9. sınıf biyoloji sınav soruları ve cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9. sınıf biyoloji sınav soruları ve cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Lise 4 biyoloji dersi konu anlatımı ve ders notları Genetik Bilgisi

NÜKLEİK ASİTLER
(RNA-DNA)

RİBONÜKLEİK ASİT (RNA)
RNA'lar ribonukleotitlerinbirbirlerine bağlanması ile meydana gelen tek zincirli nukleik asitlerdir. DNA molekülleri ile kıyaslandığı zaman boyları daha kısadır. Hemen hemen bütün hücrelerde bol olarak bulunmaktadırlar. Gerek prokaryotik gerek ökaryotik hücrelerde genellikle üç ana sınıf RNA'ya rastlanmaktadır. Bunlar mesencır RNA (mRNA), ribozomal RNA (rRNA) ve transfer RNA (tRNA) dır. Bütün RNA'lar tek zincirli özel bir baz dizisine, karakteristik bir molekül ağırlığına sahip ve belirli bir biyolojik fonksiyonu yerine getirmektedir.
MESENCIR RNA (mRNA)
DNA'da saklı bulunan genetik bilginin, protein yapısına aktarılmasında kalıplık görevi yapan aracı bir moleküldür. mRNA ribozomlara tutunur ve DNA'dan aldığı genetik şifreye göre sentezlenecek proteinin amino asit sırasını tayin etmektedir. Her mRNA molekülü, DNA üzerinde bulunan ve gen adı verilen belirli bir bölge ile komplementerlik göstermektedir. Tek bir ökaryotik hücre yaklaşık 10.000 farklı mRNA molekülü ihtiva etmekte ve bunların her birinden bir veya daha fazla polipeptid zinciri sentezlemektedir.
TRANSFER RNA (tRNA)
tRNA'lar da ribonukleotidlerin polimerize olması ile meydana gelmiş, çok kıvrımlar gösteren ve tek zincirli yapıya sahip bir RNA çeşididir. tRNA'lar yonca yaprağına benzeyen üç boyutlu yapılarında yer yer çift sarmallı bir durum göstermektedir. Zincirde yer alan ribonukleotid sayısı 70 ile 99 arasında, molekül ağırlığı ise 23.000 ile30.000 dalton arasında değişmektedir. Doğada yer alan 20 aminoasitin her biri için en az bir tRNA molekülü bulunmaktadır. tRNA'lar adaptörlük görevi yaparak bir uçlarına bağladıkları amino asiti, ribozoma tutunmuş mRNA'nın taşıdığı kodono göre polipeptid zincirine dizerler. tRNA'lar üç bazdan meydana gelen antikodon adı verilen uçları ile yine mRNA üzerinde bulunan ve kodon adı verilen bölgeye geçici bağlanarak amino asitlerin mRNA üzerindeki şifreye göre doğru bir şekilde dizilmelerini temin etmektedir.
RİBOZOMAL RNA (rRNA)
rRNA'lar ribozomların ana yapısal elementi olup yaklaşık olarak ribozom ağırlığının % 65'ini teşkil ederler. Prokaryotik hücrelerde 3 çeşit, ökaryotik hücrelerde ise 4 çeşit rRNA bulunmaktadır. Ribozomal RNA'lar ribozomların yapı ve fonksiyonlarında önemli rpller oynamaktadır.
Bunlara ilave olarak ökaryotik hücrelerde iki çeşit RNA daha bulunmaktadır. Bunlardan birincisi heterojen nuklear RNA (hnRNA)'lardır. Bunlar ökaryotik hücrede sentezlenen ve prosese uğramamış öncül mRNA molekülleridir. İkincisi ise küçük nuklear (snRNA)'dır ve yine öncül mRNA moleküllerinin prosese uğraması esnasında ortaya çıkmaktadırlar.
DEOKSİRİBONÜKLEİK ASİT (DNA)
Genetik olayların hücrede moleküler düzeydeki temeli genetik materyal görevini üstlenen nükleik asitlerin yapı ve özelliklerine dayanır. Nükleik asitlerin iki türü olan deoksiribonükleik asit DNA ve ribonükleik asit RNA temelde aynı yapısal özelliklere sahiptir.
Genler, DNA‘daki bazı kimyasal dizilimler olan nükleotidlerden meydana gelmiştir. Çoğunluk kromozomların içersinde bulunurlar. Ayrıca DNA molekülü prokaryotlarda (Bakteriler) kromozom dışı genetik sistem, olan plazmidlerde, Ökaryotik hücrelerde genetik materyalin kromozomlar (Nukleus) dışında temel olarak (hayvan ve bitkilerde) mitokondri ve (sadece bitkilerde ve alglerde) kloroplastlarda bulunduğu bilinmektedir.
1953 yılında Watson ve Crick DNA molekülünün kendine has özelliklere sahip bir çift sarmal yapı halinde bulunduğunu ileri sürdüler. Bu araştırıcıların önerdikleri DNA yapısı o tarihlerde başka araştırıcılar tarafından ortaya konulan DNA ya ilişkin önemli bulgulara dayanmaktadır. Bunlardan biri, Wilkins ve Franklin tarafından, izole edilmiş DNA fibrillerinin X-ray ışınlarını kırma özelliklerinin açıklanmasıdır. Elde edilen X ışını fotoğrafları, DNA nın zincirlerindeki bazların diziliş sırasına bağlı olmaksızın, çok düzenli biçimde dönümler yapan bir molekül olduğunu göstermektedir. Ayrıca TMV (tütün Mozaik Virusu) üzerinde yapılan çalışmalar da DNA ile ilgili çalışmalarda ışık tutmuştur.
Bir başka önemli bulguda Chargaff tarafından saptanmıştır. Herhangi bir türe ait DNA nın nükleotidlerine parçalandığında serbest kalan nukleotidlerde adenin miktarının timine, guanin miktarının da sitozine daima eşit olduğunun saptanmasıdır.. Yani Chargaff kuralı‘na göre doğal DNA moleküllerinde adeninin timine veya guaninin sitozine oranı daima 1’e eşittir. (A/T=1 ve G/C=1).
İşte Watson ve Crick bu bulguları değerlendirerek böyle özelliklere sahip DNA makro molekülünün sekonder yapısına ait bir model geliştirdiler. Bu modele göre, bir çok sorunun açıklanması yapılabildiğinden dolayı 1962 yılında bu iki bilim adamına Nobel Ödülü verildi.
Bu modele göre;
DNA molekülü, heliks (=sarmal) şeklinde kıvrılmış, iki kollu merdiven şeklindedir. Kollarını, yani merdivenin kenarlarını, şeker (deoksiriboz) ve fosfat molekülleri meydana getirir. Deoksiriboz ile fosfat grupları ester bağlarıyla birbirlerine bağlanmıştır. İki kolun arasındaki merdiven basamaklarında gelişigüzel bir sıralanma yoktur; her zaman Guanin (G), Sitozin’in (C ya da S); Adenin (A), Timin’in (T) karşısına gelir. Hem pürin (yani adenin ve guanin) ile pirimidin (yani sitozin ile timin) arasındaki hidrojen bağları, hemde diğer bağlar, meydana gelen heliksin düzgün olmasını sağlar. Pürin ve pirimidin bazları, yandaki şekerlere (Riboz), glikozidik bağlarla bağlanmıştır. Baz, şeker ve fosfat kombinasyonu, çekirdek asitlerinin temel birimleri olan nükleotidleri meydana getirmiştir. Dört çeşit nükleotid vardır. Bunlar taşıdıkları bazlara göre isimlendirilirler (Adenin, Guanin, Sitozin,Timin).

DNA molekülü kendini oluşturan nukleotidlerin sayısına bağlı olarak, büyüklüğü türden türe değişen, uzun zincir şeklinde bir yapı gösterir. İnsanda bu zincirin uzunluğu açıldığında 2 metreye kadar varabilir. Bütün halinde eldesi zincirin hassas ve kırılgan yapısından ötürü çok güçtür.
İki polinükleotid zincirin şeker fosfat omurgaları, ortak bir eksen çevresinde eşit çaplı ve sağ yöne doğru dönümler meydana getirir. Nükleotidlerin bazları molekülün omurgasının iç kısmında bulunur. Bazların konumları sarmalın eksenine 90 derece açı yapacak şekilde konumlanmıştır. Birbirine komşu baz çiftlerinin dönümleri arasındaki uzaklık 3,4A dür. Ayrıca her baz çifti komşusuna 36 derecelik açı yapacak şekilde yerleşmiştir. Buna göre, yaklaşık 10 baz çifti 360 derecelik tam bir dönümü tamamlayacağından, her dönümün boyu 34A dür.
İki polinükleotid zincirdeki nukleotidler karşılıklı olarak birbirlerine hidrojen bagları ile bağlanmıştır. Bu bağ fosfor bağları kadar kuvvetli olmadığı için pH değişikliği, sıcaklık basınç gibi faktörlerde kolaylıkla birbirlerinden ayrılabilmektedir. DNA nın kendi kopyasını yapması ve gen anlatımı, nukleotidler arasındaki hidrojen bağlarının ayrılması ile gerçekleşmektedir.
Nükleotidler birbirlerine fosfat bağlarıyla bağlanarak, şeker ve fosfat kısımlarının birbirlerini izlediği serilerden oluşan bir omurgaya sahip uzun ve dallanmış polinükleotid zincirlerini meydana getirmiştir. Kovalent ester bağları veya fosfodiester bağları olarak da bilinen bu bağlar son derece kuvvetlidir. Fosfodiester bağlarının varlığı DNA molekülünün tek zincirli yapı halinde iken bile dayanıklı ve stabil yapıda olmasını sağlar. Genetik mühendisliğinin hedeflerinden biri olan klonlama çalışmaları, doğal yolla gerçekleşmesi mümkün olmayan kovalent bağ kırılmalarını gerçekleştirerek yeni türler oluşturma çabalarını içerir.
Nukleotidlerin yapısı bazik olmasına karşın oımurgadaki PO4(fosforik asit) grubunun varlığı polinükleotid zincirlerin asit özellikte olmalarına yol açar ve nükleik asit terimi de bu özellikten kaynaklanır.
Hidrojen bağları daima bir pürin(A,G) ile bir pirimidin (T,C) bazı arasından meydana gelir. A-T baz çiftinde 2 hidrojen bağı, G-C baz çiftleri arasında ise 3 hidrojen bağı bulunmaktadır. Hidrojen bağlarının özelleşmesi; anahtar kilit modelinini andıran, uygun nukleotid moleküllerinin karşılıklı gelerek birbirlerine yine uygun sayıda hidrojen bağları ile bağlanmasını sağlar. Böylece zincirin bir kolunda bulunan nukleotidlerin dizilişi,karşı kolda bulunan nukleotidlerin dizilişini bir çeşit dikte ve kontrol eder. Tesadüfe bırakmayan bir titizlikle molekül yapısı oluşturulur ve kontrol edilir.
DNA molekülünün en önemli özellik iki polinükleotid zincirin birbirinin tamamlayıcısı olmasıdır. Pozitif (+) ve negatif (–) iki polinukleotid zincirlerinin tamamlayıcılık özelliği,genetik materyalin işlevlerini doğru biçimde nasıl yapabildiğinin açıklanması açısından DNA’nın en önemli temel özelliklerinin başında gelir.
DNA çift sarmalının dikkate değer ve önemli bir özelliği, molekülü oluşturan zincirlerin birbirlerinden kolaylıkla ayrılabilmesi ve yeniden birleşebilmesidir. Protein sentezi ve Dna replikasyonu (kendi kopyasını oluşturması) bu özellik sayesinde meydana gelebilir. DNA’nın iki zinciri, birbirine sadece H bağları ve hidrofobik etkileşimlerle bağlı olmaları nedeni ile, nükleotidleri arasındaki kovalent bağlardaki herhangi bir kopma olmaksızın çözülebilir (denatürasyon). Aynı şekilde çözülmüş molekülün zincirleri tamamlayıcı bazları arasında H bağlarının oluşumu ile birleşip sarmal yapıyı yeniden oluşturabilir (renatürasyon).
Nükleotidler arasındaki fosfor bağlarının kopması nedeniyle nükleotidlerin yerine başka nukleotid veya nukleotid dizisinin geçmesi mutasyonlara yol açar.Bu mutasyonların tek zincirli RNA molekülünde oluşma olasılığı çift zincirli DNA molekülüne göre daha fazladır.Mutasyonların neticeleri ölümcül olabilir. Evrimsel gelişim içinde mutasyonların menfi yada müspet etkileri gözardı edilemeyecek noktadadır. Günümüzde viral hastalıkların başında gelen AIDS’in önüne geçilememesinin en geçerli nedeni genomu tek zincirli RNA olan virusun sürekli mutasyonlar geçirerek kendini sürekli yenilemesi gösterilebilir..

(Yukarıdaki bilgiler Prof. Dr. Engin M. GÖZÜKARA 'nın BİYOKİMYA adlı kitabından yararlanılarak yazılmıştır.)
RNA-DNA
RİBONÜKLEİK ASİT (RNA)
RNA'lar ribonukleotitlerinbirbirlerine bağlanması ile meydana gelen tek zincirli nukleik asitlerdir. DNA molekülleri ile kıyaslandığı zaman boyları daha kısadır. Hemen hemen bütün hücrelerde bol olarak bulunmaktadırlar. Gerek prokaryotik gerek ökaryotik hücrelerde genellikle üç ana sınıf RNA'ya rastlanmaktadır. Bunlar mesencır RNA (mRNA), ribozomal RNA (rRNA) ve transfer RNA (tRNA) dır. Bütün RNA'lar tek zincirli özel bir baz dizisine, karakteristik bir molekül ağırlığına sahip ve belirli bir biyolojik fonksiyonu yerine getirmektedir.
MESENCIR RNA (mRNA)
DNA'da saklı bulunan genetik bilginin, protein yapısına aktarılmasında kalıplık görevi yapan aracı bir moleküldür. mRNA ribozomlara tutunur ve DNA'dan aldığı genetik şifreye göre sentezlenecek proteinin amino asit sırasını tayin etmektedir. Her mRNA molekülü, DNA üzerinde bulunan ve gen adı verilen belirli bir bölge ile komplementerlik göstermektedir. Tek bir ökaryotik hücre yaklaşık 10.000 farklı mRNA molekülü ihtiva etmekte ve bunların her birinden bir veya daha fazla polipeptid zinciri sentezlemektedir.
TRANSFER RNA (tRNA)
tRNA'lar da ribonukleotidlerin polimerize olması ile meydana gelmiş, çok kıvrımlar gösteren ve tek zincirli yapıya sahip bir RNA çeşididir. tRNA'lar yonca yaprağına benzeyen üç boyutlu yapılarında yer yer çift sarmallı bir durum göstermektedir. Zincirde yer alan ribonukleotid sayısı 70 ile 99 arasında, molekül ağırlığı ise 23.000 ile30.000 dalton arasında değişmektedir. Doğada yer alan 20 aminoasitin her biri için en az bir tRNA molekülü bulunmaktadır. tRNA'lar adaptörlük görevi yaparak bir uçlarına bağladıkları amino asiti, ribozoma tutunmuş mRNA'nın taşıdığı kodono göre polipeptid zincirine dizerler. tRNA'lar üç bazdan meydana gelen antikodon adı verilen uçları ile yine mRNA üzerinde bulunan ve kodon adı verilen bölgeye geçici bağlanarak amino asitlerin mRNA üzerindeki şifreye göre doğru bir şekilde dizilmelerini temin etmektedir.
RİBOZOMAL RNA (rRNA)
rRNA'lar ribozomların ana yapısal elementi olup yaklaşık olarak ribozom ağırlığının % 65'ini teşkil ederler. Prokaryotik hücrelerde 3 çeşit, ökaryotik hücrelerde ise 4 çeşit rRNA bulunmaktadır. Ribozomal RNA'lar ribozomların yapı ve fonksiyonlarında önemli rpller oynamaktadır.
Bunlara ilave olarak ökaryotik hücrelerde iki çeşit RNA daha bulunmaktadır. Bunlardan birincisi heterojen nuklear RNA (hnRNA)'lardır. Bunlar ökaryotik hücrede sentezlenen ve prosese uğramamış öncül mRNA molekülleridir. İkincisi ise küçük nuklear (snRNA)'dır ve yine öncül mRNA moleküllerinin prosese uğraması esnasında ortaya çıkmaktadırlar.
DEOKSİRİBONÜKLEİK ASİT (DNA)
Genetik olayların hücrede moleküler düzeydeki temeli genetik materyal görevini üstlenen nükleik asitlerin yapı ve özelliklerine dayanır. Nükleik asitlerin iki türü olan deoksiribonükleik asit DNA ve ribonükleik asit RNA temelde aynı yapısal özelliklere sahiptir.
Genler, DNA‘daki bazı kimyasal dizilimler olan nükleotidlerden meydana gelmiştir. Çoğunluk kromozomların içersinde bulunurlar. Ayrıca DNA molekülü prokaryotlarda (Bakteriler) kromozom dışı genetik sistem, olan plazmidlerde, Ökaryotik hücrelerde genetik materyalin kromozomlar (Nukleus) dışında temel olarak (hayvan ve bitkilerde) mitokondri ve (sadece bitkilerde ve alglerde) kloroplastlarda bulunduğu bilinmektedir.
1953 yılında Watson ve Crick DNA molekülünün kendine has özelliklere sahip bir çift sarmal yapı halinde bulunduğunu ileri sürdüler. Bu araştırıcıların önerdikleri DNA yapısı o tarihlerde başka araştırıcılar tarafından ortaya konulan DNA ya ilişkin önemli bulgulara dayanmaktadır. Bunlardan biri, Wilkins ve Franklin tarafından, izole edilmiş DNA fibrillerinin X-ray ışınlarını kırma özelliklerinin açıklanmasıdır. Elde edilen X ışını fotoğrafları, DNA nın zincirlerindeki bazların diziliş sırasına bağlı olmaksızın, çok düzenli biçimde dönümler yapan bir molekül olduğunu göstermektedir. Ayrıca TMV (tütün Mozaik Virusu) üzerinde yapılan çalışmalar da DNA ile ilgili çalışmalarda ışık tutmuştur.
Bir başka önemli bulguda Chargaff tarafından saptanmıştır. Herhangi bir türe ait DNA nın nükleotidlerine parçalandığında serbest kalan nukleotidlerde adenin miktarının timine, guanin miktarının da sitozine daima eşit olduğunun saptanmasıdır.. Yani Chargaff kuralı‘na göre doğal DNA moleküllerinde adeninin timine veya guaninin sitozine oranı daima 1’e eşittir. (A/T=1 ve G/C=1).
İşte Watson ve Crick bu bulguları değerlendirerek böyle özelliklere sahip DNA makro molekülünün sekonder yapısına ait bir model geliştirdiler. Bu modele göre, bir çok sorunun açıklanması yapılabildiğinden dolayı 1962 yılında bu iki bilim adamına Nobel Ödülü verildi.
Bu modele göre;
DNA molekülü, heliks (=sarmal) şeklinde kıvrılmış, iki kollu merdiven şeklindedir. Kollarını, yani merdivenin kenarlarını, şeker (deoksiriboz) ve fosfat molekülleri meydana getirir. Deoksiriboz ile fosfat grupları ester bağlarıyla birbirlerine bağlanmıştır. İki kolun arasındaki merdiven basamaklarında gelişigüzel bir sıralanma yoktur; her zaman Guanin (G), Sitozin’in (C ya da S); Adenin (A), Timin’in (T) karşısına gelir. Hem pürin (yani adenin ve guanin) ile pirimidin (yani sitozin ile timin) arasındaki hidrojen bağları, hemde diğer bağlar, meydana gelen heliksin düzgün olmasını sağlar. Pürin ve pirimidin bazları, yandaki şekerlere (Riboz), glikozidik bağlarla bağlanmıştır. Baz, şeker ve fosfat kombinasyonu, çekirdek asitlerinin temel birimleri olan nükleotidleri meydana getirmiştir. Dört çeşit nükleotid vardır. Bunlar taşıdıkları bazlara göre isimlendirilirler (Adenin, Guanin, Sitozin,Timin).
DNA molekülü kendini oluşturan nukleotidlerin sayısına bağlı olarak, büyüklüğü türden türe değişen, uzun zincir şeklinde bir yapı gösterir. İnsanda bu zincirin uzunluğu açıldığında 2 metreye kadar varabilir. Bütün halinde eldesi zincirin hassas ve kırılgan yapısından ötürü çok güçtür.
İki polinükleotid zincirin şeker fosfat omurgaları, ortak bir eksen çevresinde eşit çaplı ve sağ yöne doğru dönümler meydana getirir. Nükleotidlerin bazları molekülün omurgasının iç kısmında bulunur. Bazların konumları sarmalın eksenine 90 derece açı yapacak şekilde konumlanmıştır. Birbirine komşu baz çiftlerinin dönümleri arasındaki uzaklık 3,4A dür. Ayrıca her baz çifti komşusuna 36 derecelik açı yapacak şekilde yerleşmiştir. Buna göre, yaklaşık 10 baz çifti 360 derecelik tam bir dönümü tamamlayacağından, her dönümün boyu 34A dür.
İki polinükleotid zincirdeki nukleotidler karşılıklı olarak birbirlerine hidrojen bagları ile bağlanmıştır. Bu bağ fosfor bağları kadar kuvvetli olmadığı için pH değişikliği, sıcaklık basınç gibi faktörlerde kolaylıkla birbirlerinden ayrılabilmektedir. DNA nın kendi kopyasını yapması ve gen anlatımı, nukleotidler arasındaki hidrojen bağlarının ayrılması ile gerçekleşmektedir.
Nükleotidler birbirlerine fosfat bağlarıyla bağlanarak, şeker ve fosfat kısımlarının birbirlerini izlediği serilerden oluşan bir omurgaya sahip uzun ve dallanmış polinükleotid zincirlerini meydana getirmiştir. Kovalent ester bağları veya fosfodiester bağları olarak da bilinen bu bağlar son derece kuvvetlidir. Fosfodiester bağlarının varlığı DNA molekülünün tek zincirli yapı halinde iken bile dayanıklı ve stabil yapıda olmasını sağlar. Genetik mühendisliğinin hedeflerinden biri olan klonlama çalışmaları, doğal yolla gerçekleşmesi mümkün olmayan kovalent bağ kırılmalarını gerçekleştirerek yeni türler oluşturma çabalarını içerir.
Nukleotidlerin yapısı bazik olmasına karşın oımurgadaki PO4(fosforik asit) grubunun varlığı polinükleotid zincirlerin asit özellikte olmalarına yol açar ve nükleik asit terimi de bu özellikten kaynaklanır.
Hidrojen bağları daima bir pürin(A,G) ile bir pirimidin (T,C) bazı arasından meydana gelir. A-T baz çiftinde 2 hidrojen bağı, G-C baz çiftleri arasında ise 3 hidrojen bağı bulunmaktadır. Hidrojen bağlarının özelleşmesi; anahtar kilit modelinini andıran, uygun nukleotid moleküllerinin karşılıklı gelerek birbirlerine yine uygun sayıda hidrojen bağları ile bağlanmasını sağlar. Böylece zincirin bir kolunda bulunan nukleotidlerin dizilişi,karşı kolda bulunan nukleotidlerin dizilişini bir çeşit dikte ve kontrol eder. Tesadüfe bırakmayan bir titizlikle molekül yapısı oluşturulur ve kontrol edilir.
DNA molekülünün en önemli özellik iki polinükleotid zincirin birbirinin tamamlayıcısı olmasıdır. Pozitif (+) ve negatif (–) iki polinukleotid zincirlerinin tamamlayıcılık özelliği,genetik materyalin işlevlerini doğru biçimde nasıl yapabildiğinin açıklanması açısından DNA’nın en önemli temel özelliklerinin başında gelir.
DNA çift sarmalının dikkate değer ve önemli bir özelliği, molekülü oluşturan zincirlerin birbirlerinden kolaylıkla ayrılabilmesi ve yeniden birleşebilmesidir. Protein sentezi ve Dna replikasyonu (kendi kopyasını oluşturması) bu özellik sayesinde meydana gelebilir. DNA’nın iki zinciri, birbirine sadece H bağları ve hidrofobik etkileşimlerle bağlı olmaları nedeni ile, nükleotidleri arasındaki kovalent bağlardaki herhangi bir kopma olmaksızın çözülebilir (denatürasyon). Aynı şekilde çözülmüş molekülün zincirleri tamamlayıcı bazları arasında H bağlarının oluşumu ile birleşip sarmal yapıyı yeniden oluşturabilir (renatürasyon).
Nükleotidler arasındaki fosfor bağlarının kopması nedeniyle nükleotidlerin yerine başka nukleotid veya nukleotid dizisinin geçmesi mutasyonlara yol açar.Bu mutasyonların tek zincirli RNA molekülünde oluşma olasılığı çift zincirli DNA molekülüne göre daha fazladır.Mutasyonların neticeleri ölümcül olabilir. Evrimsel gelişim içinde mutasyonların menfi yada müspet etkileri gözardı edilemeyecek noktadadır. Günümüzde viral hastalıkların başında gelen AIDS’in önüne geçilememesinin en geçerli nedeni genomu tek zincirli RNA olan virusun sürekli mutasyonlar geçirerek kendini sürekli yenilemesi gösterilebilir..
Devamını Oku

biyoloji yazılı soruları ve cevapları

-Heparin nerede üretilir, ne işe yarar?

*Temel bağ dokudaki mast hücreleri tarafından üretilir. Anın damarlar içerisinde pıhtılaşmasını engeller.
-Ergin memelilerin kaburga uçlarında yer alan kıkırdak doku türünün adı nedir?
*Hyalin kıkırdak
-Monositlerin görevi nedir?
*Ömürleri tükenmiş hücre ve dokuları parçalayarak yok etmek
- 0 (sıfır) kan grubunun diğer gruplardan kan alamayışının sebebi nedir?
*Plazmasında hem anti-A hem de anti-B antikorlarının bulunmasıdır. Bunlar hem A hem de B grubu kana ait alyuvarların çökelmesine sebep olurlar.
-Bitkilerde soymuk borularının görevi nedir?
*Yapraklarda yapılan besin maddelerini bitkinin her yanına iletilmesini sağlamak.
-Su bitkilerinde stomalar neden yaprağın üst yüzeyinde yer alırlar?
*Alt yüzeyde olsalardı, su basıncı yüzünden gaz değişimi mümkün olmayacaktı. Bundan dolayı üst tarafta bulunurlar.
-Hidrada alınan uyarıların sinir sisteminde iletilmesi nasıl olur?
*Uyarılar, sinir ağı boyunca azalarak ilerler.
-Kemik dokuda, oseinin yapısında bulunan organik maddeler nelerdir?
*Protein ve kollojen lifler
-Endokrin bezleri anlatınız.
*Salgılarını doğrudan kana veren bezlerdir. Bu salgıya hormon denir.
-Hormonların etki oluşturması nasıl olur? Anlatınız.
*Dolaşım sistemine katılan hormon, kan aracılığıyla etki edeceği hedef organa ulaşır ve etkiderek o organın faaliyete geçmesini sağlar.
-Düz kasların kasılma ve çalışma şekilleri nasıldır?
*Düzenli ve yavaş kasılırlar, uzun süreli çalışır.
-Terliksi hayvanda sinir telciklerinden biri koparıldığında ne olur?
*O sinir telciğinin bağlı olduğu silin hareketi bozulur.
-Sıfır (0) kan grubunun genel verici olma özelliği nereden gelmektedir?
*Alyuvarlarında antijen (protein) olmadığından, diğer gruplaR her hangi bir reaksiyon göstermezler.
-Sert kemik doku hücreleri nasıl beslenir?
*Volkman kanallarından geçen kan damarlarından oksijen ve besini difüzyonla alırlar.
-Alyuvarların çekirdeksiz oluşlarının faydası nedir?
*Oksijen taşıma kapasiteleri artar.
-Makrofaj nerede üretilir, ne işe yarar?
*Temel bağ dokuda, vücuda giren bakterileri fagositozla yok eder.
-Omurlar arasındaki disklerde yer alan kıkırdak dokunun adı nedir?
*Fibröz kıkırdak.,
*Sinir doku hücreleri neden yenilenmez?
-Sentrozomları kaybolduğu için mitoz bölünme görülmez.Bundan dolayı da yenilenemezler.
*Kökteki kaliptra ne işe yarar?
-Kökün toprağın sert kısımlarından zarar görmesini önler.
*Çok hücreli bezler salgılama şekillerine göre kaça ayrılır? Nelerdir?
-Endokrin bezler, Ekzokrin bezler ve Karma bezler.
*Yağ dokunun esnek ve basınca dayanıklı olması, hangi özelliğiyle gerçekleşmektedir?
-Yağ doku hücreleri arasında bulunan ağsı ve kollojen liflerin bol olması sayesinde.
*Kutikula tabakasının bitkide ne işe yaradığını yazınız.
-Bitkinin su kaybını azaltır.
*Kanda yer alan kan proteinleri nelerdir?
-Albumin, globulin, fibrinojen, heparin.
*Bitkilerde gövdenin kalınlaşması hangi yapı sayesinde, nasıl olmaktadır?
-Kambiyum dokusu sayesinde. Gövdedeki kambiyum hücreleri ilkbaharda ve sonbaharda tekrar oluşur. Her yıl tekrarlanan bu hücreler sayesinde gövde kalınlaşır.
*AB kan grubunun genel alıcı olması hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır?
-AB grubunun plazmasında antikor yoktur. Dolayısıyla gelen kan gruplarına karşı reaksiyon oluşmaz.
*Kan serumunda bulunan maddeler nelerdir?
- Aminoasit, Basit karbonhidratlar, Yag (Lipit), Vitamin, Antikor, Hormon, Madensel tuzlar, azotlu bileşikler.
*Kemik dokudaki Periost ne işe yarar?
-Kemiğin kalınlaşmasını ve onarılmasını sağlar.Ayrıca kemiği besler.
*Sıfır kan grubunun genel verici olması hangi özelliğinden kaynaklanmaktadır?
- Sıfır kan grubunun alyuvarlarında antijen (protein) yoktur. Dolayısıyla diğer kan gruplarında reaksiyon oluşmaz
*Bitkinin boyuna uzamasını sağlayan yapının adı nedir?
-Büyüme konisi (birincil bölünür doku)
*Bir solucan ile bir çekirgeyi kas yapısı ve hareketi yönünden karşılaştırınız.
- Düz kasların kasılmaları yavaş ve düzenlidir. Eklembacaklı-lar hariç diğer omurgasız hayvanlar düz kaslara sahiptir. Çizgili kaslar ise düz kaslara oranla çok daha hızlı kasılma yapabilirler. Bundan dolayı çekirgenin sıçraması ani ve hızlı olu. Solucan ise yavaş hareket eder.
*Stomaların bitkideki görevini yazınız.
- Fotosentez için gerekli karbondioksitin alınması, alt epidermis hücreleri arasında bulunan stoma(gözenek)lar tarafından sağlanır.
*Kıkırdak doku çeşitleri nelerdir?
-Hyalin, elastiki, fibröz kıkırdak.
*Otsu bitkilerde gövdenin dik durması, hangi olay sayesinde, nasıl olur?
-Osmoz sayesinde olur. Hücrelere giren su, hücre çeperlerine içeriden dışarıya doğru basınç yaparak hücrelerin zarını gerginleştirir. Bu gerginlik sayesinde bitki gövdesi dik durur.
*Sinaps nedir?
-Bir nöronun aksonu ile diğer nöronun dendiritinin veya gövdesinin karşı karşıya gelmesidir.
*Doku nedir?
-Organizmada belirli görevleri yapmak üzere özelleşmiş hücre topluluklarına denir.
*A Rh+ bir insan hangi gruplardan kan alabilir?
- A Rh+ ve O Rh+ grupalardan.
*Bağ doku içinde yer alan melanositler(pigment hücreleri) ne işe yarar?
-Deriye renk vermek.
*Odun borularının bitkideki görevi nedir?
-Köklerle topraktan alınan suyun bitkinin her yanına dağıtılmasını sağlamak.
*Birincil bölünür dokular bitkide nerede yer alır?
-Kök ve gövde uçlarında.
*Tek katlı silindirik epitel hücrelerinin vücutta bulunduğu yerlerden ikisini yazınız.
-Mide, ince barsağın iç yüzeyinde, soluk borusunda, üreme kanallarında.
*Bitkilerde kutikula’nın fonksiyonu nedir?
-Bitkinin su kaybını önler.
*Konya’da yaşayan bir insanın kanındaki alyuvar sayısı, Antalya’da yaşayanlardan fazladır. Bunun nedeni nedir?
-Yüksekler çıkıldıkça oksijen oranı azalır. Bu yükseklik farkından dolayı Konya’daki oksijen oranı Antalya’dan daha azdır. Ancak vücut, ihtiyaç duyduğu oksijeni almak ister. Yeterli oksijen yoğunluğu olmayınca da kandaki oksijen taşıyıcı moleküllerin sayısını artırır.
*Bir omurgalıya ait sinir hücresinin şeklini çizerek kısımlarını üzerinde gösterinniz.
-
*Bitkilerde büyüme neden sınırsızdır?
-Bitkinin uç kısımlarında bulunan büyüme konisi, bitkinin boyca sınırsız büyümesini sağlar.
*Tek katlı yassı epitel hücreleri vücutta nerelerde bulunur?
-Akciğer alveollerinde ve kılcal damarlarda.
*Soymuk boruları bitkide ne işe yarar?
-Fotosentez ürünlerinin bitkinin her yanına dağıtılmasını sağlar.
*Histamin vücutta nerede üretilir, ne işe yarar?
-Temel bağ dokudaki mast hücrelerinde üretilir. Kılcal damarların geçirgenliğini artırır.
*Isırgan otunun yakıcı kapsüllerini taşıyan tüyleri nasıl meydana gelmiştir?
-Epidermis hücrelerinin dışa doğru uzamasıyla.
*Hyalin kıkırdak hücrelerinin yapısı nasıldır?
-Hücre ana maddesi homojen, saydam ve beyaz mavimtrak renktedir. Ara maddedeki kollojen lifler sayesinde basınca dayanıklıdır.
*Mantar dokunun bitkideki görevini yazınız.
-Bitkiyi dış etkenlerden korumak.
*Sinir dokudaki Nöroglea hücrelerinin görevi nedir?
-Sinir hücrelerini beslemek, destek olmak ve koruyucu kılıf hazırlamak.
*Kış uykusuna yatan hayvanların hücreleri °°°°bolik faaliyetleri için gereken suyu nasıl elde ederler?
-Daha önce aldıkları besinleri yağa çevirerek depo ederler ve uyku esnasında bu yağın vücut tarafından yıkımı sonunda açığa çıkan suyu kullanırlar.
İmpuls iletimi sırasında sinir hücresinde ne gibi değişiklikler olur?
-
İmpulsun iletimi sırasında sinir hücresindeki K ve Na iyonlarının yer değiştirmesi sonucunda hücre zarının iç ve dış yüzeylerindeki elektrik yükü değişir.
Renk körlüğü nasıl meydana gelir?
Renkli görmeyi sağlayan üç tip koni hücresinden bir veya ikisinin genetik bozukluk sonucu bulunmaması durumunda bazı renkler ayrılamaz. Buna renk körlüğü denir
Bebeklerin ayakta duramamalarının sebebi nedir?
Beyinciklerinin gelişmemesinden dolayı
Üst deride kan damarları ve sinirler niçin bulunmaz?
Çünkü üst deride ölü hücreler bulunur.
İşitmeyi sağlayan korti hücreleri kulakta nerede bulunur?
İç kulaktaki KOHLEAR KANALInda.
Göz uyumu nedir?
Mercek kaslarının kasılıp gevşeyerek göze gelen ışığa göre mercek kalınlığını ayarlamasıdır
Omurilik soğanı hangi davranışların merkezidir? Solunum, sindirim, dolaşım, salgılama ve çeşitli reflekslerin merkezidir
Kemik dokuda kılcal kan damarları nerede bulunur? -Havers kanallarındaki VOLKMAN KANALLARInda.
Bitkilerde iletim doku bölümleri nelerdir?
Odun boruları - soymuk boruları
Salgılarını doğrudan kana veren bezlere ne ad verilir?
Endokrin bezler.
Uyartılar sinapstan nasıl geçer?
İmpulslar, akson sonundaki sinaptik yumruya geldiğinde sinaptik keseciklerdeki nörotransmitter maddeler sinaps boşluğuna geçerek diğer nöronun dendritine ulaşır. Böylece diğer nöron uyarılır
Niçin renkli görürüz?
-Retinada mavi, yeşil ve kırmızı renklere duyarlı koni hücrelerinin ve iki-üç koninin birlikte görev yapması sonucu renkli görürüz.
Beyinciği zedelenen kuşun davranışları nasıldır?
-Kas hareketlerinde düzensizlik ve denge bozukluğu dolayısı ile kuş yürüme ve uçma işini yapamaz
Deri güneş altında neden koyulaşır? -
Güneşin etkisiyle melanin pigmenti artar ve deri koyu renkli görünür
Dış kulak hangi bölümlerden oluşur? -Kulak kepçesi ve kulak yolundan
Gözde kornea nasıl meydana gelir? -Sert tabaka ön tarafta incelip saydamlaşarak şişkinleşir ve kornea meydana gelir.
Hipotalamus, hipofizin çalışmasını nasıl kontrol eder? -Salgılatıcı faktörleri (RF) salgılayarak.
Kemikte periost ne işe yarar? -Kemiğin beslenmesi, kırıkların onarımı ve enine büyümesini (kalınlaşmasını) sağlar.
Bitkilerde görülen bölünmez dokular nelerdir? -Temel doku, koruyucu doku, destek doku, iletim doku, salgı doku.
Mukus salgılayan tek hücreli salgı bezine ne ad verilir? Goblet hücre

BİYOLOJİ YAZILI SORULARI

1.DOKU NEDİR?
CEVAP:BENZER YAPILI ÖZELLEŞMİŞ HÜCRE GRUPLARININ OLUŞTURDUĞU TOPLULUĞA DOKU DENİR.

2.SÜNGER—MERİSTEM(BÖLÜNÜR)DOKU NEREDE BULUNUR?
CEVAP:BÜYÜME BÖLGELERİNDE BULUNUR.

3.DERMATOJEN GELİŞEREK NEYİ OLUŞTURUR?
CEVAP:EPİDERMİSİ.

4.HAVALANDIRMA PARANKİMASINI AÇIKLAYINIZ.
CEVAP:SU VE BATAKLIK BİTKİLERİNDE SU VE KARBONDİOKSİT ALIŞ-VERİŞİNİ SAĞLAR.HAVAYI DEPOLAYARAK GAZ ALIŞ-VERİŞİNİ SAĞLAR.

5.BİTKİNİN AŞIRI SU KAYBINI ÖNLEYEN NEDİR?
CEVAP:KÜTİKULA.

6.HÜCRE İÇİ SALGI NE YAPAR?ÖRNEK VERİNİZ.
CEVAP:BÖCEKÇİL BİTKİLERDE SİNDİRİMİ SAĞLAR. ÖRNEK:PORTAKAL,LİMON.

7.HİSTOLOJİ NEYİ İNCELER?
CEVAPOKU BİLİMİNİ İNCELER.

8.HÜCRE DIŞI SALGI NE YAPAR?ÖRNEK VERİNİZ.
CEVAP:CEP V.B.YERLERDE BİRİKİR. ÖRNEK:SARDUNYA.

9.PREMER MERİSTEM NEREDE BULUNUR?
CEVAP:BÜYÜME KONİSİNDE BULUNUR.

10.PERİBLEM GELİŞEREK NEYİ OLUŞTURUR?
CEVAP:KORTEKSİ’Yİ OLUŞTURUR.

11.EPİDERMİS HÜCRELERİ FARKLILAŞARAK NEYE DÖNÜŞÜR?
CEVAP:STOMAYA DÖNÜŞÜR.

12.MANTAR DOKU NASIL OLUŞUR?
CEVAP:EPİDERMİS’İN PARÇALANMASIYLA OLUŞUR.

13.PEK DOKU KAÇA AYRILIR?
CEVAP:KÖŞE VE LEVHA OLMAK ÜZERE 2’YE AYRILIR.

14.SOYMUK İLE ODUN BORULARI ARASINDAKİ FARK NEDİR?
CEVAP:SOYMUK BORUSU:KALBURLU
ODUN BORUSUÜZ’DÜR.


15.EPİTEL DOKUNUN GÖREVİ NEDİR?
CEVAPUYU,SALGI,EMME,KORUMA GÖREVİ YAPAR.

16.KERATİNLEŞME EN ÇOK NEREDE GERÇEKLEŞİR?
TOPUKTA GERÇEKLEŞİR.(BASINÇ)

17.MAKROFAJ’IN GÖREVİ NEDİR?
CEVAP:MİKROPLARI VE YABANCI MADDELERİ FAGOSİTE ETMEK.

18.HİYALİN KIKIRDAK NEREDE BULUNUR?
CEVAP:SOLUK BORUSU,BURUN,EKLEM BAŞLARI V.B.

19.YAĞ DOKUNUN GÖREVLERİ NELERDİR?
CEVAP:YAĞ DEPO EDER,VÜCUT ISISINI DÜZENLER,VÜCUDA DAYANIKLILIK SAĞLAR VE ENERJİ VERİR.

20.ALYUVARLAR NE TAŞIR?
CEVAP:OKSİJEN VE KARBONDİOKSİT TAŞIR.

21.AB KAN GRUBU NEDEN DİĞER GRUPLARDAN KAN ALIR?
CEVAP:PLAZMASINDA ANTİKOR OLMADIĞINDAN GENEL ALICIDIR.

22.ALVEOLLER NEREDE BULUNUR?
CEVAP:TEK KATLI YASSI EPİTELDE BULUNUR.

23.MELANİN YARARLARI NELERDİR?
CEVAP:MOR ÖTESİ IŞINLARDAN KORUR.

24.MAST HÜCRELERİ NE SALGILAR?
CEVAP:HEPARİN VE HİSTAMİN SALGILAR.

25.KEMİĞİN SERTLEŞMESİNİ HANGİ MİNERALLER SAĞLAR?
CEVAP:P,Ca,Mg,KARBONAT,VİTAMİNLER VE HORMONLAR SAĞLAR.

26.ALYUVAR NEDEN KIRMIZILIK SALGILAR?
HEMOGLOBİNDEN DOLAYI KIRMIZILIK SALGILAR.

27.PARAZİT VE ALERJİK HASTALIKLARDA SAYISI ARTAN AKYUVAR KİMDİR?
CEVAP:EOZİNOFİL.

28.B KAN GRUBU NEDEN A KAN GRUBUNA KAN VEREMEZ?
CEVAP:A KAN GRUBUNDA BULUNAN ANTİ B ANTİKORU,
B GRUBUNDA BULUNAN B ANTİYENİNİ ÇÖKERTİR.BU YÜZDEN KAN VEREMEZ.

29.BÜYÜME NOKTASININ KÖKTEKİ ADI NEDİR?
CEVAP:KALİPTRA.

Devamını Oku

biyoloji yazılı soruları ve cevapları,9. sınıf biyoloji sınav soruları ve cevapları

1. Hücre zarının görevi nedir?
ð Hücre içi ile hücre dışı arasında madde alış verişini sağlayan esnek, canlı ve seçici geçirgen bir zardır.

2. Endoplazmik retikulum kaç çeşittir ve görevi nedir?
ð Üzerine ribozom taşıyan granüllü ve granülsüz olmak üzere iki çeşittir. Hücre içinde maddelerin taşınması, depolanması ve kimyasal reaksiyonların yapıldığı yerdir.

3. Sentrozomun görevi nedir?
ð Kendini çoğaltmak ve bölünme sırasında iğ ipliklerini meydana getirmek.

4. Çekirdeğin görevleri nelerdir?
ð Metabolizmayı kontrol etmek
ð Karakterleri oğul canlılara aktarmak.

5. Yaşlanan bitki hücrelerinde bir tek büyük kofulun bulunmasının nedeni nedir?
ð Bitkilerde metabolizma artığı ürünlerin kofullarda depolanması.

6. Hücre çeperinin yapısı nasıldır?
ð Selülozdan meydana gelir. Çeper üzerinde kütin, lignin, süberin, kalsiyum ve silisyum gibi maddeler birikerek çeperin farklılaşmasına neden olur.

7. Bitkilerde çiçek ve meyvelerin renklerini ne verir?
ð Plastidler ve koful özsuyunda bulunan antokyan denilen madde.

8. Hücrenin bölünme nedenlerini yazın.
ð Hücre yüzeyini artırmak ve hacmini küçültmek için
ðHücrenin büyümesi çekirdeğin etki alanını sınırlar. Çekirdeğin etki alanını artırmak için hücre bölünür.

9. Kloroplast ve mitokondrinin ortak özellikleri nelerdir?
ð Çift zarlıdırlar
ð Kendilerine ait DNA’ları vardır.
ATP’nin sentezlendiği yerlerdir.

10. Mitoz olayının en önemli sonucu nedir?
ð Hücreden hücreye kalıtsal devamlılığı sağlar. Mitoz sayesinde, yeni meydana gelen hücreler ana-baba hücrenin sahip oldukları yeteneğin aynısına sahip olurlar. Bu da kendini eşleyen DNA moleküllerinin her oğul hücreye tam bir takım halinde geçmesiyle mümkün olur.

11. Ökaryot hücrelerde hücre bölünmesi hangi iki evreden oluşur?
ð Mitoz olarak adlandırılan çekirdek bölünmesi ve sitokinez olarak adlandırılan sitoplazma bölünmesi.

12. Mitoz bölünmenin safhalarının isimleini sırasıyla yazın.
ð Profaz, metafaz, anafaz, telofaz

13. İnsan gametinde kaç kromozom bulunur?
ð İnsan gametinde 23 kromozom bulunur? Bunların kaç tanesi otozom, kaç tanesi gonozomdur?
ð İnsan gametinde 23 kromozom bulunur. Bunlardan 22 tanesi otozom, 1 tanesi gonozomdur.

14. İnsanlarda erkeklerin ve dişilerin vücut hücrelerindeki kromozom formülünü yazınız.
ð Erkeklerde (44 + XY), Dişilerde (44 + XX)

15. Bitki hücresinin mitoz bölünme sırasında ara plağı ile ikiye bölünmesinin nedeni nedir?
ð Hücre zarının dışında selüloz çeperin bulunması.

16. Mayoz bölünme hangi hücrelerde görülür?
ð Üreme organlarında üreme ana hücrelerinde (Yumurtalık ve testislerde) görülür.

17. Mayoz bölünme ile ne sağlanır?
ð Dölden döle kromozom sayısının sabit kalması korunur.
ð Gen çeşitliliğine sebep olur.

18. Oogenezde aktif olmayan hücrelere ne ad verilir?
ð Kutup hücreleri.

19. İnsanlar ve amipler arasında mitoz bölünme hangi yönden farklıdır?
ð İnsanlarda mitoz bölünme büyüme, gelişme ve eskiyen yerlerin onarımını sağlar. Amiplerde mitoz bölünme çoğalmayı sağlar.

20. Bir insanın bazal metabolizması ölçülürken hangi şartlara dikkat edilmelidir?
ð En son alınan besinin ölçme işleminden 12 saat önce alınmasına
ð Ölçme sırasında kişinin tam dinlenme halinde tutulmasına
ð Ölçme sırasında ortam sıcaklığının belirlenmesine
ð Vücut yüzeyinin hesaplanmasına

21. ATP’nin molekül yapısı nasıldır?
ðAdenin denilen azotlu bir organik baz, Riboz denilen 5 karbonlu bir şeker ve üç fosfat grubundan yapılmış bir moleküldür.

22. ATP sentezi kaç yolla olur?
ð Oksijenli solunum
ð Oksijensiz solunum
ð Fotosentez

23. Eğer organizmalar enerjiyi karbonhidratlarda değil, ATP de depolasalardı ne gibi problemler olurdu?
ð Hücre içi daha asidik olurdu.
ð Fosfor şu an bulunduğundan daha çok kullanılırdı.

24. Bir nükleotidin yapısında 5 karbonlu şekerle azotlu organik bazın oluşturduğu kısma ne denir?
ð Nükleozit

25. mRNA’nın görevi nedir?
ð Hücredeki RNA miktarının % 5’ini oluşturur. DNA da bulunan genetik bilgiyi belli şifreler (kodon) halinde çekirdekten sitoplazmaya aktarır.


26. Hücre hayatında DNA’nın iki önemli görevini açıklayın.
ð Temel hücresel görevleri kontrol etmek
ð Genetik direktiflerin oğul döllere aynen iletilmesini sağlamak.
27. DNA modelinden faydalanılarak hangi biyolojik olaylar açıklandı?

ð DNA’nın hücre bölünmesinden önce kendini nasıl eşlediği
ð Protein sentezi için nasıl şifre taşıdığı
ð Mutasyonun nasıl meydana geldiği açıklandı.

28. Genetik şifre nedir? Genetik şifre bütün canlılarda aynı mıdır?
ð DNA’dan gönderilen hücre içindeki bütün olayları etkileyen mesajlara denir.
ð Genetik şifre her canlıda farklıdır.

29. DNA’nın neden mRNA gibi bir aracı yardımıyla çalışmak zorunda olduğu düşünülür?
ð DNA büyük bir molekül olduğu için çekirdekten dışarı çıkmaz. Proteinler çekirdek dışında, endoplazmik retikulum boyunca dağılmış olan ribozomlarda sentezlenirler. Direktiflerin çekirdekten sitoplazmaya taşınabilmesi için bir aracıya ihtiyaç vardır.

30. tRNA’nın protein sentezindeki görevi nedir?
ð tRNA hücre içindeki Amino asitleri tanır ve bunları proteinlerin sentezlendiği ribozomlara taşır.

31. DNA’nın Replikasyon yapması hücre bölünmesi açısından neden önemlidir?
ð Hücre bölünmesi ile özellikler yeni hücrelere geçer. Bir türün bütün bireylerindeki hücreler aynı tip ve sayıda kromozoma sahip olur.

32. Virüsler, canlılara has özelliklerden hangilerine sahiptirler?
ð DNA veya RNA içermeleri
ð Konak hücre içinde üremeleri
ð Mutasyona uğramaları
ð Üremeleri sırasında yeni gen kombinezonları oluşturmaları

33. Virüslerin çoğalmasını hangi faktörler sınırlamaktadır?
ð Virüslerin üremeleri konak hücrelere yayılma ve orada çoğalma yetenekleri ile sınırlıdır.

34. DNA içeren virüslere örnek veriniz?
ð Bakteriyofaj, çiçek hastalığı, suçiçeği ve uçuk (herpes) virüsü.

35. RNA içeren virüslere örnek veriniz?
ð Tütün mozaik virüsü, çocuk felci, grip, AİDS, kızamık, kabakulak ve patates, salatalık, marul bitkilerinde hastalık yapan virüsler.

36. Virüslerle mücadele etmek neden zordur?
ð Çeşitleri fazladır,
ð Çok küçüktürler
ð Antibiyotikten etkilenmezler.
ð Çabuk ürerler ve konakçı canlıyı kullanırlar.

37. Işık enerjisi kullanarak besin sentezleyen bakteriler nasıl adlandırılır?
ð Fotoototrof bakteriler

38. Şekillerine göre bakterilerin isimlerini yazın.
ð Yuvarlak (Coccus), çubuk (bacillus), spiral (spirillum), virgül (vibriyon)

39. Bakteriler oksijen ihtiyaçlarına göre nasıl adlandırılırlar?
ð Oksijen varlığında yaşayanlar (aerob bakteri), oksijensiz ortamda yaşayanlar (anaerob bakteri), her iki ortamda da yaşayanlar (geçici aerob ve geçici anaerob bakteriler)

40. Bakterilerde solunum enzimleri nerelerde bulunur?
ð Sitoplazmada veya hücre zarında bulunur.

41. Bakteri populasyonunda geometrik dizi şeklinde çoğalma neden sürekli olmaz?
ð Bakteriler çoğalmaları için ortamdaki su ve besin maddelerini bitirirler. Bu sırada ortamda alkol ve asitli bileşiklerle beraber zehirli atıklar da meydana gelir. Bu durum bakterilerin sayıca artışını engeller.

42. Bakterilerde endospor nedir ve hangi şartlarda meydana gelir?
ð Endospor bakteri sitoplazmasının su kaybederek büzülmesi ve etrafının dayanıklı bir zarla çevrilmesiyle bakterinin içinde oluşur. Bu olay üreme değildir. Bakterinin elverişsiz ortamlarda uzun zaman canlı kalabilmesini sağlar. Endospor yüksek sıcaklıkta ve kurak ortamlarda oluşur.

43. Ototrof ve saprofit bakterilerin parazit bakterilere üstün olmasını sağlayan özellik hangisidir?
ð Gelişmiş enzim sistemine sahip olmaları.

44. Prokaryot bir hücredeki protein sentezinin ökaryot hücreye göre daha hızlı olmasının nedeni nedir?
ð Çekirdek zarının bulunmaması.

45. Tatlı sularda yaşayan bazı bir hücrelilerdeki Kontraktil kofulların temel görevi nedir?
ð Fazla suyu aktif taşıma yaparak difüzyonun tersi yönde boşaltmak.

46. Çok hücreli organizmalarda doku, organ ve organ sistemlerine niçin ihtiyaç duyulur?
ð Organizmanın bütünlüğünün devamı için
ð Enerjinin korunumu için.

47. Hücrelerin özelleşmesi bir canlıya nasıl üstünlük sağlar.
ð Enerjinin daha verimli kullanılmasına yol açar.
ð İri parçalar halinde besinlerden yararlanma imkanı doğar

48. Çok hücreli organizmaların gelişimine bağlı olarak, bir hücreli organizmalarda bulunmayan ne gibi bir özel problem vardır?
ð İç çevreden atıkların uzaklaştırılması
ð Besin maddelerinin bütün hücrelere dağıtılması
ðOrganizmanın kendini eşleme olayı
ð Hücre içi ve hücreler arası kontrol ve koordinasyon.

49. Özelleşmiş hücre nedir?
ð Belirli görevleri yapmak üzere farklılaşmış, şekil ve yapı bakımından benzer hücrelerdir. Kas ve sinir hücreleri özelleşmiş hücrelerdir.Özelleşmiş hücreler dokuları, organları ve sistemleri meydana getirir.

50. Aktif taşımanın özellikleri nelerdir?
ð Enerji harcanır
ð Taşıma az yoğun ortamdan çok yoğun ortama doğrudur
ð Canlı hücrelerde görülür.
ð Enzimler kullanılır.

51. Pasif taşımanın özellikleri nelerdir?
ð Enerji harcanmaz
ð Taşıma çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğrudur.
ð Canlı ve cansız hücrelerde görülür.
ð Sıcaklık ve hareket difüzyonu artırır.

52. Hücrenin çok yoğun ortama konması halinde su kaybetmesi olayına ne ad verilir?
ð Plazmoliz.

53. Hücrenin az yoğun ortama konması halinde su alarak şişmesi olayına ne ad verilir?
ð Deplazmoliz

54. Büyük moleküllü katı maddelerin hücre içine aktif taşıma ile alınmasına ne denir?
ð Fagositoz

55. Büyük moleküllü sıvı maddelerin hücre içine aktif taşıma ile alınmasına ne denir?
ð Pinositoz

56. Deplazmoliz halindeki bir bitki hücresini saf suda bekletmeye devam edildiğinde koful sürekli su alarak büyür ve sitoplazmayı hücre çeperine doğru iter bu olaya ne denir?
ð Turgor

57. Bitki hücrelerine giren suyun hücrenin içinden dışına doğru yaptığı etkiye ne denir?
ð Turgor basıncı

58. Doğadaki canlıların özelliklerine, yaşayışlarına ve akrabalık derecelerine göre gruplandırılmasına ne denir?
ð Sınıflandırma (Taksonomi),

59. Ortak bir atadan gelen, yapı ve görev bakımından benzer özelliklere sahip, yalnızca kendi aralarında serbestçe üreyebilen ve verimli (kısır olmayan) yavrular oluşturan bireyler topluluğuna ne denir?
ð Tür

60. Sınıflandırmada kullanılan basamaklar (sınıflandırma) en küçük topluluktan en büyüğüne doğru nasıl sıralanır?
ð Tür, cins, familya, takım, sınıf, şube, alem olarak sıralanır.

61. Sınıflandırmada alemden türe doğru inildikçe birey sayısı ve ortak özellikler nasıl değişir?
ð Birey sayısı azalır, ortak özellikler artar.

62. Sınıflandırmada türden aleme doğru çıkıldıkça birey sayısı ve ortak özellikler nasıl değişir?
ð Birey sayısı artar, ortak özellikler azalır.

63. Havanın serbest azotunu yakalayarak toprakta azotlu bileşikleri oluşturan ve toprağın verimini artıran canlı grubu hangisidir?
ð Mavi-yeşil algler.

64. Basit bölünme ile çoğalan ve basit beslenme ihtiyaçları olan öncü organizma hangisidir?
ð Mavi-yeşil algler.

65. Bakterilerin antibiyotiğe ve kimyasal maddelere karşı kazandığı direnci nesiller boyu aktaran DNA kısmına ne denir?
ð Plazmid

66. Heterotrof bakteri çeşitlerinin isimleri nedir?
ð Parazit bakteriler
ð Saprofit (Çürükçül) bakteriler.

67. Güneş enerjisini kullanmadan inorganik maddeleri oksidasyonla elde ettikleri enerji ile su ve karbondioksitten besin üreten bakterilere ne denir?

68. Protozoaların çeşitleri nelerdir?
ð Kamçılılar (flagellata), Kökayaklılar (Rhizopoda), Sporlular (sporozoa), Sililer (cilliata)

69. Protistlerden olan öglenanın özelliği nasıldır?
ð Kamçılı olduklarından hareketlidirler bu nedenle hayvan olarak değerlendirilirken, klorofil taşıdıklarından dolayı da bitki olarak değerlendirilirler.

70. İnsanlarda uyku hastalığına sebep olan ve Çeçe sineği tarafından taşınan sporlu canlının adı nedir?
ð Trypanosoma gambiense

Devamını Oku