FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIMI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIMI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

HORMONAL SİSTEM, ENDOKRİN SİSTEMİ, HORMONAL SİSTEMİN ÖZELLİKLERİ, GÖREVLERİ,FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIMI


İnsandaki salgı bezleri üç çeşittir:

1- Dış Salgı Bezi: Kanallı bezler olup, salgılarını kanal aracılığıyla iletirler. Örneğin; tükürük, gözyaşı, ter bezleri gibi.

2- İç Salgı Bezi: Kanalsız bezler olup, salgılarını direk kana verirler. Salgılarına hormon denir.

3- Karma Bez: Hem bir kanala, hem de kana salgı verirler. Örneğin; pankreas.

Hormonal sistem, iç salgı bezlerinden oluşur. (pankreas hariç, pankreas karma bezdir.)

Hormon, kan yoluyla vücuda dağıtılan, belli hedef organlarda etki gösteren kimyasal maddelerdir. Her hormonun etkilediği hücre, doku ve organ farklıdır. Bunlara hedef organ veya hedef doku denir.

Hormonlar hayvanlarda kanla, bitkilerde soymuk borularıyla taşınır.

Hormonlar, gerektiği miktarda salgılanırlar. Kana geçtikten sonra etkili olurlar ve miktarları zamanla azalır. Hormonların az ya da çok salgılanması hastalık yapar.

Hormonların Görevleri:

1- Sinir sistemi ile birlikte vücudun düzenli çalışmasını sağlar.

2- Vücudun iç dengesinin korunmasında görev alır.

3- Üreme ve eşey faaliyetlerini, cinsiyet özelliklerini belirler.

4- Vücudun gelişmesini ve büyümesini kontrol eder.

Devamını Oku

ELEMENT, BİLEŞİK VE KARIŞIMLARIN KARŞILAŞTIRILMASI


Element

Saf maddelerdir.

Kendine özgü öz kütlesi vardır.

Fiziksel veya kimyasal yöntemlerle basit maddelere ayrışmaz.

Homojendir.

Kendilerine özgü E.N, K.N vardır.

Yapıtaşı atomdur.

Aynı cins atomlardan oluşur.

Sembolle gösterilir.

Bileşik

Saf maddelerdir.

Kendine özgü öz kütlesi vardır.

Kimyasal yöntemlerle ayrışır. (elektroliz, ısıtma)

Homojendir.

Kendilerine özgü E.N, K.N vardır.

Yapıtaşı moleküldür.

Farklı cins atom, aynı cins moleküllerden oluşur.

Formüllerle gösterilir.

Elementlerin sabit oranlarda , birleşmesiyle oluşur.

Elementler özelliklerini kaybeder.

Karışım

Saf değillerdir.

Sabit öz kütlesi yoktur.

Fiziksel yöntemlerle ayrışır. (süzme, eleme,damıtma)

Homojen veya heterojendir.

EN, KN belirgin değildir.

Yapıtaşı atom veya moleküldür.

Farklı cins atom ve moleküllerden oluşur.

Belli formülleri yoktur.

Karışımı oluşturan maddeler arasında belirli oran yoktur. Her oranda karışabilirler.

Karışımı oluşturan maddeler özelliklerini kaybetmezler.

Devamını Oku

ELEMENT, ELEMENTLERİN ÖZELLİKLERİ, ELEMENT ÇEŞİTLERİ, ELEMENT SEMBOLLERİ

Elementler uluslar arası bilim dünyasında anlaşılması için latin alfabesine göre adlandırılıp kullanılırlar. Her defasında elementlerin adlarını kullanmak yerine de bu adların ilk harfleri tercih edilir ve bunlara sembol denir.

Kısacası elementler sembollerle gösterilir.

Tabloda ilk 20 elementin, numaraları, adları ve sembolleri gösterilmiştir. Bunları öğreniniz.

Elementler sembollerle gösterilir fakat sembollerden, o elementin atomik yapıda mı, moleküler yapıda mı olduğu anlaşılmaz. Moleküler yapıda olan elementlerin kaç atomdan oluştuğunun anlaşılması için formüller kullanılır:

Örneğin hidrojen, oksijen ve iyot elementleri iki atomludur. Kükürt 8, fosfor ise 4 atomludur.

Hidrojen�..H Oksijen�.O İyot�I

Kükürt��..S Fosfor��P

Bileşikler de formüllerle gösterilir. Örneğin su:H O

Element, Bileşik Ve Karışımların Karşılaştırılması

Element

Saf maddelerdir.

Kendine özgü öz kütlesi vardır.

Fiziksel veya kimyasal yöntemlerle basit maddelere ayrışmaz.

Homojendir.

Kendilerine özgü E.N, K.N vardır.

Yapıtaşı atomdur.

Aynı cins atomlardan oluşur.

Sembolle gösterilir.

Bileşik

Saf maddelerdir.

Kendine özgü öz kütlesi vardır.

Kimyasal yöntemlerle ayrışır. (elektroliz, ısıtma)

Homojendir.

Kendilerine özgü E.N, K.N vardır.

Yapıtaşı moleküldür.

Farklı cins atom, aynı cins moleküllerden oluşur.

Formüllerle gösterilir.

Elementlerin sabit oranlarda birleşmesiyle oluşur.

Elementler özelliklerini kaybeder.

Karışım

Saf değillerdir.

Sabit öz kütlesi yoktur.

Fiziksel yöntemlerle ayrışır. (süzme, eleme,damıtma)

Homojen veya heterojendir.

EN, KN belirgin değildir.

Yapıtaşı atom veya moleküldür.

Farklı cins atom ve moleküllerden oluşur.

Belli formülleri yoktur.

Karışımı oluşturan maddeler arasında belirli oran yoktur. Her oranda karışabilirler.

Karışımı oluşturan maddeler özelliklerini kaybetmezler.

Devamını Oku

ELEKTRON, ELEKTRONLARIN ÖZELLİKLERİ, ELEKTRON ALIŞVERİŞİ VE SONUÇLARI


Atom iki kısımdan oluşur :

1-Çekirdek (merkez)

2-Katmanlar (yörünge; enerji düzeyi)

Çekirdek, hacim olarak küçük olmasına karşın, atomun tüm kütlesini oluşturur. Çekirdekte proton ve nötronlar bulunur. Elektronlar ise çekirdek çevresindeki katmanlarda bulunur.

* Elementlerin Çekirdekte bulunan protonlar, atomun ( o elementin) tüm kimyasal ve fiziksel özelliklerini belirler.

* Proton sayısı atomlar (elementler) için ayırt edici özelliktir. Yani proton sayısının farklı olması elementin diğerinden farklı olduğu anlamına gelir.

* Elektronların bulunma olasılığının olduğu bölgelere elektron bulutu denir.

* Kimyasal olaylarda (reaksiyonlarda) yalnızca elektron sayısı değişir. Proton ve nötron, çekirdekte bulunduğu için sayıları değişmez.

* Nötr bir atom için; elektron sayısı= proton sayısı

* (Z) Atom numarası= proton sayısı

* Çekirdek yükü= proton sayısı

* İyon yükü= proton sayısı � elektron sayısı

* (A) Kütle numarası= proton + nötron sayısı (Nükleon sayısı)(atom ağırlığı)

İzotop atom: Proton sayıları (atom numaraları)aynı, nötron sayıları farklı olan atomlara denir.

İzotop atomların kimyasal özellikleri aynı (p aynı) , fiziksel özellikleri farklıdır (n farklı).

Nötr halde bulunmayan, iyon halindeki izotop atomların hem fiziksel, hem kimyasal özellikleri farklıdır.

Elektronlar Nerede Dönüyor?

Elektronlar çekirdek çevresindeki katmanlarda (yörüngelerde) dönerek hareket ederler. Çekirdeğe en yakın katman 1 olmak üzere dışa doğru 2, 3,4... olarak katmanlar numaralandırılır. (bu katmanlar çember değil, küre yüzeyi olarak düşünülmelidir.)

Her katmanda bulunabilecek elektron sayısı bellidir.

1. Yörüngede en çok 2 elektron

2. Yörüngede en çok 8 elektron

3. Yörüngede en çok 18 elektron

4. Yörüngede en çok 32 elektron

5. Yörüngede en çok 32 elektron

6. Yörüngede en çok 18 elektron

7. Yörüngede en çok 8 elektron bulunur.

* Bir atomun ilk yörüngesi en fazla 2 elektron, son yörüngesi en fazla 8 elektron taşır.

* Bir nötr atom çekirdeğindeki proton sayısı kadar elektron taşır.

Elektron Alışverişi Ve Sonuçları:

Helyum (2), neon (10), argon (18)in elektron dağılımlarını aşağıda yapalım:

Eğer bu üç elementin birer elektronu daha olsaydı, her birinde yeni bir katman oluşacaktı. Çünkü her üçünün de en dıştaki katmanları tamamen dolu durumdadır.

1.Katmanda en çok 2 elektron bulunması durumu dublet kuralı, 2. ve 3. katmanlarda en çok 8 elektron bulunması durumu oktet kuralı olarak adlandırılır. Helyum dublet, neon ve argon oktet kuralına uyar. Oktet veya dublet kuralına uyan atomlar kararlı yapıya sahiptir.

Diğer elementler de kararlı yapıya sahip olmak isterler. Bu yüzden elektron alır veya verirler.

Son yörüngesindeki elektron sayısı az olan lityum (3), berilyum (5) gibi elementler elektron verme eğilimindedir.

Oksijen(8), flor(9) elementleri ise elektron almaya yatkındır.

Atomlar elektron alarak veya vererek kararlı yapıya ulaştıklarında artık, iyon olarak adlandırılırlar.

Nötr bir atomun elektron almış veya vermiş haline iyon denir.

Atom elektron alarak kararlı hale geçerse elektron sayısı>proton sayısı olur. Bu tür iyonlara negatif (-) yüklü iyon (anyon) denir.

Atom elektron vererek kararlı hale geçerse elektron sayısı(+) yüklü iyon (katyon) denir.

Atomlar kaybettikleri elektron sayısı kadar +yüklü, kazandıkları elektron sayısı kadar � yüklü olurlar.

Not: iyon yükü =proton sayısı- elektron sayısı

Eğer iyon anyonsa sembolün sağ üst kısmına � işareti konur ve aldığı elektron sayısı yazılır. Katyonsa + işareti konur ve sayısı yazılır.

Devamını Oku

EKLEMLER, EKLEMLERİN ÖZELLİKLERİ, EKLEM ÇEŞİTLERİ


EKLEMLER, EKLEMLERİN ÖZELLİKLERİ, EKLEM ÇEŞİTLERİ (FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM)

Kemiklerin bağlanma yerleri olan eklemler üç grupta toplanır.

a. Oynamaz Eklemler: Kafatası, kalça kemiği, leğen kemiği gibi iskeletin hareket etmeyen kısımlarındaki kemiklerde görülür. Eklemleşen kemikler çok sıkı bir şekilde birbirlerine testere dişi gibi girinti ve çıkıntılarla bağlanmışlardır. Eklem kapsülü ve sıvısı yoktur.

b. Yarı Oynar Eklemler: Omurlar arasında ve göğüs kafesinde görülen eklemlerdir. Omurlar arasındaki kıkırdak diskler esneklik sağlanmasında yardımcı olur.

c. Oynar Eklemler: Vücudun hareket işlevini üstlenmiş kemiklerde görülen, tam hareketli eklemler olup kol ve bacak kemiklerinde görülür. Eklemleri oluşturan kemiklerin uçları bağ dokusundan meydana gelmiş ortak bir kapsül ile çevrilidir. Eklem kapsülünün iç yüzeyi ince bir zar ile örtülüdür.

Bu yapı yumurta akına benzeyen bir salgı meydana getirir. Eklem boşluğunda toplanan bu sıvı (= eklem sıvısı) eklem uçlarının kayganlığını sağlar. Eklem kemiklerinin baş kısmında bulunan (bilgi yelpazesi) kıkırdak tabakaları hareket sırasında kemiğin başlarının birbirine değerek aşınmasını önler. Eklem bölgesinde bir kemikten diğerine uzanan bağ dokusundan meydana gelmiş eklem bağı bulunur. Bütün bu yapılar ekleme sağlamlık ve hareket kolaylığı sağlar.

Devamını Oku

DİL, DİLİN ÖZELLİKLERİ, DİL HASTALIKLARI

DİL, DİLİN ÖZELLİKLERİ, DİL HASTALIKLARI (1) (FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM)

Tat alma duyu organımızdır. Ağız boşluğunda yer alan dilimiz, genişleyip kıvrılabilen, uzayıp daralabilen çizgili kaslardan yapılmıştır ve önü serbesttir. Arka kısımda ise dil kemiği ile alt çeneye bağlanmıştır. Dil, konuşmamızı, besin maddelerinin çiğnenirken ağızda çevrilmesini ve yutulmasını sağlar.

Dil, tat alma işini duyu hücrelerinden oluşmuş tat memecikleriyle (papilla) yapar. Papillaların içerisinde bulunan duyu hücrelerinin her biri bir ya da iki farklı tadı algılayabilecek şekilde özelleşmiştir. Bu nedenle dilin bütün yüzeyi her maddeyi aynı duyarlılıkla algılayamaz. Dilin ön kısmı tatlıyı, arka kısmı acıyı, ön yan kısımları tuzluyu, arka yan kısımları ekşiyi algılar. Bu bölgeler arasında kalan kısım tatlara karşı eşit duyarlılıktadır.

Dil ayrıca besinlerin sıcaklık ya da soğukluklarının da algılanmasına yardımcı olur.

Tat Alma Olayı

Ağzımıza alınan besin maddelerinin tadını algılayabilmemiz için, bu besin maddelerinin tükürük sıvısı içinde çözünmesi gerekir. Besin maddeleri tükürük sıvısı içinde (bilgi yelpazesi) çözündükleri zaman, kimyasal yolla tat alma hücrelerini uyarırlar. Uyartılar, duyu sinirleri ile beyne taşınır. Böylece besinlerin tadının algılamış oluruz.

Bazı insanlar, bazı tatları algılayamazlar. Bu algılama bozukluğuna tat körlüğü denir.

Dil Hastalıkları:

1- Dil kanseri

2- Dil iltihaplanması

3- Mantar oluşumu

Dilin hassasiyetini korumak için, aşırı sıcak ve soğuk yiyecek içeceklerle, sigaradan kaçınmalı, ağız temizliğine önem verilmeli ve B vitamini içeren besinler alınmalıdır.

Tat alma organımızdır. Ancak tat dışında sindirim ve konuşma gibi olaylarda da görev alır. Dil kaslardan yapılıdır.

Üzerinde girintili çıkıntılı tat alma cisimcikleri (tat memecikleri = papilla) bulunur. Dilimiz suda çözünebilen maddelerin tadını alabilir.

Dilimiz dört farklı tada duyarlıdır. Dilin farklı bölgeleri (bilgi yelpazesi) farklı tatlara duyarlıdır. Ucu tatlı, orta kenarları tuzlu, arka kenarları ekşi ve arkası acı tatları algılar.

Devamını Oku

DERİ, DERİNİN ÖZELLİKLERİ, DERİ ÇEŞİTLERİ, DERİNİN GÖREVLERİ


DERİ, DERİNİN ÖZELLİKLERİ, DERİ ÇEŞİTLERİ, DERİNİN GÖREVLERİ (1) (FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM)

Vücudumuzu dış etkenlere karşı koruyan dokunma duyu organımızdır. Deri, cisimlerin sert, yumuşak, sıcak, soğuk, düz ya da pürüzlü olduğunu algılamamızı sağlar. Yapısında ter bezleri, kan damarları, kıllar, sinir uçları, tırnaklar ve yağ bezleri bulunur.

Derinin yapısını iki kısımda inceleyebiliriz:

1- ÜST DERİ (EPİDERMİS):

Üst üste sıralanmış, çok katlı epitel doku hücrelerinden (yassı epitel) oluşmuştur. İki tabakadan oluşur:

A) Korun (Boynuzsu) Tabaka: Bu tabakayı oluşturan epitel doku hücreleri ölüdür. Ölü hücreler zamanla, keratin denilen boynuzsu bir maddeye dönüşür. Bu tabaka ovalandığı veya yıkandığı zaman pul pul dökülür. Saçlardaki kepekler de ölü hücrelerdir. Üst derinin üst kısmını oluşturan korun tabakada sinirler ve kan damarları yoktur. Bu tabaka, vücudu, dış etkilere karşı korur.

B) Malpigi Tabaka: Korun tabakanın altında, canlı hücrelerden ibaret, tek sıralı epitel doku hücrelerinin oluşturduğu tabakadır. Malpigi tabakası, canlı hücrelerden oluştuğu için bölünme yeteneğine sahiptir ve zamanla ölen hücrelerin yerini alacak hücreleri oluşturur. Ayrıca, malpighi tabakasında deriye renk veren pigmentler (melanin) bulunur. Beyaz ırkta pigmentler azdır.

Kıl, tırnak, süt ve yağ bezleri de üst deriden oluşur.

2- ALT DERİ (DERM):

Girintili ve çıkıntılı bir yapıyla, üst deri ile birleşmiştir. Alt deri, üst deriden daha kalınca bir tabakadır. Burada yağ bezleri, ter bezleri, kıl kökleri, kıl (ürperme) kasları, duyu cisimcikleri (basınç, sıcaklık, dokunma), kan damarları ve sinirler bulunur.

Alt deride yer alan duyu cisimcikleri, deriye eşit olarak dağılmamışlardır. Örneğin, parmak uçları ve dudaklarda daha yoğun, el ve ayak tabanında ise diğer bölümlere göre daha az sayıda duyu cisimciği bulunur.

Ter Bezleri: Bir kanalla üst deriden dışarıya açılır. Ter bezlerinin dışarıya açıldığı bu noktalara gözenek denir. Ter bezleri, ter adı verilen bir salgı salgılarlar. Terin yapısında su ve artık maddeler (karbondioksit, madensel tuzlar) bulunur.

Kıl Kökü: Alt deride yer alan kıl kökleri, damarlar ile beslenir. Bu nedenle kıllar sürekli olarak uzar. Derinin altında kalan kıl kökünün deri yüzeyindeki uzantılarına kıl denir.

Duyu Cisimciği: Duyu cisimcikleri, dokunma sonucu oluşan algıları alarak, duyu sinirleri ile beyne iletir.

=>Derinin alt kısmında, deri altı tabakası adını verdiğimiz yağ tabakası bulunur. Yağ tabakası, yağ moleküllerinden oluşmuştur. Vücudu basınç, çarpma, sonucunda ezilip zedelenme gibi dış etkenlere karşı korur. Ayrıca vücudun ısı kaybını önleyerek, vücudun sıcaklığının korunmasını sağlar.Deri altı tabakasındaki yağ moleküllerinin sayıca artması veya genişlemesi, kişilerin şişmanlamasına neden olur.

DERİNİN GÖREVLERİ

1- Vücudu dış etkenlere karşı korur.

2- Dokunma, sıcak, soğuk ve ağrı duyularını alır.

3-Vücut sıcaklığının sabit kalmasını sağlar ve su kaybını önler.

4-Ter salgılayarak, zararlı maddelerin vücuttan dışarı atılmasına, boşaltıma yardımcı olur.

5- Gözenekler yardımıyla gaz alış verişi yaparak, solunuma yardımcı olur.

Dokunma duyu organımız deridir. Ancak derinin duyu dışında başka görevleri de vardır.

Dıştan içe doğru ölü tabaka, üst deri, alt deri ve yağ tabakalarından oluşur. Üst derinin canlı olan alt kısmında deriye rengini veren renk tanecikleri (melanin pigmenti) bulunur. Alt deri üst deriden daha kalındır. Alt deride kıl kökleri, yağbezleri, ter bezleri, duyu cisimcikleri, kılcal kan damarları, duyu sinirleri bulunur.

Derinin Görevleri:

a) Dokunma duyu organıdır. Basınç, sıcak-soğuk, ağrı ve sertlik-yumuşaklık, düzlük- pürüzlülük gibi duyuları algılar.

b) Terleme yaparak boşaltıma yardım eder.

c) Gaz alışverişi yaparak solunuma yardım eder.

d) Vücudumuzu dış etkilerden(çarpma, mikroplar vb.) korur.

e) Vücudumuza desteklik sağlar. Estetik ve güzellik verir.

f) Vücut ısısının ayarlanmasına yardım eder.

Devamını Oku

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ, ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİNİN ÖZELLİKLERİ, ÇEŞİTLERİ (

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ, ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİNİN ÖZELLİKLERİ, ÇEŞİTLERİ (FEN VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM)

Beyin ve omurilikten çıkan sinirlerden oluşur. Merkezi sinir sistemi ile vücudun diğer organları arasındaki iletişimi sağlar. Çevresel sinir sisteminin yapısında sinir lifleri, sinir düğümleri alır. Çevresel sinir sisteminde beyinden çıkan 12 çift, omurilikten çıkan 31 çift sinir vardır.

Çevresel sinir sistemi ikiye ayrılır:

1- Otonom Sinir Sistemi: İstemsiz olarak yaptığımız hareketleri; kalp kasının, düz kasların ve salgı bezlerinin çalışmasını kontrol eder. Sinirlerinde miyelin kılıf bulunmaz. Sistem, (bilgi yelpazesi) birbirine zıt olarak çalışan iki kısımdan oluşur. Bunlar sempatik ve parasempatik sinirlerdir.

Sempatik ve parasempatik sinirler aynı organda zıt etki yaparak çalışmasını sağlar. Örneğin sempatik sinir kalp atışını hızlandırır, parasempatik sinir yavaşlatır.

2- Somatik Sinir Sistemi: İstemli olarak yaptığımız hareketlerin gerçekleşmesini sağlar ve kontrol eder. Örneğin yazı yazma, şarkı söyleme.

Devamını Oku

BURUN, BURNUN ÖZELLİKLERİ, BURNUN GÖREVLERİ, BURUN SAĞLIĞI


BURUN, BURNUN ÖZELLİKLERİ, BURNUN GÖREVLERİ, BURUN SAĞLIĞI (1) (FEN

VE TEKNOLOJİ DERSİ KONU ANLATIM)

Burun, koku alma duyu organımızdır. Aynı zamanda da solunum sistemimizin başlangıcıdır. Burun başın yüz bölgesindedir. Uç kısmı kıkırdak, arka kısmı kemikten oluşmuştur. Burun boşluğu sapan kemiği ve buna bağlı kıkırdak ile ikiye ayrılmıştır. Burun boşluğu önden iki delikle dışarıya, arkadan yutağa açılır.

Burun boşluğunun yan duvarları kıvrımlıdır. Buralarda mukus salgısı yapan epitel hücreleri ve bu hücreler arasında burun kılları vardır. Kan damarları açısından zengin bu kısım, soluk havasını ısıtır, toz ve topraktan temizler. Mukus salgısı ise, kuru havanın nemlenmesini ve solunuma uygun hale gelmesini sağlar.

Bir maddenin kokusunu algılayabilmek için, besin maddelerinden havaya karışan gaz moleküllerinin burun boşluğunda, mukus sıvısı içinde çözünmesi gerekir. Gaz moleküller mukus sıvısı içinde çözündüğünde sarı bölgedeki duyu hücrelerini uyarır (kimyasal uyartı). Bu uyartı, duyu sinirleriyle beynin ilgili merkezine iletilir. Böylece koku almış oluruz.

Bir maddenin kokusu, burna sürekli gelirse, burun bu kokuyu bir süre sonra algılayamaz. Çünkü duyu hücreleri çabuk yorulurlar. Burun bu özelliği sayesinde çok ağır kokulu ortamlarda rahatsız olmadan durabilmemizi sağlar. İnsanlar 2000- 4000 çeşit arasındaki kokuyu ayırt edebilirler.

Koku alma ile tat alma duyuları beyinde aynı merkezde yorumlanır. Bu nedenle yenen besinlerin lezzeti, koku ve tadının aynı anda algılanması ile sağlanır. O halde tat ve (bilgi yelpazesi) koku alma birbiriyle ilgilidir.

Nezle olduğumuzda, burnun içi çok fazla nemli olduğundan, burna gelen kokular iyi çözünemez. Dolayısıyla koku alıcı hücreler iyi uyarılmadığından koku algılanmaz. Tat alma duyusu da zayıflar.

BURUN SAĞLIĞI:

1-Sinüzit: Burnun iki yanında ve alın bölgesinde sinüs denilen 4 adet boşluk bulunur. Bunların burna açılan kanalları tıkanırsa sinüzit denilen iltihaplanmalar olur. Bu durum sürekli baş ağrılarına yol açar.

2- Nezle: Burundaki mukus zarlarının iltihaplanması sonucu, mukus salgısı yapan hücrelerin aşırı miktarda mukus salgılamasıyla başlar. Virüslerin sebep olduğu bir hastalıktır.

3-Burun Kemik Eğriliği: Kişilerde sürekli burun tıkanması vardır. Ameliyatla düzeltilebilir.


Burun koku alma organıdır. Uç kısmı kıkırdak, arka kısmı kemikten yapılıdır. Burun boşluğu �sapan� kemiği ile ikiye ayrılır.

Boşluklardan ortaya doğru üçer tane kemik çıkıntı iner. Araların-da hava dolaşan bu kemiklere �boynuzcuk kemikleri� denir.

Bu kemiklerin arasındaki boşluklara �sinüs� denir. Sinüslerin iltihaplanmasına �sinüzit� denir

Burun boşluğu mukus salgısı yapan epitel hücreleriyle döşenmiştir. Burun içindeki kıllar ve mukus kirli havayı temizler, mukus havayı nemlendirir, burun içindeki kıvrımlar havayı ısıtır.

Koku alma sinirleri burun boşluğunun üst tarafındaki �sarı bölge� de bulunur. Havaya karışan koku zerrecikleri mukus içinde çözünerek koklama sinirlerini uyarır. Duyu (bilgi yelpazesi) sinirleri bu uyartıyı beyine taşır. Böylece koku algılanır.

Koklama ve tatma duyuları suda çözünebilen maddelere duyarlıdır. Bu nedenle birbiriyle yakından ilgilidir. Örneğin nezle olduğumuzda koku ve tat alma duyularımız iyi çalışmaz.


Devamını Oku