İNGİLİZCE ÖĞRENME AŞKI BU OLSA GEREK

Devamını Oku

İngilizce böyle konuşulur :)

Devamını Oku

İngilizcede En Çok Kullanılan 100 Fiil

Devamını Oku

İngilizce’de En Çok Kullanılan 100 Kelime

İngilizce’de En Çok Kullanılan 100 Kelime

Aşağıdaki 12 kelime okuduklarımızın yaklaşık dörtte birine denk gelir

A : bir / a book : bir kitap
And : ve
He : O (erkek)
I : Ben
in : içinde
is : dir
it : o (cansız ve hayvan)
Of : ..nın (of my car : arabamın)
That : şu
The (artikel) : The car (belirli araba)
to : e.. a .. (Ankara’ya)
Was : dı.. / He was a teacher (O bir öğretmendi)

Aşağıdaki 20 kelime ile birlikte 32 kelime okuduklarımızın yüzde otuzunu oluşturur

all : bütün (hepsi)
are : dırlar
as : gibi
at : de / da (at school)
Be : ol (mak) - fiil / I am .. You are … It is
But : fakat
For : için
Had : sahip olmak (dili geçmiş zaman) / I had a book : Bir kitaba sahiptim.
Have : Sahip olmak / I have a book : Ben bir kitaba sahibim
Him : Onu / I know him : Onu bilirim
his : Onun (erkek için) / His book : Onun kitabı – Her : onun (kadın için)
not : değil / This is not a book : bu bir kitap değildir.
On : üzerinde / on the table : masanın üzerinde
one : bir / one book : bir kitap
said : söyledi (say fiilinin dili geçmişi) / I said : ben dedim .. You said : Sen söyledin
so : böyle / böylece ..
they : onlar
we : biz
with : ile
you : sen / siz

Aşağıdaki 68 kelimeyi de eklerseniz toplam 100 kelimenin okuduğumuz yazılardaki kelimelerin yaklaşık yüzde ellisini oluşturur

About : hakkında
An : bir / an error : bir hata / an hour : bir saat
Back : geri / arka / Go back : geri git
Been : be fiilinin 3. hali (be / was / been)
Before : önce / before the party : partiden önce
Big : büyük / big man : büyük adam
By : ile / vasıtasıyla / by car : arabayla
Call : çağırmak / telefon etmek / I called my brother : Kardeşimi aradım
Came : gelmek - dili geçmiş / I came to work : İşe geldim
Can : yardımcı fiil .. bilir / I can go : Ben gidebilirim
Come : gel / I come to work at 8 : Ben 8 de işe gelirim
Could : can yardımcı fiilinin dili geçmişi / I could go oto school : Ben okula gidebildim
Did : do fiilinin dili geçmişi / I did my work : Ben işimi yaptım
Do : Yapmak fiili / I do my work every day : Ben hergün işimi yaparım
down : aşağı / sit down : otur aşağı
first : birinci / first lesson : birinci ders
from : den / dan / from Ankara : Ankara’dan
get : almak / elde etmek / ulaşmak / I will get water for you : Senin için su alacağım
go : gitmek / I go to school every morning : Her sabah okula giderim
has : have fiilinin 3. şahıs çekimi / He has a book : O bir kitaba sahiptir.
Her : Onun (kadın için) / Her book is on the table : Onun kitabı masanın üzerindedir.
Here : burada / buraya
İf : eğer / if you come early we will g oto the cinema (eğer erken gelirsen ….)
İnto : içine / Come into the room : odanın içine gel / odaya gir
Just : yalnızca
Like : beğenmek / hoşlanmak / I like music : Müzik severim
Little : az / little Money : az para / we have little Money / Az paramız var
Look : bak / Look at me : Bana bak
Made : make (yapmak) fiilinin dili geçmişi / I made a mistake / Ben bir hata yaptım
Make : Yapmak / I make a toast every morning : Her sabah bir tost yaparım
More : daha fazla / I have more Money : Benim daha fazla param var
Me : beni / bana (zamir) / Give me Money : Bana para ver
Much : çok (sayılamayan isimler için) / much love : çok sevgi / much patience : çok sabır
Must : meli.. malı (yardımcı fiil) / I must go : Ben gitmeliyim
My : benim / my book : benim kitabım
No : hayır / hiç / No I dont have a book : Hayır, bir kitaba sahip degilim.
New : yeni / New chance : yeni şans / new car : yeni araba
Now : şimdi / I will go now : Şimdi gideceğim
Off : kapalı / edat / the radiator is off : radyatör kapalıdır
Old : eski / yaşlı / an old lady : yaşlı bir kadın
Only : yalnız / only children : yalnız çocuklar
Or : veya
Our : bizim / our friends : arkadaşlarımız
Other : diğer / other ways : diğer yollar
Out : dışarı / go out : dışarı git
Over : üzerinde / üzerinden / jump over the wall / duvarın üzerinden atla
Right : sağ / doğru / haklı / You are right : Haklısın
She : O (kadın için) / She is a good girl : O iyi bir kızdır
See : gör / I see a woman : Bir kadın görürüm (görüyorum)
Some : bazı / we need some Money : Bizim biraz paraya ihtiyacımız var
Their : onların / their friends : onların arkadaşları
Them : onlara / onları / I love them : Onları severim (seviyorum)
Then : o zaman / ondan sonra / öyleyse / Then I went to work : Ondan sonra işe gittim
There : Orada / oraya / I will go there : Oraya gideceğim
This : bu / this book : bu kitap
Two : iki / two girls : iki kız
Up : yukarı / stand up : Ayağa (yukarı) kalk
Want : istemek / I want Money : Para isterim (istiyorum)
Well : iyi (zarf) / He speaks well : O iyi (şekilde) konuşur.
Went : gitmek (dili geçmiş hali) / I went to work : Ben işe gittim
Were : be fiili dili geçmiş zaman / They were friends : Onlar arkadaştılar
What : ne / What do you want / Ne istersin (istiyorsun)
When : Ne zaman / When do you go to school ? : Ne zaman okula gidersin?
Where : Nerede / Nereye / Where are you ? : Neredesin ?
Which : hangi / Which car do you want ? : Hangi arabayı istersin ?
Who : kim / kime / Who are you : Sen kimsin ?
will : cek / cak / I will go to school : Ben okula gideceğim
your : senin / sizin / Your school : senin okulun

Devamını Oku

PRATİK İNGİLİZCE / ABOUT US (KENDİMİZ HAKKINDA)

PRATİK İNGİLİZCE / ABOUT US (KENDİMİZ HAKKINDA)

Adım Ali’dir : My name is Ali (may neym iz Ali)

Türk’üm : I am Turkish (ay em törkiş)

İstanbul’luyum : I am from İstanbul (ay em fırom İstanbul)

30 yaşındayım : I am …(30) years old (ay em törti yiırz old)

Ben bir öğrenciyim : I am a student (ay em e sütuyudınt)
Ben bir işadamıyım : I am a businessman (ay em e biznısmen)
Ben bir doktorum : I am a doctor (ay em e daktır)

İstanbul’da yaşıyorum : I live in İstanbul (ay liv in İstanbul)

Bu otelde kalıyorum : I am staying in this hotel (ay em sitaying in dis hotel)

Tatillerimi Marmaris’te geçiriyorum : I spend my holidays in Marmaris.

Amerika’nın neresindensiniz ? : Where in America are you from ? (weyr in amerika ar yuu from)
Which part of America are you from ?

Babam bir mühendistir : My father is an engineer (may fadır is en enciniyr)

Adınız nedir : What is your name ? (wat iz yor neym)

Soyadınız nedir : What is your surname (wat iz yor sör neym)

Fransız mısınız ? Are you French ? (ar yu firenç)

Nerelisiniz ? : Where are you from ? (weyr ar yu fırom)

Kaç yaşındasınız ? : How old are you ? (hau old ar yu)

Ne iş yapıyorsunuz ? : What do you do ? (wat du yu duu)

İşiniz nedir ? : What is your job ? (wat iz yor cob)

Evli misiniz ? : Are you married ? (ar yu merid)

Evet, evliyim ? : Yes, I am married (Yes, ay em merid)

Bekarım : I am single (ay em singıl)

Çocuğunuz var mı ? : Do you have children ? (du yu hev çıldrın)

Bir oğlum ve bir kızım var : I have a son and a daughter (ay hev e san end e dootır)

Ali adında bir oğlum var : I have a son called Ali (ay hev e san kold Ali)

Çocuğum yok : I don’t have children (ay dont hev çıldrın)

Karım bir doktordur : My wife is a doctor (may wayf iz e daktır)

Kocam bir banka müdürüdür. My husband is a bank manager (may hazbınd iz e benk menıcır)

Kardeşleriniz var mı ? : Do you have brothers or sisters ? (du yuh ev bıradırs or sistırs)

Hiç kardeşim yok : I don’t have any brothers or sisters (ay dont hev eni bıradırs or sistırs)

Bir erkek kardeşim var : I have a brother (ay hev e bıradır)

Bir arkadaşım var İngiltere’de : I have a friend in England (ay hev e firend in inglınd)

Yolculuk yapmayı severim : I like travelling (ay layk tirevıling)

70 kiloyum : I am seventy kilos (ay em sevınti kiloz)

Boyum 1,80 dir : I am 1 metre eighty centimeters tall (I am 1 metre 80)
(ay em wan mitır eyti)

Hobilerim sinema ve müziktir : My hobies are cinema and music (may hobis ar sinema end miyuzik)

Ben müslümanım : I am muslim (ay em muzlim)

Devamını Oku

PRATİK İNGİLİZCE / GREETING (SELAMLAŞMA )

PRATİK İNGİLİZCE / GREETING (SELAMLAŞMA )

Memnun oldum : How do you do ? (Hau du yu duu)
İlk tanışmalarda kullanılır.

Tanıştığımıza memnun oldum : Nice to meet you

Merhaba : Hello (Heloo)

Merhaba (Selam) : Hi (Hay)

Günaydın: Good morning (gud morning)

Tünaydın : Good afternoon (gud aftırnuun)

İyi Günler : Have a nice day (hev e nays dey)

İyi akşamlar : Good evening (gud ivning)

İyi geceler : Good night (gud nayt)

Nasılsınız : How are you ? (hau ar yuu)

İyiyim, teşekkürler : I am fine.. Thank you (Ay em fayn tenk yuu)

Nasıl gidiyor : How is it going (Hau iz it going)

Karınız nasıl ? : How is your wife (Hau iz yor wayf)

Kocanız nasıl : How is your husband ? (Hau iz yor hazbınd)

O iyi : He is fine (Hii iz fayn) / She is fine (Şii iz fayn) He : O (erkek) She : O (kadın)

Çocukların nasıl ? : How are your children (Hau ar yor çıldrın)

Onlar iyiler : They are fine (dey ar fayn)

Devamını Oku

PRATİK İNGİLİZCE / INTRODUCTION (TANIŞMA – TANIŞTIRMA)

Devamını Oku

PRATİK İNGİLİZCE / REQUESTS (RİCA / İSTEK)

PRATİK İNGİLİZCE / REQUESTS (RİCA / İSTEK)

Lütfen
Please (piliiz)

Bana bir kalem verebilir misiniz lütfen ?
Can you give me a pen please ? (ken yu giv mii e pen piliiz)

Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.
I am sorry to trouble you (ay em sori tu tırabıl yuu)

Lütfen bana yolu gösteriniz
Show me the way please (şou mi dı wey piliiz)

Kapıyı kapar mısınız lütfen ?
Will you close the door please ? (wil yuu kılooz dı door piliiz)

Bana bir iyilikte bulunabilirmisiniz ?
Could you do me a favour ? (kud yuu du mii e feyvır)

Müsade eder misiniz ?
Will you allow me .. (wil yuu elau mii ..)
Excuse me (afedersiniz ..)

Ne arzu ederdiniz ?
What would you like ? (wat wud yuu layk)

<
Devamını Oku

PRATİK İNGİLİZCE / THANKING (TEŞEKKÜR ETME)

PRATİK İNGİLİZCE / THANKING (TEŞEKKÜR ETME)

Teşekkür ederim
Thank you (tenk yuu)

Çok teşekkür ederim
Thank you very much (tenk yuu veri maç)

Teşekkürler
Thanks (tenks)

Bir şey değil
Not at all (nat et ool)

Sağolun
Thank you (tenk yuu)

Yardımınız için teşekkürler
Thank you for your help (tenk yuu for yor help)

Çok naziksiniz
It is very kind of you (it iz veri kaynd of yuu)

Her şey için teşekkürler
Thanks for everything (tenks for evri ting)

Üzgünüm (Özür dilerim)
I am sorry (ay em sori)

Pardon
Pardon

Efendim ?
Sorry / Yes

Sizi kırmak istemedim
I did not want to hurt you (ay did nat want tu hört yuu)

Benim hatam
It is may mistake (it iz may misteyk)

Bir daha olmaz
It won’t happen again (it wont hepın ageyn)

Farketmez
It doesn’t matter (it dazınt metır)

Rica ederim
That’s all right (dets olrayt)

Rahatsız ettiğim için özür dilerim
Sorry to disturb you (sori tu distörb yuu)

Devamını Oku

RİCALAR - İSTEKLER (REQUESTS)

RİCALAR - İSTEKLER (REQUESTS)

Bana bir …(kalem) verebilir misiniz lütfen?
Can you give me a ….. (pen) please?

Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.
I am sorry to trouble you.

Lütfen bana yolu gösteriniz.
Please show the way.

Kapıyı kapar mısınız,lütfen?
Will shut the door,please?

Bana bir iyilikte bulunabilir misiniz?
Could you do me a favour?

Müsaade eder misiniz?(otobüste vs.)
Excuse me.

Ne arzu ederdiniz?
What would you do like?

…(masa)nın nerede olduğunu söyleyebilir misiniz?
Could you tell me where …(table)is?

Ne istiyorsunuz?
What do you want?

Bir paket şeker istiyorum.
I want a packet of sugar.

Bir gömlek(bir çift ayakkabı,bir şişe şarap)istiyorum.
I want a shirt(a pair of shoes,a bottle of wine).

…(kitap)ister misiniz?
Do you want …(book)?

…(kalemlik)ister miydiniz?
Would you like …(pencilcase)?

…(kaşık)ı uzatabilir misiniz,lütfen?
Can you pass the …(spoon) please?

Hiçbir şey istemiyorum.
I don’t want anything.

Bir telefon edebilir miyim?
Can I make a telephone call?

Faks çekebilir miyim?
May I send a fax?

Nereden kontör kartı alabilirim?
Where can I get a phonecard?

Kontörlü telefon var mı?
Is there a public telephone?

Nerede bir internet vafe bulabilirim?
Where can i find an internet cafe?

Maillerimi okumak istiyorum.
I want to read my e-mails.

Nasıl bir mail gönderebilirim?
How can I send an e-mail?

Telefon kartı bulabilir miyim?
Can I find a phonecard?

Cep telefonunuzu kullanabilir miyim?
May I use your mobile phone?

Bu gömlekleri satın almak istiyorum.
I want to buy these shirts.

Size bir soru sorabilir miyim?
Can I ask you a question?

Kaleminizi ödünç alabilir miyim?
Can I borrow your pen?

…(tuvalet)i gösterebilir misiniz?
Can you show …(toilet)?

Devamını Oku