması.:SOLFEJ
Noter. : KATİBİADİL
nuca bağlanmamış.:MUALLAK
Nurdan varlık.:MELEK
Nuri Bilge Ceylanın bir filmi.:KASABA: MAYIS SIKINTISI: UZAK
Nüans. : ANAT
Nükleer bir bombanın veya merminin gücünü ölçmeye yarayan birim.:MEGATON
Nükleer birleşme. : FÜZYON
Nükleer bölünme. : FİZYON
Nyobyumun simgesi. : NB
Devamını Oku

Bulmaca Sözlüğü m

-M-

Maaş,aylık. : RATİBE
Macar göçebesi.: ÇİGAN
Macun.: KİT
Madagaskar plakası. : RM
Madagaskarda yaşayan bir cins maymun. : VARİ = AKUMBE
Madagaskarın başkenti. : TANANARİVA
Maden bilimi.:MİNERALOJİ
Maden eşya üzerine vurulan bir cins cila.:EMAY
Maden fırını. : KÜRE
Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen antiseptik bir hidrokarbon.: NAFTALİN
Maden külçelerinin eritilip arındırılması. : KAL
Maden ocağında kazı yerini ilerleme yönünden sınırlayan yüzey. Kazı yerleri. : ARIN
Maden parlaklığı verilmiş deri veya kumaş.,simli kumaş. : LAME
Maden pisliği,balmumu. : RİM
Maden posası. : CÜRUF
Maden yada kağıt para üzerindeki kafa resmi. : EFİJİ
Maden yeri.: ERGENE
Madeni para.: SİKKE
Madeni paranın resimli yüzü. : TURA
Madenleri sıvılaştırma,ergitme. : İZABE
Madenlerle birleşince tuz verebilen elementlere verilen ad. : HALOJEN
Madridde bulunan,dünyanın en ünlü müzelerinden biri.:PRADO
Mafyada suskunluk yasası.:OMERTA
Mağara.: KEHF
Mağaraları inceleyen bilim dalı. : SPELEOLOJİ
Mahkeme davetiyesi.: CELP
Makam,kat,özel yer.: ORUN
Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatmak işi. : TİRAMOL
Makarna üretiminde kullanılan bir buğday türü.: DURUM
Makedonyada yaşayan etnik bir grup. : TORBEŞLER
Makedonyanın başkenti.:ÜSKÜP ( SKOPJE )
Maki de denilen bir maymun cinsi. : LEMUR
Makine yağı. : GRES
Makinede yapılan işleme,dikiş. : PİKO
Maksim Gorkinin bir romanı. : FOMA
Mal değişimi,trampa.:TROK
Mal olarak verilen. : AYNİ
Mal,mallar. : EMTİA
Malak. : BALAK
Malavi para birimi. : KIVACA
Malaya dilinde delirme. : AMOK
Maldivlerin başkenti.:MALE
Malezyanın başkenti.:KUALA LUMPUR
Malezyanın para birimi. : RİNGGİT
Malın satış değeri. : RAYİÇ
Mali plakası.: RMM
Malinin başkenti. : BAMAKO
Malta humması.: KALAAZAR
Maltalıların altı düz,pruva tarafında bir direği olan,küçük teknelerine verilen ad.:SİPARONER
Manavadharmaşastra diye de adlandırılan
Hindu yasalarının en önemli metnine verilen ad. : MANU SMRİTİ
Manda bağırması.:BÖĞÜRME
Manda pastırması. / Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek: KAKAÇ
Manda yavrusu. : MALAK
Mangal. : KORLUK
Manganezin simgesi. : MN
Manisadaki Ağlayan Kayanın o olduğuna inanılan, doğurganlığıyla ünlü Frigya Kraliçesi. : NİOBE
Manisadaki Spil Dağı Milli Parkında bir yayla.: ATALAN
Mankafa , sersem.: SEME
Mantar bilimi. : MİKOLOJİ
Mantar enzim karışımı. : SAMA
Mantar meşesi.Mantar katmanı çok gelişen bir tür meşe.:SEZÜ
Mantar.:MİKOZ
Mantık. : ESEME
Mantıkta önerilerinin biri veya her ikisi kanıtıyla ileri sürülen tasım. : EPİKEREM
Mantıkta ve felsefede küçük önerme.:MİNÖR
Mantıkta,birbirine bağlı iki önermeden sonraki.: SONURTU
Marangozların dört köşe delik açmakta kullandıkları alet.: ECENE
Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan,kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal.: KİNİŞ
Maranta adlı kamıştan elde edilen ve bebek maması yapılan un. : ARAROT
Mardin ilinde yaşayan Hıristiyan Nasturilere verilen ad. : ASURİLER
Mardinin geleneksel sokaklarındaki kemerli geçitlere verilen ad.: ABBARA
Marksist terminolojide , proletaryanın sınıf bilincinden yoksun alt tabakasına verilen ad. : LUMPEN
Marksist terminolojide,dünyayı dönüştürmeyi amaçlayan etkinliklerin tümü.:PRAKSİS
Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde yer alan Yıldız dağlarının eski adı.:ISTRANCA
Marmara denizinde turistik bir ada. : AVŞA
Martıya benzer bir deniz kuşu. : FULMAR
Masaj aktiviteli havuzlu banyo,sağlık havuzu. : JAKUZİ
Masif. : SOM
Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi. : DOMİNO
Mason.: FARMASON
Matbaacılıkta sürtme yoluyla kağıt veya düzgün bir yüzeye aktarılan grafik karakteri. : LETRASET
Matematiğin sayıları,bunların arasındaki bağıntıları ve işlemleri konu alan dalı.:ARİTMETİK
Matematik. : RİYAZİYE
Matematikte çizgilerle ilgili olan.:LİNEER
Matematikte,aynı cinsten onluk bir küme.:DESTE
Matematikte,bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru.:TEĞET
Matematikte,herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.:ASKAT
Matematikte,karmaşık geometrik şekillerin ortak adı. : FAKTAL
Matematikte,türevi bilinmeyen fonksiyon.:İNTEGRAL
Maun da denilen bir ağaç. : AKAJU
Mavi hareli ela göz. :ÇAKIR
Mavi ile yeşil arası bir renk.:CAM GÖBEĞİ
Mavi kantaron,peygamber çiçeği.:BELEMİR
Mavi peri kuşu.:İRENA
Mavi renkli değerli bir taş. : FİRUZE
Mavi. : MAİ
Mavimsi beyaz renkte parlak yüzlü bir maden veya bu madenden yapılmış eşya.:ÇİNKO
Mavimsi bir göz rengi.:ÇAKIR
Mavimtırak esmer renkte katı bir element.:İYOT
Maya. :FERMENT
Mayakovskinin başını çektiği eski Sovyet edebiyat grubu. : LEF
Mayakovskinin sevgilisi.: LİLİBRİK
Mayalanma. : FERMANTASYON
Mayalanmış pirincin süzülüp arındırılmasıyla yapılan alkollü Japon içkisi.: SAKE
Mayalarda yağmur tanrısı. : CHAC
Mayalı hamurdan,içine çeşitli katkılar konarak hazırlanan bir tür kokulu çörek.:NOKUL
Mayasız hamurdan yapılan,peynirli veya peynirsiz pide,yufka.:KATLAMA
Maydanozgillerden 20-60 cm boyunda bir bitki,kara kimyon.:KİŞNİŞ
Maydanozgillerden bir bitki ve bunun kokulu tohumu.:ÇEMEN
Maydanozgillerden bir bitki.:REZENE : NARDİN
Maydanozgillerden uyuşturucu ve zehirli bir bitki.:BALDIRAN
Maydanozgillerden,hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan bir bitki.:ANASON
Maydanozgillerden,ince yapraklı,bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki.: DEREOTU
Maydanozgillerden,kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:KEREVİZ
Maymun türü. : LANGUR
Maymunlar dahil memeliler takımı. : PRİMAT
Mecazen beceriksiz,başarısız,dikkate alınmayan.: TATARAĞASI
Mecazen serserilerin,külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.Kaba konuşma.: ARGO
Meclis,toplantı.:NADİ
Mehter müziğinde yer alan ve iki değnekle vurularak çalınan davul, bir tür kös. :NAKKARE
Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile dişliler arasına yerleştirilen parça.Bilyalı yatak.:RULMAN
Mekanik. : MİHANİKİ
Mekansız. : LAMEKAN : BİMEKAN
Mekke ve Medinede oturan ileri gelenlere dağıtılmak üzere törenle gönderilen parayı taşıyan topluluk. : SÜRRE ALAYI
Mekkede kutsal tepe.:MERVE
Mekkenin kuzeydoğusunda Hz Muhammedin Allahtan ilk buyruğu aldığı dağ.: HİRA
Mekkeye giden yollarda hacıların ihrama geldikleri noktalar. : NİKAT
Meksikada mısır unuyla yapılan ekmeğe verilen ad. : TORTİLLA
Meksikada yabani olarak yetişen bir ağacın yapraklarından çıkarılan bitkisel lif.:TAMPİKO
Meksikada yetişen ve tohumlarından elde edilen yağı kozmetik sanayinde kullanılan bir bitki. : JOJOBA
Meksikaya özgü bir tür mısır ekmeği.:TAKO
Meksikaya özgü sert bir içki.:TEKİLA
Meksikaya özgü,bir tür mısır ekmeği.: TAKO
Meleke.: YETİ
Melez bir koyun cinsi.:DAĞLIÇ
Melez,kırma. : METİS : AZMA: KIRIK
Melodi. : EZGİ
Melun ,kovulmuş,lanetlenmiş,istenmeyen. : LAİN
Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç. : TİRLE
Meme emen çocuk. : REDİ
Meme. : EMCEK
Memleket. : SILA
Memur maaş,derece ve miktarını gösteren cetvel.:BAREM
Menteşe. : REZE
Menzil,amaç. : EREK
Mercan köşk.: ŞİLE
Mercimekten az büyük ,buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç,melengiç.: ÇİTLEMBİK
Merdiven basamağı. : AYAKÇAK
Merdiven biçiminde çıkıntıları olan kubbe.:MUKARNAS
Merdiven parmaklığı. : TRABZAN
Merkez. :ÖZEK
Merkür.Güneşe en yakın gezegen. : UTARİT
Mermi olarak çakıl taşı atan bir tür top.:ÇAKALOZ
Mermilerin namlu içinde veya dışındaki hareketlerini inceleyen bilim dalı.:BALİSTİK
Mersin ağacının nohut büyüklüğünde ve morumsu siyah renkli meyvesi. :HAMBELES
Mersin balığı türü. : ÇIĞA
Mersindeki antik bir kent.:URA
Mersinin Çamlıyayla ilçesinin eski adı.:NAMRUN
Mersinin Silifke ilçesinde antik bir kent.:OLBA
Mesir macununu bulan ve bunun dağıtımıyla ilgili törenler düzenleyen 16.yy
Türk mutasavvıfı ve hekimi. : MERKEZ EFENDİ
Mesleğini sadece kazanç için kullanan kimse.: BEZİRGAN
Meslek,uzmanlık. : KARİYER
Meşe palamudu. : PELİT
Meşime,son. : ETENE
Meşin keskisi. TEBER :
Meşin torba.:DAĞARCIK
Meşinden yapılan döşek, sofra örtüsü. : NAT
Meşru olmayan çocuk.:ANSIZ
Metal büyük tepsi.:SİNİ
Metal çubuk ve borulara diş açan aygıt.: PAFTA
Metal paranın resimli yanı.:TURA
Metal parlatma aracı. : MISKALA
Metal saplama. : PİM
Metal yada tahta üzerine kazıldıktan sonra basılan resim.:ESTAMP
Metal,toprak gibi şeylerden yapılmış,ağzı açık,kulplu,bardağa benzeyen küçük kap.:MAŞRAPA
Metalleri birleştirmede kullanılan,kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı.:LEHİM
Metrekare de 1 kandelaya eşdeğer ışıltı birimi. : NİT
Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi. : ANGSTRÖM
Mevlevi dervişlerinin ney,nısfiye gibi çalgılar eşliğinde,kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin.: SEMA
Meydan korkusu. : AGORAFOBİ
Meyhane. : HARABAT: HANUT
Meyve koparmak için ucuna üçlü yada dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık.:LALE
Meyve kurusu. : KAK
Meyve posası. : CİBRE
Meyve salkımlarına verilen ad.:UNKUD
Meyve sebze satmak için yapılmış eğreti dükkan.:SALAŞ
Meyve şekeri,früktoz.:LEVÜLOZ
Meyve ve böceklerle beslenen ötücü bir kuş.:KARATAVUK
Mezar anıt taşı.:BALBAL
Mezar,gömüt.:KABİR : SİN
Mezar,kabir. : MERKAT
Mezar. : SİN
Mezhebini gizleme. : TAKİYE
Mezopotamya tanrısı Enkiye verilen bir ad.:EA
Mezopotamyada gök tanrısı.:ANU
Mezopotamyada kullanılan eski bir hacim ölçüsü.: NEF
Mezuniyet plakası. : BRÖVE
Mıknatıs.:DEMİRKAPAN
Mısır Güneş Tanrısı : . ATON
Mısır hava tanrısı.: ŞU: SHU
Mısır inanışında gök tanrısı. : NUT
Mısır mitolojisinde ölülerin koruyucusu olan tanrı. : OSİRİS
Mısır tanrısı. : SETH
Mısır turnası.:İBİS
Mısır unu yemeği. : MAMALİKA
Mısır unuyla yapılan yağlı bir yemek. : KAÇAMAK
Mısır ve Suriyedeki geleneksel konutlarda sofa benzeri mekan. : KAA
Mısır. : KOKOROZ : LAZUT
Mısırda eski
Mısırlılar çağından kalma kadın başlı aslan vücutlu heykel.:SFENKS
Mısırda ölüler tanrısı. : ANUBİS
Mısırın plakası. : ET
Mısırlıların ölüler ülkesine verdikleri ad.:İALU
Mızmız,sevimsiz. : SİNAMEKİ
Mızrak. : CIDA
Mızrap,çalgıç. : PENA: TEZENE
Mihrace.: MAHARANİ
Miken kralı. : ORESTES
Mikrobik hastalıklar.:İNTANİYE
Mikrobiyoloji.:BAKTERİYOLOJİ
Mikropla oluşan,mikroplu. : İNTANİ
Mikroptan ileri gelen hastalık.:İNTAN
Milas ovasında bir dağ.:SODRA
Milasın eski adı. : MYLASA
Milli yada mahalli konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik eseri. : RAPSODİ
Milliyetçi ve terörist,1929da kurulan Hırvat derneği.:USTAŞA
Mimarlığın şehir düzeni ile uğraşan kolu. Şehircilik.: URBANİZM
Mimarlıkta sahın anlamında kullanılan sözcük.:NEF
Miras,bırakıt. : TEREKE
Mirasçılar arasında mirası paylaştıran ve yetimlerin hakkını koruyup idare eden şeriat memuru.:KASSAM
Mis keçisine benzer bir hayvan. : LERCİ
Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu.:MADİK
Miskin,aptal,mıymıntı. : SÜMSÜK
Misvak ağacı. : ERKE
Mitoloji. : ESATİR
Mobilya kasası.: BAZA
Mobilya koruyucu madde.:VERNİK
Mobilyacılıkta dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan,dış etkenlere dayanıklı plastik bir malzeme. : LAMİNAT
Mobilyaların ve otomobil koltuklarının kaplanmasında kullanılan döşemelik bir kumaş cinsi.: ALKANTARA
Modacılıkta ve dekorasyonda kullanılan,deri taklidi sentetik malzeme.:SKAY
Modern mantık.:LOJİSTİK
Modern
Yunanca. : ELENİKA
Moğolistanın başkenti.: ULANBATOR
Moğollarda vergi toplamakla görevli devlet memuru.:AVAN
Molibdenin simgesi. : MO
Monist.:TEKÇİ
Mora çalan kırmızı renk. : BORDO.: GALİBARDA
Mora dönük canlı kırmızı renk:. RUBİ
Mora yarımadasını
Yunanistandan ayıran boğaz.: KORENT
Moral gerçeği ve değerleri reddeden bir öğreti.Her türlü siyasal düzeni inkar eden ve toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş. : NİHİLİZM
Moritanyanın para birimi. : UGİYA
Motif. : ÖRGE
Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.: BALATA
Motorlu araçlarda sarsıntıyı en aza indirmeye yarayan düzen. :AMORTİSÖR
Motorlu kara taşıtlarında direksiyon ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk. : ROT
Motorlu taşıtlarda yedek olarak bulundurulan tekerlek. : STEPNE
Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet.:JİKLE
Motorlu tulumba : MOTOPOMP
Motorsuz büyük tekne. : MAVNA
Mozambikin başkenti. : MAPUTO
Mozartın,Türk müziğinden esinlenerek bestelediği ilk operası.:ZAİDE
Mucizeler. Bacakların yere basan bölümü. : AYAT
Muğla ilinde antik bir Likya kenti. : TLOS
Muğlada koy. : KATRANCI
Muğlanın Köyceğiz ilçesine bağlı Dalyan köyü yakınlarındaki antik kent.:KAUNOS
Muhasebeci,sayman.:AMAREGİR
Mum.: ŞEM
Muma batırılmış fitil.:ŞAMA
Mumlu boya ile yapılmış aziz resimlerine Hıristiyanların verdikleri ad.: İKON
Mumun hammaddesi.:PARAFİN
Musanın gönderdiği 12 kaşiften biri. : KALEB
Musevi din adamı. : HAHAM
Musluksuz su borusu.: LÜLE
Musul bölgesinde yaygın bulunan,Tanrının iyiliği,şeytanın kötülüğü temsil ettiğine,Tanrı ile Şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir
İslam mezhebi.:YEZİDİ
Mutfakta bulaşık teknesi. : EVİYE
Mutlaka.:LACEREM
Mutlu,dileğine ulaşmış.:BERHÜDAR
Mücevher.:CEVAHİR
Mühendis cetveli.: TE
Müjde,iyi haber.:BEŞARET
Müjde.: SAVA
Mükemmel. : OFLAS
Münazara.:CEDEL
Mürekkep balığından elde edilen koyu siyah boyaya ve bu boya ile yapılan resimlere verilen ad./ Mürekkep balığı. : SEPYA
Mürekkep hokkalarına konan ham ipek. : LİKA
Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kağıt üzerine serpilen çok ince ve renkli kum. : RIH
Müridin tarikata girerken Şeyhe verdiği söz./Ant. : AHİT
Müslüman egemenliği altındaki Doğu Hıristiyanlarına verilen ad. : NASRANİ
Müslüman olmayanlar. : KEFERE
Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse.:RUM
Müslümanların bir çocuğun doğumundan yedi gün sonra Allaha şükretmek amacıyla kestikleri kurban. : AFİKA
Müslümanlık öncesi Kabede bulunan üç puttan biri. : LAT: MENAT: UZZA
Müstahkem mevki. : OR
Müşteri yıldızı.: ERENDİZ
Müzik eşliğinde ve kadın erkek birlikte gerçekleştirilen,temelinde dinsel duyguların egemen olduğu coşkulu oyunlara Alevilerce verilen ad.: SEMAH
Müzikli ve konuşmalı bölümlerin bir arada olduğu hafif konulu sahne gösterisi. : OPERET
Müzikte armoni kurallarına göre üst üste bindirilmiş sesler.Üç yada daha çok sesin bir arada tınlaması. : AKOR
Müzikte beşli.:KENTET
Müzikte bir akor oluşturan seslerin birbiri ardına çalınması. : ARPEJ
Müzikte bir sesin yarım ses kalınlaşacağını belirten nota işareti : BEMOL
Müzikte dörtlü.:KUARTET
Müzikte geceden esinlenen veya geceyi çağrıştıran beste: NOKTÜRN
Müzikte ikili.:DUO
Müzikte makam. : TONALİTE
Müzikte sus işareti. : ES
Müzikte üçlü. : TRİO
Müzikte yapıt. : OPUS
Müzikte yarı yavaş,orta hızda.:ANDANTE
Müzikte,ana motifin tekrarlandığı hareketli bölümlerin ana parçadan ayrılarak tekrarlanmasından elde edilen soyut parça. : RERONDO
Müzisyenlerin topladığı bahşiş. :ALATURA
Devamını Oku

Bulmaca Sözlüğü o

- O -

Obur.. : HIRA
Oburlar.: EKELE
Ocak ayının 28inde başlayan fırtına. : AYANDON
Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaştırıcı mercek.: BÜYÜTEÇ
Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA
Odun kömürü. : ALAS
Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi.: RAFİNATÖR
Odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan,kömürü ile karakalem resim yapılan küçük bir ağaç.: İĞAĞACI
Odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç. : BAKAM
Odunundan tarak,kaşık yapılan çok sert kereste veren bir ağaç. : ŞİMŞİR
Oğlancı.:LUTİ
Oğul otu. : MELİSA
Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri. : EĞMÜR
Oğuzların Bozok kolundan bir Türkmen boyu olarak Selçuklularla birlikte Anadoluya gelen ve Osmanlı hanedanının kökenini oluşturan konar göçer topluluk.: KAYILAR
Ok atan,okçu.: TİRENDAZ
Ok torbası,kılıfı. : SADAK : GEDELEÇ
Ok. : TİR
Okuma yitimi. : ALEKSİ
Okun kirişe geçen ucundaki kertik.: GEZ
Okutman. : LEKTÖR
Okuyucu,okur. : KARİ
Okyanus bilimi. : OŞİNOGRAFİ
Okyanus rüzgarı. : ALİZE
Okyanusların çok derin yeri. : ABİS
Olağanüstülüğüne inanılan düşsel sıvı.Büyülü içki. : İKSİR
Olası,olabilir. : MUHTEMEL
Olay. : FENOMEN
Olgunlaşınca kendiliğinden çatlayıp açılmayan,tek odacıklı ve tek tek tohumlu kuru meyve.:AKEN
Olgunluk sınavı. : BAKALORYA
Olta veya tuzağa konulan yem.:BEN
Oltaya yerleştirilen düzenek.:MASARA
Oluntu. : EPİZOT
Omlet . : KAYGANA
Omurgalıların karaciğerinden salgılanan kahverengimsi sarı renkte safra pigmentine verilen ad. : BİLİRUBİN
Omuzdan bele çapraz olarak inen kılıç askısı. : HAMAİL
Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ.:HAMAİL
Omuzluk. :APOLET
On beşinci asırda önce İtalyada başlayan sonra Avrupaya yayılan sanat ve bilim. : RÖNESANS
On dokuzuncu asırda Fransada ortaya çıkan ve iki kişiyle oynanan bir kağıt oyununa verilen ad. : EKARTE
On altı taşla oynanan bir zeka oyunu.:DAMA
On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda İskoçya ve Kuzey İngilterede,on sekizinci yüzyıldan başlayarak da İrlandada yaygın olan ve genellikle tek başına yapılan halk dansı.:JİG
On beş beyitten az olmayan,bütün beyitlerin ikinci dizeleri en baştaki beyit ile uyaklı bulunan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı manzumesi.:KASİDE
On birinci yüzyılın ikinci yarısında İzmire egemen olarak Anadolu kıyılarında ilk Türk donanmasını kuran Türk Beyi. : ÇAKABEY
On dokuzuncu asır sonlarında Fransada natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçılara verilen ad.:DEKADAN
On dokuzuncu asırda İstanbul tiyatrolarında ortaya çıkan eğlendirici şarkı. : KANTO
On dokuzuncu asırdan başlayarak İstanbulda gerçekleştirilen renkli çizgili ve hareli cam eşyaya verilen ad.Noktalı yada dumanlı sırça,işlemeli cam işi. :ÇEŞMİBÜLBÜL
On dördüncü asırda Fransada kullanılmaya başlanan,taşınabilir ateşli silah. : ARKEBÜZ
On dördüncü asırda kullanılan ince,uzun çoğu kez üç köşeli hançer.: ALENAS
On dördüncü asırda Orta Anadoluda kurulmuş Türk beyliği. : ERETNA
On iki düzine. : GROSA
On iki hayvanlı eski Türk takviminde timsah yılına verilen ad.: NEK
On iki imamdan biri. : TAKİ
On iki parmak bağırsağının şişkince olan başlangıç bölümü. : BULBUS
On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İranın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik.:LAKABİ
On para değerinde olan sikke.:METELİK
On sekizinci asırdan başlayarak Fransada gelişen bir edebi tür.:FANTASTİK
On tabanlı logaritmanın kısaltması.:LOG
On üçüncü asırda İngilterede despot kralların yetkilerini büyük oranda daraltan siyasal bir anlaşmaya ve belgeye verilen ad. : MAGNACARTA
On yedinci asırdan On dokuzuncu asra kadar kıyı taşımacılığında ve iç sularda kullanılan küçük Hollanda yelkenlisi. : KAAG
Onbeş ve bazen elli altmış kilo çeken sinagrite benzer bir balık. : AKYA
Ondan sonra.:BADEHU
Ongun. TOTEM :
Onun için.:BİNAENALEYH
Onurlu,şerefli.: ALİCENAP
Onurlu,yüce gönüllü. : ALİCENAP
Operada tek solist tarafından söylenen şarkı.: ARYA
Operada,perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça.: UVERTÜR
Operalarda baş kadın rolünü oynayan oyuncu. : PRİMADONNA
Operatör.:CERRAH
Optik aletlerde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi. : OKÜLER
Optik kaydırma. : ZUM
Ordu ili yöresinde lokma tatlısına verilen ad.:ZİRİTLA
Organ aktarımı.:TRANSPLANTASYON
Organ katılaşması. : SKLEROZ
Organik kimyada bir önek. : NOR
Organizmada darbeyle oluşan bozukluk. : TRAVMA
Organizmada oluşan bir sıvının akışının durması. : STAZ
Organizmanın 24 saatlik madde ve enerji ihtiyacını karşılayan besinlerin çeşidi ve miktarı.:RASYON
Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalık olayının organizmanın başka bir yerine sıçraması. : METASTAZ
Orhan Boranın yarattığı radyo oyunu tipi.:YUKİ
Orhan Hançerlioğlunun bir romanı.: ALİ
Orman gülü. : AÇELYA
Ormanlara zararlı bir böcek. : KESE
Ormanlarda oldukça yaygın bir mantar türü.:AMANİTA
Orta çağda Fransada derebeyinin maddi ve manevi esareti altında bulunan kimse. : VASSAL
Orta Karadeniz yöresinde dokunan kalın ve dayanıklı bir tür kumaşa: KAZAKA
Orta ve doğu Avrupalı Yahudilere verilen ad. : ESKENAZİ
Orta Anadoluda bir göl.:EBER
Orta Anadoluda bir ilk çağ yerleşmesi.:ABARNA
Orta Anadoluda Kızılırmak kıvrımı içinde kalan bölgenin eski çağlardaki adı. : HATTİ
Orta Asya Türkleri ve Hintliler arasında yaygın olan telli bir çalgı. : DUTAR
Orta Asyada eski Türk mezarlarının üzerindeki türbe türü yapılara verilen ad. : BARK
Orta Avrupada bir göl. : BALATON
Orta boylu,düşük kulaklı,tüyleri kısa bir tür av köpeği.:KOPOY
Orta çağda okyanusta kullanılmış yelkenli büyük gemi. : NEF
Orta çağdaki Breton saz şairlerinin aracılığıyla ortaya çıkan,biri anlatımsal,diğeri de lirik iki şiir türünün adı. : LAİ
Orta irilikte bir deniz kuşu.:YELKOVAN
Orta kaldırım.: REFÜJ
Orta oyunu ve Karagözde Yahudi tiplemesine verilen ad. : CUD
Orta oyununda ,Karagözde Rum tipi. : BALAMA
Orta oyununda Kavuklu ile konuşarak oyunu açan oyuncu. : PİŞEKAR
Orta oyununda taklitçi.: ZUHURİ
Orta oyununun sergilendiği genellikle oval biçimli alan. : PALANKA
Orta ve Doğu Avrupa kökenli Yahudilere verilen ad.:ASKENAZİ
Orta,ara. : MEYAN
Ortaçağda Avrupada kullanılmış bir tür eğri hançer.:ALENAS
Ortaçağda nakliye gemisi.:BARÇA
Ortaçağda Slav ülkelerinde,bugün Batı ülkelerindeki kontun karşılığı.:ZUPAN
Ortaçağda,şövalyelerin savaşta ve avda kullandığı,çoğu zaman zengin oymalarla işlenmiş fildişi boru.: OLİFANT
Ortaçağın en önemli atış silahı.:ARBALET
Ortadan kaldırma,yok etme. : İZALE
Ortadoğuda doğmuş Avrupalı. : LEVANTEN
Ortadoğuda ve Afrikada görülen yerel frengi.:BEJEL
Ortaklar. : ŞÜREKA
Ortalama.:VASATİ
Ortasında lagün bulunan Mercanada. : ATOL
Ortodoks Hıristiyanların bağlı olduğu kilisenin başkanlarına verilen san. : PATRİK
Ortodoks resmi.: İKON
Oruç tutan,oruçlu.:SAİM
Oryantalizm.:ŞARKİYAT
Osman Gazinin kayınpederi.:EDEBALİ
Osmaniye ilinde antik bir kent.:KASTABALA
Osmaniye ilinde,ulusal park kapsamına alınan ünlü Hitit yerleşmesi.:KARATEPE
Osmanlı devletinin yargı sisteminde Şeyhülislamdan sonra gelen en yüksek görevliye verilen ad. : KAZASKER
Osmanlı mimarlığında çatı arasında veya dükkanların üstünde yer alan alçak tavanlı asma kat. : ŞİRVANİ
Osmanlı borçları yönetimi. : DÜYUNU UMUMİYE
Osmanlı da devlet malı otlaklardan alınan vergi. : OTLAKİYE
Osmanlı devlet ileri gelenlerinin kullandığı bir bıçak türü.:AKVA
Osmanlı Devletinde 1840 yılında basılmış 20 kuruş değerinde gümüş sikke.:MECİDİYE
Osmanlı devletinde celeplik yapanlara verilen ad. : İZLATKO
Osmanlı devletinde din,yargı ve öğretim işleriyle uğraşan devlet görevlileri sınıfı ve bunların mesleği.:İLMİYE
Osmanlı Devletinde has ahırın en büyük yöneticisi.:MİRAHUR
Osmanlı devletinde iki alaydan oluşan askeri birlik.:LİVA
Osmanlı Devletinde kadılara ve müderrislere verilen ad.: ULEMA
Osmanlı devletinde kamu gelirlerini kiralamaya dayanan vergi toplama sistemi.:İLTİZAM
Osmanlı devletinde padişahların hükümet anlayışları bakımından yönetiminden sorumlu oldukları halk. : EMANETULLAH
Osmanlı Devletinde,Rumelide tutulan tevzi defterlerine verilen ad.:PURUZ
Osmanlı devletinin ilk döneminde postacılık,kuryelik ve muhafızlık yapan,daha sonraki dönemlerde törenlerde yer alan asker sınıfı. : PEYK
Osmanlı Devletinin Karadenizin kuzeyinde kalan sınır eyaleti.: ÖZİ
Osmanlı Devletinin son saray ressamı olan İtalyan ressam. : FAUSTO ZONARO
Osmanlı donanması askeri. : LEVENT
Osmanlı donanmasında tümgenerale eş bir rütbe. : RİYALA
Osmanlı döneminde kazaskerlere verilen san.:SADIR
Osmanlı idaresinde sancak beylerine verilen ad veya unvan.:BEYLERBEYİ
Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa kıtasında kalan topraklarımıza verilen ad.:RUMELİ
Osmanlı İmparatorluğunda , saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen gençlere verilen ad. : İÇOĞLANI
Osmanlı İmparatorluğunda başbakan.:SADRAZAM
Osmanlı İmparatorluğunda deniz subay ve erlerine verilen ad.: TERSANELİ
Osmanlı imparatorluğunda okul kitaplarının genel adı. : SUPARA
Osmanlı İmparatorluğunda okul kitaplarının genel adı.: SUPARA
Osmanlı imparatorluğunda Rumelide gece bekçilerine verilen ad. : PAZVANT
Osmanlı İmparatorluğunda sipahilerin aldığı en büyük tımar.:ZEAMET
Osmanlı İmparatorluğunun Trablus ve Bingazideki hurma ve zeytin ağaçlarıyla kuyulardan aldığı vergi.: LEZ
Osmanlı imparatorluğunun yedi saltanat sancağından biri.:AKALEM
Osmanlı mimarlığında,mukarnaslı başlıkların en üst bölümü. : ASABA
Osmanlı padişahlarının her yıl yeniçeri ağası başta olmak üzere ocak ağalarına dağıttıkları yazlık giysi veya kumaş. : BAHARİYE
Osmanlı sarayında bir lalanın altındaki acemilerin birbirine hitap biçimi.:LALADAŞ
Osmanlı Sarayında bostancı,baltacı ve kapıcıların giydikleri kırmızı çuhadan veya keçeden yapılmış,yukarısı geniş ve kıvrık,boyu uzunca başlık.: BARATA
Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi.:HASEKİ
Osmanlı toprak düzeninde yıllık geliri yüz bin akçeyi aşan dirlik.:HAS
Osmanlıda gece bekçisi. : ASES
Osmanlıca nasipsiz,kısmetsiz anlamında. : BİVAYE
Osmanlıda ,Padişahın bir miktar toprağı birine mülki olarak veya gelirinden yararlanmak üzere vermesi. :IKTA
Osmanlılar zamanında vergi ve haraç vermeyen Müslüman ahaliye verilen ad.:BERAYA
Osmanlılarca Avusturyaya ve halkına verilen ad.: NEMSE
Osmanlılarda Rumelideki büyük toprak sahipleri.: GOSPODAR
Osmanlılarda başkomutan.: SERDAR
Osmanlılarda eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker: SARICA
Osmanlılarda gümrük vergisi.:BAÇ
Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi.: RİKABDAR
Osmanlılarda önceleri olağanüstü durumlarda,sonraları ise sürekli olarak toplanan vergiye verilen ad. : AVARIZ
Osmanlılarda sancak beylerine verilen unvan:. BAN
Osmanlılarda saraylarda hizmet eden hadımların genel adı,hadım ağası.:TAVAŞİ
Osmanlılarda sınır nişanı. : URA
Osmanlılarda topraksız köylüden alınan kazanç vergisi. : BADIHAVA
Osmanlılarda vergi denetimi ve tahsili ile Maliyeye ilişkin soruşturmaları yapan memura verilen ad. :BAKIKULU
Osmanlılarda yaygınlık kazanmış bir yazı türü.:DİVANİ
Osmanlılarda yeni evlenen erkeklerden alınan vergi. :ARUSİYE
Osmanlıların Avrupalılara,özellikle de Fransızlara verdikleri ad. : FRENK
Osmanlıların Avusturyaya verdikleri ad.:NEMÇE
Osmanlıların Cenova Cumhuriyetine verdikleri ad.:CENEVİZ
Osmanlı-Rus savaşında Aziziye tabyalarındaki yararlılıklarıyla ün kazanmış Türk kadın kahraman.(1877-1978).:NENE HATUN
Osmiyumun simgesi. : OS
Otlak. : ÖRÜ
Otlar,otlak.:ERA
Otları inceleyen bilim dalı. : HERBOLOJ İ
Otlatmak.:OTARMAK
Otomobilin ön düzeninde yer alan parça.: ROTİL
Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi.: TRİPTİK
Otsu bir bitki. : RAVENT
Oturum.:CELSE
Oturuş.Namazda,rekat sonlarında belli bir süre oturma. : KADE
Ova. : YAZI
Oval. : BEYZİ
Ovarak sürülen ilaç. : LİNİMENT
Oymacı,hak işleri yapan sanatçı.: HAKKAK
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi. : ANKİLOZ
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi.:ANKİLOZ
Oynayan (kuşbaz,kumarbaz,cambaz).: BAZ
Oyun.:BAZİÇE
Oyuna komiklik ve neşe katan beklenmedik söz veya hareket,gülüt.:GAG
Oyunda berabere kalma. : PATA
Oyunda kazanılan her parti.:KAMA
Ozanların çaldığı telli bir Türk sazı. : KOPUZ
Devamını Oku

Bulmaca Sözlüğü ö

-Ö-

Öbek. : İLE
Öbür dünya ile ilgili,ahret ile ilgili.:UHREVİ
Öbür dünya.:DARI BEKA
Öbür dünyada verilecek olan ceza.:UKUBET
Ödünç mal. : ARE
Ödünç verilmiş bir paranın,bir yıldan daha kısa bir dönem için hesaplanan faizlerinin ana paraya eklenmesi.:ANATOSİZM
Ödünç verme. : İARE
Ödünç,iğreti.,emanet. : ARİYET
Öfke,kızgınlık.:CELAL
Öfke,sinir.: HARAZA
Ögeler. : ANASIR
Öğrenim görmeyen,kendi kendini yetiştiren,çocuklara yönelik öyküler ve romanlarıyla tanınan,1996 yılında hayatını kaybeden yazarımız. : KEMALETTİN TUĞCU
Öğretici. : DİDAKTİK
Öğretim kuruluşlarında,öğrencilerin yönetmeliklere ve okul kurallarına göre söz ve karar sahibi olmaları ilkesine dayanan yönetim.:ÖZYÖNETİM
Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu. :TAHİN
Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç.: ŞIPIDIK
Öksürük otu da denilen ve sarı çiçekler açan otsu bir bitki.:KAVALAK
ökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp.: SAÇULA
Öküz yemliği: AKERE
Öküzgözü de denilen papatyaya benzer çiçek. : ARNİKA
Ölçek. : MİKYAS : EŞEL
Ölçü,kıstas. : KRİTER
Ölçülerin başına konulduğunda onda bir anlamını veren bir önek.:DESİ
Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam. : AZİR
Öldürme,telef etme,yok etme.: İTLAF
Öldürücü hastalık salgını. : ÖLET
Öldürülmüş.:MAKTUL
Ölen yeniçerilerin çocuklarına verilen ad. : NANHAR
Ölene yakılan ağıt.: SAĞU
Ölmüş kimselerle cinsel ilişki kurma biçiminde kendini gösteren cinsel sapıklık. :NEKROFİLİ
Ölü doğan kuzunun derisi.:BAĞAN
Ölü yıkama. : GASİL
Ölüler.:MEVTA
Ölülerin yakıldığı yer. : KREMATORYUM
Ölüm. : MEMAT: MEVT
Ölümsüz ,ölmez. : LAYEMUT
Ölümsüzlük suyu.:BENGİSU
Ölümün ve ölme olayının psikososyal boyutlarıyla incelenmesi.: TANATOLOJİ
Ölünün ruhunun azap çekmemesi için dağıtılan,ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka. : ISKAT
Ön taraf,cephe,karşı,yamaç. : ALNAÇ
Ön. :PİŞİGAH
Önalım. : ŞUFA
Öncecilik. : İNİSİYATİF
Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol.: STRATEJİ
Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgahı bağlama aleti.:MALAFA
Önceden ödemede bulunarak süreli yayınlara alıcı olma işi : ABONE
Önceden yazılmış ve gerekli süre içinde cevaplandırılmamış bir yazıyı yineleme.:TEKİT
Öncesiz. : EZELİ
Öncü.:AVANGARD
Öndelik. : PEY
Önel,vade . : MEHİL
Önerme.:KAZİYE
Önünde çelik kanadı bulunan paletli traktör.:DOZER
Ördeğe benzer bir su kuşu.,av kuşu. : MEKE
Ördeğe benzer,tüyleri kiremit renginde bir yaban kuşu.:ANGUT
Ördekgillerden bir yaban kuşu.:ANGUT
Örnek alınacak söz. : MESEL
Örnek veya temel olarak alınan tek biçim.:STANDART
Örnek,göstermelik,model.: MOSTRA
Örnek. : NÜMUNE
Örten,bağışlayan. : SETTAR
Örtme,kapatma. : SETR
Örtünme.:TESETTÜR
Öte. : MAVERA
Öteki dünya,ahiret.: UKBA
Ötürü,dolayı. : NAŞİ
Övendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi. : NODUL
Över gibi görünüp yerme,yeriyormuş gibi görünüp övme sanatı.:İSTİDRAK
Över gibi yerme,yeriyormuş gibi övme sanatı. : İSTİDRAK
Övme. : SENA : SİTAYİŞ
Özbek güreşi,yada ayakta judoda denilen spor dalı. : KURAŞ
Özdemir Asafın soyadı. : ARUN
Özdeş.: İDENTİK
Özdeyiş. : KELAMIKİBAR
Özel bir biçimleri olmayan maddeler için kullanılan sözcük.:AMORF
Özel bir cam kap içinde likör,şarap,meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içkiye verilen ad. : BOL
Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek.:KEFİR
Özel bir şiir diliyle yazılmış yazılan epik İzlanda şiiri türü.:RİMUR
Özel görev. : MİSYON
Özel olarak erkeklere hizmet için yetiştirilmiş Japon kadını. : GEYŞA
Özellikle Ayvalık yöresine özgü acıçaçada denilen bir balık.: PAPALİNA
Özellikle diş hekimliğinde dezenfektan olarak kullanılan benzalyum klorüre verilen ad.:ZEFİRAN
Özellikle İranda yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü.:TÖMBEKİ
Özellikle kafatası sinirlerinin denetlediği kas gruplarında çabuk yorulma ve zayıflık,halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan kronik hastalık.:MİYOSTENİ
Özellikle resim yapımında kullanılan sentetik bir boya./Suda ezilmiş pigmentlerin lateks içinde dağılımı sonucunda elde edilen emülsiyon boya. : AKRİLİK
Özellikle sığırların kanını emen bir cins sinek. : İVEZ : (İVİZ)
Özellikle Trakya yöresinde yetiştirilen sulu ve hoş kokulu bir kavun cinsi. : HASANBEY
Özgün çizim,harita,plan gibi şeylerin fotoğraf tekniğiyle çoğaltılması yöntemi.Kalıptan çekilen resim kopyası. : OZALİT
Öznel.:SÜBJEKTİF
Özsu. : USARE
Özümleme. : ANABOLİZMA
Özür dileme. : İTİZAR
Özür,kusur,bozukluk.: DEFO
Devamını Oku

Bulmaca Sözlüğü p

-P -



Padişah ve devlet ileri gelenlerinin seferden dönmeleri dolayısıyla yazılan şiire verilen ad. : KUDUMİYE

Padişah III. Selimin şiirlerinde kullandığı mahlas. : İLHAMİ

Padişah sarayında harem dairesi ile dış daireleri arasındaki bölüm.: MABEYİN

Padişah,sadrazam,vezirler ve yüksek dereceli devlet erkanının giydiği kavuk. : YUSUFİ

Padişaha yakın olan görevliler,mabeyinciler. : KURENA

Padişahın giyeceklerine bakan memur.:ÇUHADAR

Padişahların adına yaptırılan ve birden çok minaresi bulunan büyük camilere verilen ad,Sultanlar.SELATİN

Pafta.:YİVAÇAR

Pakistanda müzik eşliğinde ve koro halinde söylenen şiirlerden oluşan tasavvuf musikisi türü. :KAVVALİ

Palamut balığının bir türü. : ALTIPARMAK

Palamut balığının iki kilodan büyük olanına verilen ad. : ZİNDANDELEN

Palamut balığının iri bir türü.:PİÇUTA

Palamut balığının irisi. : TORİK

Palamut,torik gibi balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura.:LAKERDA

Palmiye türü.:LATANYA

Paltoya benzer bir tür üstlük. : SAKO

Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet.:ÇIRÇIR

Pamuk çeşidi:. AKALA

Pamuk ipliği.Dikiş ipliği. : TİRE

Pamuk ipliğinden dokunmuş havlu. : PEŞKİR

Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim. : SAVAN

Pamuk ipliğini saran el çıkrığı.: ALAMİT

Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi.: KASAR : KASTAR

Pamuk kalenin mitolojik dönemlerdeki adı. : HİERAPOLİS

Pamuk kozası. : ŞİF

Pamuk yada ipekle karışık,pamuktan kalın,ensiz kumaş çeşidi. : KUTNU

Pamuk,keten veya ipekten sık dokunmuş ince bir tür kumaş.:POPLİN

Pamuk,yün gibi şeylerden iplik eğirmek için kullanılan,ağaçtan yapılmış araç.: İĞ

Pamukkale örneğinde olduğu gibi,kimi kaynak sularının yığdığı kalker tortu.:TRAVERTEN

Pamuklu kumaş.:BASMA

Pamuktan düz dokuma. : AMERİKAN

Panamanın para birimi.:BALBAO

Panik. : ÜRKÜ

Panzehir. : ANTİDOT: TİRYAK

Papağan,kartal gibi kuşların kemerli gagası.:TUMŞUK

Papağan. : TUTİ

Papağana benzer bir kuş. : KAKADU

Papağanla akraba küçük bir kuş.
-Yüzölçümü : 1.904.000 km2
-Nüfusu : 180 milyon kişi
-Başkenti : CAKARTA

13600 adadan meydana gelen dünyanın en büyük ada devleti... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="5" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Endonezya">Endonezya
ve Yeni BAŞŞEHRİ .......................................................... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="6" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Gine">Ginede yaşayan bazı papağanların ortak adı. : LORİ

Papalığın simgesi olan üç katlı taç.:TİARA

Papua Yeni Ginenin para birimi. : KİNA

Para cüzdanı.:PORTFÖY

Parafinli veya plastikli kumaştan su geçirmez giysi. : SİRE

Paragraf başındaki büyük harf.: İNİSİYAL

Paraguay çayı. : MATE

Paraguayın başkenti. : ASUNCİON

Paraguayın para birimi. : GUARANİ

Paralel. : MUVAZİ

Paralı oyunlarda kar ve zarar olmadığını belirtmekte kullanılan sözcük.:TAPİ

Parça,lokma,dilim : TİKE

Parça. : LİME

Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleriyle olan ilgilerini araştıran yerbilim dalı. : TEKTONİK

Parçalardan oluşmuş bütün.:İNTEGRAL

Parçanın sevimli ve cana yakın çalınacağını anlatan müzik terimi. : AMABİLE

Parıldayan. : DİRAHŞAN: LAMİ

Parıltı. : LEMA

Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak.: FOYA

Parkinson hastalığının başlıca belirtisi olan hareket yeteneğinin kaybolması. :AKİNEZİ

Parlak deri. : RUGAN

Parlak pamuk ipliği. : PAMUKAKİ

Parlak perkal olarak da adlandırılan,çok ince pamuklu bez.: SİNTZ

Parlak renkli tüyleri olan çok küçük bir kuş.:MANDARİN

Parlak ve saydam bir çeşit kuvars billuru.:NECEF TAŞI

Parlak yıldız.:AYYUK

Parlak yüzlü ipekli kumaş. : ATLAS

Parlak,aydınlık. : RUŞEN

Parlak,kaymak kağıt. : KUŞE

Parlak,mavi renkli gündüz kelebeği. : ADONİS

Parlak.: RUŞEN

Parlak.:CELİ

Parlaklığı geçici olarak artarak patlayan yıldız. : NOVA

Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi.: DAKTİLOSKOPİ

Parmaklara takılarak çalınan bir tür zil.: KASTANYET

Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı alet.:ÇALPARA

Parmaklarda oluşan iltihap.,tırnakta ağrılı şiş. : DOLAMA

Parmaklık,korkuluk.: CAĞ

Parola,işaret,alamet. : İM

Pas açıcı.:ZİDA

Pas.:KÜF

Pasaklı,kılıksız.:LOKA

Paskalya Adasındaki devasa heykellere verilen ad. : MOAİ

Pasta hamuru. : ŞU

Pasta,çörek. : GATO

Pastacıların,terzilerin kullandığı dişli,küçük demir çark.: RULET

Pastırmalı börek.:PAÇANGA

Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta.: FEKÜL

Patika. : YOLAK

Patlak çukur.: MAAR

Patlıcangillerden kötü kokulu bir bitki.:ADAMOTU

Patlıcangillerden,çeşitli renkte çiçekler açan,kokulu bir süs bitkisi.:PETUNYA

Patlıcangillerden,geniş yapraklı,kötü kokulu bir bitki,kankurutan.:ADAMOTU

Patlıcangillerden,kasların kasılmasını giderdiği için hekimlikte kullanılan bir bitki.:TATULA

Patolojide mantar.: MİKOZ

Pay,hisse,nasip.:BEHRE

Payı olmayan,pay almamış.: BİBEHRE

Paylama,azar. : İTAP

Pedro Almodovarın bir filmi.: ANNEM HAKKINDA HERŞEY:KONUŞ ONUNLA

Pehlivanları çeşitli övgü ve dualarla seyirciye tanıtan kimse.:CAZGIR

Pek bol,pek çok. : İBADULLAH

Pek bol,pek çok.: İBADULLAH

Pek çok bilgisayar ağını birbirine bağlayan ve kendine özgü bir adresleme sistemi ile iletişim protokolüne dayalı ağ;dünya ölçeğinde ağ.: İNTERNET

Pekmez toprağı da denilen ve üzüm şırasının tortularını çökeltmekte kullanılan kille karışık kireçli toprak. : MARN

Pekmezle kar karıştırılarak yapılan kar helvası. : KARSAMBAÇ

Pekmezle yapılan bir tür tatlı.:KEDİBATMAZ

Pelerin. : HARMANİ

Pelerinli bir çeşit palto.:REGLAN

Pembe dizi de denilen,gerçek yaşamdan kopuk TV dizilerine verilen ad. : SOAP-OPERA

Pembe renkli şarap. : ROZE

Pembe,beyaz çiçek açan,kışın yaprak dökmeyen,zehirli bir ağaççık. : ZAKKUM

Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan açılır kapanır bölüm.:VASİSTAS

Penye veya jarse tipi pamuklu örme kumaşlarda,genellikle tişört ve bluzlarda etek ve kol ağızlarını kapamada kullanılan dekoratif dikiş türü.:REÇME

Perçem. : KAKÜL

Perdeli bir üflemeli çalgı.:FAGOT

Perslerde il yöneticisi,vali.: SATRAP

Peru ve
BAŞŞEHRİ .............................. .La Paz-Hükümet Merkezi S... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="7" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Bolivya">Bolivyada yünü için yetiştirilen evcil alpaka türü. : PAKO

Peru ve Patagonya arasında yaşayan bir geyik türü. : PUDU

Peruda mısırdan elde edilen bir içki. : ÇİÇA

Peruda yaşayan uzun tüylü bir memeli hayvan.:ALTES

Pervane balığına verilen bir ad.:AY BALIĞI

Pestil.:BASTIK

Peşinat. Bir kimseye, pazarlığında anlaşılmış bir paranın küçük bir bölümünü önceden vermek. : KAPARO

Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı.:GAYAKOL

Peygamber çiçeği.:BELEMİR

Peygamber. : YALVAÇ

Peygamberimizin hane halkı. : EHLİBEYT

Peygamberler. : ENBİYA

Pırıltılı kristallerden oluşan doğal demir sülfürü. : PİRİT

Pik. : FONT

Piliç. : FERİK

Piramit. : EHRAM

Pirinci kabuğundan ayırmak için kullanılan dibek.:DİNK

Pirinç ayıklamaya yarayan taş silindir. : DİNK

Pirinç.:ERZ

Pirinçli ve yoğurtlu ıspanak yemeği. : BORANİ

Pirzola. : KOTLET

Pis koku.:UFUNET

Piston kolu.:BİYEL

Pişirilmiş olan yemeğin üzerine parmesan,kaşar,dil peyniri gibi peynir çeşitlerinden birini rendeleyerek pişirmek. / Yemeğin üzerine beşamel sos dökerek yemek pişene ve sosun üzeri kızarana kadar fırında bekletmek.:GRATEN

Pişman. : NADİM

Pişmiş balçık.:ÇİNİ

Pişmiş hamurla yenen,özellikle tavuğun göğüs etiyle hazırlanan bir tür çorba. : ARABAŞI

Pişmiş toprak,cüruf ve beton karışımından yapılan kiriş,putrel ve nervürler arasına konulan delikli tuğla.: ASMOLEN

Piyale,ayaklı içki kadehi. :AYAG: (EYAG)

Plan. : TASAR

Plazma sıvısının deri altı dokusuna ve seroz zarlara yaygın biçimde sızması. : ANAZARK

Plili.:PLİSE

Po nehrinin kolu olan bir ırmak. : PANARA

Poker,konken gibi kimi oyunlarda aynı cins iki kağıda verilen ad.:PER

Pokerde aynı renkten oluşan ama sıra izlemeyen beş karta verilen ad.:FLOŞ

Pokerde kağıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin yere sürdükten sonra önünde fişi yada parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz.:TAPİ

Pokerde ortaya konulması zorunlu para,: POT

Pokerde rest. : SOLT

Pokerde,sırayla birbirini izleyen değişik renkten beş karta verilen ad.:KENT

Polonya para birimi. : ZLOTİ

Polonya,Litvanya,Belarus ve
BAŞŞEHRİ ..................................................... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="8" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Ukrayna">Ukraynada siyasal erki üstlenen meclise verilen ad.:RADA

Polonyada millet meclisine verilen ad.: SEJM

Porselen yapımında kullanılan bir çeşit beyaz ve gevrek kil.:KAOLİN

Portekiz halk şarkısı.:FADO

Portekizde ağaçlı dağlık kütle. : GERES

Posta beygiri. : YAM

Posta havalesi. : MANDAPOST

Postu kaplan postu gibi çizgili bir tür
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238584618109="9" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Afrika">Afrika zebrası./Antilop. : DAV

Pozitif elektrot. : ANOT

Pörsümek.:SALKIMAK

Praseodimin simgesi. : PR

Pratik. : AMELİ : KILGIN

Prensip,umde,ilke,din ve felsefe temellerinden biri./ Hipostaz. : UKNUM

Prensip. : UMDE

Protein sentezine yardımcı olan bir asit türü. Ribonükleik asit. : RNA

Proton verebilen maddelerin genel adı.:ASİT

Psikolojide sözsel anlatım bozukluğu.:AKATAFAZİ

Puan,nokta. : BENEK

Pullu ve kılçıklı,küçük bir balık. : İZMARİT

Put,totem,çok güzel kadın. : SANEM

Pürüz alır. : RAYBA

Devamını Oku

Bulmaca Sözlüğü r

-R-

Rabindranath Tagoreun ünlü romanı. : GORA
Raca. : MİHRACE
Radyasyon dozu birimi.:REM
Radyasyon ölçümlerinde kullanılan temel birim.:BEKEREL
Radyasyon.:IŞINIM
Radyo ve televizyon yayınlarında, film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.: EFEKT
Radyumun simgesi. : RA
Raf. : SERGEN
Rafadan. : ALAKOK
Rahat eden. : MÜSTERİH
Rahim,döl yatağı.:UTERUS
Rahip,keşiş. : KARABAŞ
Raket. : VURAÇ
Rakı içilen masa. : ÇİLİNGİR SOFRASI
Rakı konan 15- 20 cllik kulpsuz sürahilere verilen ad. : KARAFAKİ : KARAF
Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana yada arkaya savurma,devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu.:SALTO
Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek.:SAHUR
Rap başta olmak üzere 1980lerin siyah ABD müziğini ve Newyork popunu içine alan müzik türlerinin genel adı.: HİPHOP
Rapor. : YAZANAK
Rasathane.:OBSERVATUAR
Ray aralığı 60 cm eninde veya daha az olan,arabaları buhar,hayvan ve insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu.:DEKOVİL
Razı olma,uzlaşma. : MUVAFAKAT
Reasürans şirketlerine işveren şirket. : SEDAN
Recep ayının kandil olarak kutlanan ilk Cuma gecesi. : REGAİP
Reçine sakızı.:MIRRA
Reçine.Çam sakızı. : EDEMİK
Reçinesi hekimlikte kullanılan bir ağaççık. : LADEN
Refakat muhribi. : ESKORT
Refik Halit Karayın mizah yazılarında kullandığı takma ad. : KİRPİ
Rehin verme. : TERHİN
Rekoru ele geçirme.,skoru yenileme. : EGALE
Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı.:UMİAK
Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen doğal kurşun oksit.: MASİKO
Renk körlüğü. : DALTONİZM
Renk yuvarı,renk küre. : KROMOSFER
Renkler.Türlü renklerde olan. : ELVAN
Renkli cam parçalarından oluşan saydam pencere süslemesi veya resim.:VİTRAY
Renkser. : KROMATİK
Resim çizmekte kullanılan,taflan çubuklarından yapılan kalem.: FÜZEN
Resim ve heykel(yontu) sanatlarında varlıkların biçimi.:BETİ
Resimde bir nesne veya figürü derinlik duygusu içinde verme yöntemi.:RAKURSİ
Resimli. : MUSAVVER
Resmi bir daireye yazılan mektuplar. : TAHRİRAT
Resmi bir erkek ceketi. : REDİNGOT
Resmi temsilci heyeti.:DELEGASYON
Resmi törenlerde giyilen uzun etekli,eteğinin arkası beline kadar yırtmaçlı,siyah,resmi erkek ceketi.: FRAK
Resmi ziyafet ve davetlerde erkeklerin giydikleri,arkası yırtmaçlı,etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket. : JAKETATAY
Ressam Gürkan Coşkunun bilinen adı. : KOMET
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi. : PAT
Rezene bitkisine verilen bir ad.:RAZİYANE
Rezonans. : SESELİM
Rıhtımın su üstünde kalan bölümü.:SOM
Rivayet eden.:RAVİ
Rize ilinde balıyla ünlü bir yayla. : ANZER
Rize ilinde,aynı adlı balıyla ünlü bir yayla.:ANZER
Rize yöresinde dokunan ince bez.: FERETİKO
Rize-Erzurum karayolunda bir dağ ve geçit. : OVİT
Rodyumun simgesi. : RH
Roket atar.:BAZUKA
Roma iffet tanrıçası. : DİANA
Roma imparatorlarının tacı. : ATENA
Roma imparatoru Sezarın geldim,gördüm,yendim anlamındaki ünlü sözü.:VENİ-VİDİ-VİCİ
Roma mitolojisinde aşk tanrısı. : AMOR
Roma mitolojisinde bereket ve toprak ürünleri tanrıçası.:OPS
Roma mitolojisinde Jüpiter ve Marsın sıfatı. : ULTOR
Roma sanatında,tapınak yada mezarlarda Tanrı heykelinin,ölü heykelinin yada kutsal eşyanın konulduğu küçük niş. : AEDİCULA
Roma tanrısı. : LAR
Romanın eski adı. : RİM
Romayı tekrar görebilmek için,içine para atılması adet olan ünlü çeşme.:TREVİ
Romalılarda tanrı olarak düşünülen ölü ruhları.: MANES
Romanya para birimi. : LEY
Romanyanın plaka işareti. : RO
Romatizma hastalıklarını tedavi eden tıp dalı. : ROMATOLOJİ
Romen rakamında bin. : M
Ruandanın başkenti.:KİGALİ
Rubidyumun simgesi. : RB
Ruh biliminde nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.Uza devim. : TELEKİNEZİ
Ruh ve sinir hastalıklarıyla,kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme,teşhis ve tedavi etmeye uğraşan uzmanlık dalı.:PSİKİYATRİ
Ruh. : TİN
Ruhbilim.: PSİKOLOJİ
Ruhsal bunaltı. : ANGOR
Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi.:YOGA
Rulet oyununda 1-35 arasındaki tek sayılardan her biri.:EMPER
Rum asıllı Türk besteciler.:ALEKO BACANOS-YORGO BACANOS
Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar. : AYAZMA
Rus alfabesi. : KİRİL
Rus dilinde evet. : DA
Rus halk destanı veya rapsodisi. : BİLİNA
Rus imparatorluk ailesinin toprak olarak sahip olduğu mülkler.: UDEL
Rus komünisti.:BOLŞEVİK
Rus köylü kadınların giydiği uzun elbise.:SARAFAN
Rus köylü topluluğuna verilen ad. : MİR
Rus köylüsü.: MUJİK
Rus, Leh, Sırp, Hırvat, Bulgar ve Çek halklarına dillerindeki yakınlık dolayısıyla verilen ad. : SLAV
Rusların ünlü destanı. : İGOR
Rusya federasyonuna bağlı,doğu ucunda bir ada.:SAHALİN
Rusya ikinci meclisi. : DUMA
Rusyada bir ırmak. : LENA
Rusyada kıyı ırmağı. : TAZ
Rusyada yaklaşık 15 bin kişinin konuştuğu Aramca lehçesi. : AYSOR
Rusyada,bir kazaya karşılık gelen yönetim bölümünü belirten Rusça sözcük. : RAYON
Rusyanın St. Petersburg kentinde 1764 yılında kurulmuş ünlü saray müzesi.:ERMİTAJ
Rusyaya özgü,taze krema ile birlikte yada yahninin yanı sıra sunulan veya yağda pişirilmiş,ayıklanmış karabuğday irmiği.:KAŞA
Rutenyumun simgesi. : RU
Rüşvet verenle alan arasında aracılık eden.:RAİŞ
Rüyaları inceleyen bilim dalı. : ONİROLOJİ
Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur.:ÇIVGIN
Rüzgar,şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.:BORAN
Rüzgar,yel,hava,nefes, : BAD
Rüzgarın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki ağaç. : PİNEL
Rüzgarın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.:ANEMOMETRE
Devamını Oku

Bulmaca Sözlüğü s

- S -



Sabah ve öğle arası. : KUŞLUK

Saban demirinin toprakta bıraktığı iz. : ÇİZİ

Sabanın kaldırdığı toprak. : KESEK

Sabit fikir,saplantı. : İDEFİKS

Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan,üç veya dört kollu halat.:YOMA

Sabun otu,çevgen.:ÇÖVEN

Sac üstünde pişen yufkayı çevirmeye yarayan yassı tahta aygıt : ATARAÇ

Sacda pişirilmiş yuvarlak pide. : BAZLAMA

Saç kepeği,baş konağı.: DONRA

Saç kıvrımı.: LÜLE

Saç lülesi,zülüf.:BÜRÇÜK

Saç örgüsü. : BELİK

Saç tutturacağı. : FİRKETE

Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu.:MEÇ

Saçma atan av tüfeği.:KAVAL

Saçma sapan söz.:YAVE

Saçma. : ABSÜRD

Sadist. : ELEZER

Sadrazam kavuğu.:KALLAVİ

Sadrazamların veya devlet görevlilerinin padişaha verdikleri armağan. : RİKABİYE

Saf yün,pamuk ve sentetik elyaf karışımı bir tür sert kumaş.:DRA

Saf,tatlı su.:ZÜLAL

Safra.Karaciğerin salgıladığı acı su. : ÖD

Safran,amber ve misk karıştırılarak yapılan güzel bir koku.:ABİR

Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi.:ZERDE

Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç.:ZERDE

Saguda denilen ve kimi hurma ağaçlarının özünden çıkarılan nişastalı bir maddeye verilen ad. : HİNT İRMİĞİ

Sağana benzer bir kuş. : SALANGAN

Sağanak sırasında atmosfer elektriğinin boşalmasındaki parlak ışık.:ŞİMŞEK

Sağır ve dilsiz. : AHRAZ

Sağlam ve sert taş. : ÇİNKE

Sağlam,kuvvetli. : EKİDE

Sağlam.:BERK

Sağlamlaştırılmış.: MÜSTAHKEM

Sağlamlaştırma. : TAHKİM

Sağlamlaştırmak.:BERKİTMEK

Sağlık yurdu,hastane.:DARÜŞŞİFA

Sahan altlığı. : NİHALE

Sahip çıkanlar,tutanlar. Hz Muhammedin meclisinde bulunan kimseler. : SAHABE

Sahip,iye. : IS

Sahnede oynanmak için yazılmış oyun.:DRAM

Sahte,düzmece. : CALİ

Saka kuşu. :KUTAN

Saka
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="5" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/T%C3%BCrk">Türklerinin ünlü destanı,: ŞU

Sakağı da denilen ve özellikle atlarda görülen ölümcül bir hayvan hastalığı. : RUAM

Sakal. : LİHYE

Sakarya ovasının diğer adı. : AKOVA

Sakat,kötürüm,hasta.:AHNIT

Sakat,malul.: SÖKEL

Sakırga.:KENE

Sakızla tatlandırılmış rakı. : MASTİKA

Sakin deniz. : BONAÇA

Sakinler,bir yerde oturanlar. : SEKENE

Saklambaç oyunu. : EBEKAÇ

Salamuraya yatırılmış yiyecekler için kullanılan sözcük. : MARİNE

Salep bitkisi. : ASILMIŞ ADAM

Salepgillerden,bataklık yerlerde yetişen bir bitki.: DANAKIRANOTU

Salgın hastalık. : EPİDEMİ

Salisilik asidin tuzu. : SALİSİLAT

Salkım durumundaki mavi çiçekleri olan bir bitki. : LOBELYA

Salkımsöğüt. Baklagillerden,sıcak iklimlerde bir çok çeşitleri yetişen ve zamk,boya gibi maddelerinden yararlanılan bir ağaç. : AKASYA

Salya. : RİK

Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit.:ÇİTEN

Saman ve çamur karışımı ilkel tuğla. : KERPİÇ

Saman yığını.: TINAZ

Samanından ayrılmamış arpa,buğday yığınları. : NAMLI

Samanla karışık tahıl. : MALAMA

Samanlık. : MEREK

Samanyolu. : KEHKEŞAN

Samaryumun simgesi. : SM

Samitde denilen ve sözsüz oynanan köy seyirlik oyunlarının genel adı, dilsiz.:LAL

Samoa takımadaları devletinin para birimi.:TALA

San Marinonun plaka.:FARAZİ

Sanal. : FARAZİ

Sanayi ve tarımda kullanılan,tekerlekler üzerine kurulmuş,istenilen yere çekilebilen patlamalı motor veya buhar makinesi.:LOKOMOBİL

Sanayi,endüstri. : URAN

Sancağı,yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.Yelken indirme. : ARİYA

Sancak. : LİVA

Sancı. : BURU

Sandalları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan dikmelere verilen ad.:MATAFORA

Sanma,zannetme.:ZEHAP

Sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık bir bitki.:KURTPENÇESİ

Sap yüklemede ve harman aktarmada kullanılan tahta tarım aracı.:ANADUT

Sapaklık,aykırılık. : ANOMALİ

Sapı veya ortası omuza geçirilebilen tek veya iki gözlü bir tür çanta. : HEYBE

Sapınç. : ABERASYON

Sapındaki liflerden halat,çuval gibi kaba örgüler yapılan bir bitki.:KENEVİR

Sapkınlık.:DALALET

Saplantı,sabit fikir.:İDEFİKS

Sapları ve yeşil çiçek tomurcukları sebze olarak yenen bir bitki.:BROKKOLİ

Saplı tencere.:KAÇARULA

Sara hastalığı. : EPİLEPSİ:TUTARIK: YİLBİK

Sararmayı gidermek için beyaz çamaşırların son suyuna karıştırılan mavi renkte bir toz boya.:ÇİVİT

Sararmış,solgun,sarı. : ZERD

Saray.:DARÜSSAADE

Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer. : ENDERUN

Sardalye yavrusu. :PAPALİNA

Sardunya adasının kuzeybatı kıyısında
-Yüzölçümü: 301.000 km2
-Nüfusu: 57 milyon kişi
-Başkent: ROMA
Kuzeyde Alp Dağları, Po ovası, italya yarımadasında Apeninler, Sicilya ve ... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="6" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/%C4%B0talya">İtalya
ya ait bir ada.:ASİNARA

Sarhoş olmak. : ESRİMEK

Sarhoşlar. : MESTAN

Sarhoşluk.:SEKR

Sarı çiçekli,acı ve kokulu bir ot.:ANDIZOTU

Sarı çiçekli,keskin kokulu bir bitki.(Turşulara lezzet ve koku vermek için kullanılır).:ÇÖRDÜK

Sarı humma virüsü. : AMARİL

Sarı renkli bir üzüm cinsi. : EMİRALİ

Sarı tüylü kedi.:SARMAN

Sarık.:DESTAR

Sarımsağın antibiyotik etkisini gösteren maddelerinden biri.: ALİSİN

Sarımsı yeşil renkli cam parıltılı magnezyum ve demirli silikat. : OLİVİN .: PERİDOT

Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ipek kumaş.:ABANİ

Sarısabır da denilen bir süs bitkisi. : AZVAY

Sarkıt.:STALAKTİK

Sarma tekniğiyle yapılan bir tür işleme. : ANAVATA

Sarmal. : HELİSEL

Sarmaşık,tırmanıcı bitki. : AŞAK

Sarp bölgede kurulmuş Kafkas dağ köyleri. : AUL

Sarp geçit. : AKABE

Sarp kayalık çıkıntı.:KORNİŞ

Sarp sıradağlar.:BALKAN

Sarp,dik.: YALMAN

Satıcının,mal sahibi adına sattığı şeyden aldığı yüzdelik,satımlık. : PEYİKE

Satır aralığı.:ESPAS

Satışa başlamak.:SİFTAH

Satrançta bir değerlendirme ve klasman sistemi.:ELO

Satürn gezegeninin en büyük uydusu. : TİTAN

Satürnün bir uydusu. : REA

Savaş gemilerindeki asma yatak.:BRANDA

Savaş meydanı. : MAREKE

Savaşçı,okçu. : VAKKAS

Savaşlarda giyilen zırh. : ÇOKAL

Savaşta tutsak edilen veya satın alınan ve sahibinin üzerinde tam bir kullanım hakkı bulunan kadın.:KARAVAŞ

Sayfa çevresine çekilen çizgi.: ZIH

Sayfa düzeni.: MİZANPAJ

Saygı ile ağırlama. : İZAZ

Sayı boncuğu,çörkü. : ABAKÜS

Sayı farkı. : AVERAJ

Sayılar,harfler ve semboller kullanılarak açılan bir çeşit fal.:CİFİR

Sayılmış. : MADU

Sayım. Toplanma. : TADAT

Sayısal. : DİJİTAL

Sayma,sayılma. : AD

Saymaca . : İTİBAR

Saz takımında usul vurmaya yarayan tef. : DAİRE

Saz veya kamıştan yapılmış kulübe.:HUĞ

Saz,kamış,hasır otu. : KOFA : KİLİZ

Sazan balığı familyasından bir tatlı su balığı.:AKKEFAL

Sazan familyasından vücudu yandan basık,sarı pullu,eti tatsız,kılçıklı bir tatlı su balığına verilen ad. : ÇAPAK

Sazana benzer bir tatlı su balığı.: KARAKEÇİ

Sazı kurmaya yarayan burgu,kulak.: KÖK

Sazın en ince ses veren teli.: ZİR

Sazlık,kamışlık. : KİLİZMAN : BİŞE

Sebze bahçesi.:BOSTAN

Seçenek.:ALTERNATİF

Seçici kurul.: JÜRİ

Seçimin sonuçsuz kalması.:BALOTAJ

Seçkin bir sanat yapıtının taklidi. : PASTİŞ

Seçmecilik yanlısı,seçmeci.:EKLEKTİK

Seçmeli yemek. : ALAKARD

Seçmesiz yemek. : TABLDOT

Sedir. : DİVAN

Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.: ROMANS

Sekiz sesten oluşan ses dizisi.:OKTAV

Sekizer hecelik dört dizeden oluşan Hint edebiyatına özgü şiir türü. : ŞLOKA

Selam anlamında
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="7" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Latince">Latince sözcük.:AVE

Selam veya teşekkür için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket. : REVERANS

Selçuklu şehzadelerin eğitimiyle uğraşan öğretmen,lala.:ATABEY

Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli vezirlere verilen san.:ATABEK

Selenterelerden,toplu yada tek başına yaşayabilen basit yapılı hayvan. : POLİP

Selin getirdiği kumlu toprak. : MİL

Selülozun bir türevi.:KİTİN

Semazenlerin giysisi. : TENNURE

Semer,oturmalık. : EYER

Semirtme.:BESİ

Senegalin başkenti.:DAKAR

Senet. : BELGİT

Senfonik şiirde küçük melodi parçası. : LAYTMOTİF

Sentetik bir kumaş. : PERLON

Sentetik polyester lifleri veya ipliği.:TERGAL

Sepicilikte ve hekimlikte kullanılan tadı buruk bir madde. : TANEN

Sepilenerek boyanmış ve cilalanmış deri. Özellikle ciltçilikte kullanılan bitkisel sepileme görmüş keçi derisi.: SAHTİYAN

Sepilenmiş koyun derisi.: MEŞİN

Serap,pusarık.:ILGIM:AL

Serap. :AL

Serbest bırakılmış cariyeler , veya köleler,azatlılar. : UTEKA

Serbest biçimdeki geleneksel Türk güreşi.: KARAKUCAK

Serbest vuruş.:FRİKİK

Serçegillerden küçük bir kuş.:BECET

Sert bir metal. : KORİNDON

Sert buğdaydan elde edilen,taneleri iri,glutence zengin un.:İRMİK

Sert kabuklu,iri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. : KEÇİMEMESİ

Sert ve siyah renkli tahta. : ABANOZ

Sert,kaba. : ANİF

Sert,katı. : BERK

Serumda meydana gelen antikor.:AGLÜTİNİN

Servet.:NEVA

Servi ağacı.: ANDIZ

Servigillerden,dipten dallanan bir süs bitkisi.: MAZI

Seryum elementinin simgesi. : CE

Seryum filizlerinde bulunan,gri renkli bir element.:İTRİYUM

Ses yitimi:. AFONİ

Ses,ahenk,nağme.:NEVA

Seslerin aralarında hiç kesinti olmadan birbirini izlemeleri gerektiğini belirten müzik terimi. : LEGATO

Sessiz sinemanın üç büyük komedyeninden biri olan gülmeyen adam Buster Keatonun
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="8" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Avrupa">Avrupada yaygın olarak bilinen adı.:MALEK

Sessiz,huzurlu.:ASUDE

Sevap.:ECİR

Sevgi,dostluk.:VEDAT

Sevgili,yar. : EMRE

Sevgilinin dudağı. : LAL

Sevgilinin saçı.: ZÜLÜF

Sevinçli. : ŞAD

Seyelan. : AKI

Seyhan ırmağının en uzun ve en önemli kolu. : ZAMANTI

Seyir işaretlerini taşımaya, bir geçidi bir tehlikeyi belirtmeye yarayan yüzer cisim. : ŞAMANDIRA

Seyrek dokunmuş delikli bir kumaş. : ETAMİN

Seyrek dokunmuş,astarlık ince bez.: SALAŞPUR

Seyrek taneli,kırmızı benekli bir üzüm cinsi. : YAPINCAK

Seyrek ve eğreti dikiş.: TEYEL : İLİNTİ

Seyrek ve yuvarlak taneli bir çeşit üzüm. : DİMYAT

Seyrekçe örülmüş büyük torba.:ÇUVAL

Seyyar ızgara. : BARBEKÜ

Seyyar soba. : SALAMANDRA

Sezarın selamlama şekli. : AVE

Sıcağa ve soğuğa karşı dayanıklılığı kükürtle arttırılmış kauçuk. : EBONİT

Sıcak bölgelerde yetişen kerestesinden kaplamada yararlanılan çok sert bir ağaç.: TİK

Sıcak bölgelerde yetişen ve keçiboynuzuna benzer meyveleri reçel ve şerbet yapımında kullanılan bir ağaç.:DEMİRHİNDİ

Sıcak bölgelerde yetişen yaşlı bir ağaç.:BAN

Sıcak iklimlerde yetişen bir bitki.İlaç olarak kullanılan bir baharat. : KAKULE

Sıcak parçanın ansızın suyun içine daldırılmasıyla elde edilen çatlak cam türü.:KRAKELE

Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç.:ANZAROT

Sıcak ülkelerde yetişen,dini törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren,odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç.:ÖD AĞACI

Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan bir balık. : İSPAROZ

Sıcak ve ılık denizlerin kıyı bölgelerinde yaşayan kemikli bir balık türü.:SARIKUYRUK

Sıcak yenilen bir çeşit peynirli tel kadayıf. : KÜNEFE

Sıcak,kızgın,yakıcı.:HAR

Sıcak,nemli iklimlerde oluşan,parlak kırmızı yada kahverengiye çalan kırmızı renkli,demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak.:LATERİT

Sığ deniz. : NERİTİK

Sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan altı düz tekne. : ŞAT

Sığ sulardaki çalılıkların dibinde yaşayan küçük balık.:ANABAS

Sığınak.:MELAZ

Sığır sürüsü. : NAHIR

Sığır sürüsünün otlamaya gitmeden önce toplandığı yer.:GEZEKLİK

Sığır tüccarı,kasaplık hayvan tüccarı.Koyun,keçi,sığır gibi kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse.. : CELEP

Sığır vebası. : ÇOR

Sığır,öküz anlamında sözcük. : BAKAR

Sığırcık. : LALESAR

Sığırın öd kesesinden çıkan taş : HARAZA

Sığırın öd kesesinden çıkan taş. : HARAZA

Sığırtmaç,sığır çobanı. : BAKKAR

Sığla yağıda denilen ve günlük ağacından elde edilen balsam.:TIGALA

Sıhhi.:HİJYENİK

Sık dokunmuş yünlü bir kumaş türü.:ÇUHA

Sık gözlü ağ.: TOR

Sık sık hastalanan,sağlıksız kimse.: NANEMOLLA

Sıkı dokunmuş bir tür, ağır pamuklu kumaş. : DİMİ

Sıkı kapanan bir fermuar türü.:ZİP

Sıkılmış üzümün cibresinden yapılan sert bir Fransız içkisi. : MARK

Sıkıntı,dert. : GAİLE: BUN : KASVET

Sıkıntı,üzüntü.:KOYUNTU

Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılan mukavva yada tahta. : FİBER

Sıkıştırma aleti,pres.:CENDERE

Sıkma,sıkarak bağlama.: ŞET

Sınır boyu. : SERHAT

Sınır geçme izni. : PASAVAN

Sınır nişanı.:URA

Sınır,uç. : HAD

Sınırdan geçiş belgesi. : LESEPASE

Sır saklamayan.:BEYHAN

Sır,gizli tutulan şey.:RAZ

Sır.:GİZEM

Sıralaç. : KLASÖR

Sıraları geriye veya kenarlara doğru yükselen tiyatro salonu.:AMFİTEATR

Sıralayan. : RATİB

Sırf buğday yolmakta çalıştırılan tarım işçisi. : ABERECİ

Sırlar. : SERAİR

Sırma veya gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. : BROKAR

Sırmayla işlenmiş,sırmalı.:ZERKAR

Sırsız seramik.Sarıdan kızıl kahveye kadar değişik renklerde tuğla ve kiremitten çok daha düzgün,ince dokulu pişmiş toprak. : TERRAKOTTA

Sırt yüzgeci uzun ve geniş küçük bir balık.:HOROZBİNA

Sırtta taşınan yük.:ŞELEK

Sıska. : ARIK

Sıtma tedavisinde kullanılan bir ilaç.:ATEBRİN

Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç.:BRÜLÖR

Sıvılaştırılmış petrol gazı.:LPG

Sibirya Ren geyiği./Amerika Ren geyiği. : KARİBU

Sicilya kökenli Newyork mafyasına verilen ad. : COSANOSTRA

Sigara artığı. : İZMARİT

Sigortada yapılan değişiklikleri gösteren ve poliçeye eklenen belge.:ZEYİLNAME

Sih dininin kurucusu. : NANAK

Sihlerin
-Yüzölçümü: 3.287.590 km2
-Nüfusu: 1 milyardan fazla
-Başkenti: YENİ DELHİ

Nüfus bakımından dünyanın ikinci büyük ülkesidir.
Himalay... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="9" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Hindistan">Hindistan
da kurmak istedikleri bağımsız devletin adı. :HALİSTAN

Sihlerin kutsal kitap olarak belledikleri peygamber öğretilerine verilen ad,/
Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="10" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Hindu">Hindu üstadına verilen ad. : GURU

Siirt ve
Yüzölçümü : 15.355 km2
Nüfusu : 1.094.996
İlçeleri &... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="11" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Diyarbak%C4%B1r">Diyarbakır
yörelerinde düzenlenen "cigor" şenliği sırasında yapılması gelenekselleşmiş olan bumbar dolmasına verilen ad. : ZİMBİLOK

Siirt yöresine özgü,kurut da denilen kurutulmuş yoğurt. : KEŞK

Silah olarak kullanılan ağır topuz.:GÜRZ

Silah,zırh gibi savaş aracı.:PUSAT

Silahlı. : MÜSELLAH

Silindir.:ÜSTÜVANE

Silindirik alet mili.Demir çubuk. : BARA

Silis grubundan değerli bir mineral. : OPAL

Simetri : BAKIŞIM

Simge,sembol. : TİMSAL

Simge. : REMİZ : REMZ

Simyacıların kurşuna verdikleri ad.: AABAMA

Sina yarımadasının ortasında yer alan çöl.:TİH

Sincap. : ÇEKELEZ

Sinek. : CİBİN

Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliğinin kısa yazılışı.:SESAM

Sinema filmlerinin kültür,eğitim amacıyla korunduğu,saklandığı yer. : SİNEMATEK

Sinema ve tiyatroda teknik ustalıkla yapılan gösteri.: TRÜK

Sinemacılıkta kamerayla geniş bir mekanın taranmasına verilen ad. : PAN

Sinir ağrısı. : NEVRALJİ

Sinir hücresinin gövde kısmından çıkan tek uzun uzantı.:AKSON

Sinir sistemini , duyu organlarını oluşturan ve embriyonun dış yüzünü örten tabakaya verilen ad. : EKTODERM

Sinir tellerini kesme ameliyatı. : LOBOTOMİ

Sinirbilim. : NÖROLOJİ

Sinopun bir ilçesi. : AYANCIK

Siper. : KAZAMAT

Sir Alexander Fleming tarafından
19. yüzyıl | '''20. yüzyıl''' | 21. yüzyıl
| 1923 | 1924 | 1925 | 1926 | 1927 | '''1928''' | ... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="12" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/1928">1928
de bulunan,metabolizma ürünlerinden elde edilen antibiyotik.:PENİSİLİN

Sivas yöresinde yaygın halay türü bir halk oyunu.: AŞİRET

Sivilce. :AKNE

Sivrisineğe benzer bir böcek.:ÜVEZ

Sivrisineğe benzer çok küçük bir sinek türü.:KUMUK

Siyah kan damarı,toplardamar.:VERİT

Siyaha boyanmış Sibirya tilkisi kürküne verilen ad. : SİTKA

Siyaha yakın koyu yeşil. : NEFTİ

Siyasal erkin birkaç kişilik bir kümenin elinde bulunduğu yönetim.:OLİGARŞİ

Slav alfabesi.:KİRİL

Slayt. :DİA: DİAPOZİTİF

Slovakyanın plaka işareti.:SK

Soğan ve benzeri katmerli şeylerin iç kısmı.:CÜCÜK

Soğanlı bir süs bitkisi.:AMARİLİS

Soğanlı et yemeği. : YAHNİ

Soğuk denizlerde yaşayan bir fok türü.: OTARİ

Soğuktan donmak.:BUYMAK

Soğurma,emme. : MAS

Soğutma özelliği olan,soğutucu.:FRİGORİFİK

Soğutulmuş olarak sunulmak üzere içinde buzla kokteyl malzemelerin çalkalandığı çift çeperli kapalı maşrapa.:SHAKER

Sohbet toplantıları düzenleyen ve yöneten kişiye bazı yörelerde verilen ad.:YAREN

Sokakta bulunan sahipsiz eşya. : LUKATA

Sokakta bulunan sahipsiz eşya.:LUKATA

Sokulgan.:CİVELEK

Sola ait,sola ilişkin.:YESARİ

Soluk borusu. : TRAKEA

Soluk kahverengi,karnı beyaz tüylü,kısa kulaklı,postundan kürk yapılan memeli bir hayvana verilen ad. : KARSAK

Soluk tıkanımı: ASFİKSİ.

Somun ile sıkıştırılacak parça arasına yerleştirilen,hafif bombeli ortası delik parça.:RONDELA

Somurtkan.:ABUS

Son,işin sonu. : ENCAM

Sonbahar.:BAĞBOZUMU

Sonda. : KATETER

Sonradan çıkan adet.:BİDAT

Sonradan görme.:BULDUMCUK

Sonradan ortaya çıkan.:ARIZ

Sonradan,sonraları anlamında bir belirteç.:BİLAHARE

Sonsuz,ebedi.:CAVİDAN

Sonsuz,ucu bucağı olmayan.: NAMÜTENAHİ

Sonsuz. : HALİT

Sonsuzluk. : EBET

Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık. : SEHİV

Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık.:SEHİV

Sonucu önceden düşünüp önlem alan. : DURENDİŞ

Sorguç.: TUĞ

Soruşturma.: TAHKİK

Sosyal. : İÇTİMAİ

Sovyet edebiyat eleştirmeni Mihail Mihailoviç Bahtinin takma adı. : VOLOŞİNOV

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğinin ilk yıllarında uygulanan Yeni Ekonomi Politikasını simgeleyen harfler.:NEP

Sovyetler Birliği döneminde para yerine kullanılmak üzere
19. yüzyıl | '''20. yüzyıl''' | 21. yüzyıl
| 1916 | 1917 | 1918 | 1919 | 1920 | '''1921''' | ... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="13" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/1921">1921
ve 19. yüzyıl | '''20. yüzyıl''' | 21. yüzyıl
| 1917 | 1918 | 1919 | 1920 | 1921 | '''1922''' | ... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="14" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/1922">1922
de kabul edilen emek hesap birimi. : TRUD

Sovyetlerde Gulag kamplarındaki tutuklulara verilen ad. : ZEK

Soy ağacı.: ŞECERE

Soykırım,katliam. : JENOSİT

Soylu Arap atı. : KÜHEYLAN

Soylular,aristokrasi.:ZADEGAN

Soylular. : KİRAM

Soyluluk,ululuk. : KEREM

Soyluluk.HASEP

Soymuk doku,soymuk borusu. : FLOEM

Soyoluş.:FİLOGENEZ

Soysuz,dejenere. : YOZ

Soytarı. : KAŞMER

Soyu karışmış Avrupalı.:LEVANTEN

Soyu tükenmiş bir kuş. : DODO

Soyunda şair yokken,hiçbir eğitim görmeden kendi kendine şair olan kimse.:NABİGA

Soyut bir şeyin,bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya.: AMBLEM

Soyut,mücerret. : ABSTRE

Sömürge. : KOLONİ: MÜSTEMLEKE

Söndürme.,borcu ödeme. : İTFA

Sönmemiş kireç.: KİLS

Söylenti. : TEVATÜR

Söyleyiş özelliği. : ŞİVE

Söz dizimi. : NAHV : NAHİV

Söz geçirirlik,saygınlık.:FORS

Söz karışıklığı.:PARAFAZİ

Söz yitimi. : AFAZİ

Söz,konuşma. : HANEK

Söz,sözleşme. : KAVİL

Söz. : KELAM

Sözcü. : RAPORTÖR

Sözçatar. : STAND-UP

Sözle,bakışla,telkin yoluyla sağlanan bir tür uyku.:İPNOTİZMA

Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri.:OPERA

Sözlük yazarlığı,sözlük bilgisi.:LEKSİKOGRAFİ

Sözlükbilimci.:LEKSİKOLOG

Sözsel anlatım bozukluğu. :AKATAFAZİ

Sözü boş yere uzatma : ITNAP

Sözü boş yere uzatma : İTNAP

Sözü geçen,etkili olan.:NAFİZ

Steteskop kaşifi Fransız hekim.:RENE THEOPHİLE LAENNEC

Stoacılık. : REVAKIYE

Stronsiyumun simgesi. : SR

Su kıyılarında yaşayan, sırtı mavi ve yeşil, karnı pas rengi bir kuş. / İskele kuşuna verilen ad. : YALIÇAPKINI

Su bahçesi. : AKUALAND

Su baldıranı da denilen bir bitki.:SU REZENESİ

Su buharı gücüyle çalışan gemi.: VAPUR

Su buharı.:BUĞU

Su deposu. : SARNIÇ

Su dolabı. : NAURE

Su düzeyindeki sıra kayalar. : RESİF

Su geçirmez,kukuletalı kısa ceket. : ANORAK

Su kabağından yada ağaçtan oyulmuş maşrapa. : SUSAK

Su kabarcığı. : HABBE

Su kıyılarında setler kuran,kürkü değerli bir hayvan. : KUNDUZ

Su kıyılarında veya taşların altında yaşayan kınkanatlı böcek.:AGONUM

Su kıyılarında yaşayan çok iri bir kuş.:PELİKAN

Su kıyılarında yetişen ve kökü hekimlikte kullanılan otsu bir bitki.:EĞİR

Su kızağı. : JETSKİ

Su samuru ve kürkü. : LUTR

Su tavuğu. : KALİNİS

Su ve sulu şeyler koymaya yarayan kulplu,emzikli kap.: İBRİK

Su yolu : AKAÇ

Su yosunu. :ALG

Su yüzündeki sıra kayalar.:RESİF

Subaylar.: ZABİTAN

Suç.:CÜRÜM

Suçlama.:TÖHMET

Suçüstü.:CÜRMÜMEŞHUT

Suda büyük derinliklere dalabilen insanlı bağımsız araç.:BATİSKAF

Suda giyilen başlık. : BONE

Suda yaşayan,sevilen,beyaz eti için avlanan,iri bir böcek. : ISTAKOZ

Suda yüzdürülerek çekilen veya herhangi bir yere asılan cismin sağa sola çarpmasını önleyen donanım. : ACEVELE

Sulak yerlerde yetişen,yaprakları salata olarak kullanılan bir bitki.:KUZUKULAĞI

Sulamaya ve yangın söndürmeye yarayan araç. : AROZÖZ

Sularını bir denize veya göle gönderen bölge. : MAİLE

Sulavesi Adalarında yaşayan bir manda. : ANOA

Sulavesi adalarında yaşayan cüce bir manda.: ANOA

Sulfata,sıtma ilacı. : KİNİN

Sulu darı hamurunun ekşitilmesiyle yapılan bir içecek.:BOZA

Sulu,cıvık hamur.:BULAMAÇ

Suluboya resmi. : AKVAREL

Sunak. : ALTAR

Surinam plakası.: SME

Suriye kıyısında oturmuş Sami kökenli antik halk.:FENİKELİLER

Suriye,Filistin,Mezopotamya ve
Türkiyenin güneydoğusunda yer alan bir Ortadoğu ülkesidir.
- Başkenti Bağdat
- Yüzölçümü 438.317 km2,
- Nüfusu 20 milyondur.

Kuzey v... ** . ** Tamamı için linke tıklayın" jquery1238583709031="15" href="http://ansiklopedi.bibilgi.com/Irak">Irak
Arap edebiyatında kullanılan bir rubai. : ATABE

Suriyede oturan Samilerin büyük tanrıçasının yaygın adı.:İŞTAR

Suriyenin plakası. : SYR

Susama benzeyen, tohumları acı olan,halk hekimliğinde tedavi ettiğine inanılan bir bitki.:ÜZERLİK

Susamın ezilmesiyle elde edilen yağlı besin.:TAHİN

Suşi gibi çiğ balıkla yapılan bir Japon yemeği.: SAŞİMİ

Suyu alınmış meyve artığı. : KÜSPE

Suyu emme,ıslanma anlamında eski sözcük.:NAK

Suyun buz tutması ile kaynaması arası seksen eşit parçaya bölünerek elde edilen sıcak ölçer. : REOMÜR

Suyun arklara paylaştırıldığı yer. : ANAVUL

Sülük yapıştırma. : İLAK

Sülük. : ALAK

Sülüngillerden soyu azalmış bir kuş türü.:TURAÇ

Sümerlerde gök tanrısı.:ANU

Sümerlerde sağlık tanrıçası. : BO

Sümerlerde toprak tanrısı. : ENKİ

Sümüksü doku.:MUKOZA

Sünger taşı.:PONZA

Sünnet etme. : HİTAN

Sünnet olan çocuğun elini kolunu tutan ve çocuk üzerinde babaya yakın bir hak taşıyan kimse. : KİRVE

Süpürge otu,funda. : ERİKA

Süpürge otu.: PÜREN

Süpürge sapı. : TARA

Süpürge.:CARU

Sürat korkusu. : TAKOFOBİ

Süratli,en çabuk. : ESRA

Süre ölçer.:KRONOMETRE

Süreç. : VETİRE

Süreç.:VETİRE

Sürekli olarak aç kalma.:DÖNGEL ORUCU

Sürekli su akan boru. : MASLAK

Sürekli,iyice yerleşmiş. : PAYİDAR

Sürekli,sonsuz.:DAİM

Sürgen doku.:MERİSTEM

Sürgün. : LİNET

Sürme.: RASTIK

Sürükleyerek götürme.:CER

Sürüldükten sonra nadasa bırakılan tarla. : HERK

Sürülmemiş sert toprak. : BAİRE

Sürülmemiş tarla.Bakımsız bağ,bahçe. : KELEME

Sürülmemiş,ot bürümüş toprak.: MALAZ

Sürüngen hayvanların genel adı. : KELER

Sürünün sıcakta dinlendiği gölgelik. : EĞLEK

Süryani takvimine göre sekizinci ay.:İYAR

Süs için yapılmış kumaş kıvrımı.:PLİ

Süs iğnesi. : BROŞ

Süs lalesi.:BÜRÇÜK

Süs olarak kullanılan ziynet,altın taklidi sarı tenekeden pul. : PENES

Süs. : BEZEK:PİRAYE

Süsleme,tezyin. : DONATA

Süslemecilikte kullanılan çok parlak,yeşil ve pembe dalgalı sedef.:ARUSEK

Süsleri olan kumaş. : FİSTO

Süslü taş mezar. : LAHİT

Süslü,güzel.:ZİBA

Süslü. : ZİBA

Süt kardeş. : RADİ

Süt kardeşi anlamında yerel bir sözcük.: EMİŞİK

Süt mamulleri imalathanesi. : MANDIRA

Süt şekeri. : LAKTOZ

Sütte bulunan protein. : KAZEİN

Sütten kesilmiş sığır yavrusu.:BUZAĞI

Süzgeç,kevgir. : AYIRT : İLİSTİR : ELESTİR

Süzülmüş et veya tavuk suyu. : KONSOME

Süzülmüş et veya tavuk suyu.:KONSOME
Devamını Oku

Bulmaca Sözlüğü ş

- Ş -

Şah İsmailin şiirlerinde kullandığı mahlas.:HATAYİ
Şair bahşişi.:CAİZE
Şakaklardan sarkan saç lülesi. : ZÜLÜF
Şalgama benzeyen bir bitki.:ALABAŞ
Şalvarın üstüne giyilen ve önde uzun iki parçası olan bir giysi.:ÜÇETEK
Şaman. :KAM
Şamdan. : ÇIRAKMAN
Şampiyon : BÖKE
Şampiyon.Kahraman.Güçlü kimse. : BÖKE
Şanlıurfa yöresine özgü,dürüm gibi sarılmış yufka arasına ceviz doldurularak yapılan bir tür hamur tatlısı : ŞILLIK
Şanlıurfanın Hilvan ilçesinde antik bir yerleşim merkezi.: NEVALİÇORİ
Şapka. : KAPELA
Şapka.: KAPELA
Şapkasının altında ışınsı levhacıklar,sapının üst kısmında bir yaka ve dip kısmında bir etek bulunan mantar.:AMANİTA
Şarap mahzeni.:KAV
Şarap rengi. : ŞARABİ
Şarap tadıcısı.:DEGÜSTATÖR
Şarap üretiminde kullanılan yerli bir üzüm cinsi. : KARASAKIZ
Şarap.: ÇAKIR : BADE
Şarapları inceleyen bilim dalı. : ENOLOJİ
Şarbon. : KARAYANIK
Şarkı demeti.: POTPURİ
Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış,genellikle kıtalar biçiminde beste. : ROMANS
Şarkı,türkü,köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde,güftenin iki kıtası arasına,başına,sonuna da gelebilen,sözsüz çalınan parça.:ARANAĞME
Şarkılı kilise duası için bestelenmiş müzik parçası./Katolik kiliselerinde Hz İsanın çarmıha gerilmesini anmak için yapılan tören. : MİSSA
Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu.:RAP
Şarlatan,yalancı,hileci.: KALTABAN
Şartlar,içinde bulunulan koşullar. : ŞERAİT
Şaşma. : TAACCÜP
Şatafat.:CAFCAF
Şeftalili,kremalı bir çeşit dondurma.:PEŞMELBA
Şehir dışı yolların iki tarafındaki toprak veya çakıl yol.:BANKET
Şehir. : ŞAR
Şehirle ilgili.: BELEDİ
Şehirlerarası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol.: BANKET
Şehre yakın çevre.:BANLİYÖ
Şehvet.: BAH
Şehzadenin hükümdar olarak tahta çıkması.:CÜLÜS
Şeker hastalarının şeker yerine kullandığı,maden kömürü katranından elde edilen beyaz bir toz.:SAKARİN
Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen bir tür şeker.: SAKAROZ
Şeker kamışı. : NAL
Şeker kamışından elde edilen sert bir içki.:KALİTEA
Şeker kamışından yapılan bir içki.:ROM
Şeker karıştırılarak pişirilmiş meyve ezmesi.:MARMELAT
Şeker posası. : MELAS
Şeker ve nişasta ile yapılan bir tür tatlı. : REŞİDİYE
Şekerci boyası. : AMERİKAN ÜZÜMÜ
Şekeri çok bir tür yer elması.:BADAT
Şekerin yakılmasıyla yapılan şekerleme.:KARAMELA
Şekil,biçim bilgisi. : MORFOLOJİ
Şeriat gereği,nikahta erkeğin kadına verdiği mal yada para. : MİHR
Şeyh Abdülkadir Geylani tarafından on birinci yüzyılda kurulan bir tarikat.:KADİRİLİK
Şık,lüks ve gösterişli,bir törene,bir davete uygun giyim tarzı.Fantezi ve öğleden sonra giyilebilecek kadın giysisi biçimi. : ABİYE
Şiddetli acı ve sıkıntı.:EZİNÇ
Şiddetli yağmur. : BORAN
Şii mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı.: RAFIZİLİK
Şiir. : YIR : POEM
Şili plakası.: RCH
Şimşek. : BALKIR
Şişman,semiz. : SEMEN
Şişmanca,kısa boylu,yapılı. : TIKNAZ
Şom ağızlı,kara haberci. : NAİ
Şubat sonlarında,sırayla havaya,suya ve toprağa düşerek oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE
Şüphe,kuruntu.: VESVESE
Şüphe.: ŞEK
Şüpheli,kuşkulu. : MEŞKUK
Devamını Oku