DİLBİLGİSİ - BAĞLAÇLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DİLBİLGİSİ - BAĞLAÇLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Dakikada İngilizce Zamanlar ( tenses in 30 mins. )

30 dakikada İngilizce Zamanlar ÜCRETSİZ Videosu - İngilizceKursu
Devamını Oku

Ortaçlar & Ulaçlar

Ortaçlar & Ulaçlar

  • Adverbial Participles - Ulaçlar

    ADVERBIAL PARTICIPLES – ULAÇLAR

    İngilizce’de present, past ve perfect olmak üzere 3 ulaç kullanımı vardır.

    1. Present Participle: -ing eki alarak kullanılan ulaçlara present participle denir. Bu ulaçları birleşik cümlelerde kullanırız.

    Ne zaman kullanabiliriz?

    a) Eş zamanlı veya farklı zamanlı gerçekleşen olaylarda:

    * When they finished the project, they received a reward. – Projeyi bitirdiklerinde ödül aldılar.

    İki cümlede aynı zaman ve aynı özne ile kurulduğundan ilk cümlenin fiilini ulaç olarak kullanabiliriz.

    Finishing the project, they received a reward. - Projeyi bitirdiklerinde ödül aldılar.

    Aynı kullanım while ile bağladığımız cümleler için de geçerlidir.

    While the little girl crying, she kept insisting. – Küçük kız ağlarken ısrar etmeyi sürdürdü.

    Crying, the little girl kept insisting. - Küçük kız ağlarken ısrar etmeyi sürdürdü.

    *After he had completed the report, he went home. – Projeyi tamamladıktan sonra eve gitti.

    Completing the project, he went home. - Projeyi tamamladıktan sonra eve gitti.

    We had decided before we spoke. – Konuşmadan önce karar verdik.

    We had decided before speaking. - Konuşmadan önce karar verdik.

    b) İçin anlamına gelen bağlaçlarla veya bu anlamı hissettiğimiz iki cümleyi tek cümlede söylemek istediğimiz durumlarda:

    Since/as I felt tired, I went to bed earlier. – Yorgun olduğum için daha erken yattım.

    Feeling tired, I went to bed earlier. - Yorgun olduğum için daha erken yattım.

    I studied a lot. I got the highest mark in the class.- Çok çalıştım.Sınıftaki en yüksek notu aldım.

    Studying a lot, I got the highest mark in the class.- Çok çalışarak/çalışıp sınıftaki en yüksek notu aldım.

    To be continued..... :o)


  • Adjectival Participles - Ortaçlar

    ADJECTIVAL PARTICIPLES – ORTAÇLAR (SIFAT-FİİLLER)

    İngilizce’de present, past ve perfect olmak üzere 3 ortaç kullanımı vardır.

    1. Present Participle: -ing eki alarak kullanılan ortaçlara present participle denir.

    Ne zaman kullanabiliriz?

    a) Şimdiki zaman sıfat cümleciği ile açıklanan cümlelerde:

    The student who is standing there has failed. – Orada duran öğrenci kaldı.

    Öğrenciyi açıklamak için kullandığımız sıfat cümleciğinin (who is standing there-orada ayakta duran) yerine stand fiilinin ortaç halini kullanmamız mümkündür.

    The student standing there has failed. - Orada duran öğrenci kaldı.

    Aynı şekilde geniş zaman ile veya geçmişte süreklilik zamanları ile yapılan açıklamalarda da sıfat cümleciği yerine ortaç kullanılabilir.

    b) Geniş zaman sıfat cümleciği ile açıklanan cümlelerde:

    The old lady who lives in this building is her grandmother. – Bu binada yaşayan yaşlı kadın onun büyükannesi.

    The old lady living in this building is her grandmother. - Bu binada yaşayan yaşlı kadın onun büyükannesi.

    b) Geçmişte süreklilik bildiren zaman sıfat cümleciği ile açıklanan cümlelerde:

    The dancers who were trying to go on were so much tired. – Devam etmeye çalışan dansçılar çok yorgunlardı.

    The dancers trying to go on were so much tired. - Devam etmeye çalışan dansçılar çok yorgunlardı.

    Edilgen yapılarla açıklanan sıfat cümleciklerinde being + fiilin 3. hali kullanılır.

    The room which is being cleaned now is very dirty. – Şuanda temizlenen oda çok kirli.

    The room being cleaned now is very dirty. – Şuanda temizlenen oda çok kirli.

    2. Past Participle: edilgen yapı ile açıklanan sıfat cümleciklerini kısaltırken ise past participle kullanırız. Past participle sadece fiillerin üçüncü halinin kullanılmasıdır.

    Your presentation which has been criticised a lot is really valuable. – Çok eleştirilen sunumun gerçekten değerli.

    Your presentation criticised a lot is really valuable. – Çok eleştirilen sunumun gerçekten değerli.

    The budget which had been discussed in our previous meeting was still on the agenda yesterday. – Bir önceki toplantıda tartışılan bütçe dün hala gündemdeydi.

    The budget discussed in our previous meeting was still on the agenda yesterday. – Bir önceki toplantıda tartışılan bütçe dün hala gündemdeydi.

    3. Perfect Participle: having ile birlikte fiillerin üçüncü alarak kullanılan ortaçlara perfect participle denir.

    Anyone who has seen this soap opera will never watch it again. – Bu diziyi izlemiş olan herhangi birisi bir daha asla izlemeyecektir.

    Anyone having seen this soap opera will never watch it again. - Bu diziyi izlemiş olan herhangi birisi bir daha asla izlemeyecektir

Devamını Oku

Zıtlık Bağlaçları - Direct Contrast Conjunctions

Doğrudan Zıtlık Bildiren Zarf Cümlecikleri-Direct Contrast

İngilizce’de doğrudan zıtlık bildiren zarf cümleciklerinde “whereas” ve “while” kullanılır. Direk zıtlık belirten zarf cümlecikleri karşımıza birkaç farklı şekilde çıkabilir

a) Temel ve yan cümlecikte zıt sözcükler kullanılabilir:

Whereas Ali was a lazy student, the others were hardworking.

--Ali tembel bir ögrenciyken diğerleri çok çalışkan.

While/Whereas you are a generous person, your sister is so stingy.

--Sen cömert biri olduğun halde kız kardeşin çok cimri.

John likes fish whereas/while his wife hates.

--John balığı severken karısı balıktan nefret ediyor.

My brother is thin and tall whereas hers is short and fat.

--Onun kardeşi şişman ve kısa boyluyken benim kardeşim zayıf ve uzun.

b) Temel cümlecik olumlu fiil içerirken zarf cümleciği olumsuz bir fiil içerebilir ya da bunun tam tersi olabilir.

While/Whereas you help him, he doesn’t help anyone.

--Sen ona yardım ederken o kimseye yardım etmiyor.

Whereas his wife likes operas, he doesn’t.

--Eşi operayı severken o operadan hoşlanmaz

While they were to go to work, we were free to do what we want.

--Onlar işe gitmek zorundayken biz istediğimizi yapmak da özgürdük.

c) Hem temel cümlecik hem de yan cümlecik olumlu fiil içerdiği halde anlamsal olarak zıtlık belirtiyorsa da “whereas” ya da “while” kullanılabilir

They have been living in İzmir for years while/whereas we’ve been in İstanbul.

--Biz yıllardır İstanbul’dayken onlar İzmir’de yaşıyorlar.

While/Whereas we did all the job, they enjoyed themselves.

--Biz tüm işi yaparken onlar keyiflerine baktılar.
Devamını Oku

Beklenilenin Tersinde Zıtlık Bildiren Yan Cümlecik Bağlaçları - Concessive Contrast Conjunctions


  • 3) Beklenilenin Tersinde Zıtlık Bildiren Yan Cümlecik Bağlaçları

    Belli bir durumda beklenmedik bir zıtlık (concessive contrast) belirtirken birçok farklı bağlaç kullanılabilir.

    Bu bağlaçların ilk grubu birbirinin yerine kullanılabilien “although”, “though”, ve “even though”dan oluşur. Bu bağlaçlar yan cümleciğin başına gelir ve eger yan cümlecik temel cümleceğin önüne yazılırsa sonuna virgül eklenir.

    • Although/Though/Even though the girl is so young, she is so experienced.

    -Kız çok genç olmasına rağmen oldukça deneyimli.

    • Though/Although/Even though I’d studied for many hours for the exam, I couldn’t get high mark..

    -Sınav için sattlerce çalışmış olmama rağmen yüksek not alamadım.

    • The child can play the guitar perfectly although/ though he is 6 years old.

    -Çocuk 6 yaşında olmasına rağmen gitarı mükemmel çalabiliyor.

    Although/Though/Even though ‘dan sonra yer alan temel cümlecikte anlamı güçlendirmek için cümleye “yine de” anlamı katan “nevertheless” veya “still” kullanılabilir.

    • Although/Even though they are so wealthy, they nevertheless/still don’t waste their money.—Çok varlıklı olmalarına rağmen yine de paralarının çarçur etmezler.

    Concessive contrast bildiren bağlaçların ikinci grubu olarak yine birbirlerinin yerine kullanılabilen “despite the fact that, “in spite of the fact that” ve “notwithstanding the fact that” kalıplarını inceleyebiliriz.

    • Despite the fact that he is married, he has 2 girl friends, too

    --Evli olmasına rağmen 2 de kız arkadaşı var.

    • Inspite of the fact that they have seen everything, they don’t tell anything.

    --Herşeyi gördükleri halde hiçbirşey anlatmıyorlar.

    • Notwithstanding the fact that we have enough money, we won’t buy that car.

    --Yeterli paramız olmasına karşın o arabayı satın almayacağız.

    “Even if” de anlamca zıtlık ifade edebildiği için onu da bu başlık altında sayabiliriz.

    • You cannot win the competition even if you try hard.
    • --Çok denesen bile yarışmaya kazanamazsın.

    • I don’t work there even if it is my last chance.
    • --Son sanşım olsa bile orada çalışmam.

    Concessive contrast belirtmek için bu bağlaçlardan başka “regardless of the fact that”, “however”, no matter how/what/when/where gibi bağlaçlar da kullanılır.

    However + Adj.(sıfat) = No matter how + Adj.

    However generous you are, you cannot gain her love.

    --Ne kadar cömert olursan ol onun sevgisini kazanamazsın

    No matter how clever he is, he has to work hard all the time

    --Ne kadar zeki olursa olsun, her zaman çok çalışmak zorunda.

    However + Adv.(zarf) = No matter how + Adv.

    However eagerly she tried, she couldn’t manage it.

    --Ne kadar istekle denediyse de başaramadı.

    No matter how well he behave, his step-mother doesn’t love him

    --Ne kadar iyi davranırsa davransın üvey annesi onu sevmiyor.

    No matter what

    No matter what thay do, I won’t forgive them

    --Ne yaparlarsa yapsınlar onları affetmeyeceğim.

    No matter what he did in order to make her happy, Jane didn’t even smile.

    --Onu mutlu etmek için ne yaparsa yapsın Jane gülümsemedi bile

    No matter where

    They don’t ask me anything, no matter where I go

    --Nereye gidersem gideyim bana birşey sormazlar

    No matter when

    She didn’t tell anything to her family no matter when she visited them

    --Ailesini ne zaman ziyaret ederse etsin onlara hiç birşey anlatmazdı.

    Regardless of the fact that

    I will buy the car regardless of the fact that it is too expensive

    --Çok pahalı olduğunu gözardı ederek o arabayı alacağım.

    She called her boy friend regardless of the fact that her family had forbidden her to call him.

    --Ailesinin erkek arkadaşını aramasını yasaklamsını gözardı ederek onu aradı.



Devamını Oku

Yan cümlecik bağlaçları - Subordinate conjunctions


  • Yan cümlecik bağlaçları - Subordinate conjunctions

    Yan cümlecik bağlaçları isimleri gibi yan cümleciklerin başında kullanılırlar ve yan cümleciğin esas cümle ile olan ilişkisini gösterirler.

    Yan cümlecikler temel cümlecikten önce veya sonra kullanılabilirler. Önce kullanıldıkları zaman arkalarından virgülle kullanılırlar.

    Örneğin:

    “Öğrenmek istemelerine rağmen dinlemiyorlar.” cümlesini yan cümleciği ortada ve başta olmak üzere iki şekilde kullanabiliriz.

    They are not listening although they want to learn.

    Although they want to learn, they are not listening.

    Yan cümle bağlaçları kendi içinde yan cümleye kattığı anlama gore şu gruplara ayrılır: zaman, yer, durum, neden, karşılaştırma, amaç, koşul, zıtlık, ayrıcalıklı zıtlık, sonuç, miktar, istisna.

    1. ZAMAN amaçlı kullanılan yan cümlecik bağlaçları: when, before, after, while, as, as soon as, just as, as long as, the moment, until…

    Eş zamanlılığı gösteren bağlaçlar:

    When they clarified the situation, everybody understood the reality. – Durumu izah ettiklerinde herkes gerçeği anladı.

    As soon as / The moment / Just as I arrived home, my parents called me. – Eve varır varmaz annemler aradı.

    While / As you were talking on phone, our guests left. – Sen telefonda konuşurken konuklarımız ayrıldılar.

    As long as you need my dictionary, you can keep it. – İhtiyacın olduğu sürece sözlüğüm sende kalabilir.

    Öncelik – sonralık gösteren bağlaçlar:

    Before my friends come, I will clean my room. – Arkadaşlarım gelmeden önce odamı temizledim.

    After he had solved the problem, he explained the solution. – Problemi çözdükten sonra çözümü bize açıkladı.

    Until you say the truth, we will wait here. – Sen doğruyu söyleyene kadar burada bekleyeceğiz.

    1. AMAÇ bildirmek için kullanılan cümlecikler “so that” ve “ in order that” bağlaçları kullanılarak oluşturulur.

    __“So that” ve “ in order that”le kurulan cümlelcikler kısaltılmak istenirse ana cümlenin ve yan cümleciğin özneleri aynı ise “so as to” ya da “in order to” kullanılarak yeni yan cümlecik oluşturulur.

    She will go to the paryt so that / in order that she can meet new people.

    She will go to the party so as to / in order to meet new people.

    --Partiye yeni insanlarla tanışmak için gidecek.

    He had married her so that he could be rich.

    He had married her (so as) to be rich.

    --Onunla zengin olabilmek için evlendi.

    They visited us last weekend in order that they could see all of us together.

    They visited us last weekend (in order) to see all of us together.

    -- Hepimizi bir arada görmek için bizi geçen haftasonu ziyaret ettiler.

    __Eğer ana cümlecik ve “so that / in order that” cümleciklerinin özneleri aynı değilse cümleyi kısaltırken “for ........ to / in order for ...... to” kalıbı kullanılır.

    The building should have a fire escape in order that people can escape safely.

    The building should have a fire eccape in order for people to escape safely.

    --İnsanların güvenli bir şekilde kaçabilmesi için binanın bir yangın çıkışı olmalı.

    My mother cooked cookies so that I can offer to my guest.

    My mother cooked cookies for me to offer to my guest.

    --Annem misafirlerime ikram etmem için kurabiye pişirdi.

    __Bunlara ek olarak “in case” de amaç bildiren cümleciklerde kullanılır.

    You should go early in case there is a traffic jam on the road.

    --Yolda trafic sıkışıklığı olması ihtimaline karşılık erken gitmelisin.

    He should take his driver licence with him in case he needs.

    He should take his driver licence with him in case of need.

    --İhtiyacı olması ihtimaline karşı pasaportunu da yanına almalı.

    1. SONUÇ bildiren yan cümlecikler İngilizce’de bir çok farklı kalıpla oluşturulur.

    So + adj. + that ---sıfatlarla kurulan cümlecikler

    The movie is so great that I’ll never forget it.

    --Film o kadar harika ki asla unutmayacağım.

    The old woman was so healty that she could run every morning.

    -- Yaşlı kadın o kadar sağlıklıydı ki her sabah koşabilyordu.

    So + adj + a(n) + noun + that --sıfat+isimle kurulan cümlecikler

    Tolga is so nervous a teacher that he shouts at every student in the class.

    --Tolga o kadar sinirli bir öğretmen ki sınıftaki tüm ögrencilere bağırıyor.

    I’m so eager a student that I can learn everything I want

    --O kadar istekli bir öğrenciyim ki istediğim herşeyi ögrenebilirim.

    So + adv. + that --zarflarla kurulan cümlecikler

    The taxi driver drove the car so carelessly that nothing could prevent the accident.

    -- Taksi şoförü arabayı o kadar dikkatsizce sürdü ki kazayı hiçbir şey engel olamadı.

    He looks so lonely that you pity him if you see.

    --O kadar yalnız gözüküyor ki eğer görsen ona acırsın.

    So + many / few / much / little + noun + that

    I did so many mistakes in the exam that I cannot even imagine to pass.

    -- Sınavda o kadar çok yanlış yaptım ki geçmeyi hayal bile edemiyorum.

    You have so little time that you cannot catch the bus.

    --O kadar az zamanın var ki otobüse yakalayamazsın.

    Such + a(n) +noun

    They had never seen such a thing that they shocked.

    --Daha önce hiç böyle bişey görmedikleri için sok oldular.

    He is such a loser that nobody loves him.

    --O kadar başarısız ki kimse onu sevmiyor.

    I bought such a bag that I can put carry lots of thing in it.

    Öyle bir çanta aldım ki içinde bir sürü şey taşıyabiliyorum.

    Such + a(n) + adj. + noun

    She has such a great library that you can find anybook looking for

    -- O kadar harika bir kütüphanesi var ki aradığın her kitabı bulabilirsin.

    I can cook such a good meal that it’s impossible not to eat.

    --O kadar iyi bir yemek pişirebilirim ki yememek imkansız olur.

Devamını Oku

Denklik Bağlaçları - Correlative conjunctions


2. Bağlantılı/Denklik Bağlaçları - Correlative conjunctions

Denklik bağlaçları iki yapıyı iki kelime ile birbirine bağlar.

BOTH.............AND: hem....... hem de

Both your friends and your family should support you. – Hem arkadaşlarının hem de ailenin seni desteklemesi gerekir.

NOT ONLY..........................BUT ALSO: sadece............değil..................aynı zamanda

Olumlu yapılarda kullanılır, anlamı olumsuza çevirir.

She not only speaks English but also Italian. - O sadece İngilizce değil aynı zamanda İtalyanca da konuşur.

EITHER....................OR: ya..........ya da

They will either send it today or tomorrow. – Ya bugün ya da yarın gönderecekler.

NEITHER……………….NOR: ne…………ne de

Olumlu yapılarda kullanılır, anlamı olumsuza çevirir.

Neither her mother nor her father supports her. – Ne annesi ne de babası onu desteklemez.

WHETHER................OR: ikisinden hangisi /.............. mi yoksa ........mi

He is trying to decide whether to be a teacher or a historian. – Tarihçimi yoksa öğretmenimi olacağına karar vermeye çalışıyor.

! Either ve Neither; or ve nor olmaksızın kullanıldıklarında ya sıfat ya da zamir olarak kullanılır.

Either teacher is good. – Her iki öğretmen de iyi.

Neither teacher is good. – Her iki ööğretmen de iyi değil.

Either likes you. – İkisi de senden hoşlanıyor.

Neither likes you. – İkisi de senden hoşlanmıyor.
Devamını Oku

Bağlaçlar - Conjunctions

BAĞLAÇLAR

Birleşme anlamına gelen “junction kelimesinden gelen baçlarlar 7 kelime grubundan bir tanesini oluştururlar. Bağlaçları kelimeleri, kelime gruplarını ve cümlecikleri ve cümleleri birbirine bağlamak için kullanırız.

Başarılı ve zekisin. – You are successful and clever.

İyi bir baba ve duyarlı bir eşti. – He was a good father and a sensitive husband.

Onu görürsen lütfen bunu açıkla. - If you see her, please explain this.

Raporu tamamladım ve sonra gönderdim.- I completed the report and then sent it.

Bağlaç Çeşitleri:

Bağlaçlar temel olarak üç gruba ayrılır: Eşgüdüm Bağlaçlar (Coordinators), Yan cümle Bağlaçları (Subordinators), Cümleleri bağlayan Bağlaçlar ( Sentence Connectors)

  1. Eşgüdüm Bağlaçlar – Coordinators: İki bağımsız cümleyi tek bir cümlede birleştirmek için kullanılırlar. Bu bağlaçlardan önce virgül kullanılabilir.

AND: ve

The teacher is explaining, and the students are listening. – Öğretmen açıklıyor ve öğrenciler dinliyor.

BUT: ama

You needn’t write each detail, but you should write the important ones. – Her bir detayı yazman gerekmez ama önemli olanları yazman gerekir.

SO: bu yüzden, böylece, dolayısıyla

He didn’t know a foreign language, so the company didn’t accept him. – Yabancı dil bilmiyordu bu yüzden şirket onu kabul etmedi.

OR: ya da, yoksa

We must study, or we will forget. – Çalışmalıyız yoksa unutacağız.

YET: ama, yine de

The sun has been shining for hours, yet the ground is still wet. – Saatlerdir güneş parıldıyor yine de zemin ıslak.

FOR: -den, -dığı için

He gave up climbing at 200 metres, for he didn’t have the necessary equipment. – Gerekli malzemesi olmadığı için 200 metrede tırmanmayı bıraktı.
Devamını Oku