4. sınıf dindersi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4. sınıf dindersi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SILA-İ RAHİM-AKRABA ZİYARETİ

SILA-İ RAHİM-AKRABA ZİYARETİ
Akraba ve yakınları ziyaret etme, hallerini ve hatırlarını sorma, gönüllerini alma anlamında bir İslam ahlâkı terimi.
İslam'da insanlar arası ilişkilere önem verildiği gibi özellikle yakınlardan başlayarak anne ve babanın ve sırayla diğer akrabaların ziyaret edilip gözetilmesi prensibi son derece önemlidir.
Halit b. Zeyd (Ebu Eyyüb el-Ensarî) hazretlerinden rivayet edildiğine göre bir adâm Hz. Peygamber'e gelerek: "-Yâ Rasûlallah; beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz?" dedi... Rasûlüllah şu cevabı verdi:
"Allah'a ibadet eder ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin" (Buharî, Zekât, 1).
Peygamber Efendimizin bu kadar önemle üzerinde durduğu ve yapıldığı zaman müslümanların Cennete girmelerine sebep olacağını haber verdiği sıla-i rahim; her türlü hayır işlerinde akraba ve yakınların görülüp gözetilmesidir. Gerek âyetlerde, gerek hadislerde, bunun, namaz, zekât gibi farz ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi, İslâmdaki önemini göstermektedir. Alimler sıla-i rahimde bulunmanın vacib olduğu görüşündedirler. Bunun, terkedilmesi, yani akraba ve yakınlarla olan ilgisinin kesilmesi, büyük günâh sayılmıştır.
Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:"Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının" (en-Nisâ, 4/I);"Onlar ki Allah'ın gözetilmesini emrettiği hakları gözetirler (akrabalık bağlarını devam ettirirler ve iyilikte bulunurlar); Rablerine saygı beslerler ve kötü hesaptan korkarlar...";Fakat Allah'ın tevhit akidesini kabullendikten sonra onu bozanlar ve Allah'ın bağlanmasını emrettiği bağları koparanlar (akrabalık bağlarını kesenler) ve yeryüzünü fesada verenler var ya; işte bunlar, lânet onlara ve yurdun kötüsü Cehennem de onlara" (er-Ra'd, 13/21, 25).
Ayet ve hadislerde geçen "rahim" (akraba) sözünün hangi derecede akrabaları içine aldığı hususunda farklı görüşler vardır. Bazılarına göre kendileriyle evlenilmesi haram olanlar; bazılarına göre vârisler akraba sayılır. Bazı âlimler de, mahrem olsun olmasın, kişinin bütün yakınları akraba (rahim) dir demişlerdir. Bu son görüş, toplumsal yardımlaşma bakımından daha kapsamlıdır.
Allah (c.c) ve Peygamberi (s.a.s), akrabanın görülüp gözetilmesini emrettiklerine göre, bunun nâsıl yapılacağını iyi bilmek gerekir.
Sıla-i rahmin birkaç derecesi vardır. En aşağı derecesi akrabalarımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak; karşılaştığımızda selâmlaşmayı, hal hâtır sormayı ihmâl etmemek; dâima kendileri hakkında iyi şeyler düşünmek ve hayır dilemektir. İkinci derece de ziyâretlerine gitmek ve çeşitli konularda yardımlarına koşmaktır. Bunlar daha çok bedenî hizmetlerdir. Özellikle yaşlıları zaman zaman yoklayarak, yapılacak işleri varsa onları takib etmek kendilerini sevindirecektir. Sıla-i rahmin üçüncü ve en önemli derecesi akrabalara malî yardım ve destek sağlamaktır.
Bu yardımlar herkesten beklenemez. Hasta ve yatalak bir kişiden akrabasını ziyâret etmesini istemek anlamsızdır. Fakir birisinden de başkalarına mâlî yardımda bulunmasını beklemek de yanlıştır. Yalnız zengin, hali vakti yerinde bir müslümanın, sadece ziyâret ve hal, hatır sormakla bu görevi yerine getirebileceği de söylenemez. Böyle zengin birisi için sıla-i rahim, yoksul akrabalarına elinden geldiğince malî destekte bulunmaktır. Bu destek ödünç para vermekle olabileceği gibi; karşılıksız mâlî yardımlar şeklinde de olabilir. Şu halde, yakınları görüp gözetmek deyince, yukarıda belirtilen üç derecedeki yardımdan hangisine güç yetiniyorsa, onun yapılması anlaşılmalıdır. Yapabileceği görevi yapmamak müslümanı bu konuda sorumlu kılar. Yukarıdaki âyet-i kerimede, Allah Teâlâ'nın bu görevi yerine getirmeyenlere yönelttiği lânet unutulmamalıdır. Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: ‘’Her Cuma gecesi insanoğlunun amelleri Allah'a arz olunur: Yalnız sıla-i rahimde bulunmayanların amelleri kabul olunmaz" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 484).
Yine Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
" Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp gözetsin" (Buharî, İlim, 37; Müslim, İmam, 74-77).
"Akrabalık, Arş'ta asılıdır.Der ki:"Beni gözeteni Allah gözetsin;beni terk edeni Allah terk etsin”Müslim,Birr ve Sıla,17
"Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse Cennete giremez" (Buhari, Edeb, 11);
"Her kim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini istiyorsa akrabasını görüp gözetsin" (Buhari, Edeb, 12);
"Ey insanlar, birbirinize selâm verin, akrabanızı gözetin, yemeği yedirin! Geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle Cennete giresiniz" (Tirmizî, Et'ime, 45).
"Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır" (Tirmizi, Zekât, 26).
Akrabalarımız, özellikle hala, teyze, amca, dayı, gibi yakınlarımız aileden sayılır. Onları kendi yakınlarımız bilerek davranışlarımızı ayarlamakta büyük faydalar vardır. Rasûlüllah (s.a.s): "Teyze, anne yerindedir" (Tirmizi, Birr, 5) buyuruyor. Amca da baba yerindedir. Bu kadar yakın olan kişilere karşı yerine getirilmesi gereken bazı ahlâkî görevlerin bulunması tabiidir. Bu görevler arasında olan ziyaretlere özel bir yer ayrılmalıdır. Aşağıda anlatılacak genel ziyaret kurallarına uyarak yakınları, başta bayramlar olmak üzere, zaman zaman ziyâret etmek, mümkünse hediyeler götürmek güzel bir davranıştır. Yapılan ziyareti iâde etmek de gerekir. Müslümanı ziyarete gelene gitmemek aradaki bağların daha çabuk kopmasına sebep olmaktır.
Ziyaretler akrabalar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir. Dargınlıkları sona erdirir. Sevinç ve üzüntülerin karşılıklı paylaşılmasına, sıkıntılara birlikte çareler aranmasına vesîle olur. Özellikle yaşlılar toplumda yalnız kalmadıkları, çevrelerinde kendilerini seven, arayıp soran insanların bulunduğu inancı ile son yıllarını huzur ve mutluluk içinde geçirirler.
Sıla-i rahim konusunda dikkat edilecek hususlârdan biri de şudur: İyilik, karşılık bekleyerek yapılmamalı, sadece görüp gözeten yakınlara karşı sıla-i rahimde bulunulmamalı; aksine, unutan, akrabalık bağlarını koparanlara karşı da bu görev yerine getirilmelidir. Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:
"İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri görüp gözetmesidir" Buharî, Edeb, 15
İyilik her durumda düşünülmeli ve yapılmalıdır. Yoksul ve güçsüz iken iyilik ve yardımdan söz edip, zengin ve güçlü duruma yükselince başka türlü davranmak, fesâd ve ahlâksızlıktan başka bir şey değildir.
Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:‘’Demek idâreyi ve hâkimiyeti ele alırsanız hemen yer yüzünde fesad çıkaracak, akrabalık bağlarını bile parçalayıp keseceksiniz öyle mi? Onlar öyle kimselerdir ki Allah kendilerini rahmetinden kovmuş da duygularını almış ve gözlerini kör eylemiştir.’’Muhammed, 47/22-23
Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’den konuyla ilgili ayetler:
‘...Asıl iyilik,o kimsenin yaptığıdır ki,Allah’a,Ahiret Gününe,Meleklere,Kitaplara,Peygamberlere inanır .(Allah’ın rızasını gözeterek ):Yakınlara ,yetimlere,yoksullara,yolda kalmışlara,dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar,namazı kılar,zekatı verir...’Bakara Suresi,Ayet:177
“Ey İnsanlar!...Adını kullanarak birbirirnize dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının.Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” Nisa Suresi,Ayet:1
Bütün müslümanların bayram günü olan Cuma günü Cuma namazında hutbe okunduktan sonraki âyette :”Muhakkak ki Allah adaleti ,iyiliği,akrabayı yardım etmeyi emreder.Çirkin işleri,fenalık ve azgınlığı da yasaklar.O(Allah)düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.”Nahl Suresi,Ayet:90
Akrabaya yardım emredilirken; yine bu ayette dünya nizamını sarsan üç husus yasaklanmıştır:Fuhuş, Münker, Zulüm
Bu ayette dünya nizamını sağlayan:Adalet, İhsan,
“Bir de akrabaya ,yoksula,yolcuya hakkını ver.Gereksiz yere de saçıp savurma.”İsra Suresi,Ayet:26
İslam Dini ilk geldiğinde Peygamberimiz kendisine gelen ilk ayete göre İslamı tebliğ etmeye en yakın akrabalarından başlamıştır.Çünkü ayette :’Yakın akrabalarını uyar.’Bunun üzerine Hz.Peygamber,40’a yakın akrabasını toplamış ve onlara ikramda bulunmuş en önemlisi onları İslam’a davet etmiştir.
Hz.Peygamber (s.a.v):’Akrabasıyla ilgisini kesen kimse Cennete giremez.’Hadisini dikkatten uzak tutmamalıyız.
*Allah akrabalarını unutanları sevmez.
*Akraba ile ilgiyi kesmenin hiçbir günahı yoktur diyen Cennete giremez.
*Dinimiz yardımlarımızda akrabaya öncelik tanımamızı ister ve emreder.
*Akrabaya verilen sadaka daha sevaplıdır.
*Akrabaları ziyaret ederek gönülleri alınmalıdır.
*Akrabalarımızla hiçbir şekilde ilişkilerimizi koparmamalıyız.
*Akrabalara iyi davranmalıyız.
*Allah akrabalarını gözeten ve onları unutmayanların kazancını arttırır ve onların ömürlerini uzatır.

Kur’an-ı Kerimde akrabalık ve onlara karşı açıklamaları içeren ayetler ve numaraları:
Bakara Suresi ,Ayetler:83,177,215 Nur Suresi, Ayet:22
Nisa Suresi,Ayetler:1,36 Rum Suresi,Ayet:38
Tevbe Suresi,Ayet:23 Muhammed Suersi,Ayet:22
Hud Suresi ,Ayet:43
Rad Suresi ,Ayetler:21,25
Nahl Suresi,Ayet:90
İsra Suresi,Ayet:26
Devamını Oku

Benim Bir Ailem Var

4.sınıf 4.ünite
DERS NOTLARI:
1. Benim Bir Ailem Var
insanlar bir arada, toplu olarak yaşarlar. Yalnız başına yaşayan kişilere pek rastlanmaz. Günlük hayatımıza bir bakalım. Okulda arkadaşlarımızla birlikteyiz. Fabrikalarda ve diğer iş yerlerinde birlikte çalışan kişiler görüyoruz. Yollar insanlarla dolu. Pazar yerlerinde satıcı ve müşteriler var.
Akşam saatleri yaklaşınca mahallemizde neler gördüğümüzü düşünelim. Önce sokakta cıvıldaşan çocuklar görürüz. Bunlar bir süre sonra birer ikişer dağılırlar. Geride kalanlar, işlerinden dönen anne ve babalarını görünce koşarak yanlarına giderler. Onların ellerinden tutar, taşıyabildikleri paketlerini alır, evlerine giderler. Okullarından dönen öğrenciler, toplu halde oynayarak, şakalaşarak mahalleye gelirler. Sonra her biri evlerinin yolunu tutarlar.
Mahalle bakkalına girip çıkanları görürüz. Saatler ilerledikçe bu koşuşturmalar azalır. Çevreyi sessizlik kaplar. Bu sessizlik bize, herkesin evine çekildiğini anla- tır. Biz de aynı şeyi yaparız. Annemiz, babamız, kardeşlerimiz ve diğer büyüklerimizle evimizde bir araya geliriz. Yeniden birlikte olmanın mutluluğunu duyarız.
2.Ailem Bana Güven Veriyor
Bir kedi yavrusunun, tehlike karşısında annesinin arkasına nasıl saklanmaya çalıştığını hiç gördünüz mü? Saldırıya uğrayan yavrularını korumak için ölümü bile göze alan hayvanları, televizyonda hiç izlediniz mi? Hayvanlar bile annelerine güveniyor, onlara sığınıyorlar.
Biz de ailemize güveniriz. Ailemizin büyükleri bizim için çalışırlar. Kazandıklarını bizim için harcarlar. Onlar olmasalardı giyeceklerimizi nasıl alacaktık? Karnımızı kim doyuracaktı? Okul harçlığımızı bize kim verecekti? Bütün bunları bize ailemiz sağlıyor.
Evimizde ailemizle birlikte olduğumuzda mutlu oluyoruz. Her türlü tehlikeden korunduğumuzu düşünüyoruz. Gece üstümüzü açtığımızda annemiz örtüyor. Başımıza bir iş gelse annemiz, babamız, kardeşlerimiz ve diğer aile bireyleri yardımımıza koşuyorlar. Onların, hep bizim arkamızda olduklarını hissediyoruz. Bizi yalnız bırakmayacaklarını biliyoruz. Bu düşünce bizi rahatlatıyor.
Bütün bu nedenlerle ailemiz bize güven veriyor.
3. Anne-Babam Benim iyiliğimi ister
Her anne ve babanın çocuklarını sevdiğini biliyoruz. Bu sevgi nedeniyle anne babalar çocukları için pek çok güçlüğe katlanıyorlar. Çocuklarını kendilerinden bir parça olarak görüyorlar. ''Canım,", ''Ciğerim." diye bağırlarına basıyorlar.
Bizleri bu kadar çok seven anne ve babalarımız, bizim için ancak iyilik isterler. iyi beslenmemizi arzu ederler. Sağlıklı büyütmek için çabalarlar. iyi yetişmemiz, güzel bir meslek sahibi olmamız için çalışırlar. Her zaman rahat, huzurlu ve mutlu olmamızı isterler. Bunun için de bizden, bazı şeyleri yapmamızı, bazı şeyler- den de kaçınmamızı beklerler. Bazen onları yanlış anlarız. Niçin, '.Çok çalışın," dediklerini bilemeliyiz. Oyun oynamamıza neden engel olduklarını düşünürüz.
Eğer onlar, bize bir şeyi yasaklıyorlarsa zararlı olduğunu düşünüyorlar demek- tir. Yapmamızı istiyorlarsa bize yararlı olacağını bildiklerindendir. Unutmayalım ki, anne ve babalarımız her zaman bizim iyiliğimizi isterler.
4. Dinimiz, Anne-Babamıza İyi Davranmamızı Öğütlüyor
Her anne çocuğunu aylarca karnında taşır. Sonra onu bin bir güçlükle büyü- tür. Çocuğu için uykusuz geceler geçirir. Babası, ihtiyaçlarını karşılamak için çalışır. Türlü sıkıntılara girer.
Çocukların mutlulukları, anne babaların da mutluluğu olur. Üzüntüleri, onları da üzer. Bütün bunları düşününce çocukların, anne babalarına karşı bazı görevleri olması gerektiğini anlarız. işte bu görevlerin başında, onlara iyi davranmak gelir. Bu, aynı zamanda dinimizin emridir.
Yüce Allah, Kuranıkerim’de şöyle buyuruyor:
''Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya... iyi davranın...
''Biz insana, ana babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir.''
Bu ayetler bize, anne babaya iyi davranmanın Allah'ın buyruğu olduğunu gösteriyor .
Bir gün, Sevgili Peygamberimize bir adam geldi. Ona: .., -Ey Allah'ın Peygamberi! insanlar arasında kendisine en iyi şekilde hizmet ve iyilikte bulunmam gereken kişi kimdir? diye sordu.
Peygamberimiz de ona: -Annendir, dedi. Adam:
-Sonra kimdir? deyince, Peygamberimiz yine: -Annendir, buyurdu. Adam üçüncü kere:
-Sonra kimdir? diye sordu. Sevgili Peygamberimiz de: -Babandır, diye cevap verdi.
Bütün bunlardan dinimizin anne babamıza iyi davranmamızı öğütlediğini anlıyoruz.
5. Kardeşlerimle İyi Geçinirim
Hepimizin bir ailesi var. Biz, bir aile içinde anne, baba ve kardeşlerimizle birlikte yaşarız. Büyüklerimizi sever ve sayarız. Onların da bizi sevdiklerini biliriz. Bu bize mutluluk verir. Ancak bu yeterli değildir. Anne ve babamız gibi kardeşlerimizi de sevmeli, onlara da iyi davranmalıyız.
Birisi bize, ''Anne ve babanızdan sonra size en yakın kişiler kimlerdir?'' diye sorsa ne cevap veririz? Kuşkusuz, ''Kardeşlerimiz.'' deriz.
Kardeşlerimizle aynı evde yaşarız. Çoğu zaman aynı odayı paylaşırız. Mutluluklarımız da üzüntülerimiz de aynıdır.
Allah korusun, evimize kötü bir şey olduğunu düşünelim. Bu olay, kardeşleri aynı ölçüde üzmez mi? Ailemiz yeni bir araba aldı diyelim. Bu, hepimizi sevindirmez mi? Çünkü ev de araba da bizimdir. Hepimiz aynı ölçüde onlardan yararlanırız.
Örneğin, şöyle düşünebiliriz: Evimiz yıkılsa yalnız kardeşim değil, ben de açıkta kalırım. Arabamıza yalnız ben değil, kardeşim de biner. Annem hastalansa her ikimizin annesi hastalanmış olur. Babam iyi bir iş bulsa bunun yararını kardeşimle birlikte görürüm. Annemiz ve babamız bizleri seviyorlar. Bizim iyiliğimizi istiyorlar. Çocukları olarak bizi, birbirimizden ayırtmıyorlar.
Öyleyse kardeşler olarak bize düşen görev de birbirimizi sevmek ve iyi geçinmektir. Geçimsizlik ve kıskançlık kardeşliğe yakışmaz. Biz, bir elmanın iki yarı- sı gibiyiz. işte bunun için ben, kardeşimle iyi geçinirim.
6. Ailemizde Birbirimize Saygı Gösterir, Yardım Ederiz
Ailemizin bireyleri, birbirine çok önem verirler. Biz çocuklar, anne ve babamı- ZI, diğer aile büyüklerini çok severiz. Onlara değer veririz. Bu sevgi ve bağlılık, içimizde onlara karşı büyük bir saygı uyandırır. Büyüklerimiz de bizleri severler.
Aile içinde önem verdiklerimiz yalnız anne ve babamız değildir. Bizim için kardeşlerimiz de değerlidir. Bu nedenle kardeşler arasında da sevgi ve saygı vardır.
Ailemizden söz ederken masallarıyla büyüdüğümüz büyük anne ve büyük babamızı nasıl unuturuz! Teyzemizi, halamızı, amcamızı, dayımızı nasıl hatırlamayız! Onlar da bizim aile bireylerimizden sayılırlar. Biz, onları da sever ve sayarız.
Birbirimize karşı duyduğumuz bu sevgi ve saygı sözde kalmaz. Bunu, davranış olarak gösteririz. Mutfakta annemize; tarlada, bahçede, dükkanda babamıza yardım ederiz. Yapabileceğimiz işler varsa onları yerine getiririz. Bir işe yaramaya, ailemize katkıda bulunmaya çalışırız. Bu bizi mutlu eder. Ödevlerimizi yaparken de hemen anne ve babamızın yardımını isteriz.
7. Ailemizde Birbirimizi Anlamalıyız
Ailemizde sevgi ve saygı bağları çok güçlü olabilir. Bu, bazı küçük tartışmaların olmayacağı anlamına gelmez. Örneğin, kardeşlerden biri sınavına hazırlanırken diğeri müzik dinlemek isteyebilir. Aynı odada hem müzik dinlemek hem ders çalışmak çok zordur. Güzel bir hafta sonu birimiz pikniğe, ailenin diğer üyeleri akraba ziyaretine gitmek isteyebilirler. Böyle şeylerle hep karşılaşırız.
Bütün istekler aynı anda karşılanamaz. Biri yapılınca da diğeri kalır. Aile için- de her birimiz, kendi isteğimizin yerine getirilmesinde direnirse hiçbirini yapamaz hale geliriz. istekler arasında önemli olanlar vardır. Kuşkusuz sınava ha- zırlanmak, müzik dinlemekten önemlidir.
işte bunları düşünmek gerekir. Sürekli, "Senim dediklerim olsun.'' demek bencilliktir. Bencillik, her yerde anlaşmazlıklara neden olur. Aile bireylerinin birbirini anlayışla karşılamaları, isteklerinden vazgeçmeyi bilmeleri halinde anlaşmazlıkılar ortadan kalkar. Aile içi tartışmalar olmaz. Ailede huzur ve mutluluk olur.
Devamını Oku

DOSTLUK VE KARDEŞLİK BİR İHTİYAÇTIR

4. sınıf 5.ünite
DERS NOTLARI:
• 1. DOSTLUK VE KARDEŞLİK BİR İHTİYAÇTIR
"Dostluk" sözlükte, dost olma durumu ve dostça davranış olarak açıklanmıştır. "Kardeşlik" de kardeş olma durumu, kardeş kadar yakın sayılma, birlik, beraberlik gibi anlamlara gelmektedir
"Dost" sevilen, güvenilen yakın arkadaş demektir. Dost bilinen kimse ile yakın ve samimi ilişkiler kurulabilir. Böyle bir kişi ile insan, her şeyini paylaşabilir, ona en gizli sırlarını açabilir. Bu durum, aynı zamanda dostluktur. Dost olmaya, dostlar edinmeye her insanın ihtiyacı vardır. insanların kardeşliğe de ihtiyacı vardır. Kardeş gibi birbirini seven ve kollayan insanlar, kardeşlik sayesinde yardımlaşırlar. Hayatta birbirlerine destek olurlar. Birbirlerini cesaretlendirirler. Kardeşlik kuranların, dostluk kuranlar gibi ortak değerleri vardır, inançları vardır, davranışları vardır. insan, diğer insanlarla bir arada yaşamak zorundadır. Kuran'ı Kerim, dostluğu övmüş ve teşvik etmiştir. Bunun yanında Kuran gerçek dostların kimler olabileceğinin işaretini de vermiştir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
"Sizin dostlarınız ancak, Allah, onun Resulü ve müminlerdir." 1 Bir başka ayette mümin erkekler ile mümin kadınların birbirlerinin dostu olduğu bildirilir. 2 Allah'ın, insanların gerçek dostu olmasının anlamı büyüktür.3 Zira Müslüman kişi, din kardeşlerinden ve diğer insanlardan vefasızlık görse bile yalnızlık çekmez. Çünkü, gerçek dost olan Allah, ona her zaman yakındır. Kardeşlik de dostluk gibi insanların hayatında önemli bir yer tutar. Bunu göz önünde tutan Kuran’ı kerim kardeşliği de teşvik etmiş ve Müslümanları kardeş ilan etmiştir.4
2. DOSTLUK VE KARDEŞLİĞİN TEMELİ SEVGİDİR
Sevgi, insanı diğer insanlara, hayvanlara ve başka şeylere yakın ilgi göstermeye iten duygudur. Sevgi, insanları birbirine bağlar. Sevginin olduğu yerde, acılar çabuk unutulur, dertler çabuk halledilir, üzüntüler neşeye dönüşür. Yüzler güler. Asık suratlar kaybolur, gözler parıldar, kalpler kaynaşır.
Her şey sevgiye dayanmaktadır. Kardeşliğin de, dostluğun da temeli sevgidir. Bunun ölçüsü sevginin karşılıklı olmasıdır. Bencilce sevgi, süreklilik kazanamaz. Bundan dolayı Hz. Peygamber, başkalarını sevmeyi, onların haklarını tanımayı, imanın olgunluğu için şart kılmıştır .
3. DİNİM DOSTÇA VE KARDEŞÇE YAŞAMAMIZI İSTER
Dinim İslam dinidir. İslam dini, kendini Allah'a teslim edenlerin dinidir. Bu din, bütün insanlara gönderilmiştir. Bütün ayetleri, her insana hitab eder. “Ey insanlar!" diye başlayan bir çok ayet vardır .Namazlarda okunan "Felak" ve "Nas" sureleri ise "insanların meliki" ve " insanların ilahı" na sığınmamızı ister. "Müslümanların Allah'ı" diye bir ayrım yapmaz. Hıristiyanları ve Yahudileri Allah'ın birliği inancında birleşmeye, diyaloga çağırır. Dolayısıyla benim dinim insanları, dillerinden, renklerinden, soylarından dolayı ayırtmaz. Bunların hepsini Allah yaratmıştır. Hepsi Allah'ın kullarıdır. Din, hepsine gelmiştir. Bütün insanları mutlu kılmak hedefindedir.
insanca yaşamak demek, birbirlerinin haklarına saygı göstererek yaşamak demektir. Haklara, inançlara saygı duymak, dostça yaşamaktır, kardeşçe yaşamaktır, diyalog içinde yaşamaktır. ilişkileri geliştirerek yaşamaktır, bozarak değil.
Nitekim Peygamberimiz "Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun" diyerek bütün insanları kardeşliğe çağırmıştır.
4. DOSTLUK VE KARDEŞLİK BARIŞIN TEMELDİR
Dostluk ve kardeşliğin barışın temeli olduğunu anlayabilmek için önce "barış"ın ne olduğunu öğrenmemiz gerekir. "Barış" savaşsızlık hali, savaştan sonra antlaşmayla başlayan süreçtir. Bir de birbirlerine kızgın, küskün olan insanların barışması, yani küslüğe son vermeleridir. Aralarında anlaşmazlık, çatışma olan kişilerin anlaşmaya varmalarıdır. insanların birbirinden kaçışını önlemek ve onları birbirlerine yaklaştırmaktır .
Barışa her insan ve her devlet muhtaçtır. Çünkü savaş hali, çatışma her bakımdan yıkımdır. Savaşta insanlar ruhen tedirgin olur, ölür, yaralanır. Toplumlar gerilir. Kin ve düşmanlık duyguları şiddetlenir. Devletin gelirleri silaha, savaş harcamalarına yatırılır. Açlık, kıtlık doğar. Bu gerçeğin bilincinde olan Atatürk, "Yurtta barış, cihanda barış!" ilkesini koymuştur. Bu ilkeye, bütün toplumların ve bütün dünyanın ihtiyacı vardır. Temelde dostluk ve kardeşliğin olduğunu unutmamak şartıyla.
5. İSLAM SEVGİ VE BARIŞ DİNİDİR
İslam, sevgi dinidir. insanların gönlüne girmenin yolu, sevgi ve ilgidir. Allah, bütün yaratıkları sever, insanı daha çok sever. Allah evreni sevgi ile yaratmıştır. Evrenin mayasında sevgi vardır. İslam, sevgi üzerine kurulmuştur. Allah Kuran’da "Şüphesiz müminler birbirleri ile kardeştirler; Öyleyse dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltiniz. Allah’tan sakının ki size acısın." 1 diyor. İslam, sevgi dini olduğu gibi barış dinidir de. Çünkü İslam kelimesi "barış ve esenlik" anlamını taşır. İslam kelimesi "selam" kökünden türetilmiştir. "Selam" barış, kurtuluş anlamlarına gelir. "İslam", terim olarak, Allah'a teslim olmak, İslami esasların doğruluğunu kabul etmek demektir. "Müslüman" doğruyu ve iyiyi bulan, bulduğunu uygulayan, alçakgönüllü kimsedir. Demek ki Müslüman, barış isteyen ve barış için çalışan insandır.
Kuran'da Allah'ın isimlerinden birisi de "selam"dır. Burada selam "esenlik veren, esenlik kaynağı'' anlamına gelir. Tanrısı esenlik veren, peygamberi, herkesi sevgiye çağıran İslam kendisi de barışın kaynağı olur. Bu nedenle Yüce Allah uyarıyor:
"Ey inananlar! Hep birlikte barışa girin, şeytana ayak uydurmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır." 2
6. SEVMEYİ BAŞARMALI SEVİLMEYİ HAK ETMELİYİM
Sevmenin ilk şartı, alçak gönüllü olmaktır. ikinci şartı, güler yüzlü, tatlı dilli olmaktır. Bir diğer şartı, insanlara hoşgörülü davranmak, karamsar olmamaktır. Dördüncü şartı, insanların kişiliğine saygı göstermek; ona emreden bir tavır içinde olmamaktır. insanlarla alay etmemek, insan kendisini çok öğrenmek diğer şartlardandır. Müslüman, insanlar için fedakarlık yapabilmelidir. Bu şartları yerine getiren kişi sevmeyi başarır. Sevmeyi başaran kişi, sevilmeyi de hak eder .insanlara sıcak davranan, tevazu ile yaklaşan insan, sevilir. Herkese güven veren kişi kendisini sevdirir. Karşılık gözetmeden insanların iyiliğine koşan kişiyi herkes sever. 0, sevilmeyi hak etmiştir.
1. NAS SURESİNİ EZBERLEYELİM VE ANLAMINI ÖĞRENELİM
Bismillahirrahmanirrahim
Kul euzü birabbi'n-nas. Meliki'n-nas. ilahi'n-nas. Min Şeri'I-Vesvasi'l-hannas, EI-Iezi Yüvesvisu fi Suduri'n-nas. Mine'l-cinneti ve'n-nas.
ANLAMI
''Ey Muhammed deki insanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrı'sı, insanların hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım.''
Devamını Oku

Kurandan öğütler

Kaynak : Maliki Alioğlu,

“ Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah'ın lütfu geniştir, O her şeyi bilir. Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir. Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, acelesi de yoktur. Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez. Allah'ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarf edenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel bir bahçeye benzer ki, üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün verir). Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

Bakara Suresi 261-265



MELEKLERİN DUÂSI

Arş'ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler.

Müminlerin de bağışlanmasını isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru! (derler).

Rabbimiz! Onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vâdettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz azîz ve hakîm olan sensin!

Mümin Suresi 7-8-9

HZ. LOKMAN ( AS )’IN OĞLUNA ÖĞÜTLERİ

Andolsun biz Lokman'a: Allah'a şükret! diyerek hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır. Lokman, oğluna öğüt vererek:

Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti.

Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır. Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber veririm.

(Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti:)

Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.

Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.

Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.

Lokman Suresi 12-13-16-17-18-19

MİRAÇ GECESİNDE BİLDİRİLEN HÜKÜMLER

Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et. Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır.

Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver.

Gereksiz yere de saçıp savurma. Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Eğer Rabbinden umduğun (beklemek durumunda olduğun) bir rahmet için onların yüzlerine bakamıyorsan, hiç olmazsa kendilerine gönül alıcı bir söz söyle. Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun. Rabbin rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) çok iyi görür.

Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur.

Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.

Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın. Bir kimse zulmen öldürülürse, onun velîsine (hakkını alması için) yetki verdik. Ancak bu velî de kısasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacağını almıştır.

Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın.

Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.

Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir.

Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.

Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin. Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin nezdinde sevimsizdir. İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilâh edinme; sonra kınanmış ve (Allah'ın rahmetinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

İsra Suresi 23-39

ALLAH KİMLERİ SEVER

· 002:195. Çünkü Allah dürüstleri sever.

· 002:222. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.

· 003:076. Bilsin ki Allah sakınanları sever.

· 003:134. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.

· 003:146. Allah sabredenleri sever.

· 003:148. Allah, iyi davrananları sever.

· 003:159. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.

· 005:013. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

· 005:042. Allah âdil olanları sever.

· 005:093. Allah iyi ve güzel iş yapanları sever.

· 009:004. Allah (haksızlıktan) sakınanları sever.

· 009:007. Çünkü Allah (ahdi bozmaktan) sakınanları sever.

· 009:108. Allah da çok temizlenenleri sever.

· 049:009. Şüphesiz ki Allah, âdil davrananları sever.

· 060:008. Çünkü Allah, adaletli olanları sever.

· 061:004. Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.



ALLAH KİMLERİ SEVMEZ

· 002:190. Çünkü Allah aşırıları sevmez.

· 002:205. Allah bozgunculuğu sevmez.

· 002:276. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.

· 003:032. Bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.

· 003:057. Allah zalimleri sevmez.

· 003:140. Allah zalimleri sevmez.

· 004:036. Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.

· 004:107. Çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez.

· 004:148. Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka.

· 005:064. Allah ise bozguncuları sevmez.

· 005:087. Allah sınırı aşanları sevmez.

· 006:141. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.

· 007:031. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.

· 007:055. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

· 016:023. O, büyüklük taslayanları asla sevmez.

· 022:038. Şu da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.

· 028:076. Bil ki Allah şımarıkları sevmez.

· 028:077. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.

· 030:045. Şüphesiz O, kâfirleri sevmez.

· 031:018. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.

· 042:040. Doğrusu O, zalimleri sevmez.

· 057:023. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.



DUA AYETLERİ

Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar. Bakara Sûresi 186

Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. A’râf Sûresi 55

Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'ın rahmeti çok yakındır. A’râf Sûresi 56

En güzel isimler (el-esmâü'l-hüsnâ) Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. A’râf Sûresi 180

Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma. A’râf Sûresi 205

El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O'dur. O'nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır. Râd Sûresi 14

(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? Furkân Sûresi 77

Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir. Mü’min Sûresi 60

Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.

Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. O, rahmândır ve rahîmdir. Ceza gününün mâlikidir. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! Fatiha Suresi 1-7

· Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alîm ve hakîm olan ancak sensin.

· Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.

· Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.

· Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!

· Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et.

· İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır.

· Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!

Bakara Suresi 32-127-128-201-250-285-286

· Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.

· Ey Rabbimiz! İman ettik; bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!

· Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.

· Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin.

· Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin.

· Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve Peygamber'e uyduk. Şimdi bizi (birliğini ve peygamberlerini tasdik eden) şahitlerden yaz.

· Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!

· Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, "Rabbinize inanın!" diye imana çağıran bir davetçiyi (Peygamberi, Kur'an'ı) işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!

· Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden caymazsın!

Âli İmran Suresi 8-16-26-27-38-53-147-193-194

· 005:114. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.

Mâide Sûresi 114

· Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.

· Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan Allah'a hamdolsun! Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.

· Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma!

· Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver, Müslüman olarak canımızı al.

· Ey Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin!

· Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin!

· Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Şüphesiz biz sana döndük.

A’raf Sûresi 23-43-47-126-151-155-156

· Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!

· Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluğu için deneme konusu kılma!

· Ve bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar!

Yûnus Sûresi 10-85-86

· Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen, ben ziyana uğrayanlardan olurum!

Hûd Sûresi 47

· Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasına kat!

Yusuf Sûresi 101

· Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen bizim gizleyeceğimizi de açıklayacağımızı da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.

· Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et!

· Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!

İbrâhim Sûresi 38-40-41

· Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!

· Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından, hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver.

İsrâ Sûresi 24-80

· Rabbimiz! Bize tarafından rahmet ver ve bize, (şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla!

Kehf Sûresi 10

· Rabbim! dedi, yüreğime genişlik ver.

· İşimi bana kolaylaştır.

· Dilimden (şu) bağı çöz.

· Ki sözümü anlasınlar.

· Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Rabbim, benim ilmimi artır.

Tâhâ Sûresi 25-26-27-28,114

· Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin.

· Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!

· Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen, vârislerin en hayırlısısın, (her şey sonunda senindir).

Enbiya Sûresi 83-87-89

· Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

· Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!

· Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi affet; bize acı! Sen, merhametlilerin en iyisisin.

· De ki: Bağışla ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en iyisisin.

Mü’minûn Sûresi 97-98-109-118

· Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!

Furkan Suresi 74

· Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

· Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak nasip eyle!

· Beni, Naîm cennetinin vârislerinden kıl.

· Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o sapıklardandır.

· (İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup etme.

· O gün, ne mal fayda verir ne de evlât.

· Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).

· Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapa geldiklerinden (vebalinden) kurtar.

Şuarâ Sûresi 83-84-85-86-87-88-89-169

· Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat.

Neml Sûresi 19

· Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim (başıma iş açtım). Beni bağışla.

· Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar.

· Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra (lütfuna) muhtacım.

Kasas Sûresi 16,21,24

· Şu fesatçılar güruhuna karşı bana yardım eyle Rabbim!

Ankebût Sûresi 30

· Bizden tasayı gideren Allah'a hamdolsun. Doğrusu Rabbimiz çok bağışlayan, çok nimet verendir.

Fâtır Sûresi 34

· Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver.

Sâffât Sûresi 100

· Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru!

· Rabbimiz! Onları da, onların atalarından, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanları da kendilerine vâdettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz azîz ve hakîm olan sensin!

· Bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur.

Mümin Suresi 7-8-9

· Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben Müslümanlardanım.

Ahkaf Sûresi 15

· Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!

Haşr Sûresi 10

· Rabbimiz! Ancak sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.

· Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için deneme konusu kılma, bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegâne galip ve hikmet sahibi, ancak sensin.

Mümtahine Sûresi 4-5

· Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin.

Tahrîm Sûresi 8

· Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini arttır.

Nûh Sûresi 28



Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir. Onlar namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir.

Enfal Suresi2-3

Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti). (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan (kötü) bir ağaca benzer.

İbrahim Suresi 24-25-26

Devamını Oku